Günümüzde bakımlı ve kusursuz bir görünüme kavuşmak, artık erkekler için de önemli bir konu. Doğru ürün tercihi ise, istenilen sonuca ulaşabilmek için büyük önem taşıyor. Yanlış ürün seçimi; kıl dönmeleri, kesikler, jilet yanmaları ve enfeksiyonlar gibi istenmeyen sonuçlar oluşmasına sebep olabilir. Sağlıklı bir cilde kavuşmak için ise, cilt yapısının yanı sıra sakal yapısına da uygun ürünlerin tercih edilmesi gerekiyor. 

Jilet mi? Tıraş makinesi mi?

Kuru, yağlı ve hassas ciltlerin her birinin ihtiyaçları birbirinden farklılık gösteriyor. Sakal tıraşının tercihlerini ise zaman ve para belirliyor. Her gün sıfır tıraş olma özelliği ile tıraş bıçağı, hızlı ve pratik bir tıraş için ise tıraş makinası kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Tıraş makinesi ve jilet arasında her iki yöntemin sunduğu artı ve eksiler hakkında ne kadar bilinçli olunursa, yapılacak tercih de o kadar sağlıklı oluyor. Her iki seçeneğin artı ve eksilerini sizler için derledik.

Tıraş makinesi uzun vadede tasarruf sağlıyor

Tıraş makineleri, jiletlere oranla sakalları daha hızlı bir şekilde tıraş ederler. İnce veya kalın, kıvırcık veya düz her türlü sakal türüne uygulanabilen tıraş makineleri, aynı zamanda cildin üzerinden kayarak uygulandığı için, aynı noktanın üzerinden bir kez geçerek istenilen sonuçlara ulaşılmasını sağlıyor. Jiletlere oranla daha ağır olsalar dahi, elektrik olan her yerde kullanılabilme avantajını da kullanıcılarına sunuyor. Herhangi bir köpük, jel, sabun ve su olmaksızın sakallarınızı kesmenize yardımcı olan tıraş makineleri, daha pratik çözümler olarak öne çıkıyor. Tıraş makineleri sakal, yüz tüyleri, bıyık ve favorilere istediğiniz şekli vermenizi sağlamanın yanı sıra, kıl çekilmeleri, dönmeleri veya kesiklere karşı da koruma sağlıyor. Jilet kadar yakın bir tıraş tecrübesi sunmayan tıraş makineleri, ilk alımda jilete göre ödenen yüksek meblağlara rağmen, uzun sürede de tasarruf sağlıyor.

Jilet ile ıslak veya köpüklü tıraş sunuyor 

Tıraş makinelerine göre daha uzun ve daha uğraş gerektiren bir sürece sahip olan jiletler ise, ıslak, kuru ve köpüklü kullanım seçenekleri sunuyor. Başlıkları kolaylıkla ve düşük maliyetler karşılığında değiştirilebilen jiletler, tıraş makinelerine oranla uzun vadede daha büyük bir maliyet yükü oluşturuyorlar. Jiletler, sadece köpük, jel veya sabunlar ile kullanılabiliyor. Ancak kuru tıraş sunmaması, kullanım alanlarının banyolar ile sınırlı kalmasına sebep oluyor. Tüm bunların yanı sıra, tıraş makinelerine oranla kesikler, kıl dönmeleri ve jilet yanmalarının görülme olasılığı, jiletlerde çok daha yüksek.

Durablade Pro ile jilet ve tıraş makinesi bir arada

Durablade Pro ile jilet ve tıraş makinesinin en iyi özelliklerini bir araya getirdiklerini belirten Remington Türkiye Pazarlama Müdürü Ilgaz Güler, “Durablade Pro, tasarımı jilete benzeyen, ancak farklı özelliklere sahip hibrit bir ürün. En dikkat çekici özelliği ise, yeni şekillendirme başlığı sayesinde sakallarınıza istediğiniz tarzı vermenizi ve en ufak dokunuşları dahi kolaylıkla yapabilmenizi sağlaması. %100 su geçirmez yapısı, 1, 2 ,4 ve 6 mm’lik kesme tarak seçenekleri, kablosuz tasarımı, LED şarj göstergesi, yüksek performansı ve çok yönlülüğü ile Durablade Pro, dayanıklılık ve çok yönlülüğü bir arada sunuyor. Durablade Pro’nun uzun ömürlü ve asla değiştirmek zorunda kalmayacağınız bıçakları ile tıpkı bir jilet gibi ıslak veya köpüklü tıraşın yanı sıra, tercihinize göre kuru tıraş için de kullanabilirsiniz” şeklinde konuşuyor.