Geri Dön
Kültür Sanat‘Bir efsaneyi kaybettik’

‘Bir efsaneyi kaybettik’

Gazeteci Reyhan Can başarılı bir haberci ve basındaki ilk kadın girişimcilerdendi. Hayatını kaybeden Reyhan Can’ı eşi, gazeteci Erkut Can ve meslektaşlarının yazılarıyla anıyoruz.

‘Bir efsaneyi kaybettik’

ERKUT CAN 1962 yılında Hürriyet ilan servisinde iş hayatına başlayan, 2 yıl sonra patronlar Haldun ve Erol Simavi’nin sekreteri olan Reyhan Can, bu arada Erol Simavi’nin verdiği haber tiyolarıyla Hafta Sonu gazetesinde cemiyet haberleri yazmaya başladı.

Ve bu başlangıç 1976 yılında birlikte Aktüel Yayıncılık’ı kurup, ŞEY gazetesini çıkarmamızla devam etti. ŞEY tam bir okul oldu. ŞEY’de veya başka dergilerde çalışan cemiyetçiler, Reyhan Abla’larından çok şey öğrendiler.

O yıllarda elinin değmediği sanatçı yoktu. Türkiye’de ilk defa “Mankenler Yarışması” ve “Türkiye Dans Yarışması”nın yaratıcısı oldu. Sadece yazarlık yapmıyordu. Reklam servisini de yönetiyordu Reyhan Can. Haftalık, aylık dergilerden sonra Türkiye’nin batı anlamındaki ilk dergisi VIP Magazine’in de yaratıcısıydı. Hatta ilk sayısını Turgut Özal’a götürdüğünde, Turgut Bey’in elinden tutarak onu bakanlar kurulu toplantısına sokup, “Bakın beyler Türkiye’nin artık böyle bir dergisi var” dediğini hep anlatırdı.

Babıali patroniçesi

VIP öyle bir dergi olmuştu ki, İstanbul’un gerçek sosyetesini oluşturan iş dünyasının aile fotoğraflarının VIP’te çıkması ya da VIP’e kapak olmak için yarışılıyordu. Reyhan Can 2012 yılına kadar yorulmak bilmeden bir Babıali patroniçesi olarak çalıştı. Modacılar, zarafeti ve güzelliği nedeniyle, onu giydirmek için yarıştılar.

Hanımefendiliği, zarafeti, iyilikseverliği, güzel gülüşü ve dost canlılığı, yani her şeyin en güzeli Reyhan Can’da buluşmuştu.

Ancak bu efsane hanımefendiyi, ameliyat olduğu hastaneden kaptığı enfeksiyon ve hastane mikrobu nedeniyle kaybettik. 

‘Bir efsaneyi kaybettik’

Atılay Kandemir / Bizim yokuştan bir yıldız daha kaydı 

 Bir zamanlar İstanbul’un tarihi yarımadası Eminönü’nün Sirkeci’sinden başlayıp, Cağaloğlu’na kadar uzanan şeritte yer alan ve matbaalardan gazetelere kadar çok sayıda yayıncı kuruluşa ev sahipliği yapan ‘Bizim Yokuş Babıali’de Hürriyet’in efsane yıldızıydı Reyhan Can. Hürriyet gazetesinin kurucusu Sedat Simavi’den bayrağı devralan oğlu Erol Simavi’nin
70’li yıllarda sağ kolu olma azmini göstermiş genç bir kız olarak çalışkanlığı, zarafeti, kültürü ve güzelliği hep parmakla gösteriliyordu…

Simavi’nin desteğiyle

Bir gün sabah haberleri gündeminin konuşulduğu toplantıda Erol Simavi, Reyhan Can’a  “Seni  Hafta Sonu’na (Hafta Sonu, Hürriyet gazetesinin o yıllarda magazin eki) verelim de arkadaşlar değer bulsun demiş.” O zaman gazeteciliğin bu farklı bölümüne geçen Reyhan Can, sanat ve cemiyet hayatından haberleriyle kısa zamanda gazetesine farklı bir ivme kazandırmış… Cana can katan Reyhan hanımın o dönemde cemiyet ve sanat hayatıyla ilgili yazdığı yazılar o kadar renk getirmiş ki basına, bu dönemde aynı gazetede birlikte çalıştığı arkadaşı Erkut Can’ın kalbini kazanıvermiş… 

‘İlk’lere imza attı

Kısa zamanda pek çok haber ve yorumlarıyla ‘ilk’lere imza atan Canlar, yetmişli yılların ortalarında bağlı bulundukları gazeteden ayrılıp, Cağaloğlu’nda ‘ŞEY’ adı altında haftalık bir magazin gazetesi kurmuşlar. Bugün magazin dünyasında pek kişinin yetişmesini sağlayan Can ailesinin ve yayınlarının ‘Dışişleri Bakanı Reyhan Can’, ‘İçişleri Bakanı’ da  Erkut Can olmuş.  Tüm bu güzellikler yaşanırken bir kız, bir oğlan çocuğu sahibi de olan Reyhan Can’ın karnı burnunda son güne kadar çalışmaları hep takdir edilmiş.

İyilik yapmayı severdi

Dostlarının her fırsatta çok çalışkan ve hayatını işi olarak kabul eden biri olarak gördüğü Reyhan hanım, ileriki yıllarda cemiyet hayatında ‘ilk’lere imza atan VIP dergisinde, birçok seçkin aileyi buluşturan yayınlarıyla iş, sanat ve cemiyet dünyasında epey ses getirmişti… Bugün hayatta olan pek çok dernek ve vakfın kuruluşuna öncülük eden Reyhan Can, dostlarının tabiriyle kötü gün dostuydu. Farklı bir yapısı vardı. İyilik yapmayı çok seven, takdir eden, kötü günde ve herkesin zor günlerinde yanında olan yegâne insanın son yolculuğunun gerçekleştiği  Şakirin Cami’nin avlusunda da dost zenginliği göze çarpıyordu. Reyhan Can’ın hıncahınç dolu son yolculuğunda da uzaktan, yakından sevenleri, herkes oradaydı. Bir kez daha mekânın cennet olsun Reyhan abla…

‘Müthiş bir enerjisi vardı’

Sümer Dündar: Ölüm kimseye yakışmaz, bazılarına daha çok yakışmaz. Ölüm, Reyhan Can’a da hiç yakışmadı. 40 yıllık meslek yaşamımın “satır başı”ydı. Sayısız meslektaşımda olduğu gibi benim üzerimde de emeği çoktu. “Şeytan tüyü” tabir edilen müthiş bir enerjisi vardı. İşte bu nedenle daha da fazla yakışmadı ölüm Reyhan Can’a. Çok üzgünüm.

Ayşe Özdemir: Reyhan ve Erkut Can meslek yaşamımdaki ilk patronlarımdı. Ama bundan önemlisi, en büyük öğretmenlerimiz oldular. Reyhan Can gazeteciliğinin yanı sıra basın dünyasındaki ilk kadın girişimcilerdendi. Yayınevini yaşatmak için muhabirlikten finansa, haber yazdırmaktan yazılanları düzeltmeye kadar her işi yapıyordu. İletişim kurmaktaki ustalığı sayesinde o kadar geniş bir çevresi vardı ki etkilenmemek elde değildi. O zamanlar internet yoktu, Reyhan Can haberlerini de çevresiyle birebir görüşmeler yaparak alırdı. Banka genel müdüründen fabrika sahibine, siyasetçiden modacıya, sanatçıya kadar herkes telefonuna çıkardı. Bir de çok yardımseverdi. İstanbul cemiyet yaşamındaki yardım faaliyetlerine sayfalarında öncelik verir, hasta çocuklara yardım etkinliklerinde bizzat yer alırdı. Yüzü gibi kalbi de güzeldi. O bizim Reyhan Can’ımızdı, bu dünyadan çok güzel izler bırakarak ayrıldı. Dost zenginiydi, dostları tarafından sonsuz yolculuğuna uğurlandı.

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler