Geri Dön

İftar ve sahurda kimler, nasıl beslenmeli?

Kalp-damar hastaları ve kalp yetersizliği olanlar, inme geçirmiş hastalar nasıl beslenecekler?

İftar ve sahurda kimler, nasıl beslenmeli?

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60'sı, kanımızın çok büyük bir kısmı yüzde 92 kadarı sudan oluşmaktadır. Kalp damarlarında darlıklar olan kişilerin oruç nedeniyle uzun süre susuz kalmaları kanın koyulaşmasına neden olabilir. Koyulaşmış kan, daralmış yerlerden geçerken pıhtılaşarak aniden damarda tıkanmaya yani kalp krizine yol açabilir. İftarla sahur arsında kalan 7 saatlik süreyi iftar sırası, yatmadan önce ve sahurda olacak şekilde üçe bölerek dengeli bir şeklide sıvı tüketmek gerekmektedir. Oruç saatlerinde terle su kaybına engel olmak için sıcakta dolaşmamak, vücudun ısısını arttırmamak için fazla hareketten kaçınmak gerekmektedir. Gün içinde idrar renginin koyulaşması su kaybının önemli bir göstergesidir. Bu durumda kan basıncını koruma refleksleri devreye girer. Damarlar daralır, kalp ritmi hızlanır ve hatta ritm bozukluğu ve tansiyon yükselmesi görülebilir.

İftar ve sahurda kana yavaş su geçişi sağlayacak şeklide kabuklu salatalık, karpuz, kayısı gibi sulu meyveler tüketmek ani sıvı yüklenmesine bağlı kalp yetersizliği riskini azaltacaktır.

Özellikle idrarla sıvı kaybına neden olmamak için sahurda idrar söktürücü özelliği nedeniyle çay ve kahve tüketilmemelidir.
İdrar söktürücü ilaç kullananların hekimlerine danışmadan oruç tutmamaları gerekmektedir.

Kalp hızını yavaşlatan bazı kalp ilaçları da uzun süren açlık ve susuzluk döneminde ani tansiyon düşüklüğü ve bayılma riski yaratabilir.

En riskli hasta grubu şeker hastalarına iftar ve sahur önerileri…

Oruç açısından en riskli hastaların başında şeker hastaları gelmektedir. Kan şekerini dengeleyen sistemin bozuk olması oruç sırasında ani şeker düşüklüğü ve veya susuzluğa bağlı koma, tansiyon düşüklüğü, bayılma ve zaten şeker hastalığından etkilenmiş olan böbreklerin yetersizliğe girmesine, damarlarda pıhtılaşmaya bağlı kalp krizi ve inmeye neden olabilmektedir. Bu risklere rağmen oruç tutacak olanların hiç olmazsa, üç ana öğün olacak şekilde iftar ve sahur arası bir ana öğün planlaması gerekmektedir.

Kana hızlı karışan şekerli gıdalar şeker hastalarında çok daha risklidir.

Şeker hastaları için riskli gıdalar?

Beyaz unlu gıdalar; ekmek, pide, pizza, börek, poğaça, kek, kurabiye, ayrıca pirinç, patates.

Şerbetli tatlılar örneğin tulumba tatlısı, baklava, şekerpare, revani, lokma, kadayıf, künefe, şöbiyet, kemalpaşa, çikolata, bal, reçel...

Şekerli meşrubatlar, meyve suları.

Şeker oranı yüksek meyveler, örneğin muz, üzüm, incir, kavun.

Bunların yerine; süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir, yumurta, zeytin, yeşil sebze, çavdar ekmeği, kepekli ekmek, ızgara et! balık, tavuk gibi proteinden zengin, domates, salatalık ve meyve çeşitleriyle beslenmeyi tercih etmesi önerilir. İftarda un içermeyen sebze çorbası, sebze ve zeytinyağlı yemeklerin tüketilmesi uygun olacaktır. . Gündüz aşırı acıkma riskine karşı bulgur pilavı, kuru fasulye, nohut, mercimek, benzeri protein ağırlıklı gıdalar yenmesi faydalı olacaktır. Protein içeren gıdalar, mideden barsağa yavaş geçerler, uzun süreli tokluk hissi sağlarlar. Ayrıca yavaş çiğnemek ve yemek sırasında fazla su içmemek yine sık acıkmayı engelleyen önlemlendendir…

Böbreklere dikkat!

Şekerden en olumsuz etkilen organlardan biri olan böbrekleri korumak için iftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmesi faydalı olacaktır.

Yüksek kan basıncı olan hastalar iftar ve sahurda nasıl beslenecekler…

Tüm tansiyon ilaçları son kademede oruç tutmayan kişiler üzerinde denendikten sonra onay alınarak piyasaya sürülmektedir. Oruç tutan kişilerde susuzluk nedeniyle bu ilaçlar, hem aşırı ve ani tansiyon düşüklüğüne neden olabilmekte hem de kanda yoğunlaşarak daha fazla yanetki yapacak düzeye ulaşabilmektedir.

Yine de oruç tutacak tansiyon hastalarının doktorlarına danışarak ilaç dozlarını azaltmak veya özellikle idrar söktürücü yani su kaybını artıran tansiyon ilaçlarını değiştirmeleri gerekebilir.

Özellikle sahurda çay, kahve ve idrar söktürücü özellikteki bitki çayları yerine ayran, soda veya süt tüketmeleri riski azaltabilir. Sahurda hiçbir şekilde çok susatan, fazla tuzlu ve şekerli gıda tüketilmemelidir.

Mide ülseri, kabızlık, reflü ve benzeri barsak sorunu yaşayanlara öneriler…

Uzun süreli açlığa bağlı artan mide asidi, gastrit, ülser (mide yarası), kabızlık, kolit (barsak iltihabı), basur gibi sorunları arttırmakta ve kötüleştirmektedir.

Buna rağmen oruç tutmakta ısrar eden bu tür hastaların, mide asidini arttıran gıdalardan uzak durmaları gerekmektedir. Çiğ sebze, sarımsak, soğan, domates, acı biber, meyve yerine, zeytinyağlı sebzeler, hoşaf, komposto gibi pişmiş meyveler, kızartma yerine başlanmış ya da ızgara balık, tavuk, et, yumurta, yoğurt tüketimi faydalı olabilir. Kahve ve çay yerine adaçayı, zencefil, nane, ıhlamur çayı tercih edilmelidir.

Reflü sorunuolanların mide hacmini fazla arttırmayacak miktarda gıda almaları, aynı nedenle yemek sırasında fazla sıvı tüketmemeleri, mideden yemek borusuna asid kaçağını önlemek açısından faydalı olacaktır. Yemek üzerinden 2 saatten fazla süre geçmeden yatmak reflü olasılığını artırmaktadır. Yine de mecbur kalınıp yatılacaksa yatak başını ayaklarına takoz koyarak 10 cm kadar yükseltmek reflü riskini azaltabilmektedir.

Allerji tedavisi görenlere öneriler…

Vücudun suyunun oruç nedeniyle eksilmesi, solunum yollarının doğal savunma sistemini zayıllatarak hava yollarında spazma yani daralmaya neden olarak astım ataklarının artmasına yol açmakta, üst solunum yolu hastalıklarına, yazın soğuk algınlığına yakalanmaya neden olmaktadır. İftarda sigara tiryakilerinin peşpeşe sigara yakmaları, astım ataklarını tetiklemektedir. İftar sahur arası 2-3 litre kadar su, ayran, soda içilmesi, hekime danışılarak balgam yumuşatıcı kullanılması, oruca bağlı riskleri azaltabilir.

Bağışıklık Sistemi Zayıf Olanlar nasıl beslenecekler?

Çeşitli nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflamış veya kanser ya da romatizmal hastalıklar nedeniyle alınan ilaçlara bağlı bu sorunu olanların oruç tutmaları önerilmemektedir.
Bu kişilerin basit mikroplara karşı dayanıksız hale gelmiş olmaları özellikle oruç sırasında daha kolay hastalanmalarına neden olabilmektedir. Özellikle organik çiğ sebze, meyve, kuruyemiş tüketimi bu kişileri daha dayanıklı hale getirebilmektedir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler örneğin, ıspanak, roka, semizotu, ebegümeci, tere, nane, kırmızı lahana, havuç, çilek, kiraz, vişne, böğürtlen, dut, maviyemiş (yaban mersini), kavrulmamış badem, ceviz ve fındık bu hastaların oruç tutmakta ısrar ederlerse dayanıklılıklarına yardımcı olması mümkündür.

Dr. Özgür Şamilgil

29 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteniİşte magazin dünyasında öne çıkan gelişmeler

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber