Geri Dön
SurelerLGS'de okunacak dualar! Kalem suresi Türkçe meali ve Arapça okunuşu! Kalem suresi faziletleri ve tefsiri

LGS'de okunacak dualar! Kalem suresi Türkçe meali ve Arapça okunuşu! Kalem suresi faziletleri ve tefsiri

Kuran-ı Kerimde yer alan ikinci sure olan Kalem suresi Türkçe meali ve Arapça okunuşu vatandaşlar tarafından araştırılmaya devam ediyor. Yarın LGS sınavına girecek olan binlerce aday ve veliler Kelam suresi Türkçe meali ve Arapça okunuşu konusunda araştırmalarını sürdürüyor. 52 ayeti kerimeden oluşan surenin faziletleri arasında zihin açıklığı vermesi için okunması gereken ilk beş ayeti sıkça aranıyor. Peki Kalem Suresi Türkçe meali, Arapça okunuşu ve Diyanet tefsiri...

LGS'de okunacak dualar! Kalem suresi Türkçe meali ve Arapça okunuşu! Kalem suresi faziletleri ve tefsiri

Kalem Suresi okunuşu ve anlamı araştırma konusu olmaya devam ediyor. Her yıl Liselere Geçiş sınavı ve Üniversite sınavlarına girecek olan binlerce aday ve ailesi sınavda öğrencilerinin başarılı olabilmesi için dualar ediyor. Sınavdan önce okunacak dualar arasında yer alan Kalem suresi de Kuran'ı Kerim'd eyer alan ikinci sure olarak bilinmektedir. Peygamber Efendimize vahiy geldiği dönemde Mekke'li müşrikler şair, kahin ve sihirbazların cinlerden bilgi ve ilham aldıklarını Paygamber Efendimizinde onlar gibi cinlerin etkisinde kaldığını düşündükleri için Hz. Muhammed Mustafa'ya da şair, kahin, mecnun ve sihirbaz gibi lakaplar takmışlardı. Bu sebeple Allah Teala kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin ederek onun iddia edildiği gibi mecnun olmadığını aksine Allah’ın lutfuna yani peygamberlik gibi bir şerefe erdiğini ifade buyurdu. İşte Kalem suresi Arapça okunuşu ve Türkçe meali...

KALEM SURESİ OKUMANIN FAZİLETLERİ

Kötülük ve şerden korunmak için Kalem Suresi okunması tavsiye edilir.

Zihin açıklığı vermesi için ilk beş ayeti okunmalıdır

Nazar ve kötü bakıştan korunmak için Kalem Suresinin son iki ayeti okunması tavsiye edilir (51 ve 52. ayetler)

Kıskanç insanın şerrinden korunmak için son iki ayet olan 51. ve 52. ayetler 25 defa okunması tavsiye edilir.

Zalimin zulmünden korunmak için okounması tavsiye edilir

KALEM SURESİ HAKKINDA

Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “elKalem”kelimesinden almıştır. “Nûn” sûresi diye de anılır. Sûrede başlıca, Hz.Muhammed’in peygamberliğinin ispatı ve mü’minler ile kâfirlerin akıbetlerikonu edilmiştir.

Mushaftaki sıralamada altmış sekizinci, iniş sırasına göre ikinci sûredir. Alak sûresinden sonra, Müzzemmil sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 17. âyetten 50. âyete kadar olan kısmının Medine’de indiği yönünde bir rivayet bulunmakla beraber (bk. Şevkânî, V, 307) âyetlerin üslûp ve içeriğinden bunların da Mekke’de indiği anlaşılmaktadır.

KALEM SURESİ KONUSU

Muhammed aleyhisselâmın Allah tarafından gönderilmiş gerçek bir elçi olduğu, yüksek şahsiyeti ve Mekkeli müşriklerin onun getirdiği mesaj konusunda yaymaya çalıştıkları tereddütler, müşriklerdeki şahsiyet bozuklukları, nimete karşı nankörlüğün sonucunu açıklamak amacıyla anlatılan “bahçe sahipleri kıssası”, âhiretin sıkıntılı ve dehşetli halleri, Allah’ın müminler için hazırlamış olduğu ödüller ve kâfirlere vereceği cezalar, sûrenin başlıca konularıdır. Ayrıca Hz. Peygamber’e metânetli olması, Yûnus peygamberin yaptığı gibi sabırsızlık göstermemesi tavsiye edilmektedir.

KALEM SURESİ TEFSİRİ

Sûrenin başında bulunan “nûn” harfi, “hurûf-ı mukattaa”dan olup bu tür harflerin ilk inenidir. Bakara sûresinin ilk âyetinde bunlar hakkında geniş bilgi verilmiştir.

Mekke müşrikleri şair, kâhin ve sihirbazların cinlerden bilgi ve ilham aldıklarına inanırlardı. Hz. Peygamber’in de onlar gibi cinlerin etkisi altına girdiğine ve söylediklerinin ona cinler tarafından telkin edildiğine inandıkları için ona şair, kâhin, sihirbaz ve mecnun diyorlardı (krş. Hicr 15/6; Tûr 52/29-30; Müddessir 74/24 ve bu sûrenin 51. âyeti). Bu sebeple Allah Teâlâ kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin ederek onun, iddia edildiği gibi mecnun olmadığını, aksine Allah’ın lutfuna yani peygamberlik gibi bir şerefe erdiğini ifade buyurdu (Şevkânî, V, 308).

Elmalılı buradaki bir anlam inceliğine dikkat çekerken özetle şunları söyler: “(Yazanların) yazdıklarına” diye çevrilen cümledeki fiilin kalıbı, yazanların, gerçekte kalemler değil, akıl ve idrak sahibi varlıklar olduğunu gösterir. İfadenin akışı dikkate alındığında burada kalemden maksadın da bu nesnenin kendisi değil onun yazdıkları olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde kalem ve yazılardan, akıl ve anlamlar âlemini, bunlardan da onları beşer aklına yazan ilk kalemi, bundan da onun sahibi olan rabbü’l-âlemîni anlamak gerekir. Öte yandan bu fiilin, “yazmakta oldukları ve yazacakları” anlamlarını birlikte anlattığı da gözden kaçırılmamalıdır (VIII, 5266-5267). “Kalemden maksat vahyi yazan kalem, yazdıklarından maksat Kur’an’dır” diyenler de olmuştur; ancak âyeti genel anlamda değerlendirmek daha doğru olur. Burada kalem ile simgelenen yazının, insanın düşünce, tecrübe ve kavrayışlarının kayıtlar aracılığıyla bireyden bireye, kuşaktan kuşağa ve bir kültür çevresinden diğerine aktarılmasında önemli bir etken; bilginin yazılıp korunmasında, ilim ve irfanın gelişmesinde, dolayısıyla toplumların aydınlanmasında vazgeçilmez bir araç olduğuna işaret vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk inen sûresine (Alak) “oku!” buyruğuyla başlandığı gibi ikinci inen bu sûrenin ilk âyetinde de Allah Teâlâ tarafından yazı aracı olan kaleme ve kalem ehlinin onunla yazdıkları üzerine yemin edilmiş olup bu durum, İslâm’ın okuma yazmaya, bilime ve yazılı kültüre verdiği önemi göstermesi açısından oldukça anlamlıdır.

Hz. Peygamber’e verilen “bitip tükenmeyen ödül”, dünyada peygamberlik görevini yerine getirirken her türlü engellere karşı yanında bulduğu Allah’ın yardımı, âhirette ise Allah’ın ona lutfedeceği müstesna mükâfatlardır (İbn Âşûr, XXIX, 62-63). 4. âyetteki “üstün ahlâk” ise Hz. Peygamber’in sahip olduğu Kur’an ahlâkıdır. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiş (Müslim, “Müsâfirîn”, 139); kendisi de güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini ifade buyurmuşlardır (Muvatta’, “Hüsnü’lhuluk”, 8). Bu açıklamalar, Hz. Peygamber’in, müşriklerin iddia ettiği gibi mecnun değil, aksine Allah’ın lutfuna mazhar olmuş yüksek bir şahsiyete ve üstün bir ahlâka sahip, her yönüyle mükemmel, insanlık için örnek bir önder ve güvenilir bir rehber olduğunu gösterir. 5-6. âyetler ise Hz. Peygamber’e mecnun diyenlere karşı bir cevap ve uyarı içermektedir. Burada inkârcıların, hak ettikleri cezaya çarptırıldıkları zaman Hz. Peygamber’i mi yoksa kendilerini mi cin çarpmış olduğunu görecekleri sert bir üslûpla ifade edilmiştir. Nitekim Bedir Savaşı’nda müslümanlardan beklemedikleri darbeyi yiyince cin çarpmışa dönmüşler ve neye uğradıklarını bilememişlerdir. 7. âyet, önceki âyetlerin gerekçesini anlatmaktadır; buna göre inkârcılar hem dünyada hem de âhirette kendilerine fayda sağlayacak ve mutlu kılacak olan Allah’ın dininden ve O’nun yolundan saptıkları için asıl mecnun kendileridir.

KALEM SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

1. Nun velkalemi ve ma yesturune.

2. Ma ente binı'meti rabbike bimecnunin.

3. Ve inne leke leecren ğayre memnunin.

4. Ve inneke le'ala hulukın 'azıymin.

5. Fesetubsıru ve yubsırune.

6. Bieyyikumulmeftunu.

7. İnne rabbeke huve a'lemu bimen dalle'an sebiylihi ve huve a'lemu bilmuhtediyne.

8. Fela tutı'ılmukezzibiyne

9. Veddu lev tudhinu feyudhinune.

10. Ve la tutı' kulle hallafin mehiyni.

11. Hemmazin meşşain binemiymin.

12. Menna'ın lilhayri mu'tedin esiymin.

13. 'utullin ba'de zalike zeniymen.

14. En kane za malin ve beniyne.

15. İza tutla 'aleyhi ayatuna kale esatıyrulevveliyne.

16. Senesimuhu 'alelhurtumi.

17. İnna belevnahum kema belevna ashabelcenneti iz aksemu leyasri munneha musbihıyne.

18. Ve la yestesnune.

19. Fetafe 'aleyha taifun min rabbike ve hum naimune.

20. Feasbehat kessariymi.

21. Fetenadev musbihıyne.

22. Eniğdu 'ala harsikum in kuntum sarimiyne.

23. Fentaleku ve hum yetehafetune.

24. En la yedhulennehelyevme 'aleykum miskiynun.

25. Ve ğadev 'ala hardin kadiriyne.

26. Felemma reevha kalu inna ledallune.

27. Bel nahnu mahrumune.

28. Kale evsetuhum elem ekul lekum levha tusebbihune.

29. Kalu subhane rabbina inna kunna zalimiyne.

30. Feakbele ba'duhum 'ala ba'dın yetelavemune.

31. Kalu ya veylena inna kunna tağıyne.

32. 'asa rabbuna en yubdilena hayren minha inna ila rabbina rağıbune.

33. Kezalikel'azabu ve le'azabul'ahıreti ekberu lev kanu ya'lemune.

34. İnne lilmuttekıyne 'ınde rabbihim cennatin ne'ıymi.

35. Efenec'alulmuslimiyne kelmucrimiyne.

36. Ma lekum keyfe tahkumune.

37. Emlekum kitabun fiyhi tedrusune.

38. İnne lekum fiyhu lema tehayyerune.

39. Em lekum eymanun 'aleyna baliğatun ila yevmilkıyameti inne lekum lema tahkumune.

40. Selhum eyyuhum bizalike ze'ıymun.

41. Emlehum şureka'u felye'tu bişurekaihim in kanu sadikıyne.

42. Yevme yukşefu 'an sakın ve yud'avne ilessucudi fela yestetıy'une.

43. Haşi'aten ebsaruhum terhekuhum zillefun ve kad kanu yud'avne ilessucudi ve lum salimune.

44. Fezerniy ve men yukezzibu bihazelhadiysi senestedricuhum min haysu la ya'lemune.

45. Ve umliy lehum inne keydiy metiynun.

46. Em tes'eluhum ecren fehum min mağremin muskalune.

47. Em 'ındehumulğaybu fehum yektubune.

48. Fasbir lihukmi rabbike ve la tekun kesahıbilhuti iz nada ve huve mekzumun.

49. Levla en tedarekehu nı'metun min rabbihi lenubize bil'arai ve huve mezmumun.

50. Fectebahu rabbuhu fece'alehu minessalihıyne.

51. Ve in yekadulleziyne keferu leyuzlikuneke biebsarihim lemma semi'uzzikre ve yekulune innehu lemecnunun.

52. Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne.

KALEM SURESİ TÜRKÇE ANLAMI

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

1 - Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.

2 - Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.

3 - Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var.

4 - Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

5 - Sen de göreceksin, onlar da görecek.

6 - Hanginizde imiş o fitne ve cinnet.

7 - Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.

8 - O halde, yalanlayıcılara itaat etme.

9 - Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

10 - Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,

11 - Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

12 - Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

13 - Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,

14 - Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).

15 - Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.

16 - Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız.

17 - Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

18 - İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).

19 - Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da,

20 - Bahçe simsiyah kesiliverdi.

21 - Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:

22 - "Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.

23 - Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.

24 - "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı.

25 - (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.

26 - Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler .

27 - "Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).

28 - İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?"

29 - "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler).

30 - Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.

31 - Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız.

32 - Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.

33 - İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi.

34 - Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.

35 - Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç?

36 - Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?

37 - Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz?

38 - O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı?

39 - Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

40 - Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?

41 - Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler.

42 - O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.

43 - Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

44 - Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

45 - Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.

46 - Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

47 - Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

48 - Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

49 - Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

50 - Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.

51 - O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar.

52 - Halbuki o âlemler için bir öğüttür.