Eğitimde israf, boş kontenjanlar, destek paketleri ve umursamazlık!

Bütçede en büyük payı ayırmamıza rağmen ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşıyoruz.

İhtiyaçlar en üst düzeyde olmasına rağmen ne yeterince okul yapabiliyoruz ne de yurt ve spor salonları.

Hizmetli kadroları yok gibi, kış geldi mi yakıt sıkıntısı yaşamayan okul çok az.

Zorunlu veli bağışları da olmasa okulların günlük cari harcamalarını karşılayacak para ara ki bulasınız.

İşte böyle bir ortamda, yüz binlerce üniversite kontenjanı boş ve Ankara sadece seyrediyor!

Yazık hem de çok yazık.

Bu kıt kaynaklar çok daha iyi değerlendirilebilir ve ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılabilir.

Eğitime ayırılan bütçeyi hovardaca harcamaya hiç ama hiç kimsenin hakkı olmamalı.

YÖK ve ÖSYM bu konuda sınıfta kalmıştır. Günün ve özellikle de geleceğin koşullarına göre yeniden yapılandırılmasının zamanı geldi de geçiyor.

Asıl sorun ise bunun nasıl ve kimler tarafından yapılacağı!

Bu kadarı da olmaz!

Üniversite birinci ek yerleştirme sonuçları açıklandı ve ilk yerleştirmede olduğu gibi ek yerleştirmede de sayısal veriler yine kamuoyuyla paylaşılmadı!

Kaç boş kontenjan vardı, ne kadarı doldu?

264 bin boş kontenjandan sadece 40 bininin dolduğuna yönelik bilgiler ne kadar doğru?

Eğer durum böylesine vahim ise neden ve nasıl bu noktaya gelindiği hiç sorgulanmayacak mı?

ÖSYM eskiden çok daha şeffaftı. Tüm detayları paylaşırdı. Şimdi saklıyor. Demek ki boş kontenjanlar yüz kızartıcı boyutlarda. Keşke şapka düşse de kel görünse!

Eğer iddia edildiği gibi yüz binlerce boş kontenjan varsa, bunu saklamak yerine, nerede hata yaptık diye çözüm yolları aransa çok daha iyi olmaz mı?

Örneğin barajlarda hata varsa, üçüncü yerleştirmede, yerleşmiş ya da açıkta kalan tüm adaylara yönelik yeni bir yerleştirme senaryosu düşünülemez mi?

ÖSYM, hem kurumsal itibarı hem de adayları ve kamuoyunu bilgilendirmek için şeffaf olmak zorunda.

Bunu onlara kim hatırlatır bilmiyorum ama birileri mutlaka hatırlatmalı, hatta hesap sormalı!

Her kurumun hesap verilebilirliği gibi onların da hesap verilebilirliği mutlaka olmalıdır.

Eğitimde destek paketleri?

Destek paketleri, ekonomik bir terimdi ve ekonominin zora girdiği dönemlerde ya da reformlar için gündeme gelirdi.

Pandemi sonrasında ise eğitime yönelik olanları öne çıktı. Sürekli yeni destek paketleri açıklanıyor.

Amaç, eğitim kayıplarını telafi etmek.

Peki, ne kadar yararlı oldu?

İşte o tartışılır.

Son destek paketi yakında açıklanacakmış.

MEB, telafi eğitimine ilişkin olarak, kasım ayından sonra farklı mekanizmalarla geçmiş öğrenme kayıplarına yönelik ciddi destek paketleri uygulayacaklarını açıklamış.

Haydi hayırlısı diyelim, umarız bu kez aranan kan bulunur!

Eğitim neden şart?

Eğitimde taşları yerli yerine oturtmadan, kaliteyi yükseltmeden, liyakate önem vermeden, tüketen değil üreten insan yetiştirmeden, sınav odaklı eğitimden kurtulmadan, çocuklara çocukluğunu, gençlere gençliğini yaşatmadan, eğitimli insanları incitmekten vazgeçmeden, eğitime yapılan yatırımları doğru yönlendirmeden diğer sorunları çözmemiz mümkün değil.

İyi bir eğitim tüm sorunların panzehri ama nedense bunu bir türlü kabullenemedik.

Pandemi sürecinde bile yaşadığımız sorunların temelinde hep eğitimsizlik yatıyor!

Özetin özeti: Eğitimi günde 500 test çözme alışkanlığı olarak görmekten vazgeçmediğimiz, kafamızı sınav bataklığından çıkartmadığımız sürece patinaja devam.