Mezuniyet baloları!

Tatil öğrenciler için önceleri keyifliydi ama uzadıkça can sıkıcı oldu.

Mezuniyet sevinci yaşayamadan okula, öğretmenlere ve arkadaşlara veda ise en üzücü olanı...

Yıllardır o anı bekleyen öğrenciler, mezuniyet törenleri olmadan, mezuniyet baloları yapmadan, mezuniyet cübbesi giymeden, mezuniyet keplerini havaya atmadan kendilerini mezun saymıyorlar.

Bu en doğal hakları. Eğer yapılabilseydi, elbette ki en güzel anılarından biri olacaktı.

Korona belası, herkes gibi onları da vurdu. Bu yüzden, ilkokul, ortaokul, lise ya da üniversite hiç fark etmez, sakın ola mezun oldun mu diye sormayın, çünkü çok üzülüyorlar!..

Bu arada, bazı öğretim kurumlarının, korona süreci sanki bitmiş gibi temmuz ayı içerisinde mezuniyet balolarına hazırlandığı yönündeki bilgiler hem sevindirici hem de tedirgin edici.

Sevindirici çünkü okullarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına yönelik aidiyet hissi çok yüksek!

Üzücü çünkü pandemi süreci henüz bitmiş değil.

Eminiz ki her türlü önlem alınacaktır ama yine de çok dikkatli olunmasında yarar var.

Güven?..

Güvence vermeye bayılırız. “Yürü aslanım, arkandayım” söylemi dilimizden hiç düşmez!

Arkasında art niyet aramamak gerekir. Samimiyetin ve iyi niyetin bir göstergesi. Keşke bir de altı doldurulsa ve gereken yapılsa! İşte o zaman inandırıcılığı, sürekliliği ve verdiği mutluluk çok daha yüksek olur.

Gönlü zengin bir milletiz. Karşımızdaki istemese de, elimizden gelenin fazlasını yapmak için çırpınır dururuz. Az ya da çok, çok önemli ya da önemsiz, o hiç fark etmez. Paylaşmayı seviyoruz. Bu kültürümüzün bir parçası.

Evin en iyi odasını da, en güzel yemeğini de misafire sunarız, yol arayana öncü olur, gideceği yere kadar götürürüz.

Kimileri bu durumu enayilik olarak nitelendirse de, verdiği haz başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Öğretmen ve öğrencilere yönelik iyi niyet temennilerini de bu çerçevede değerlendirmekte yarar var.

Herkes onlar için bir şeyler yapmak istiyor ama her şey istenildiği gibi olmuyor.

Çok yazdım, bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Çocuklarımıza en büyük kötülüğü, bazen biz ebeveynler ve devlet yapıyor. Hem de iyilik olsun diye.

Karnı tokken bile yemek yediriyor, yüksek puan aldığında hiç istemediği mesleklere yönlendiriyor, günde 500 soru çözdürüyoruz.

Her kente bir üniversite açıp diploma sahibi yapıyoruz, büyük hayaller kurdurup sonra da yol ortasında bırakıyoruz...

Kesinlikle art niyet yok ama bir kazanım da yok.

Diplomalı işsizler kervanı her geçen gün uzadıkça uzuyor.

Yüzbinlerce öğretmen atama beklerken, sözün ötesine geçmek gerek!

Yoksa ne kadar iyi niyetli olursa olsun, “yanınızdayız” söylemleri bazen ters tepebiliyor. Daha can sıkıcı hale gelebiliyor.

Bu yüzden, içten gelen ve samimiyetle söylenmiş bu vaatleri verirken daha özenli olmakta yarar var.

Sınav salonları?

Sınavlara yönelik alınan önlemler, öğrenci, öğretmen ve velilerle de paylaşılmalıdır.

Sınava girecekleri sınıfı görmeleri öğrencilere moral olacak, aileleri de rahatlatacaktır.

Bu arada, kendi okulunda sınava girecek olan öğrencilerin gözetmenleri de kendi öğretmenleri mi olacak? Bu konuya da açıklık getirilirse, çok iyi olur. Şehir efsanelerinin önü kesilir ve artık kafa karıştırmaz hale gelirler.

Özetin özeti: Zor süreçler atlattık, büyük özverilerde bulunduk. Daha keyifli günler herkesin hakkı ama geleceği riske atmadan!..