Milli Eğitim Şûrası ve eğitimde fırsat eşitliği

20. Milli Eğitim Şûrası 1-3 Aralık ta,rihleri arasında toplanacakmış. Yedi yıl aradan sonra toplanacak Şûra’nın ana teması “Eğitimde Fırsat Eşitliği” olacakmış! MEB, Ankara’da toplanacak Şûra’yla ilgili olarak eğitim paydaşlarının görüşlerini alacakmış.

Milli Eğitim Şûrası’nın uzunca bir aradan sonra toplanması önemli bir gelişme. Ana tema yani eğitimde fırsat eşitliği de bir o kadar önemli. Peki, önemli kararlar çıkar mı, çıkarsa da uygulanır mı?

Üniversite bitirme tezini bu konuda yapan ve ilk şûradan son şûraya kadar tüm şûraları yakından inceleyen ve izleyen biri olarak “inşallah” demenin ötesine geçemiyorum. Çünkü son şûralar, bırakın doğruları aramayı, karar vericilere yol açmanın ötesine geçemedi.

Örneğin şûralardan birinde 8 yıllık kesintisiz eğitim, bir diğerinde ise 4+4+4 kararı çıktı. Her ikisi de “fiyasko” ile sonuçlandı. İlki köy okullarının ve ortaokulların bitmesine neden oldu, ikincisi ise tam bir curcunaya dönüştü.

20. Milli Eğitim Şûrası öncesinde, umarız, her iki konuda da objektifliği tartışılmaz kurumlara ciddi bir rapor hazırlatılır ve Şûra’da enine boyuna tartışılır.

MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı sitesinde yer alan açıklamada, bu tarihi süreçte eğitim paydaşlarının gündem konuları hakkındaki düşüncelerinin, eğitim ve öğretimle ilgili politika kararlarının belirlenmesinde Bakanlığa yol gösterici olacağı belirtilerek, “Gündem konularıyla ilgili tespit, öneri, talep ve görüşlerinizi https://sura.meb.gov.tr/gorus/ adresinden Başkanlığımıza gönderebilirsiniz” bilgisi paylaşıldı.

MEB, bu süreçte, bakalım kendilerine iletilen görüşleri ne kadar ciddiye alacak?

Eşitlik mümkün mü?

Eğitimde fırsat eşitliği sihirli bir cümle. Anayasal güvence altına alınsa da dünyanın herhangi bir yerinde uygulanabilirliğine şahit olmak mümkün değil.

Finlandiya, İsveç, Norveç gibi az nüfuslu, az öğrencili bazı ülkeler bu konuda örnek gösterilse de ayrıntılara girdiğinizde oralarda da aksayan yönlere rastlamanız mümkün. Bizim gibi öğrenci sayısı onlarca ülkenin toplam nüfusundan daha fazla olan ülkelerde ise fırsat eşitliğinden söz etmek hoş bir seda olmanın ötesine geçemez, bugüne kadar da geçemedi.

“Fırsat eşitliği sağlanacak” yerine “Fırsat eşitliğinin sağlanması konusunda her türlü samimi çaba gösterilecektir” yönünde bir söylem sanki çok daha inandırıcı olacaktır.

Bu konuda, her şeyden önce, fırsat eşitliğinden ne anladığımızı ortaya koymamız gerekir.

LGS, YKS, KPSS ve benzeri sınavlarda herkese giriş hakkı tanınarak fırsat eşitliği sağlanamaz ve bundan daha büyük bir kandırmaca olamaz. Oysa son 60 yıldır yaptığımız bundan başka bir şey değil!

Neler yapılmalı?

Fırsat eşitliği için her şeyden önce sınav odaklı eğitimden vazgeçilmesi gerekir.

Doğan her çocuğumuza, sınavlara giriş konusundan önce, sınav öncesi için fırsat eşitliği sağlamamız gerekir. Özellikle de temel eğitim döneminde yani zorunlu olan 12 yıllık eğitim sürecinde, her çocuğumuza ilgi, yetenek ve hayalleri doğrultusunda eşit, adil, parasız eğitim vermeliyiz.

Peki, bunu yapabiliyor muyuz? Evet demek mümkün değil. Bizde böyle de dünyanın en zengin, en ileri ülkelerinde var mı? Hayır.

Zorunlu temel eğitim dünyanın her yerinde iyi bir insan, iyi bir yurttaş ve mutlu bireyler yetiştirmek için olmazsa olmazların başında geliyor ve bunu başaranı bulmak dünden bugüne mümkün olmamıştır.

Ortalamanın üzerinde ve çok altında olanlar hep oldu, bundan sonra da bu, böyle devam edecek. İşte bu noktada, sağlıklı bir durum tespiti ve bu konuda yaşanan zaaflar 20. Milli Eğitim Şûrası’na yol gösterici olacaktır.

En iyi okul!

Fırsat eşitliği çok iddialı bir söylem.

Altının doldurulması sadece eğitimde değil, herhangi bir konuda bile çok zor. Örneğin sanatta, sporda, istihdamda, sağlıkta, girişimcilikte, kalkınmada herkese aynı fırsatlar tanınabiliyor mu? Bizde zor da başkalarında kolay mı?..

Mükemmeli yakalayamasak bile bu konuda gösterilecek samimi çabalar ayakta alkışlanacaktır.

Bu samimi çabalar ne mi? İşte birkaç örnek:

- Devlet olarak doğan her çocuğu kendi çocuğumuz gibi sahiplenmek ve istisnasız hepsini okul öncesi eğitim de dahil zorunlu temel eğitimden yararlandırmak.

- Bir çocuğun karşısına çıkacak en büyük fırsatın iyi bir öğretmen olduğu gerçeğinden yola çıkarak, öğretmen yetiştirme ve atama sistemini sil baştan değiştirmek.

- Tüm okullarımızı aynı standarda ulaştırarak, herkes için ulaşılabilir hale getirmek.

- Sınav odaklı eğitim yerine, yetkinlik ve üretkenlik kazandıran bir eğitim modeli geliştirmek.

Özetin özeti: Söylemek kolay, yapmak zor. Dünyanın en iyi modellerini yaratabiliriz ama asıl önemli olan bunun nasıl hayata geçirileceği ve sürdürülebilir hale getirileceğidir!