Umut yılı 2021

Hemen her konuda sıkıntılı bir yıl geçirdik. Bu yüzden, 2021’e çok önemli sorumluluklar yükledik. Kimimiz telafi yılı, kimilerimiz de onarım yılı dedik. Biz de umut yılı olsun diyoruz. Sanki en çok ihtiyacımız o gibi!..

Umut olmadan yarını düşünmek eziyetlerin en büyüğü ve maalesef pek çoğumuz pek çok konuda umudumuzu yitirmiş durumdayız.

Demokrasi, hukuk, ekonomi, tarım, istihdam, sağlık başta olmak üzere aklınıza hangi konu geliyorsa, isterseniz yakın çevrenizden birine sorun, pozitif yönde düşüneni bulursanız alnından öpün, çünkü o da hâlâ umudunu yitirmeyenlerdendir.

Hukuk devleti miyiz diye sorsanız, eleştiri ve şikâyetlerin ardı arkası kesilmez.

Ekonomiyi hiç sormayın; çarşı, pazardan girer, maaş artışından çıkar, daha ilk haftada maaşının tükendiğini söylerler ve içiniz kararır.

Sağlık konusunda yaşadıklarımız ortada. Umutlu olmamız gereken konuların başında da o geliyor. Onu da yitirirsek, moralimiz, motivasyonumuz, akıl sağlığımız hepten gider.

Tarım konusunda okuduklarımız, duyduklarımız, “Koronadan sonra kıtlık gelecek” söylemleriyle tedirgin olmanın çok ötesine geçti.

İşsizlik konusunu ise ne siz sorun ne de ben anlatayım. İşsiz yakını olmayan yok gibi. Başkaları bu konuda ne düşünüyor bilmem ama bana göre ülkemizin hiç tartışmasız en önemli üç sorundan biri de o. Hatta gençlere ve çocuğu işsiz anne, babalara göre, en önemli olanı.

Demokrasi konusunda ise herkesin bir sözünün olacağı kesin. Siyasi aktörler bile daha iyisinin olması gerektiğine inanıyor ve yeni yılı reform yılı olarak ilan ediyor.

Eğitimi düşünmeye başlarsak, kesin altından kalkamayız. Öylesine zor bir yıl geçirdik ki hangi sistemi getirirseniz getirin memnun olanı bulmak mümkün değil.

Anlayacağınız, geriye dönüp baktığımızda, öylesine çok sorun var ki çoğu zaman altında eziliyoruz ve günü kurtarmanın ötesine geçemiyoruz.

Bu durum bizde böyle de diğer ülkelerde farklı mı?

Kesinlikle hayır, dünyanın önde gelen ülkelerinin pek çoğunda ve dünya genelinde sıralama değişse de sorunların neredeyse üçte ikisi aynı!

İşte bu noktada, yeni yılın ikinci gününe girerken, ne olur umutlarımızı yeniden tazeleyelim.

Çözülmeyecek sorunun olmayacağına inanalım ve herkesi inandırmaya çalışalım. Yoksa bugünleri de arar noktasına gelebiliriz.

“Umut fakirin ekmeği, ye Mehmet ye” demiyoruz elbette.

İşe umut ederek başlayıp, altını doldurmalıyız.

Önce üzerimize düşeni yapıp, sonra da işi gücü bu olanlardan, gereğini yerine getirmelerini istemeliyiz.

Böylesi durumlarda, başkalarından ne istiyorsak, önce kendimiz yapmalıyız ki motive edici olsun, yoksa tam tersi oluyor. Taşın altına elinizi koyduğunuzda ya da kolunuzu uzattığınızda eliniz havada kalmıyor.

Umut ettikçe yeni fikirler doğar, kök salar ve ürüne dönüşür.

Tıkandığımız noktalar olmayacak mı? Elbette olacak.

İşte o zaman ya yardım isteyeceğiz ya da B, C, D planları düşünüp, onları hayata geçireceğiz.

Yapmamız gereken tek şey ise asla umutsuzluğa kapılmamak olmalıdır.

Demokraside çare tükenmez derler. Tıkandıkça yeni çareler ararsak, mutlaka bir çözüm yolu buluruz.

Eminiz ki 2021’e mutlaka siz de bir misyon yüklemiş ve planlarınızı ona göre yapmışsınızdır.

Önerimiz, ona umudu da eklemenizdir. Umut çıtası yükseldikçe başarma şansınız daha da artacaktır.

Özetin özeti: Her şey hayalle başlar, umutla şekillenir, mücadeleyle kazanılır, liyakatle taçlanır. Bol şanslar, bazen o da gerekiyor.