Üniversitelerin altın çağı sona mı eriyor? (2)

Üniversitelere olan ilginin dünya genelinde azaldığını bir önceki yazımızda sizinle paylaşmıştık.

Durum vahim ötesi. Çünkü verilen eğitim ve alınan diplomalar artık çok da fazla bir işe yaramıyor!

Eğitime sınırsız kaynak yaratanlar da rahatsız, verdiğinin karşılığını alamayanlar da.

İşte böylesi bir ortamda yeni arayışlar gündemde.

Kesin olan bir şey var ki, o da üniversitelerin, özellikle de bilim üretmeyen üniversitelerin saltanatı sarsılıyor.

Önümüzdeki 20 yıl içerisinde pek çoğunun kapısına kilit vurulursa hiç şaşırtıcı olmaz!..

Yükseköğretim kurumları önümüzdeki süreçte nasıl bir değişim geçirecek ya da yok olma noktasına gelecekler, gelin hep birlikte düşünelim:

Ayrışacaklar

 - Bilim üreten, kendi kendine yeten üniversiteler ile devletin ya da öğrencilerin sırtında adeta asalak haline gelen üniversiteler birbirinden ayrışacak. Öğrenciye ve topluma yüksek katma değer sağlayanlar ayakta kalacak, diğerleri yok olacak!

- Öğretim süreleri azalacak. Modüler sistem gelecek. Diploma yerine farklı üniversite ya da kurumlardan alınan sertifikalar öne çıkacak.

- Kaynaklar artık devasa kampüslere ve betona değil, araştırmaya, üretime, istihdama, yetkinlik kazandırmaya harcanacak.

- Tek tip eğitim-öğretim yerine kişiye yönelik özgün modeller öne çıkacak.

- Pandemi döneminde alışkanlık yaratan hibrit model kalıcı olacak.

- Sınav ve diploma odaklı eğitimin sonu gelecek. Dershaneler test çözdürmek yerine mesleki yetkinlik kazandıracak.

- Devletin üniversitelere ayırdığı kaynaklar daha da azalacak, keyfe keder üniversite kurulamayacak, kaynak üretemeyen ayakta kalamayacak.

- Üniversite bütçeleri kaydolan öğrenciye göre, kontenjanlar da mezunların iş bulma oranına ve insan gücü planlamasına göre belirlenecek!

- Üniversitelere ve mezunlarına yönelik sempati önemli ölçüde azalacak. Yüksek maliyetler, çok daha sorgulanır hale gelecek!

- Bozulan fırsat eşitliğinin yarattığı rahatsızlığa radikal çözümler aranacak.

- İşe alım kriterleri tümüyle değişecek. Diplomaya değil yetkinliklere ve vizyona bakılacak.

- Hizmet içi eğitim için ayrılan kaynaklar, donanımlı mezun yetiştiren üniversitelere aktarılarak, kaynak israfına son verilecek.

- Maliyetler daha da öne çıkacak. Eğitime harcanan her kuruşun geri dönüşü, çok daha sorgulanır hale gelecek.

Altın bilezik dönemi

- Mesleki eğitime dönüş hızlanacak. Ancak bugünkü anlamda değil. Meslek liseleri, üniversitelere öğrenci yetiştirmek yerine, eli iş tutan meslek adamı yetiştirmeye yönelecek.

- Diploma, itibar, statü değil, istihdam ve kazanç öne çıkacak.

- Bugünkü eğitim modelleri ve süreleri tümüyle değişecek. Akademik eğitimin yerini uygulamalı mesleki eğitim alacak. Klasik mesleklerin yerine geleceğe yönelik mesleklere ağırlık verilecek.

- Geleceğin insanları, dünün müfredat programlarıyla yetiştirilmeyecek, eğitimde köklü değişiklikler olacak. Binlerce yıllık, okul, öğretmen ve diploma odaklı klasik eğitim, tarihteki en büyük değişimini yaşayacak!

- Mesleğe, kişiye ve kuruma göre bireyselleştirilmiş öğretim metotları iş bulmanın da, başarının da anahtarı olacak.

- Dönüşümün hızı, içeriği ve zamanı tahminlerin çok ötesinde gerçekleşecek!

- Yeni nesil dershanelerde hibrit eğitime geçilecek ve stajla desteklenecek.

Nasıl olacak?

Değişim, hemen her alanda olduğu gibi eğitimde de hep vardı, var olmaya da devam edecek. Ama bu kez çok daha hızlı ve acımasız geliyor! Önemli olan bu değişime ne kadar hazırız?

Depreme, kuraklık ve kıtlık tehlikesine, salgın hastalıklara, ekonomik krizlere ne kadar hazırsak, eğitimdeki değişime de o kadar hazırız diyemeyiz!

Çağın gereklerine göre yetişmiş, donanımlı, iyi yetişmiş insan gücünüz yoksa değişimin altında kalırsınız!

Bu kaygıları sadece biz değil, en ileri ülkeler de yaşıyor, çünkü onlar da tıkandı!..

Peki, değişimin uygulaması nasıl olur? Gelin, yarın da bu soruya cevap arayalım.

Özetin özeti: Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz. Roller ve beklentiler değişti! Eğitim ve öğretim arka bahçe yaratma ya da tek tip insan yetiştirme modeli olmaktan çoktan çıktı!