Sonbaharda cilt bakımı

16 Eylül 2020

Keyifli ve bir o kadar da yorucu bir yaz geride kaldı. Yaz boyunca yoğun güneş ışınlarına, plajda tuzlu suya, kuma ve toza maruz kalan cilt alarm vermeye başlayacaktır. Sonbahar yavaş yavaş kendini göstermeye başlarken, kuruyan ve yıpranan cildiniz için doğru cilt bakımı çok önemli….

Sonbahar yorulan cildinizi toparlamanın ve kışa hazırlamanın tam zamanı…

Yazın yoğun güneş ışınlarına maruz kalan ciltte güneş lekeleri oluşacaktır. Güneş etkisini kaybetse de, cildinizi güneşin zararlı ışınlarından korumak için güneş koruyucuları kullanmaktan asla vazgeçmeyin.

Ciltte kuruluk, kaşıntı, renk değişimleri olabilir. Sağlıklı, pırıl pırıl bir cildimiz olsun istiyorsak düzenli olarak bakmamız, onu korumamız ve onunla ilgilenmemiz gerekiyor. Cilt bakımının yanı sıra, beslenme de çok önemli, su ve bitki çayı içmeyi ihmal etmeyin. Duşta çok uzun süreler kalmayın, ılık suyla duş alın.

Sonbaharda havanın soğumasıyla, cilt daha da kurur. O yüzden yoğun nemlendirici kullanmalısınız. Cildin susuzluğunu gideren nemlendiriciler cildinizi daha sağlıklı gösterecektir.

ALTIN İĞNE MUCİZESİ

Ciltte genişlemiş gözenekler, sivilce izleri, ince kırışıklıklar ve renk farklılıkları oluşmaya başladıysa Altın İğne uygulamasını da öneriyoruz. Seansı ortalama 45 dakika süren uygulamada ağrı, acı ve yan etki olmuyor hemen normal hayata dönebiliyorsunuz.

Kişiye özel, altın uçlu mikro iğneler ile, cilt ve cilt altı dokulara gönderilen radyofrekans enerjisi sayesinde, bu dokulardaki ısı, kontrollü bir şekilde arttırılıyor ve uygulama yapılan alan uyarılıyor. Bu sayede cildin yüzeyinde yer alan hücrelerde yeniden yapılanma ve onarım süreci başlıyor. Böylece, cildin orta ve alt tabakalarında yer alan elastik bağlar ve kolajen dizilimleri artıyor ve bağ dokusunun en önemli bileşenlerinden olan fibroblast hücrelerin üretim hızında artış sağlanıyor.

Yazının devamı...

Yazın cilt bakımına dikkat

14 Ağustos 2020

Sağlıklı bir cilde sahip olmak her kadının hayalidir. Bunun için tatilde ve sonrasında cilt bakımına önem vermek gerekiyor. Özellikle tatile çıkmadan birkaç hafta öncesinde düzenli cilt bakımı yapmaya başlamak şart. Pandemi sonrası normalleşme ile birçok kişinin tatil beldelerine akın etti. Yazmevsimi de bitmek üzere…

Her kadın sağlıklı ve ışıltılı bir cilde sahip olmak ister.Tatil bittikten sonra deniz tuzu ve güneş ışınlarından dolayı ciltte kuruluk olabilir. Cildimiz, uzmana danışarak yapılacak doğru cilt bakımları sayesinde eski

canlılığına ve yumuşak haline dönebilir. Bol bol su içiyor musunuz? Özellikle yaz aylarında cildin kurumaması için günde en az 2,5 litre su içmeliyiz.

En iyi cilt bakımı nemlendirici krem kullanmak olacaktır. Aşırı sıcak su yerine ılık veya soğuk suyla duş almalısınız. Sıcak su cildi daha da kurutur. Duştan sonra cildinizi nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Cildi ölü

deriden arındırırken tahriş etmemeye dikkat edin, peeling kullanabilirsiniz.

Kış aylarında her gün yüze uygulanan kozmetik ürünlerini yazın azaltmak gerekiyor. Ağır makyajlar yapmaktan kaçının. Yaz sıcağında cildimiz çok fazla terleyecektir o yüzden kozmetik ürünlerinin terletmemesine dikkat edin. Tatile çıkmadan kurutucu özelliği olan ve yağ içermeyen ürünleri kullanın. Cildin

alışması için bu ürünleri kullanmaya 10 gün önceden başlamak lazım.

Cilt bakımında beslenmek de önemli bir etkendir. Sağlıklı bir cilt için vitamin ve minerale de ihtiyacımız var. Vitamin ve mineraller kırışıklıkların oluşmasını geciktirir, canlı bir görünüme yardımcı olur.

Yazının devamı...

Dolgun kaşların 3 yolu

31 Mayıs 2020

Yüze ifadeyi veren kaşlar, hemen her kadının yüzünde en çok dikkat ettiği ve önemsediği nokta. Özellikle son yıllarda trend olan, kalın ve gür kaş modasının da etkisiyle, İfadesinin güçlü ve etkili olması için, hemen herkes kaşları dolgun olsun istiyor. Peki nasıl olacak?

İncecik alınmış kaşların dönemi bitti. Şimdilerde ergenlik döneminde olan yeni nesil şanslı, kaşlarını aldırmadan ince kaş modası tekrar gelinceye dek kaşlarını koruyabilecek. Peki eskiden incecik alınmış kaş trendine uyum sağlamış ve şuan kaşları incecik olanlar ne yapmalı? Bir de uzun süre aynı bölgeden alınan kaşların yenileri çıkmıyor. Bilindik deyimle, ‘kaşları küsmüş’ olanlar için bu yazımda anlatacağım 3 adımlı yolu takip edebilirsiniz.

Kaşlar sadece yanlış alımlar sebebiyle mi inceliyor? Hayır. Yaşın ilerlemesi ile birlikte, kaşları besleyen, kollajen ve keratin yapısını destekleyen protein, vitamin ve amino asitlerin üretimi, azalmaya başlar. Bu yüzden yaş ile beraber kaşlar da seyrelme eğilimindedir. Saçkıran, alopesi, tiroid gibi rahatsızlıklar, atopik dermatit, egzama, mantar gibi cilt hastalıkları, hormonal değişiklikler, hamilelik, emzirme dönemleri, kullanılan kozmetikler, kaşa sürekli makyaj yapmak ve daha sayamadığım birçok etkenle kıl kökleri zayıflar.

Seyrelen kaşlarınızı gürleştirebilmek için ilk adım olarak evde yapabileceklerinizi önereceğim.

Birinci adım: Kaşlar doğal yöntemlerle güçlendirilebilir

Kaşlarınıza evde günde iki kez tarayarak (kıl köklerini hareketlendirmek için) eczaneden alabileceğiniz E vitamini, B vitamini ile saf badem yağı sürebilirsiniz. Bu, kaş ve saç köklerinin beslenerek kuvvetlenmesini sağlar.

İkinci adım: Yüzeyden sürülen serum ya da vitaminlerin erişemediği kıl köklerine enjeksiyon yöntemiyle inerek kaş köklerini beslemek, dökülmeyi önlemek ve kaşa dolgunluk katmak için geliştirilen ve kliniklerde uygulanabilen ‘mezoterapi’ yöntemidir.

Kaş mezoterapisi, kaş köklerinin bulunduğu tabakaya, ince iğneler yardımı ile uygulanan çeşitli vitaminler, aminoasit ve saç kökünü uyaran maddeler içeren bir tedavi yöntemidir. Kişinin ihtiyacına göre seans sayısı belirlenir. 15 gün aralıklarla, minimum 3 seans yapılan uygulama ile, kaşlar doğal bir şekilde gürleşmeye başlar.

Yazının devamı...

Kavisli kaşlar geri geliyor!

31 Ocak 2020

Her alanda olduğu gibi güzellik sektöründe de zevkler ve beğeniler zamanla değişiyor. Çoğu zaman bu değişimi yönlendirenler ise ünlü simalar, kanaat önderleri, ingilizce adıyla“Influencer” yani liderlik edenler oluyor. Kaşlar geçmiş dönemlerde de çoğu zaman ünlülerin önderliğinde inceldi, yok edildi, yay gibi kıvrıldı, kavislendirildi.1970-80’lerin film artistlerine bakın, Gülşen Bubikoğlu yay kaş akımının temsilcilerinden biridir mesela. Şimdi böyle yay gibi kaşlar görüyormuyuz etrafımızda? Son dönemde her şeyde olduğu gibi kaşlarda da doğala dönüldü. Bu eğilimle beraber, kaşlar alınmadığı gibi olabildiğince kalınlaştırıldı, uçları kısa ve kalkık hale getirildi. Türkiye’de bu akımın öncülerinden biri de Yasemin Özilhan oldu. Bir yıl önceki kaşlarına bakın, bir de şimdiki kaşlarına. İkisinin arasında epey fark görünüyor. Şu an kullandığı kısa, yüksek, düz ve kalın kaşların onu daha doğal, genç ve modern gösterdiği düşünülüyor. Eskiden kullandığı ince alınmış, yay gibi kaşlarının ise ona daha olgun, feminen ve demode bir hava verdiği fikri mevcut. Halbuki o dönemlerde öyle görünmek için aldırmıyordu kaşlarını elbette. O dönemde ince alınmış ve kavisli kaşlar trenddi.

Yıllar içinde sadece kaşlar değişmedi tabii. Kaşların yay gibi ince alındığı zamanlarda kadınlar günlük hayatta daha fazla etek, elbise, topuklu ayakkabı giyer ve makyaj yaparlardı. Bugün ise düz, doğal görünümlü kaşlara sahip kadınlar, günlük hayatta daha fazla jean, spor ayakkabı giyiyor; makyajsız görünüm için çabalıyor.

Peki bu döngünün sonu nereye gidiyor? Şu an trend nedir diye sorarsanız bence ikisinin ortasındayız. Yani bugünlerde düz kalın kaşlar biraz kavislendirilmeye ve kaldırılmaya başlandı. Bu akımın öncülerinden biri Gigi Hadid oldu. Yine doğal, yine modern ama hafif feminen. Mümkünse çok alınmadan dağınık bırakılan ama göz üstünde hafif yuvarlanıp kavislenmiş ve kalkık duran kaşlar. Gigi Hadid’in şu anki kaşlarına bakarak tam olarak neyi tanımladığımı anlayabilirsiniz.

Peki bu kalın ama yuvarlak hatlı, kavislenmiş doğal kaşlara herkes sahip olabilir mi? Tabii ki hayır. Zamanında çok ince aldıkları için kaşları küsenler, genetik olarak kaş alımı ile şekillendirilebilecek yoğunlukta kaşlara sahip olmayanlar var. Peki bu kişiler, kendi yüz ve göz hatlarına uygun, hafif kavisli ve kalkık kaşlara sahip olmak için ne yapabilirler? Bunun için iki yöntem bulunuyor: Microblading kaş kontürü ve kaş kaldırma.

Gerçek kaş görünümünde microblading kıl tekniği ile yapılan kaş kontürü uygulaması, kaşlarını

dolgunlaştırmak isteyen kadınların en çok başvurduğu yöntem oldu. İşinin ehli, bilgili ve tecrübeli kişilerce yapılan kıl tekniği kaş kontürü uygulaması, gerçek kaş görüntüsü ile çok güzel sonuç veriyor.

Gelelim kaşları microblading kaş kontürü kıl tekniği ile gürleştirdikten sonra daha kalkık görünmesi için başvurabileceğimiz yollara. Bunlardan ilki kaş kaldırma botoksu. Kaş bölgesine yapılan botoks

uygulaması ile alın bölgesi gergin ve kaşlar da daha kalkık görünebiliyor. Düşük kaşları en doğal şekilde daha kalkık gösterebilmenin ilk yolu bu. İşinin ehli tecrübeli doktorlarca doğru noktaya doğru dozda yapılan botoks uygulaması, kaşların yüksekliğini kişinin yüzüne ideal noktaya getirebiliyor.

Yazının devamı...

Kalıcı dudak renklendirme işleminde renk

20 Ocak 2020

Kalıcı dudak renklendirme işleminde hangi renkler var? Kalıcı dudak renklendirme yapılırken uygulama rengine nasıl karar veriliyor? İşlem sonrası üzerine farklı renklerde ruj kullanabilecek miyim? Bu sorular dudak renklendirme yaptırmak isteyenlerin en çok merak ettiği konular.

Zamanla kaybolan dudak çerçeve hattı ve solan dudak rengi, yüzü solgun, dudakları da olduğundan ufak ve cansız gösterir. Dudak renklendirme uygulaması ile, solan dudak çerçeve hattı eskisi gibi belirginleşir ve solan dudak içi rengi canlandırılır. Tam da bu sebeple dudak renklendirme uygulamasına, “Dudak gençleştirme” de deniliyor. Yani yaş aldıkça dudak hatları belirsizleşen ve rengi solan dudaklar renklendirme sonrası, eski canlı ve sağlıklı görünümüne kavuşarak gençleşiyor.

Anlaşıldığı gibi, renklendirme uygulamasının temelde hedefi, kalıcı ruj boyaması yapılıp, ruj kullanma ihtiyacını ortadan kaldırmak değil, dudaktaki yaşlanma ve birtakım farklı sebeplerle oluşan sağlıksız görünümü ortadan kaldırmak ve dudakları daha genç, bakımlı ve sağlıklı görünüme ulaştırmak.

Dudak renklendirme öncesinde bir dudak kalemi ile dudak çerçeve hatları simetrik bir şekilde dikkatlice çiziliyor. Sonra bu çizimin tümünde renklendirme işlemi tamamlanıyor ve bu sayede simetrik bir şekilde tüm dudak hatları belirginleşip dudak komple canlanmış ve belirginleşmiş oluyor. Solduğunda ve çerçeve hattı kaybolduğunda küçük görünen dudaklar, renklendirildiğinde dolgun ve canlı görünüme kavuşuyor.

Dudak renklendirme işleminde renk seçimi yaparken kozmetik ruj kataloğundaki gibi yüzlerce renk arasından değil, daha doğal tonlardaki renk alternatifleri üzerinden hareket ediliyor. Elbetteki dudak renklendirme uygulamasında da oldukça fazla renk alternatifi var ama bu renkler ruj kataloglarındaki gibi mürdüm, bordo, kahve, mor gibi insan dudağında var olmayan renkleri kapsamıyor.

Renge karar verirken ilk bakılan şey kişinin mevcut dudak rengi oluyor. Çünkü her şeyden önce amaç, dudak çerçeve hattı ve tüm dudak şeklini doğal bir şekilde ortaya çıkarıp belirginleştirmek. Mevcut dudağın renginden çok uzakta farklı bir renkte işlem yapılırsa dudağın hattı kaybolmuş alanına uygulanan renk gün ışığında kötü görünebilecektir. Bu görüntü kimsenin hoşuna gitmeyecektir. İki yıla kadar kalıcığı olan bu uygulama dudağın kendi doğal rengine ne kadar uygun tonlarda yapılırsa, kalıcılık süresi boyunca uygulamanın doğal görünmesi sağlanır. İşte burada renklendirme uygulamasını yapacak olan kişinin bilgi ve tecrübesi çok önemli hale geliyor. Özellikle dudak renklendirme uygulaması yaptırmaya karar vermeden önce, bu kriteri mutlaka göz önüne alın ve araştırma yapın.

Renklere gelince; Cilt alt tonu rengi üçe ayrılır. Sıcak cilt alt tonu, soğuk cilt alt tonu ve nötr olanlar. Sıcak cilt alt tonuna sahip kişilerde, dudak rengi daha çok sarıya dönüktür. Bu dudaklara canlılık vermek için hafif soğuğa dönük pembe tonları seçilebilir. Soğuk alt tonlu kişilerde dudaklar, epey açık mora dönük bir pembedir. Hatta vücut ısısı düştüğünde dudaklar hafif mora çalar. Bu dudakları daha turuncu içeriği olan, şeftali tonları, yani sıcak tonlar daha canlı gösterecektir. Nötr ciltler için dudağın mevcut rengine göre bu iki alternatif de değerlendirilebilir. Buna uygun yapılmayan renk seçimlerinde, doğal olmayan sonuçlarla karşılaşmak mümkün olabilmektedir.

Bu sebepledir ki, aynı renk iki farklı kişinin dudağında farklı tonda görünebilir. İşte dudağın mevcut zemin rengine göre doğru seçilerek yapılan dudak renklendirme ile, dudaklar gençleşmiş oluyor.

Yazının devamı...

Kaş Kontürü Zararlı mı?

30 Aralık 2019

Kaşlar hemen hemen bütün kadınların yüzünde en çok dikat ettikleri nokta. Gür kaşlılar sadece düzenli kaş alımı ile kaş şekillerini korumaya çalışırken, seyrek kaşlılar hem kaşlarını gür göstermekle, hem de güzel şekil vermekle uğraşıyorlar. Bir de bu durumun sürekli tekrar edilmesi gerekiyor. Yani tek sefer yaptığınızda kurtulamıyorsunuz. Özetle kaşlar, özellikle hanımlar için çok uğraşılı bir konu.

Kaşlar, yüze ifadeyi veren en önemli parça olmakla beraber, yüzün altın oranını belirleyen en kritik nokta. Kaşların şekli birbirinden çok farklı olduğunda, yüzde simetrik bir görünüm yakalamak mümkün olmuyor.

Kaşlar daha çok yaş ile beraber, seyrekleşmeye başlıyor. Yaştan bağımsız genç yaşlarda da stres, geçirilen bir takım rahatsızlıklar, kullanılan ilaçlar vb sebeplerle kaşlar seyrelebilir, dökülebilir. Seyrelmiş kaşlar, yüzü solgun ve cansız gösterir.

İstenmeyen bu görüntünün önüne geçmek, kaşlarını dolgun ve canlı göstermek isteyenler, kaşlarını kaş kalemi, kaş farı gibi kozmetik içerikli makyaj malzemeleri ile boyamaya başlıyorlar. Kozmetik içerikli bu ürünler, kaş köklerine zarar vererek uzun vadede kaşların daha da dökülmesine sebep olabiliyor. Böyle bir durum olduğunda kaş yapayım derken göz çıkarmış oluyoruz.Bir de kaşları boyama işlemini her gün düzenli yapmanız gerekiyor, boyama ile ortaya çıkan görüntü pek de doğal görünmüyor. Yüz ölçülerine ve şekline göre kaşları simetrik ve doğru şekilde her gün boyamanın zorluğu ise apayrı bir konu, bu konuya hiç girmiyorum.

Bu zor işten kurtulmak isteyenlerin imdadına yaklaşık 20 sene öncelerde dövme kaş yöntemi yetişti. Vücuda yapılan dövme, kaşlara makyaj olarak da uygulanmaya başlandı. “Dövme kaş” söylemi buradan gelir. Vücuttaki dövme için kullanılan koyu renkli boyalar kaş bölgesine uygulanıyordu. Kaşı seyrek olan çokça kişi her gün makyaj kalemi ile kaşlarını boyamak istemediğinden, bu dövme kaş yöntemine başvurdu. Tek avantajı çok uzun süre kullanım imkanı olan bu uygulama, koyu ve yapay görüntüsü sebebiyle mutsuzluk ve pişmanlık yarattı. O dönem kaşlarına dövme yaptıran kadınlar sonra bu dövmeleri sildirmekle uğraştı.

Peki o zaman ne yapacağız? Kaşlardaki sorunu nasıl çözeceğiz?

Son 5 yıldır yaygın şekilde uygulanan yeni bir yöntem var. “Kıl Tekniği Kaş Kontürü” işlemi.

Kaş kalemi, kaş farı gibi kozmetikler hergün uğraşması zor ve uzun vadede zararlı olabiliyor. Dövme tekniği ise yıllarca kullanılabiliyor ama koyu ve yapay görünümlü. İşte ikisinin negatif bütün özelliklerini çıkarın, geriye kıl tekniği kaş kontürü kalıyor.

Yazının devamı...

2020 Kış Makyaj Trendleri

12 Aralık 2019

Başlığı okuyunca “Bakalım bu kış hangi renkler modaymış?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Bence bu kış ve bundan sonra da her kış temiz, sağlıklı ve ışıldayan bir cilt moda olacak. Son dönemde herşey de olduğu gibi, makyajda da genç, sağlıklı ve doğal görünmek tercih ediliyor.

Bildiğiniz gibi, günümüzde hanımlar temel bir makyaj uygulamasının olmazsa olmazı olan makyaj bazları, yoğun kapatıcılı fondötenler, kontür, allık ve aydınlatıcılar uygulayarak yoğun bir makyaj yapmaktan vazgeçiyorlar. Bunun yerine cildin makyajsız da canlı,bakımlı ve iyi görünmesini sağlayan cilt bakımları, gençlik aşıları, teknolojik cihazlarla cilt gençleştirme uygulamaları ve antiaginge yönelik tüm medikal estetik uygulamalara başvuruyor ve cilt kalitelerini arttırmaya yönelik uygulamalara yatırım yapıyorlar.

Çoğumuzun çocuklukta büyülermizden şu cümlelerle duymuş olduğu; “Biz eşlerimize her daim bakımlı görünmek için onlardan önce uyanır makyaj yapardık. Eşlerimize makyajsız görünmek istemezdik” trendi geçmişte kaldı.

Şimdi ise akım çok başka. Makyaj yapmadan bakımlı, genç ve sağlıklı görünmek.

Eskiden bakımlı görünmek için makyajdan başka bir çözüm yoktu. Sadece anti-aginge yönelik bir takım kremler vardı. Cilt bakımı ve anti aginge yönelik kremler hala var ve günlük bakımın önemli bir parçası ancak kremler tek başlarına cildin derinlerine kadar inerek etki göstermede yeterli olamıyorlar. Mutlaka cildin tüm tabakalarına etki ederek cildi yenileyen uygulamalara ihtiyaç duyuluyor.

Makyaj ile yapmaya çalıştığımız yüz kontürlerini ve yüz ovalini belirginleştirme, gözenekleri fondötenle kapatıp cildi pürüzsüzleştirme, yüzde aydınlık ve canlı bir yansıma oluşturmak için aydınlatıcılar kullanma gibi makyaj hilelerine olan rağbet azalırken, bu etkileri kalıcı olarak elde edebilmenin mümkün olduğu medikal cilt bakımları ve medikal estetik uygulamalara olan ilgi artıyor.

Bu uygulamalar uzun vadede kendimize yaptığınız yatırım olarak düşünüldüğünde, hem beden hem de ruh sağlığımıza katkısı sebebiyle daha çok tercih edilmeye başlandı.

Hangi uygulamaların daha çok tercih edildiğine bakacak olursak; makyajla kapanmış mat, yoğun gözenek ve siyah nokta problemi olan bir cilt yerine, gözenekleri sıkı, her türlü kirden ve siyah noktadan arınmış, nefes alan, canlı bir cilt için öncelikle düzenli medikal cilt bakımı ve bu alandada en etkili ve derinlemesine cilt bakımı uygulaması olan Hydrafacial Cilt Bakımı ilk sırada yer almakta.

Yazının devamı...

Şimdi Anti Aging Moda

3 Aralık 2019

Eskiden kadınlığa en büyük adımdı makyaj yapmaya başlamak. Hem de öyle böyle bir makyaj değil. Yay gibi alınmış incecik kaşlar, belirgin kuyruklu çekilmiş eyelinerlar, takma kirpikler, kıpkırmızı boyanmış dudaklar, pembe pembe allıklar ve hatta dudak üstüne makyajla kondurulmuş bir ben.

Giyim tarzı da bu duruma ayak uyduruyor tabii; Dar kesim pantolonlar, kısa etekler, apartman yüksekliğinde topuklar...

Kadın olmanın sembolü iddialı makyaj ve giyim tarzı ile henüz 16, 17 yaşlarındaki genç kızlar orta yaş kadın görünümüne hızlı geçiş yapıyorlardı. Şimdiki genç kızlar ise kendi yaşlarının keyfini çıkarıyorlar.

Son dönemde ise bunun tam tersi; geri alınmış saatler gibi kadınlar da mümkün olduğunca daha genç görünme çabasında. Makyaj yapmamak, jean, spor ayakkabı, t-hsirt kombinleri yapmak, anti aging medikal estetik uygulamalarından faydalanıp yaşının en genci görünmek çabasında, yani şimdi anti aging moda oldu.

Eskiden 35’li yaşlarda ikinci çocuğu lisede okuyan kadınlar, şimdi belki de ilk bebeğine sahip olmanın planını yapıyor. Hal böyle olunca; makyajlar, giyim tarzı, saç modelleri hep uzun genç kızlık dönemini temsil eder tarzda olmaya başladı.

Yani şimdi kadınlar; alınmamış doğal kaşlar, modern kesimli dağınık saçlar, makyajsız temiz görünen bir yüz, rahat, spor kıyafetleri tercih ediyorlar. Tabii günlük sokak stilinden bahsediyorum, özel davetlerden değil.

Makyajla uğraşmamak için ilk başvurulan yöntem doğal tonlarda yapılan kaş kontürü, kalıcı dipliner ve doğal tonlarda dudak renklendirme uygulamaları. Bu uygulamalarla, dağınık bıraktığı kaşlarındaki seyrekliği en doğal tekniklerle kapatabiliyor, her gün kaş boyama zahmetinden kurtuluyor kadınlar. Üstelik boyamaktan daha doğal göründüğü için de, kontür yaptırmayı tercih ediyorlar. Takma kirpikler yerine kirpiğini daha yoğun gösterecek kirpik dibi renklendirme yaptırıyorlar. Yoğun, koyu rujlar sürmeyip, genç, sağlıklı görünen dudakları olsun diye kalıcı dudak renklendirmeye yaptırıyorlar.

Hal böyle olunca, doğallık yanlısı yeni nesil kadınları sabah uyanıp spor ayakkabısını, jeanini giyip, dağınık saçları ile dışarı çıkabiliyor. Hatta aklıma şu yeni trend jeanler geldi. Momjeanler mesela; istediğiniz yaşta giyin annesinin pantalonunu giymiş genç kız gibi hissettirebiliyor size :) aynı şekilde erkek arkadaşının jeanini giyen genç kız gibi görüneceğiniz boyfriend jean modası da var.

Yazının devamı...