Bayramda aklımda üç Filistinli genç

2014 yılının Temmuz ayıydı. İsrail, Gazze Şeridi’nde “Koruyucu Hat Operasyonu” adını verdiği operasyonu başlatmıştı.

O zaman yaşananlar da her şeyiyle bugünküyle aynıydı.

Çağrılarıyla, isyanlarıyla, seslenişleriyle, çabalarıyla, kayıtsızlıklarıyla...

O dönem Aljazeera Türk için çalışıyordum. Operasyon başlayalı iki hafta kadar olmuştu. Ramazan Bayramı gelmişti ama ateşkes çağrıları karşılık bulmuyordu. Sosyal medyada Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrencilerin paylaşımları dikkatimi çekmişti. Dünyanın gözünü Filistin’e çevirmeye çalışıyorlardı. Filistin’e girmek de, çıkmak kadar zordu, acaba onlar ne yapıyor diye düşünerek, buluşmaya karar verdim. 

Kudüslü Mustafa ile Gazzeli Mohanad tıp, Yazan ise mühendislik okuyordu. Yazan 3 yıldır, diğerleri ise 2 yıldır Filistin’e  gidememişlerdi. Hikayeleri ortaktı. Giderlerse tekrar dönemeyeceklerinden, eğitimlerinin yarım kalacağından endişe ediyorlardı. Yazan, son gidişinde sorguya çekildiğini ve kendisine ‘gözümüz üzerinde’ mesajı verildiğini belirterek dayısının başına geleni yaşamamak için gidemediğini anlatmıştı:

“Dayım benim yaşadığım dramın aynısını yaşadı. Ürdün’de 3 yıl mühendislik okudu. 1 yılı kalmıştı. Hiç Filistin’e gidememişti. Gittiğinde sınır kapısından aldılar içeri attılar, 1 yıl kaldı. Daha sonra serbest kaldı ama ev hapsi cezası aldı. Ürdün’deki okuluna gidemedi. Filistin’de tekrar okumak zorunda kaldı. Yılları gitti, boşu boşuna. O yüzden gitmiyorum. Başımıza neler gelebileceğini bilmediğim için.”

Üçü de İsrail’in operasyonu sürerken ailelerinin yanında olamadıkları için mutsuz, kaygılı ve öfkeliydi. “Filistin dışında bulunmak, 3 haftadır İsrail’in saldırısı altındaki Gazze’de bulunmaktan daha zor, orada olsak daha iyi hissederiz” demişlerdi. Yazan, “Burada olmak insana acizliği hissettiriyor. Oradaki insanlara ne yardım edebiliyorsun, ne de bir şey yapabiliyorsun. İnsan burada ancak dua edebilir, üzülebilir, ağlayabilir. Ama orada başına bir şey gelse bile, burada olmaktan daha iyi hissedebilir.” diye anlatmıştı duygularını.

‘Orada olsam o kadar korkmayacağım’

Mohanad ailesiyle iletişim kurmakta zorlandığını belirterek hiç unutmadığım o cümleyi kurmuştu: Orada olsam o kadar korkmayacağım... Artık son 2 gündür hiç televizyona bakmıyorum. Dayanamıyorum… Bayramın ilk gününde, babam, annem, kız kardeşim, abimi aradım. Hiç birine ulaşamadım. Bu durumda ne yapacağım ben. İkinci gün, çok zor ulaştım. Eve roket düşmüş ama patlamamış.

Mustafa, Kudüs’teyken hep başka bir ülkede okumanın ve sonrasında o ülkede yaşamanın hayalini kurduğunu ama artık düşüncesinin değiştiğini aktarmıştı. “Bizim dönmemiz lâzım” demiş, “Orada olanlar yüksek seviyede eğitim görmüş insanlar olmalı. İsrail ya da işgale karşı bir şey yapmak için. Belki biz onlar için bir umut olarak gidebiliriz.

7 yıl sonra Ramazan Bayramı’nda Gazze’den gelen her haberi okurken, aklımda o üç genç adamın sözleri vardı. Bütün bayramı ‘Acaba dönmüşler miydi Filistin’e? diye düşünerek geçirdim. O geçen bayram mıydı gerçekten?

DİĞER YENİ YAZILAR