CHP için kefede ağır basan...

TBMM’deki milletvekili sayısı 600 değil, 583. TBMM’de temsil edilen parti sayısı da 5 değil, 14. 5 partinin Meclis’te grubu var. Bağımsız milletvekili sayısı da 5.

Geçen hafta Meclis’te kabul edilen, CHP’nin tavrı nedeniyle tartışmasının daha su kaldıracağı anlaşılan, Irak ve Suriye tezkeresinin oylama sonucu ise, 5 parti üzerinden aktarıldı. Cumhur İttifakı ortakları AK Parti (287), MHP (48) ve BBP (1) tezkereye ‘evet’ dedi. Millet İttifakı ortaklarından İYİ Parti (36) ve Demokrat Parti (2) de. Ama, İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz partisinin aksine ‘hayır’ oyu verdiğini açıkladı. Partisinden bir tepki de yansımadı. Millet İttifakı içinde olmayan, muhalefetteki Memleket Partisi (3) ve Zafer Partisi (2) de ‘evet’ dedi. Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz oylamaya katılmadı ama daha önceki tezkereleri desteklemişti. ‘Hayır’ tarafını ise CHP (135), HDP (56), DBP (1), TİP (4) oluşturdu. DEVA Partisi ise ‘çekimser’ kaldığını açıkladı.

CHP’nin tavrının tartışılmasının iki nedeni var. Birincisi, tezkere konusunda bu kez HDP ile aynı tarafta kalması. İkincisi, 2014 yılından bu yana aynı ifadelerle gelen tezkereye 2015’ten beri ‘evet’ derken, bu kez tavır değiştirerek ‘hayır’ demesi. CHP ise tezkereye itirazını iki noktada yoğunlaştırdı. Birincisi, yabancı askeri güçlerin Türkiye’de varlığına izin veriliyor olması; ikincisi de sürenin bu kez 2 yıla uzatılması. 2021 tezkeresini, öncekilerden ayıran temel fark 2 yıl meselesi. Eleştirenler, süre ile seçim arasında bağlantı kuruyor. İktidar ise, gerekçeyi ‘kararlılık göstergesi’ olarak açıklıyor. Diğer tezkerelerde de sürelerin uzadığını örnek gösteriyor. Yabancı asker konusu ise, yeni değil. İlk kez 2014’te gelen tezkerede vardı. Sonrasında da hep oldu. CHP ‘hayır’ dediğinden bu yana, eleştirenlerin ‘ne değişti?’ diye yüklenme nedeni de bu. O yüzden bu kesim “CHP, HDP’nin sözünden çıkamadı” diyor. HDP Eş Genel Başkanı’nı Mithat Sancar’ın, ‘muhalefet partileri açısından tezkerenin bir sınav olacağına’ dair sözleri de dayanak noktalarından biri.

CHP’nin tavrına bakarken, başka verileri de göz önünde bulundurmak tartışmaya katkı sağlayabilir. Irak ve Suriye tezkereleri 2014’te birleştirildi. CHP, bundan önce, 2011,2012 ve 2013 yıllarında gelen Irak tezkerelerine ‘evet’ dedi. Yine, 2012 ve 2013’te gelen Suriye tezkerelerine ise, üst üste ‘hayır’. Tezkerelerin birleştirildiği 2014’te de CHP’nin oyu ‘hayır’dı. 2015-2020 arasında birleştirilmiş tezkerelere ise hep ‘evet’ verdi.

Neden şimdi ‘hayır’ diye sorarken...

Peki CHP bu kez neden ‘hayır’ verdi. Acaba tüm CHP milletvekilleri ‘hayır’ı destekledi mi? Sorunun ikinci kısmından başlayalım. Oylamaya kaç CHP milletvekili katıldı söylemek zor, çünkü oylama öncesi yoklama yapılmadı. Salonda bulunanlar parti kararına uygun davrandıysa da ‘hayır’ dememek için salonda bulunmayanlar olduğunu düşünmek mümkün. Şimdiye kadar bu yönde irade beyan eden olmadı. Ancak CHP’de geçmişten bu yana HDP’ye mesafeli duranlar olduğu biliniyor. ‘Ulusalcılar’ olarak anılan bu kesimden bazıları, bugün politikaya Memleket Partisi’nde devam ediyor. 

Ayrıca oylamaya aşağı yukarı 48 saat kalana kadar CHP’de eğilim ‘evet’ yönündeydi. Hatta bu aynı anda birden fazla basın kuruluşunun haberine de yansımıştı. Pazartesi günü MYK’da konu görüşülmüş ancak orada da resmi bir karar alınmamıştı. Sonrasında Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Dış Politika Başdanışmanı Ünal Çeviköz gibi bazı milletvekilleriyle ikili görüşmeler yaptı. CHP lideri, partinin Dışişleri eski Bakanları ve eski Büyükelçilerden oluşan Dış Politika Danışma Kurulu ve önceki genel başkanlarının da fikrini sordu. Bu arada CHP içindeki ‘Gelecek için Sol Kanat’ da parti yönetimine ‘hayır’ çağrısında bulundu.  Kılıçdaroğlu, grup toplantısında tezkereye itiraz noktalarını sert ifadelerle dile getirdi ama ağzından ‘hayır’ kelimesi duyulmadı.  Ta ki oylamaya kısa süre kala yaptığı sosyal medya paylaşımına kadar. Kamuoyuna CHP grubunun ‘hayır’ diyeceğini ilk açıklayan Grup Başkanvekili Özgür Özel’di.

Kefede ağır basan

Parti yönetiminden yansıyanlara göre, CHP ‘evet’in de ‘hayır’ın da sonucunu ‘ölçerek’ kararını oluşturdu. Oluştururken de şunların hesaba katıldığı anlaşılıyor:

Partinin dokunulmazlıkların kaldırılmasına verdiği ‘evet’i de sadece HDP’ye değil, ‘sol’ kesime anlatmakta çektiği güçlük.

İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde yer verdiği Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı (OBİT) önerisi. OBİT’in kurucu üyeleri Türkiye, İran, Irak ve Suriye olarak sayılıyor. Bir CHP heyeti, eylül ayı başında öneriyi anlatmak için, Irak’ın kuzeyinde 3 gün temaslarda bulundu.

Suriye krizinin başından bu yana Esad ile görüşülmesini savunan, Şam’a birden fazla kez heyet gönderen de CHP. Suriyelileri ‘davul zurna ile, iki yıl içinde’ ülkelerine göndereceğini söyleyen de CHP’nin genel başkanı.

Yukarıda sıralananların aksi yönde davranan ve ‘evet’ veren bir CHP ‘tutarlılık’ açısından eleştirilmez miydi? Kuşkusuz, eleştirilecekti. Belli ki, CHP iki eleştiri kefesinden birini tercih etti.