Kılıçdaroğlu, İş Bankası tartışmasına girmeyecek: Tuzağa düşmem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İş Bankası hisselerini yeniden dillendirmesini “Gündem saptırma” olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, “O beni İş Bankası tartışmasıyla kısır bir alana hapsetmek istiyor. Bu tuzağa düşmeyeceğim” dedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, birkaç ay önce de gündeme gelen, ancak soğuyan İş Bankası tartışmasını tekrar açtı. CHP’ye tahsisli İş Bankası hisselerinin Hazine’nin malı olacağını tekrarlayan Erdoğan, “Bu parlamento, bu tarihi kararı da Allah’ın izniyle alacaktır” dedi. Erdoğan’dan bir süre sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısı için kürsüye çıktı. Ancak daha önce “çok sert muhalefet yapma kararı” alınan konuyla ilgili bu kez tek kelime etmedi. Hiç yorumda bulunmaması dikkat çekiciydi.

Nedeni kısa sohbetimizde ortaya çıktı. CHP liderinin yeni stratejisi geçen seferkinden tamamen farklı. Grup toplantısından sonra konuştuğumuz Kılıçdaroğlu, “Bu tartışmaları sağlıklı bulmuyorum. Gündem saptırmaya yönelik tartışmalar. Mutfaklarda yangın var. O benim bunları dillendirmemi istemiyor. İşsizlik almış başını gidiyor. Bunları dillendirmemi istemiyor. Dış politikada büyük tıkanmalar var. Bunları dillendirmemi istemiyor. O beni İş Bankası tartışmasıyla kısır bir alana hapsetmek istiyor. Bu tuzağa düşmeyeceğim” dedi. CHP Genel Başkanı, konuyu, kendi açısından “yasal olarak bir şey yapma imkânı yok” diyerek kapattı.

Kılıçdaroğlu, İş Bankası tartışmasına girmeyecek: Tuzağa düşmem

‘DSP ile görüşüldü’

CHP cephesindeki bir diğer konu ise aday gösterilmeyen bazı isimlerin hızlı bir şekilde DSP ile hareket etme kararı alarak, bu partiden adaylıklarını açıklamaları. Şişli’den Mustafa Sarıgül, Marmaris’ten Ali Acar adları öne çıkanlar. Ancak sadece onlar değil. İlçe ve beldelerde de CHP’den umduğunu bulamayan birçok ismin DSP’nin kapısını çaldığı anlaşılıyor. Bu nedenle de CHP Genel Başkanı’na, İYİ Parti ve Saadet Partisi gibi sağ partilerle ittifak kurabilmişken, sol bir parti olan DSP ile ittifak arayışına girmemesi nedeniyle yöneltilen eleştiriler var. Kılıçdaroğlu, bu konuda uzun uzadıya yorum yapmadı. DSP ile görüşüldüğünü, görüşme talebinin DSP’den geldiğini söyledi. Ancak belli ki süreçte DSP ile ittifak konusu Kılıçdaroğlu’nun gündeminde fazla bir yer işgal etmiş değil.

Bölünme beklemiyor

Ankara’da konuşulan bir diğer konu ise, DSP’nin sahneye çıkışıyla birlikte, 1999 Ankara örneğinin yaşanıp yaşanmayacağı. 1999’da CHP ile SHP birleşmiş, çatı aday olarak da Murat Karayalçın’ı aday göstermişti. Dönemin Çankaya Belediye Başkanı, şimdiki başkan Alper Taşdelen’in de babası olan Doğan Taşdelen, tepkisini DSP’ye geçip, oradan adaylığını koyarak göstermişti. Oylar bölünmüş ve Melih Gökçek’in 20 yıldan uzun süren başkanlığı böyle başlamıştı. Kılıçdoğlu, bu örneğe rağmen aynı sonucun olmayacağı görüşünde. CHP lideri, “Hayır, çünkü vatandaş bilinçli. Bugün için öyle bir tablo yok. Bugün siyaset ikiye ayrıldı. Demokrasiden yana olanlar ve tek adam rejiminden yana olanlar. Demokrasiden yana olanlar birlik içinde bir arada hareket etmek zorunda” dedi.

‘Ahlâk bunu gerektirir’

Ancak Kılıçdaroğlu’nun hem Sarıgül’ün hem de Acar’ın aday gösterilmemeleri üzerine DSP’ye geçmelerine tepkili olduğu seçtiği sözcüklere yansıdı. Kılıçdaroğlu, “Eğer bir kişi CHP’den belediye başkanı seçilmişse halkın kendisine verdiği oyların arkasında durması lazım. Ahlak bunu gerektirir. Adaylık bir kişiye özgü bir kavram değildir. Bir değil, birden fazla kişi aday olur. Onların arasından da partinin yetkili organları bir kişiyi belediye başkanı adayı olarak belirler. Bir kişi, ‘beni aday göstermediniz, ben de gider başka partiden aday olacağım’ diye bir düşünce içine giriyorsa, etik olarak doğru değil” dedi.

CHP lideri, DSP faktörüyle ortaya çıkan yeni tabloya karşın listeleri gözden geçirmeyeceğini de vurguladı.