"Tansiyonu düşürmek için çaba gösteriyoruz"

Çavuşoğlu, Süleymani suikastının ardından İran ile ABD arasında yükselen tansiyonu düşürmek ve diyalog geliştirmek için Türkiye’nin üzerine düşeni yapacağını söyledi. Çavuşoğlu, Pompeo ile online kalma konusunda mutabık kaldıklarını belirtti

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İranlı General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından Türkiye’nin iki ülke arasında arabuluculuk için çabalarını yoğunlaştıracağını söyledi. Çavuşoğlu, “Pompeo (ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo) ile sürekli online kalmak konusunda mutabık kaldık. Tansiyonun düşürülmesi ve diyalog başlatılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız. Esas arzu ettikleri doğrudan temasın sağlanması. Ondan sonra bir arabulucuyu tercih ettiklerini sanmam. Doğrudan temasın sağlanması için gerekli katkıları vermek lâzım. Son gelişmeden sonra, bu konudaki çabalarımızı da Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde yoğunlaştıracağız” dedi.

Tansiyonu düşürmek için çaba gösteriyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Özel Tümer’in de aralarında bulunduğu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Çavuşoğlu, bakanlık faaliyetlerini değerlendirdiği basın toplantısında basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Çavuşoğlu özetle şunları söyledi:

IRAK: (Irak Meclisi’nin yabancı asker kararı) Karar bağlayıcı değil, ama Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Şii grubun tutumunun göstergesidir. Geçen yıl çalışma grubu oluşturduk. Bunun amacı Irak ile güvenlik işbirliği anlaşmasının imzalanmasıdır. İçinde Başika da var, PKK ile mücadele de var. Başika konusunda Ortak Eğitim ve Harekât Merkezi oluşturabilir miyiz, gündeme getirdik. Görüşmeler devam ederken hükümet krizi yaşandı. Önümüzdeki dönemde hükümet kurulduktan sonra böyle bir anlaşmayı imzalama imkânımız olur. Süleymani’nin ölümünden sonra Irak’ta da dengeler değişti. Hükümet kurma krizi yaşayan bir ülkede ilave bir sorun daha oldu.

NÜKLEER ENDİŞESİ: Süleymani’nin öldürülmesi sadece Irak’ta değil, İran’da da dengeleri çok değiştirir. Görüşmelerimizde ABD’lilere de söyledik. İran’da da radikal gruplar güç kazanacak, ılımlı gruplara zarar verdiklerini de söyledik. Bir endişemiz de İran’ın nükleer anlaşmadan çekilme riskiydi. Maalesef buna yönelik de açıklamalar geldi.

ARABULUCULUK: İran ile ABD arasında arabuluculuk konusunda Cumhurbaşkanımız çok çaba sarf ediyor. Benim de çabalarım devam edecek. Pompeo ile sürekli online kalmak konusunda mutabık kaldık. Tansiyonu düşürmeleri konusunda her iki tarafa da yapıcı tavsiyelerde bulunduk. Diğer aktörlerle de tansiyonun düşürülmesi ve diyalog başlatılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız. ABD, ‘diyaloğa önşartsız hazırım’ diyor. Yeni söylemiyor, daha önce de söylemişti. Fakat İran mevcut yaptırımlar çerçevesinde ‘olmaz’ diyor. Belli bir noktada buluşmaları gerekiyor. Bu konudaki çabalarımızı da Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde yoğunlaştıracağız.

ABD’NİN YAPTIRIMLARI: S-400 konusunda belirsizlik devam ediyor. Yaptırımlarda esas olan yönetimin alacağı kararlar. Her iki tarafın kabul edebileceği ve anlatabileceği bir çıkış yolu bulmak lazım. Daha önce teklif ettiğimiz ortak çalışma grubu önerisinin masada olduğunu bir kez daha kendisine hatırlattık. Ya hep, ya hiç anlayışı olmaz.

‘100 bin kişi sınıra dayandı’

İdlib’de göç dalgası devam ediyor. 300 binden fazla yerinden edilmiş insan var. 100 bini sınırımıza doğru yaklaştı. Göç dalgası devam ederse Türkiye’nin tek başına yapabileceği bir şey olmaz. Suriye içerisinde, Kürt bölgesinde altyapı çalışmalarını yaptık ki, ülkelerinde kalabilsinler. BM Genel Sekreteriyle Suriye’ye insani yardımın ulaştırılması konularını konuştuk. Tel Abyad’da bir kapının açılması konusu vardı. Amerika, Irak tarafından kapı açılmasını istiyor. Rusya, Tel Abyad’dan açılmasını istemiyor. Amerika, ‘Irak tarafından olmazsa diğerini de bloke ederiz’ diyor. İnsani konuları bile siyasi rekabet haline getirdiler, rahatsızlık duyuyoruz.

ANAYASA SÜRECİ: Suriye Anayasa Komisyonu’na anayasa ile ilgili olmayan şartlar getirdiler. ‘Rejim güçlerinin dışındaki tüm güçler terörist ilan edilsin’ diyor. Yani muhalefete ‘siz önce kendinizi terörist ilan edin, sonra anayasayı görüşmeye devam edelim’ diyor. Rusya olumlu katkı yaptı. Üçüncü toplantının olması, tıkanıklığın aşılması için çalışıyoruz.

‘Libya’da bir an önce ateşkes olsun’

RUSYA: Rusya ve Türkiye Libya’da da iki önemli aktör haline geldik. Anlaşamadığımız noktalarda önemli olan diyaloğun devam etmesidir. Libya ile ilgili bir ateşkesin sağlanmasında ikili düzeyde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

TUNUS ve CEZAYİR: Tunus, Cezayir ve diğer komşu ülkelerle Libya konusunda ne yapabiliriz bunları konuşuyoruz. Cezayir ziyaretinde yeni hükümeti tebrik etmenin yanı sıra Libya’yı enine boyuna görüşeceğiz. Hepimizin ortak amacı bir an önce ateşkesin sağlanması, BM çatısı altında siyasi sürecin canlandırılması. Elbette o ülkelerle bizim askeri güvenlik anlaşmalarımız var. Birlikte eğitim dahil neler yapabileceğimizi, hangi mesajları verebileceğimizi görüşeceğiz.

HAFTER’İN DURUMU: Libya’da denge, havadan bakarsak Hafter lehine. Mısır’ın savaş uçakları, BAE’nin sağladığı İHA’lar nedeniyle havada üstünlük sağlamışlar gibi. BM Genel Sekreteri ile de mutabık kaldığımız gibi, herkes şunu anlamalı ki karada bu savaşın kazananı olmaz. Savaşı durdurmazsak, uzun süre devam eder. Trablus’un içine girerse, sokak savaşına döner. Libyalıların birbirini vurmaya başlaması, kaosu getirebilir, bölünmesine yol açabilir.

BARIŞ GÜCÜ: BM’nin Libya’ya barış gücü gönderebilmesi için Güvenlik Konseyi’nden geçmesi lâzım. Genel Kurul’daki parçalanmayı görüyorsunuz. Bir yere Barış Gücü göndermek kolay değil. Arzu ederiz tabii ki, bir an önce ateşkes olsun, BM barış gücünü oraya göndersin, çatışmaları durdursun, siyasi süreci de hemen canlandıralım.

‘Netanyahu ile bir yere varılmaz’

EASTMED HATTI: Bir ülke ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşma imzalayabilmek için o ülkeyi karadan karaya görmeniz lazım. Dolayısıyla Tunus ve Lübnan ile böyle bir durum yok. İsrail ile de karadan karaya görme yok. İsrail kıta sahanlığı ya da kara suları içinde elde ettiği petrol, doğalgazı bizim kıta sahanlığımız içinden üçüncü ülkelere göndermek isterse, müzakeresini yapmamız lâzım. EastMed boru hattı aşağıdan geçecekse Libya ile müzakere etmeleri gerek, yukarıdan geçmek istiyorsa bizden izin alması gerek. (İlişki kurulabilir mi?) Netanyahu ile bir yere varmamız mümkün değil. Eğer yeni hükümet kurulur da, başta Filistin ve Kudüs konusunda makul bir tutum sergilerlerse neden olmasın?

MISIR: Mısır ile bizim düzeyimizde (dışişleri bakanları) görüşmeler yapılıyor. Mısır’ın istikrarı bizim için de İslam dünyası, Ortadoğu, Afrika için de önemli. Ama şu anda Mısır’ın istikametini doğru bulmuyoruz.

‘Önemli olan Montrö ruhunun kalması’

Kanal İstanbul iç sularımızı bağlayan bir kanal olduğu için elbette geçen gemilerden ücret alabiliriz. Montrö’ye göre, Boğaz’ı geçenlerden servis bedeli alıyoruz. Boğazlardan güvenlik nedeniyle geçemeyen gemiler Kanal İstanbul’dan geçebilir. Önemli olan Montrö ruhunun kalmasıdır. Savaş gemilerinin de nereden geçtiği değil, önemli olan, Montrö’de Karadeniz’deki dengenin bozulmamasıdır. Montrö’ye göre gemilerinin kaç gün kalabileceği, tonaj sınırlaması bellidir. Bu ortadayken, Kanal İstanbul’dan da, Boğaz’dan da geçse bir şey fark etmiyor.