Tepkililer, İYİ Parti’nin muhalifleri mi olacak?

Eğer yanılmıyorsam, Meral Akşener’den başka partisinin kurultayına ya da kongresine spor ayakkabı ile katılan bir genel başkan olmadı. 64 yaşındaki Akşener, 20 Eylül’deki parti kurultayında kürsüye beyaz ceketine uyan beyaz spor ayakkabılarıyla çıktı. Saatlerce sürecek kurultayda ayakkabının sadece rahatlık için tercih edilmediğini düşünüyorum. Tüm siyasetçilerin Z kuşağını bir yerden yakalamaya çalıştığı bir sürece de tanıklık ediyoruz. Ayrıca çevre ve hayvan haklarına vurgu yapan, saksılar içinde fidanların yer aldığı sahne tasarımı ve afişleriyle de sözel ve görsel mesajları iyi tasarlanmış, farklılıkları not edilecek bir kurultaydı. Ancak bütün bunlar, “oy verilmeyecekler listesi” tartışmasının gölgesinde kaldı.

Yine gölgede kalan değişiklikler

Kısaca, partinin Teşkilat Başkanı Koray Aydın’ın delegelere Genel İdare Kurulu’na (GİK) girmesinler diye 8’i milletvekili, bir genel başkan yardımcısı ve bir partili, toplam 10 isme oy verilmemesini istediği iddia edildi. Dikkat çeken noktalardan biri listedeki isimlerden ikisi, Ümit Özdağ ve İsmail Koncuk, zaten aday değildi. Adı listede yer alan / almayan bazı milletvekilleri ve partililer tepkilerini hem sosyal medya üzerinden gösterdiler, hem de Genel Başkan Akşener’e aktardılar. GİK üyeleri arasından seçilen Başkanlık Divanı’nda Aydın’ın istenmediği kulaktan kulağa dolaştı.

Hatta, 12 gün boyunca sessizliğini koruyan Akşener’in tavrını görmeye saatler kala, sayıları 14 - 15 olarak ifade edilen milletvekilleri “kötü uygulamaların faillerinin partimiz içindeki konumlarının akıbeti hususunda ciddi endişelerimiz mevcuttur” dedikleri bir açıklama yaptılar. “Kaygılarının tezahürü olarak” da aralarından bazılarının Meclis grup yönetiminin seçileceği toplantıya katılmayacağını duyurdular. Akşener’in Meclis’te milletvekillerine verdiği yemekte ise yer aldılar.

Tepkililer, İYİ Parti’nin muhalifleri mi olacak

Ancak Akşener, ‘tepkililerin’ deyim yerindeyse istediği kelleyi vermedi. Koray Aydın’ın Başkanlık Divanı’nda yine teşkilattan sorumlu olacak. Divan’da, bir parti yöneticisinin ‘ara yüz mühendislik çalışması’ olarak nitelendirdiği başka değişiklikler de oldu. Ekonomi ve Kalkınma, Hukuk ve Seçim İşleri Başkanlıkları ayrıldı. Daha önce Toplumsal Politikalar Başkanlığı altında olan Çevre ve Doğa Politikaları, ayrı bir başkanlık haline getirildi. Uluslararası Politikalar Başkanlığı ile yetinilmedi, ayrıca Ortadoğu ve Türk Dünyası ve Yurtdışı Türkler Başkanlıkları oluşturuldu. Parti Sözcülüğü kaldırıldı. Ancak görünen o ki bu değişikliklerin anlamı yerine de, Akşener’in Aydın ile ilgili kararının sonuçları İYİ Parti’de ön plana çıkacak. Çünkü açıklama yapan milletvekillerinin bundan sonra ne yapacağı sorusu gündemde. 

Akşener yetkisine müdahale ettirmedi

Yazıyı kaleme almadan, hem Akşener’e yakın, yönetimden isimlerle, hem de ‘tepkililer’in bazılarıyla görüştüm. Ancak ‘tepkililer’den kastın sadece adı listeye konu olan ya da açıklamanın tarafı olanlar olmadığını da vurgulamak gerek. Bunların dışında da Akşener’in kararını sorgulayanlar var.

Her iki tarafa da, Akşener’in Aydın ile devam kararının anlamını sordum. Çünkü bazı söylentilere göre Akşener, daha önce rakibi de olan, kurultay sürecinde de teşkilatı şekillendiren Aydın’ın gücünü hesap ederek, onu gözden çıkarmamıştı. İlginçtir her iki taraf da bu söylenti için ‘hayır’ dedi ve Akşener’in böyle bir gerekçe/hesap yaparak hareket etmeyeceğini vurguladı.

Akşener’in verdiği kararı doğru bulanlara göre, ‘tepkililer’ yanlış yol izlediler. Sosyal medyada ve basında rahatsızlıklarını sert şekilde ifade ettiler. Parti yönetiminden bir isim, “Genel başkana çalışacağı isim için ‘biz bunu istemiyoruz’ derseniz, yetkisine müdahale etmiş olursunuz. Hele bunu sosyal medya üzerinden yaptığınızda... Genel başkanlar inisiyatifleri içerisindeki bir meseleye tavır konulduğunda genellikle buna uymazlar” değerlendirmesini yaptı.

‘Meseleyi üzerine aldı’

Akşener’in sorunu çözme yöntemini yanlış bulanlar da var. Bunlardan biri, “Genel başkan ‘beraber çalışacağım kişileri  ben belirlerim’ dedi ama bir de ‘hesabı olan bana söylesin’ dedi, yani meseleyi üzerine almış oldu. Çünkü duruma itiraz edenler, ‘bunun sizinle alakası yok, teşkilat başkanının yaptığı bizi rencide etti’ dediler. Genel başkan ise meydan okumuş oldu ve ‘meselesi olan bana gelsin, ben böyle yöneteceğim’ dedi” sözleriyle görüşünü aktardı. İsmi listede yer alan bir milletvekili ise Akşener’in kararı için “Genel başkan bir tercihte bulundu ve 15 milletvekilinin, Koray Aydın kadar değerli olmadığı kanaatini oluşturdu” dedi.

Bundan sonra İYİ Parti’de neler olabilir sorusuna gelince... Akşener’e yakın isimler meseleye daha çok parti içi rekabetten kaynaklı tepki olarak bakıyor ve Genel Başkan’a paralel şekilde “içerdeki kızgınlık ve kırgınlıklar Türkiye gündeminin önüne geçmemeli” diyorlar.

Tepkililerin bir kısmı Akşener’in kararından sonra bazı değerlendirmeler yaptı. Ama topluca bir araya gelip bir karar oluşturmadı. Bu hafta izleyecekleri yol ve yöntemleri değerlendirecekler. İlk tepki olarak parti grup toplantılarına girilmeyebileceği belirtiliyor. İstifa kelimesini ağzına alanlar da var, “o son çare” diyenler de...”Adım adım ilerleyelim” diyenler de var, “kesip atalım” diyenler de. Bu ifadelerden yola çıkarak grup içinden bir milletvekiline “Bundan sonra size İYİ Parti’nin muhalifleri denilebilir mi?” diye sordum. Sesini bir parça yükselterek ve kararlı bir tonla “Hayır, diyemezler” dedi. Milletvekili şöyle devam etti; “Bırakırsam, bırakır giderim. Ama ben bu partinin sahibiyim. Kimse bana muhalefet yaftası yapıştıramaz.”