Depremi beklerken!

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu seçim öncesi doğru bir tespitte bulundu. İstanbul’un en önemli sorununun yaklaşan deprem olduğunu söyledi. Ve geçen hafta Büyükşehir’de depremle ilgili dairenin başına şehir plancısı Dr. Tayfun Kahraman’ı getirdi. Belediye Meclisi’nin son toplantısında Tayfun Kahraman’ın kişiliği uzun uzun eleştirildi. Gezi eylemlerine katılmış, vs. Ancak deprem önlemleri ele alınmadı. Söz bir türlü oraya gelmedi.

Geçenlerde Kartal’da bir bina yıkıldı. Cümle ekipler seferber olduğu halde binanın enkazına 4 günde ulaşıldı. Bir depremde binlerce binanın yıkılacağı biliniyor. Depremlerde ilk anda can verenlerden çok, enkaz altında uzun süre kalanların öldüğü de gerçek. Depremde kurtarma ekipleri önce kendi ailelerini kurtarmaya çalışır. Enkaza ulaşma işiyle dışarıdan gelen ekipler uğraşır. Bu iş için genelde askeri birlikler kullanılır. Peki, askeri birliklerin yapacağı çalışmalar planlandı mı? Bu konuda eğitim veriliyor mu? Kentin tahliye yolları haritası yapıldı mı? Doğal gaz ve elektrikler nasıl kesilecek? Yangınlar nasıl söndürülecek?

Eğri oturup doğru konuşalım. Bugüne dek bu konularda pek az şey yapıldı. En azından bundan sonra yapılması için konuyu gündemde tutsak, Büyükşehir Belediyesi’ne destek olsak iyi olmaz mı?

DİNAMİK POLİTİKA...

Yapılan ankete göre... Halkın yüzde 83.6’sı Suriye politikasının değiştirilmesini istiyormuş. AKP seçmeni de yüzde 73.6 oranıyla aynı düşüncedeymiş...

Peki, uygulanan politikanın ana çizgisi nedir? Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Haziran 2012 tarihinde dış politikadaki sapmayı eleştirenlere yanıt verirken, yeni politikanın çerçevesini de şöyle çiziyordu:

“Bu eleştiriler 1940 model dış politika anlayışının bir tezahürüdür. ‘Aman sorun çıkmasın’ diyerek, Türkiye’de çok uzun yıllar dış politikada adım dahi atılmamıştır...

Ekonomi bir risktir, siyaset bir risktir. Aslında hayat bir risktir. Risk almazsanız başarıyı yakalayamazsınız. Dış politikada tribünlerde kalmak Türkiye’ye çok ağır bedeller ödetti. Türkiye, tribünlerde kalabilecek bir ülke asla değildir.

Türkiye, mutlaka ve mutlaka sahaya inmek, sahada kalmak zorunda olan bir ülkedir. Bunun riskleri olabilir, bunun geçiş süreçleri olabilir, zaman zaman sorunlar yaşanabilir. Ancak, ‘sorun çıkacak’ diyerek, Türkiye pısırık bir politikayı, geleceğe ağır faturaları olan bir politikayı bu saatten sonra idame ettiremez, ettirmeyecektir.

Bugün Türkiye, statik dış politikadan dinamik dış politikaya geçmiştir.”

ŞAYİR

Kocaeli’nde AKP’li Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir, makam aracını satarak, ilçedeki 12 bin öğrenciye kırtasiye yardımında bulunmuş. Şayir’i parti içinden eleştirenler olmuş. Biz kutlayalım. Örnek olmasını dileyelim..

DAVA

Cumhuriyet gazetesi mensubu arkadaşlar aylar hatta yıllarca boşuna hapis yattı. Adalet yine geç geldi. Her zaman böyle mi? Hayır, bazen de sürat rekoru kırılıyor.
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile ilgili dava 27 Mayıs’ta açılmıştı. Araya yaz sıcağı ve adli tatil de girdiği halde dava 3.5 ay bile sürmedi, 6 Eylül’de karara bağlandı.

Kaftancıoğlu yıllar önce attığı tweet’ler yüzünden 5 ayrı suçtan 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sürat rekoru kırıldı...