ECZACI MELİH BEY

Moda’nın adeta efsane olmuş eczacısı Melih Ziya Sezer Bey de ayrıldı aramızdan... Moda’nın birkaç sayfa kalmış tarihinden bir sayfa daha eksildi. Üç nesildir açık olan Yeni Moda eczanesi aslında bir müzedir. İçeri girince 100 yıl öncesi karşılar sizi. Vitrininde hâlâ bir havan durur. Kadıköy’de eczaneler birkaç maddenin karıştırılmasını gerektiren ilaçları yapmazlar, size Yeni Moda Eczanesi’nin adresini verirlerdi. Melih Bey 90’ında olduğu halde tek başına çalışır, her türlü karışımı da üşenmeden yapar, zamanında teslim ederdi. O aynı zamanda şairdi. Şiir kitaplarını da müşterilerine ilaç niyetine ücretsiz verirdi.  Ve müthiş bir kedi dostuydu. Bir pazar günü ara sokakta rastladığımda nereye gittiğini sordum,

- Dükkâna gidiyorum, demişti, bizim kedinin mamasını götürüyorum.

Nadide bir insan ve gerçek bir beyefendiydi.

Melih Bey’den geriye bir müze eczane ve onun kaleminden dökülen mısralar kaldı. Ortak dostumuz Muzaffer Ayhan Kara’ya emanet ettiği şiirlerinden birini veda niyetine iliştirelim:

BİZİM GİBİ

Ne kadar özlesen de

Getiremezsin geri

Geçen zamanları

Hiçbir şey geçmiş zamanlardaki gibi

Yerinde değil

Ne kadar düşlesek de

Eskisi gibi değil

Bizim gibi.

JELİBON

Sosyal medya dün Ankara eski Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ekrandaki sözleriyle neşe buluyordu. Demişti ki:

“Adana’dan sonra Polatlı’nın arka tarafında da 6 milyar dolarlık jelibon bulundu.”

Özellikle seçim dönemlerinde zengin kaynakların bulunduğuna ilişkin haberler yoğunlaşır. Ancak bugüne dek jelibon hiç bulunmamıştı. Jelibon, malum, çocukların yediği bir cins atıştırmalık şeker.

Daha önce de cinlerle ilgili öyküler anlatan Melih Gökçek’in son buluşu yaratıcılık açısından harikaydı!

CÜNEYT

“Canım Cüneyt, bundan sonra yokluğunu bilmek, düşünmek öyle acı ki seni sonsuza kadar kalbimde yaşatacağım.”

Türkan Şoray Cüneyt Arkın’ı bu sözlerle uğurluyor.

Müjdat Gezen de onu kısa ama öz tanımlıyor:

“Aktördü, doktordu, ressamdı, ağabeydi, demokrattı, Cumhuriyetçiydi ve katıksız Atatürkçüydü. Onu çok özleyeceğim.”

Halkın sevgilisiydi. O da halkı çok sevdi. Özellikle gençleri. Son ekran konuşmalarından birinde öğrencilerin sözcülüğünü yapıyor, “Neden yeterli öğrenci yurdu yapmıyorsunuz?” diye hükümete çıkışıyordu.

Kalite adamdı. Kara Murat gibi cengâver ruhluydu. Doğruluk çizgisinden hiç sapmadı. Bir cümleyle deriz ki... Güzel bir adam geldi geçti dünyadan ve aramızdan ayrılıp sonsuzluğa uçtu. Saygıyla...

KİTAP

Emekli Profesör Emrullah Güney Diyarbakır’dan yazıyor:

“76 yaşındayım.

66 yıldır kitap biriktiriyorum.

Yerli yabancı binlerce kitap. Coğrafya, tarih, dinler, sosyoloji, psikoloji, edebiyatın her türünden kitaplar.

Dergi koleksiyonları, ansiklopedi takımları.

Türkçe, Fransızca, İngilizce...

Azerbaycan ziyalılarının gönderdiği kitaplar -coğrafya, şiir, roman, öykü- var. Baku’ya, Gence’ye, Nahcivan’a gitmeden yüksek lisans, doktora yapılabilir onlardan yararlanılarak.

Haritalar, atlaslar...

Belgesel film CD, DVD’leri...

Üniversitelere önerdim. Yerleri yokmuş; almak istemediler.

Duyurmak bizden.

Mail adresim: emrullahguney@gmail.com “

KASK

Marmaris yangını sırasında sık sık “Gece görüşlü helikopter gönderin” çağrısı duyuldu.

Uçak ve helikopterler akşam olunca yangını bırakıp gidiyor ancak sabah dönüyordu. O yüzden gece çalışacak helikopter gerekiyordu.

Bu arada kullanılan deyim yanlıştı.

Uzmanlar şöyle düzeltti:

- Helikopterlerde gece görüşü olmaz. Pilotun gece görüşlü kaskı olur.

Özetle... Birkaç gece görüşlü kask teminiyle sorun çözülecek.

MADRİD

Madrid görüşmelerinde imzaladığımız bir mutabakat ile aldığımız sözler karşılığında Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya dönüşüne onay verdik.

1980 yılında ABD’li General Rogers’ın verdiği “asker sözü”yle Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne onay vermiştik.

Yunanistan sözünde durmadı. Ancak Rogers Planı’nda bir yaptırım öngörülmediği için Türkiye’nin eli kolu bağlı kaldı.

Bu defa aynı sonucun ortaya çıkmaması temennimizi belirtelim.

Ayrıca soralım...

Acaba elimize geçen bu kozu daha farklı kullanamaz mıydık?

Örneğin o iki ülkenin NATO’ya dönüşünün şartı olarak F-35 programına dönüşümüzü şart koşsaydık... Daha somut bir kazanç olmaz mıydı?

Tabii bu sorular için vakit geç. Mutabakat hayırlı olsun diyelim.