GÜL MEVSİMİ

Cumhurbaşkanı adaylığı için yine eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adı geçmeye başladı. Atatürkçüler Gül’ün Atatürk ve Cumhuriyet’e karşı bir isim olduğunu dile getiriyor, kimileri bunun yakıştırma olduğunu söylüyor.

Tartışma bu eksende sürüyor.

Abdullah Gül’ün ulusal bayramlarda rahatsızlanmasını konu dışı bırakalım.

Onun kendi yetki ve iradesiyle Atatürk kurumlarına yaptığı atamalara göz atalım.

Örneğin... Türk Tarih Kurumu Başkanlığına Prof. Metin Hülagü adlı Abdülhamit sevgisiyle tanınan bir akademisyeni atamış, bu şahıs 10 Kasım 2013 tarihinde Stockholm’de Abdülhamit konferansı vermiş, bazı davetliler kızıp salonu terk etmişti.

Bir ara Atatürk Araştırma Merkezi’nin başına getirdiği Mehmet Ali Beyhan da yine Abdülhamit hayranı bir isimdi. Bunu kendisi söylemişti.

Atatürk Yüksek Kurumu Başkanlığı’na bir dönem Fars dili hocası Prof. Derya Örs’ü atamıştı. Örs’ün Atatürk’le ilgili hiçbir araştırması yoktu.

Atatürk Yüksek Kurumu üyeliğine getirdiği Mümtazer Türköne kendisine Atatürkçü denmesini hakaret kabul edeceğini söyleyen, “Elbette Atatürkçü değilim, çünkü benim aklım fikrim var” diyen biriydi. Gül’ün yaptığı atama o kadar büyük tepkiye neden oldu ki sonunda Türköne göreve başlamadan istifa etmek zorunda kaldı.

Abdullah Gül’ün yaptığı bu atamalar onun siyasi niyetleri hakkında yeterli fikir vermektedir.

DERSİM

Uzun süredir ertelenen Barolar Birliği seçimi 4-5 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılıyor. Başkanlık için iki aday var: Mevcut Başkan Metin Feyzioğlu ve Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan.

İstanbul Barosu Sağkan’ı destekliyor.

Güneydoğu’dan sekiz baro da ortak açıklama yaparak Avukat Erinç Sağkan’a destek sözü verdi.

Dikkatimizi çekti. Bunların arasında yer alan Tunceli Barosu imzasını Dersim Barosu diye atmış.

Bu baro, Adalet Bakanlığı gibi devlet kuruluşlarına yazı gönderirken de imzasını böyle mi atıyor? Hayır tabii ki... Ancak fırsat buldular mı araya bir Dersim özlemi sokuşturuyorlar. Dersim diye bir bölge eskiden vardı. Erzincan, Erzurum, Elazığ illerinin kimi ilçelerini içine alıyordu. Artık yok, Tunceli var. Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün karşısında, kimi beklentilerle isyancı Seyit Rıza’nın yanında yer alanlar da bunu öğrenmeli. Boş hayaller peşinde koşmayı bırakmalı.

SEBEP

“Faiz sebep, enflasyon sonuç” diye özetlenen yeni ekonomik formül hem ülkenin hem insanların hayatında değişiklikler yaratacak. Bu formülün olumlu sonuçlarının ancak 1.5 yıl sonunda, seçim öncesinde alınacağı ifade ediliyor.

Peki, seçime kadar geçecek 1.5 yılda neler yaşanacak? Kısa vadede neler yaşanacağını Prof. Hayri Kozanoğlu şöyle anlatıyor:

“Halkın fiyatların daha da yükselmesi endişesiyle zorunlu ihtiyaçları, gıda ve ihtiyaç maddelerini stoklama eğilimine gireceğini, kredi kartlarına dayanacağını öngörüyorum. Kuaför, spor salonu, lokanta-kafe gibi hizmet sektöründe, kültür ve sanatta, dayanıklı tüketim mallarında, tam tersi, talebin bıçak gibi kesilmesini bekliyorum.”

BAĞIŞ

Geçen hafta 28 Kasım günü Darüşşafaka için anlamlı bir tarih idi. Çünkü Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım 100 yıl önce o gün Darüşşafaka’ya 20 bin kuruş bağış yapmıştı. O yıl için hatırı sayılır bir paraydı. Atatürk o sırada cephedeydi. Zübeyde Hanım, maddi durumu çok da iyi olmadığı halde babasız çocukların okuduğu Darüşşafaka’ya yardım yapmayı düşünmüştü.

Bağış için düzenlenen belgede Zübeyde Hanım “Ankara Hükümeti Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Anadolu Kuvayı Milliye Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin annesi” olarak tanımlanıyordu.

Zübeyde Hanım, bu bağışı sırasında Darüşşafaka’dan iki istekte bulunuyor: Biri Darüşşafaka’da okuyan çocuklara o zorlu savaş döneminde yılda bir kez mevsim meyvelerinden birinin dağıtılması. Diğeri ise her yıl Kadir Gecesi’nde Kuran-ı Kerim okutulması.

Anlaşılan, o yıllarda çocuklar istedikleri zaman meyve de yiyemiyor.

SÜT

Küçük bir çiftlik sahibi olan dostumuz telefonda:

- İnekleri kesip satacağım, diyor.

- Ne var, ne oldu?

- Bir torba yem iki yıl önce 50 liraydı. Son olarak 165 liraya alıyorduk. Bugün gittim 200 lira olmuş.

- Eee?

- Bir balya saman da 5 liraydı, 25 lira oldu.

- Eee?

- Bu koşullarda sütünü satarak ineği besleyemem. Kesip satmaktan başka çarem kalmadı.

YALAN

Melih Cevdet Anday’ı ölümünün 19. yılında (13 Mart 1915-28 Kasım 2002) bir kısa şiiriyle anıyoruz.

“Ben güzel günlerin şairiyim

Saadetten alıyorum ilhamımı

Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum

Mahpuslara affı umumi’den...

Çocuklara müjdeler veriyorum

Babası cephede kalan çocuklara...

Fakat güç oluyor bu işler

Güç oluyor yalan söylemek...”