Gündemdeki kim?

Altı muhalefet partisi parlamenter sisteme dönüş protokolünü hazırladılar. Önümüzdeki günlerde açıklayacaklar.

Şimdi sıra geçiş süreci (yani seçimin yapılmasından parlamenter sisteme dönüşe kadar geçecek (1-2 yıllık süre) şartlarını ve aday ismini mutabakata bağlamakta.

DEVA partisi Genel Başkanı Ali Babacan BBC’ye geçen hafta uzun bir röportaj verdi. Partisinin koşullarını anlattı. Özetle şöyle:

- Aday ortaklaşa seçilecekse altı parti aralarında bir mutabakat yapmalı,

- Ortak aday altı partiyle danışarak hareket edeceğine söz vermeli,

- Ortak adayın yetkileri önceden mutabakata bağlanmalı, aday onların dışına çıkmamalı,

- Partiler bu koşullara uygun ve onları kabul eden bir isim seçmeli,

- Seçilecek aday güvenilir biri olmalı, seçildikten sonra sözlerinden sapmamalı.

Babacan’ın gönlünün Abdullah Gül veya benzer bir isimde olduğu biliniyor.

Geçenlerde Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay Kemal Kılıçdaroğlu ile uzun bir konuşma yaptı. Kemal Bey Babacan’a benzer koşullar öne sürdü. Balbay’ın izlenimi şöyleydi:

“Kılıçdaroğlu aklındaki cumhurbaşkanı adayını kendi adını önde tutarak perdeliyor!”

Bu sözler üzerine basında “Kemal Bey Abdullah Gül’ü işaret ediyor ama Gül’ün şansı çoktan sıfırlandı” gibi yorumlara rastlandı.

Bu yorumlara da Gül’ün kankası Fehmi Koru kendi blogunda şu yorumla yanıt verdi:

“Gül’ün şansı sıfırlandı yorumlarını okudum ve güldüm.”

Özetle... Gül’ün adı kuliste dolaşmaya devam ediyor.

ÖZETİN ÖZETİ... Muhalefet işi sağlama bağlamak, Cumhurbaşkanı’nı baştan kontrole almak istiyor. Yeni cumhurbaşkanının hareket alanını onlar belirleyecek, sürekli temas halinde bulunacak, ona yol gösterecekler. Öyle güvenilir ve deneyimli bir aday bulunacak ki... Hem ülkenin sorunlarını çözecek, hem ayrı telden çalan altı partiyi memnun edecek şekilde hareket edecek. Ve parlamenter sisteme dönüşü yönetecek. Kim olabilir!?

BALIK

Bir yolcu akşam vakti dağ yollarında giderken, arkadan gelen bir başka yolcu kendisine yetişmiş, yol arkadaşı olmuşlar. Geç vakit bir hana varmışlar. Hancıdan yiyecek bir şeyler istemişler:

- Sadece iki balığım kaldı. Onları pişirip getireyim, demiş hancı.

Balıklardan biri büyük, öteki küçükmüş. Hancı, balıkları pişirip getirdiğinde, yolculardan biri hemen büyük balığı alıp tabağına koymuş. Doğal olarak, öteki suratını asmış.

Büyük balığı alan sormuş:

- Niye surat ediyorsun?

- Balık seçimini beğenmedim.

- Sen olsan hangisini alırdın?

- Ben olsam küçüğünü alırdım, diye cevap vermiş beriki.

- İyi ya işte, demiş adam, küçük balık yine sana kaldı.

PAŞALAR

Haydarpaşa’nın gar kalması için tarihi binanın önünde pazar günü 521. kez bir araya gelindi.

Haydarpaşa Garı 11 yıl önce yandı. O gün bugün garın şu veya bu şekle dönüştürüleceği yolunda haberler çıkıyor. Projeler ortaya atılıyor. Gar direnişçileri ise her hafta pazar günü garın önünde toplanarak:

“Haydarpaşa gar olarak kalacaktır” diye slogan atıyorlar.

Yağmur, kar, çamur, fırtına onları durduramıyor.

Onlar Validebağ direnişçileriyle birlikte İstanbul’un en yaman çevrecileri. Kentin gerçek sevenleri. Tarihin gerçek dostları.

YAKIN TARİH

Çalışkan ve gayretli bir akademisyen, Ahmet Gülen, yakın tarihin ünlü isimleriyle seri röportajlar yapmış, bunları “Ne İçindeyiz Ne Dışında” adlı kitapta toplamış. Kitapta Altan Öymen’den Hıfzı Topuz’a, Özden Toker’den Hüsamettin Cindoruk’a, Orhan Birgit’ten Kurtul Altuğ’a sayısız ünlüyle gayet içerikli röportajlar yer alıyor. Bu arada çok ilginç bilgiler ediniyoruz.

Örneğin gazeteci Bedii Faik konuşuyor:

- Demokrat Parti iktidara geldiğinde Ali Naci Karacan’ın Milliyet gazetesindeydim. DP kısa zaman içinde Arapça ezanı geri getirdi. Bunu pis oyunlarla yaptılar.

- Nasıl bir oyun?

- Meclis’te hoparlörleri pencereye koyarak konuşulanları dışarıya verdiler. Amaç da şu: “Kim Arapça ezana karşı duracak, halk bunu duysun.” Ankara Palas ile Meclis arasındaki alan tıklım tıklım insanlar doluydu. CHP’den söz alanlar manzarayı görünce karşı çıkamadı ve lehte karar verildi.

***

Hıfzı Topuz anlatıyor... 6-7 Eylül olayları İstanbul’u dehşet içinde bırakmış. Azınlıklara ait iş yerleri, mağazalar yağmalanmış. Ertesi gün Menderes ve Celal Bayar İstanbul’da basın toplantısı düzenliyorlar. Cumhurbaşkanı Bayar acı acı konuşuyor:

“Çok kötü günler yaşıyoruz. Bunu komünistlerin yaptığını biliyoruz. Hepsini yakalıyoruz, üzerine gidiyoruz.”

Fişlenmiş komünistler yakalanıp içeri atılıyor. Halk komünistlere bir kez daha diş biliyor. Oysa malum... Bu olayları bizzat DP düzenlemiştir.

Bir süre kış izni rica ediyoruz. Tekrar görüşmek üzere...