VARLIK VERGİSİ

Varlık Vergisi yine gündeme geldi. Gündeme gelmesinin bir sebebi Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme listesine koyması, diğeri “Kulüp” adlı dizi oldu.

1942 yılında konulan Varlık Vergisi vergi tekniği açısından kötü, aceleye gelmiş, harp zenginlerine öfkeyle yazılmış, uygulamada adaletsiz bir vergiydi. Sakıncalarında herkes hemfikirdir.

Vergi Müslüman iş adamlarını da kapsıyordu. Ancak sermaye ve işletmelerin yüzde 87’si azınlıkların elinde olduğu için doğal olarak onlara yönelmişti. Belirlenen vergiyi ödeyemeyenler çalışma kamplarına gönderilecekti. Nitekim bu durumdaki 1400 kişi gönderilmiş, 20 kadarı geri dönmemişti. Vergi bir yıl sonra kaldırıldı, ödenmeyen paralar affedildi.

***

Vergi hangi koşullar altında, ne amaçlarla konuldu? Bunu anlamak için Cahit Kayra’nın Tarihçi Kitabevi’nden 1911 yılında çıkan “Savaş, Türkiye, Varlık Vergisi” adlı kitabını okumak gerekir. Diyor ki Kayra:

“Güçsüz Türk ekonomisi İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği olağanüstü ihtiyaçların finansmanını karşılamakta güçlük çekti. Üreterek ekonomiyi besleyecek olan bir milyon genç insan askere alınmıştı ve ülkeyi korumak için sınırlarda bekliyordu. Şehirlerde ise savaş zenginleri lüks içinde yaşıyordu. Cumhuriyet hükümetleri bu dönemde katı, acı verici önlemler almak zorunda kaldılar. Bu önlemlerden biri de Varlık Vergisi idi. Toplanan 314 milyon lira krizin aşılmasına yardımcı oldu.”

Kayra’nın kitabı olumlu olumsuz görüşlere yer verir. Ders kitabı niteliğindedir. Orada Varlık Vergisi konusundaki en önemli kaynak sayılan Faik Ökte’nin, “Varlık Vergisi Faciası” adlı kitabını yayımlamak için neden 1951 yılında DP’nin iktidara gelmesini beklediğini de irdeler, Ayhan Aktar gibi yazarların olaylara hangi yanlış gözlükle baktığını da...

Baskın Oran, Cahit Kayra’nın kitabını “facia” diye niteleyen bir yazı yazdı. Kayra’yı bu yıl kaybettik. Kitabı 2011 yılında yayımlandı. Baskın 10 yıldır neden içini dökmedi de bugünü bekledi?

***

O yıllar savaş yıllarıdır. Fransa’dan toplama kamplarına gönderilen 75 bin Yahudi’nin 72 bini geri dönmemiştir. Polonya’da 3 milyon Yahudi kamplarda öldürülmüştür. Selanik’te 40 bin Yahudi yok edilmiştir. Türkiye’de sürgüne gönderilen 1400 iş adamından 20’si dışındakiler bir yıl içinde geri dönmüş hayatlarına devam etmişlerdir.

Milliyet’te 29.01.2012 tarihinde yayımlanan röportajda, Varlık Vergisi günlerini yaşamış olan 98 yaşındaki Şabat Levi, Zeynep Miraç Özkartal’ın sorularını yanıtlarken yaşanan sıkıntılı günleri anlatıyor. Sonra şu soru ve yanıtlar:

- Devletin sizden özür dilemesini ister misiniz?

- ““Hata ettik”” demelerini isterim tabii. Ama ne değişir? Ben affettim zaten. Bizi Hitler’den kurtardı İnönü, Varlık Vergisi’ni de affettim böylece. Eğer bizi Hitler’e verseydi sabun olacaktık. Parayla hayat ölçülmez. İnönü sayesinde hayatta kaldık. Bunu unutmadım.

- Ama bir taraftan İstanbul’da gaz odaları kuruldu.

- Burada, Balat tarafında kurulduğunu söylediler ama ben görmedim, inanamam. Neler geçirdiğimizi bilemezsin. Gazeteleri okuyorduk, radyo dinliyorduk. Korku içinde... O yüzden Varlık Vergisi’ymiş, 6-7 Eylül’müş, o kadar da kızmıyorum.

***

NOT: Biz 50’leri yaşadık. Azınlık çocuklarıyla birlikte okuduk. Gayrimüslimler kışın Beyoğlu, Şişli, Nişantaşı, yazın Caddebostan, Suadiye ve Adalar’ın keyfini yaşayan mutlu azınlık idi. Maalesef o mutluluğu 1955 yılındaki 6-7 Eylül ve sonrasındaki olaylar bitirmiştir.