Bayram notlarım...

Normal bir insan 270 derece görebilir, tatil mekanlarında herkes cep telefonu kamerasının açısı kadar görebiliyor. Adım başı selfie, adım başı paylaşım. İçimizdeki teşhirci nedense tatillerde coşuyor. Bu çok paylaşım alışkanlığı nedeniyle anı, mekânı yaşayamayan insanlar haline gelmişiz.

Lüks arabadan, logosu en fazla gözüken marka kıyafetlerden sonra deniz kenarında, marka terlik, marka havlu, marka plaj çantası kullanarak dikkat çekmeye çalışanlar, asıl, denizde sadece boylarına kadar ilerlemelerine izin veren garip yüzme çabalarıyla dikkat çektiklerinin farkına varırlar. İnsan eşyadan çok kendine yatırım yapmalı...

Türkiye’de araba sevdası kadar geçerli olan bir başka sevda da plaka sevdası. Eskiden isimlerin baş harfleri yetiyordu şimdi sondaki 4 rakamın aynı olması ya da çifter çifter olmasını da çok önemseyen belirli bir grup var.

Hadi arabayla gösterişi anlarım da bu plaka hastalığını hiç anlamadım.

Kızlı erkekli gruplar, aralarında küfürlü konuşarak daha samimi, daha modern olduklarını mı zannediyorlar diye keşke sorma imkânım olsaydı. Küfür çok önemli değil de modern yaşamdan anladıkları buysa,
vah halimize.

İstanbul’da da çok görüyordum ama tatil mekanlarında daha da dikkatimi çekti. Gidilen mekanlarda garsonlara hitap etme şekli giderek çirkinleşiyor insanların. Özellikle bu görgüsüzlüğü hiç ama hiç sevmiyorum.

Bayram notlarım...

Kıbrıs’ın koçanı, Erdoğan’ın müjdesi...

Kuzey Kıbrıs’ta tapuya koçan denir.

Üç çeşit koçan vardır.

1974 öncesinde Türklere ait olan arsa, bina gibi taşınmazlara “Türk Koçanlı” denilir.

Olası bir barış anlaşmasında da durumu tartışılmayacak, dava konusu olmayacak olanlar bu taşınmazlardır.

İkinci grupta “Eşdeğer Koçanlı” diye tanımlanan taşınmazlar yer alır.

1974’ten sonra Güney’deki mallarını bırakarak Kuzey’e geçenlere verilen tapuları kapsar bu tanımlama.

Güney’deki mallarından feragat edenlere Kuzey’de verilen malları kapsar.

Rum Yönetimi, Güney’de Kıbrıs Türklerinin boşalttığı köylere çivi bile çakmadığı için her anlaşma sürecinde önemli pazarlık konusu  haline gelir bu tapular.

Bir de “Tahsis Koçan” denilen ve Kuzey Kıbrıs’ta vatandaşlık verilenlere tahsis edilen taşınmazlar bu gruba girer.

Müzakerelerde en fazla tartışma da bu son gruptan dolayı çıkar.

Bu genel bilgiden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müjdesi ve tartışmalardan söz etmek lazım.

KKTC Meclisi’nin bugün faaliyet gösterdiği bina 1974 öncesinde Diyanolles Sigara Fabrikası’nın sahibi Dimitrios Diyanolles’e aitti.

Bugün Diyanolles Ailesi, Kuzey’deki malına gitmesinin engellendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açsa tıpkı Louzidu Davası’ndaki gibi tazminat ödemek gerekebilir.

Meselede “Kuzey Kıbrıs’a beton müjdesi verildi” demekten daha öte bir durumdayız yani...

Oğuzhan Asiltürk neden Kıbrıs’a gitti?

Hayata hep siyaset, hep seçim hesabı üzerinden bakmak gibi bir yanılgımız var.

Saadet Partili Oğuzhan Asiltürk’ün, Cumhurbaşkanı’nın heyetiyle Kuzey Kıbrıs gitmesini de böyle yorumladık.

20 Temmuz 1974’te, Türkiye’nin Kıbrıs Barış  Harekâtı kararı altında İçişleri Bakanı olarak Asiltürk’ün imzası vardı. Dolayısıyla 20 Temmuz 2021’de Ada’ya giden heyet için davet edilmesi son derece normal.