Ecevit’ten Erdoğan ve şimdi Altun’a....

Bülent Ecevit’in Beyaz Saray’da Başkan Carter’ı ABD ambargosunu kaldırmaya ikna ettiği bir gün yaşandı 1978’te.
O günün gecesinde, ABD Başkanı tüm NATO liderleri önünde “Mikrofonu, politikanın bazı inceliklerini öğrendim genç meslektaşıma bırakıyorum” diye kürsüye çağırdı NATo Dönem Başkanı, Türkiye Başbakanı’nı...

Ecevit’ten Erdoğan ve şimdi Altun’a....


Ertesi gün, Tercüman gazetesi, “Rahşan Hanım, Beyaz Saray’ın davetine Olgunlaşma Enstitüsü’nün diktiği tuvaletle gitti” manşetiyle çıktı.
Yıllar sonra, rahmetli İlhan (Selçuk) Abi, Pencere köşesinde, Emine Erdoğan’ın kıyafetini eleştiren uzun bir yazı yazmıştı.
Ilıcakların Tercüman gazetesiyle İlhan Selçuk’u aynı çizgide görmenin, eş, eş kıyafeti üzerinden siyasi eleştirme geliştirmenin yarattığı hayal kırıklığını yazmıştım o dönem.
Aradan 12 sene geçti, şimdi benzer bir durumla karşı karşıyayız...

Doğruyu savunmanın birinci kuralı, özneyle değil, yüklemle ilgilenmektir.

Kim olduğunu bilmediğiniz insanların evinizi gözlemesini, fotoğraflarını çekmesini ister misiniz?

Soruyu bir adım ileriye taşıyalım,

Siyasi rekabet dediğimiz şey, insanların evlerinin etrafında, hırsız, uğursuz gibi dolaşmak mıdır?

CHP İlçe Başkanı, ev tartışmalarından çok rahatsızsa, gider o evin önünde basın açıklaması yapar, tepkisini dile getirir.

Siyasetin sınırı, yöntemi budur, ev etrafında dolaşıp, gizlice fotoğraflar çekmek değildir.

Fatmanur Altun’un evinin çevresinde yaşanan olaya CHP seçmeninin tepki göstermediği bir Türkiye’de normalleşme nasıl olabilir?

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu siyaset yapan birisi, bu haliyle Fatmanur Altun’dan farklı ama fark etmez, yarın öbür gün AK Partili bir ilçe başkanı Kaftancıoğlu’nun evini gözetlese, fotoğraflar çekse, buna da AK Partili seçmenin tepki göstermesi gerekir.

Olaydan sonra Fatmanur Altun ile konuştum telefonda.

Haklı ve mağdur olmanın sevinci değil, böyle bir durumda kalmış olmanın hüznü vardı sesinde.

Kadın ve anne paydasında buluştuğu Canan Kaftancıoğlu’nun olaya sahip çıkan tavrına üzülmüş en çok.

Yıllar önce hırsız girdiği evlerinden taşındıklarını ve şimdi benzer bir duygu yaşadığını anlattı.

İleride evlatları okuyacağı için tepkisini dilediği gibi dile getiremediğini de söyledi.

İçinde evlatların ve annelerin olduğu evler gözlenmez, adınız ister Fatmanur Altun olsun ister Canan Kaftancıoğlu...

Çok ütopik gelecek ama keşke CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu o ilçe başkanını görevden alabilse.

Farklı fikirde, farklı düşüncede olanı eleştirmek herkes için kolaydır.

Zor olan, insanı lider yapan, öz eleştiri yapmak, hatayı yapan kim olursa olsun, cezasını kesebilmektir.

Denilebilir ki AK Partililer böyle saçma bir iş yapsaydı, o ilçe başkanı görevden alınır mıydı?

Bilemem ama bu sorun AK Parti’nin değil her fırsatta AK Parti’den daha demokratik olduğunu söyleyen CHP’nin sorunu...

Okulların açılış takvimi

Özel okullar 31 Ağustos Pazartesi günü dersbaşı yapılacak gibi hazırlanıyor koronavirüs sonrası günlere.

İlk 1 ay bu sene yapılamayan eğitimin hızlandırılmış olarak yapılması,

Ekim ayı başında da 2020-2021 eğitim-öğretim yılına başlanacağının hesabı yapılıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı bu plandan ne kadar haberdar bilmiyorum ama bildiğim, temmuzda Türkiye’nin sıcak illerinde öğrencilerin okullara gidemeyeceği.

Urfa ve Diyarbakır’da 38, Antalya’da 34, İzmir’de 33 dereceyi bulan sıcaklıklarda ders yapmanın pek imkânı olmaz.

Bu formül hayata geçer mi geçmez mi, bekleyip göreceğiz...

İyi ki varsın Necati Abi...

Ecevit’ten Erdoğan ve şimdi Altun’a....


Necati Akpınar deyince insanın aklına BKM, BKM deyince de bir sürü ünlü isim ve proje gelir.

Karantina günlerinde iki çocuk filmi seyrettim, biri Bizim Köyün Şarkısı, diğeri Can Dostlar.

Her iki film bittiğinde de aynı sıcak duygu ve iyiler hep kazanır ana fikri kaldı.

Özellikle büyüklerin dünyasında iyiler hep kazanmadığı için ilaç gibi geldi bu duyguyu hissetmek.

İyi ki varsın Necati Abi ve daha uzun yıllar iyi ki bizimle olacaksın...