Siyaset ne kadar seks skandalı kaldırır?

Siyasetin bir dönem seks kasetleriyle dizayn edildiği bir ülke Türkiye.

Dünyanın başka yerlerinde de koltuk kaybettiren seks skandalları oldu ama Türkiye’deki kadar organize yaşanmadı.

Biz, görüntüleri çekenlerin, yayanların amacından çok kasette olanlara dikkat ediyoruz; başka yerlerde cinsel organ eylemleri değil, kamuya karşı olan sorumluluklar ve yalanlar tartışılıyor.

- Peter Robinson, geçiş sürecinde Kuzey İrlanda Özerk Yönetimi’nin başbakanı konumundaydı. Kendisi gibi siyasetçi olan karısı, Robinson’u 19 yaşında bir gençle aldattı. Karısı birlikte olduğu gence kafe açması için 50 bin sterlin borç verdi, bu alacağını mal beyanında göstermedi. Aldatılan Robinson da durumu bilmesine rağmen karısını ihbar etmedi. Sırf bu yüzden Robinson bir süreliğini de olsa koltuğunu kaybetti.

Siyaset ne kadar seks skandalı kaldırır

- Macron’un sağ kolu, Paris Belediye Başkan Adayı Griveaux, sosyal medyada paylaşılan seks görüntülerinin ardından adaylıktan çekildi. Görüntüleri yayınlayan ve Paris’te yaşayan Rus sanatçı Pavlenski, “Kampanyasında durmadan aile değerlerinden bahsedip duruyor, hep eşi ve çocuklarıyla fotoğraf çektiriyordu, herkes gerçeği görsün istedim” dedi.

- Çapkınlıklarıyla ünlü Dominique Strauss-Kahn, New York’ta bir otel görevlisi kadını taciz ettiği için sorun yaşadı. Kamuoyu, komplo ihtimalini tartışırken, Strauss-Kahn’ın her gezisinde eskort kadınlarla seks organizasyonları yapıldığı ortaya çıktı. Fransız yargısı, örgütlü bir fuhuş şebekesi var dedi. Kahn, IMF Başkanlığı’nı, Fransa Cumhurbaşkanı adaylığını ve eşini kaybetti.

- İngiltere’de Muhafazakar Parti’den Nigel Evans, eşcinsel olduğu bilinen bir dönemde Avam Kamarası’nın başkan vekili seçildi. Sonra iki genç erkeğe tecavüz etmekle suçlandı, istifa etti. ABD’de  Cumhuriyetçi Senatör Larry Craig de bir havalimanında sivil bir polisi taciz edip, eşcinsel ilişki teklif ettiği için tutuklandı, Senato’dan istifa etti.

Cinsel kimlikleri değil, insanları taciz etmeleri, istemedikleri şeylere zorlamaları sorun oldu kamuoyu için.

- Avrupa Parlamentosu’nun muhafazakâr isimlerinden biri olan Jozsef Szager’in koronavirüs kısıtlamaları döneminde hep karşı olduğunu söylediği eşcinsel bir partiye katıldığı ve uyuşturucu kullandığı ortaya çıktı. Szager söylediklerinin aksini yapan, koronavirüs önlemlerini takmayan bir adam olarak damgalandı ve görevinden istifa etti.

- Berlusconi, İtalya’da yıllarca başbakanlık yaptı, Bunga Bunga partileri başta olmak üzere adı sayısız seks skandalına karıştı ama koltuğunu ekonomik kriz nedeniyle kaybetti. ABD Başkanı Clinton, Oval Ofis’te yaşananlar değil, yeminli ifadesinde yalan söylediği suçlamasıyla görevinden azlediliyordu.

- CHP’den istifa eden bir milletvekilinin şantaj için kullanılmak istenen kasetini konuşuyoruz günlerdir. Kasette olanlara dair yazılanlar şantajın önüne geçti. Bu demek oluyor ki bundan sonra şantaja maruz kalanlar, parayı ödeyip, işin içinden sıyrılmaya çalışacaklar zira kimse asıl suçla ilgilenmiyor.

Reform güzellemeleri, kötülemeleri

Günlerdir, İnsan Hakları Reformu’nu konuşuyoruz ve yine ikiye bölünmüş haldeyiz.

“Bu söylenenlerin yarısı hayata geçse  uçarız” diyenler ile “Söylerler ama yapmazlar” diyenlerin arasına sıkıştık yine.

Kadına şiddete karşı en sert yasalara rağmen  gördük ki reformların başarısı yargının uygulama iştahına bağlı.

İki yıl kadar önce bir iş mahkemesindeki tanıkla “Sen” diye konuşan, gücünü ses tonuna yansıtan bir hâkim için “Daha kibar olmak otoriteyi sarsmaz, aksine artırır” diye yazmıştım.

Küresel salgından sonra yolum üç kere Çağlayan Adliyesi’ne düştü. Aylar önce Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nde kürsünün uyandırdığı güveni istisna olarak yorumlamıştım.

Salı günü 25 ve 2 Numaralı iş mahkemelerinde ifade verdim. O bir kaş havada dinleyen, “Sen” diye hitap eden hâkimler yoktu, dinleyen, güven veren bir kürsü vardı.

Çarşamba sabahı Adalet Bakanı Abdülhamit Gül konuşuyordu. Hukuka uygun her kararın  adalet duygusunu tatmin etmediğini bildiğim için Bakan Gül’ün hukuktan çok adalet demesi hoşuma gitti.

Öğleden sonra, Adalet Bakan Yardımcısı Yakup Moğul ile kısa bir görüşme yapma imkânı buldum.

“Yargı  insana güven vermeli” sözünün ete kemiğe bürünmüş haliydi konuştuğum kişi, yanından ayrılınca CV’sini okudum, 1976 doğumlu, 20 yaşında üniversiteyi bitirmiş.

İstanbul’a dönüşte, arabadaki müziğe ıslıkla eşlik ederken buldum kendimi. Sadece 48 saat içerisinde yasalar çıktığında bu kez mutlaka uygulanır diye ümit edebilmek bile çok iyi geliyor insana...

Netflix zammına dair

Netflix dün paket fiyatlarına yüze 31 ile yüzde 50 arasında zam yaptı.

ABD’deki en üst üyelik ücreti 131 lira Türkiye’de bu rakam 54.99 lira oldu.

Böyle bakınca, Türkiye daha ucuz gibi gözüküyor ama öyle değil.

ABD’de Netflix aboneleri 4091 film ve 1761 diziyi seyredebiliyor, Türkiye’de 2092 film ve bin 111 dizi erişime açık.

Bu rakamlar 2020 öncesi, şu an tablo nedir bilmiyorum ama ABD’de içeriğin kat ve kat fazla olduğu kesin.

Irak’taki abonelerin ulaştığı dizi, Tanzanya’daki abonelerin ulaştığı film sayısının Türkiye’den fazla olduğu tablonun son halini paylaşırlar mı acaba?