Sen Her Zaman Haklısın

29 Aralık 2018

Her zaman haklı çıkmak nasıl bir duygu?

Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorum, bana hayatının ne kadar zor gittiğinden bahsediyordu. Sürekli aksilikler onu buluyor, ne kadar çabalasa da sonuçta yine hep birşeyler eksik geliyordu, stresi de azalmıyordu... Onu sakince dinledim. İtiraz edeceğim birşey yoktu zaten:) Haklıydı. Ne kadar çabalasa da sonunda yeni birşey daha çıkıyor ve çabalamaya devam etmek zorunda kalıyordu. Konuşması bittiğinde şunu söyledim:

"Haklısın. Çünkü sen "ne söylersen" sonunda haklı çıkacaksın."

Çekim Yasası ile ilgili en temel fakat uygulamaya geçirmekte en çok zorlanılan nokta: Çekim Yasası senin her dediğini emir olarak algılayıp gerçekleştirmek için harekete geçiyor. Senin cümlelerin sonuna "istemiyorum" diye eklemen, ya da o konulardan bahsederken "şikayet ediyor" durumunda olman birşeyi değiştirmiyor.

Sen "ne"ye bakıyor, "ne"yi konuşuyor, "ne"ye odaklanıyorsan onu hayatına daha çok davet ediyorsun. Evren de çok kibar bir davetli olduğu için davete katılıyor.

Sen "hayatım çok zor" dediğinde de haklı çıkacaksın eğer "hayatın zor olması" durumuna odaklanmaya devam ediyorsan; "herşey kolaylık ve rahatlıkla gerçekleşiyor" dediğinde de haklı çıkacaksın kolaylığa, rahatlığa odaklanıyorsan.

Biliyorum çok kolay değil, zıttını yaşarken olmasını istediğin şey özelinde konuşmak. Borçların varken "bereketi", yalnız hissederken ilişkiyi. Ama sistem bu. Kural bu. Ve bu blog bugün sana bunu hatırlatsın tekrar. Odağın nerede ve sen bunun hayatında daha da çok olmasını istiyor musun?

Bu sabahı düşün mesela. Sabahtan beri aklından geçenleri ve kendine sor:

Yazının devamı...

Geçmiş Seni Geleceğe Götürmeyecek

3 Temmuz 2018

10 yıldan uzun süredir kişisel gelişim hayatımın bir parçası. Ve bu yolculuğun öyle bir dönemi vardı ki, çamura saplanıp kalmış bir araba gibiydim; aynı yerde sayıyordum...

Öyle muhteşem bir düzenin parçasıyız ki, ne ararsak onu veriyor bize. Tıpkı telefon açmak gibi. Ayşe'ye ulaşmak için Ayşe'yi ararsın öyle değil mi? Burak'ı değil.

O bahsettiğim dönemde sürekli olarak "problemi arıyordum", "problemi bulmaya çalışıyordum", "problemin özelliklerini anlayıp sonra da bunu saatlerce konuşuyordum" :)

Sonuç: Evren de bana konuştuklarımı vermeye devam ediyordu. Bu ister "borç" olsun, ister "ilişkimin olmaması olsun", ister "beni anlamayan insanlar" olsun!

Farkındalıkla ilgili en büyük karmaşalardan biri bu; bizi sınırlandıran düşüncemizi, kendimize çizdiğimiz sınırı ya da hayatımızdaki tekrar eden döngüyü buluyoruz ki bu çok önemli bir parça, bulmacanın kilit noktalarından biri; ama bulmacanın kendisi değil! :) Önemli olan onu fark ettikten sonra artık seçim yapmak ve "Ben bu oyunu oynamayı bırakıyorum" demek!

Eğer bu dediğimi yapmazsan hayatını o bulmaca yaparsın. Kişisel gelişim diye görünen bu problemi bulma, onunla oynama oyunu hayatın olmaya başlar.

Peki ne yapacaksın?

Neden mutsuz olduğunu, seni sınırlandıran düşünceni, kendine koyduğun bariyeri saptadıysan çözümü konuşmaya başla artık. Çözümü seç, çözümü konuş, çözümü hayal etmeye başla. Açsın mesela, ne yaparsın? "Acaba ben niye açım" diye saatlerce konuşmaya devam mı edersin yoksa kalkıp karnını mı doyurursun?

Yazının devamı...