Uzaktan eğitimde neler olacak?

Görünen o ki, uzaktan eğitime, bu yıl da bir şekilde devam edeceğiz!

Bugüne kadar olaya hep sağlık yönünden baktık, çünkü önemli olan çocuklarımızın, öğretmenle-rimizin, velilerimizin sağlığıydı. Ama bu diğer konuları göz ardı etme anlamına gelmemeli.

Mal canın yongasıdır derler. Dahası devlet ya da özel okullara giden herkes, her imkâna sahip değil! Bu yüzden hem MEB hem de özel okullar, varoluşlarının nedeni olan öğrencilerini korumak, kollamak zorundalar.

TED gibi kurumsal okullar, zam yapmayarak, burs oranlarını artırarak, bu zor dönemde velilerin yanında olmaya çalışırken, bazılarının hem zam yapıp hem de burs oranlarını kısmalarını anlamak mümkün değil.

Velileri en rahatsız eden konu ise verilmeyen ya da verilemeyecek olan yüz yüze eğitimin parasının hiç indirimsiz peşin alınması. Bu konuda orta yol bulunmalı, yoksa ciddi sıkıntılar yaşanır! Yeni kayıt ve kayıt yenilemeler, hiç bu kadar düşük düzeyde olmamıştı!

Devlet de bu süreçte vergi indirimiyle destek olmalı ve olası krizleri, daha ortaya çıkmadan önünü kesmelidir.

Hemen her sektör için teşvik uygulamaları geldi. Eğitime de mutlaka gelmelidir.

Açıkta kalanlar?

Okulların açılmasına sayılı günler kaldı.

Peki, ilk, orta, lise ya da üniversite çağındaki her çocuğumuz, gidecek bir okul buldu mu?

Özellikle de evlerine yakın bir okula kayıt şansı yakalayabildi mi?

“Tercihler ve kayıtlar daha yeni başladı, bu acele” ne diye soranlar mutlaka çıkacaktır, çıkmalı da!

Önemli olan sonuç, bugünden plan, program yapılmazsa, bir ay sonra da değişen hiçbir şey olmayacaktır!..

İlkokula, ortaokula, liseye başlayacak öğrenci sayımız belli. Yani keyfe keder bir durum söz konusu değil.

Zorunlu temel eğitim nedeniyle, bu yaş kuşağındaki tüm çocuklarımızı okula göndermek zorundayız. Devlet de onlara, okul bulmakla görevli.

Yerim yok ya da pandemi nedeniyle bu yıl kayıt yaptırmasanız da olur gibi esneklik söz konusu değil!

Üniversitelere gelince, 2.5 milyon aday için önemli olan, iyi bir gelecek ve iyi bir iş! Hadi bunların 700, 800 binini, bir şekilde herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirdik.

Peki ya diğerleri? Onlara, nasıl iş, aş sağlayacağız, gelecek yıl için umut vereceğiz?..

YÖK, ÖSYM ve MEB, genç kuşağı yönlendirme konusunda, bugüne kadar maalesef çok başarı olamadı. Yığılmaları önleyemedi. En önemlisi de açıkta kalan ya da istemediği okula gitmek zorunda kalan öğrencilerle hiç ilgilenmedi! Sorunun kronik boyutlara gelmesi hep bu yüzden.

Sorunlara çözüm üretme yerine, hep halının altına süpürdüler.

Üst makamları doğru bilgilendirmediler! Bu yüzden de siyasetin attığı adımlar, devletin yaptığı yatırımlar hep karşılıksız kaldı. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmedi…

Şimdi yapılması gereken, her öğrenciyi, kendi çocuğumuz gibi görerek, onları ve ailelerini mutlu edecek çözümler üretmektir!..

LGS, YKS, KPSS sistemleri, çocuklarımızı değersizleştirmenin ötesinde hiçbir işe yaramıyor.

Bu sistemin değişme zamanı geldi de geçiyor!..

Bu konuda herkes bir değişim istiyor ama arkası gelmiyor!..

Özetin özeti: Çocuklarımızı değersizleştiren hiçbir sistem, iyi olamaz! Devam ettirmek ise çocuklarımıza yaptığımız en büyük kötülüktür!..