Bir fotoğrafın düşündürdükleri

Evet, bu bir fotoğraf, anlık bir şey ve bir fotoğraf karesinden karakter analizi yapılmaz, yapılmamalı. Ama diğer yandan, “güzel ve yalnız” ülkemizin yüz aklarından Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Ahlat Ağacı”nın Cannes’da ilk kez seyirci karşısına çıkışını görmek istediğimiz anda, önümüze hep o kare düşüyor: Ekip boydan boya kırmızı halıda sıralanmış; Zeynep Özbatur Atakan, arkada yüzü görünen Tamer Levent, Hazar Ergüçlü, bir adım önünde Doğu Demirkol, Nuri Bilge Ceylan, filmin senaristlerinden olan eşi Ebru Ceylan ve aralarında oğulları Ayaz, Murat Cemcir.

Bir fotoğrafın düşündürdükleri

Şimdi kare burada bitiyor olsa sorun yok, zaten Murat Cemcir bitmiş gibi duruyor. Kendisinden sonrasına hafifçe sırtını vermiş, gözlerini karizmatik bir şekilde ufka dikmiş, yanında - daha doğrusu arkasında - kimse var mı, farkında değil. Yani herhalde farkında değil, yoksa filmin oyuncularından, tiyatro ve sinemamızın şahanelerinden Bennu Yıldırımlar’ı tamamen kapatacak şekilde durmazdı diye düşünüyorum, birçok “Kasten yaptı” diyenin aksine. Niye yapsın böyle bir şeyi?
Ama neticede “Ahlat Ağacı” ekibinin kırmızı halı karesine baktığında gördüğün, iki adet “Bu filmin başrol oyuncuları biziz” cümlesinin vücuda gelmiş halleri olarak duran genç adam; Murat Cemcir ile Doğu Demirkol ve önlerine geçtikleri kadın oyuncular. Hele hele Bennu Yıldırımlar, Cemcir’in omzunun arkasından o zarif gülümsemesiyle ancak seçiliyor ve sosyal medyada “Bennu Yıldırımlar sabrı” diye anılan etiketi sonuna kadar hak ediyor. Onun yanında da Özay Fecht var ki o da zaten kadrajın dışında kalmak üzere.

Başta dediğim gibi, bir kareden - bu arada bir kare değil, o merdivenlerde çekilen hemen bütün fotoğraflar bu durumda - “Bu ne egodur” analizi yapmak değil niyetim. Karizma yerli yerinde, ona da diyecek bir şey yok. Lakin yalnız değil işte. Ve orası tam da bu kareler için bulunulan bir yer, fotoğraf çektirmeye çıkıyorsun bütün dünya medyasının önüne. Hadi bu yıl o merdivenlere “time’s up” demek için sıralanan kadın sinemacıları konuya katıp meseleye kadın - erkek diye bir yerden bakmayalım, centilmenlikten falan da dem vurmayalım, sadece rol arkadaşlarının da yanında, yörende olduğunun farkında olmak, onların da o karede yeri olduğunu hatırlamak şık olabilirdi. Bu haliyle çok hoş görünmüyor itiraf etmeliyim ki.
Diyeceksiniz ki Tamer Levent’in arkada kalması hoş görünüyor mu, yok o da görünmüyor maalesef.

“Ahlat Ağacı”na teşekkür

Bütün tartışmalar ve en çok odaklandığımız “kırmızı halıda ne giymek caizdir” konusu bir yana, “Ahlat Ağacı” ekibine ve Türkiye’ye yedinci kez Cannes coşkusu yaşatan Nuri Bilge Ceylan’a teşekkür etmek istiyorum. Dört yıl önceki Altın Palmiye, bir Galatasaray’ın şampiyonluğu kadar ses getirmiş olsa başka bir ülke olurduk elbette ama bizi bir kez daha gururlandırdılar, bütün dünyanın gözü önünde on beş dakika ayakta alkışlanan filmin “bizden” olmasının sevincini, üstüne “Aaaa bu sefer ödül yok mu?” şımarmasını yaşattılar, dünya medyasında olumlu bir gerekçeyle yer almamızı sağladılar, sağ olsunlar, var olsunlar.