Contemporary Istanbul’un ardından

Ali ve Rabia Güreli ve tüm CI ekibi harika bir organizasyon gerçekleştirdi. Fuar, sadece sergileriyle değil yan etkinlikleriyle de büyük ses getirdi. Üstelik İstanbul’da farklı alanlardan birçok kişiyi bir araya getirmeyi başardı.

Fuarla ilgili tartışılan konulardan biri yeriydi. Tersane İstanbul’a gitmek İstanbul’u bir kez daha ne kadar çok sevdiğimizi görmemizi sağladı. Tabii bu durumda ister istemez Tersane İstanbul’daki yapılaşmayla ilgili de olumlu olumsuz birçok konu gündeme geldi. Bu aşamada konuşulanların ne kadarının gerçekleşeceğini henüz bilmiyoruz. Ama umuyoruz ki projenin sahipleri de mimarları da Contemporary Istanbul ve beraberinde getirdiği potansiyel sayesinde Tersane İstanbul’un değerini daha iyi anlar ve projeyle ilgili konuşulan olumsuzluklar gerçekleşmez.

Bilet ve yemek fiyatlarının yüksekliği de eleştirilenler arasındaydı. Bu aşamada fuarda yemek konusunda en öne çıkan Petra’nın yanında cacıkla servis edilen cam kavanozlardaki tavuklu, nohutlu pilavı oldu. Fuarın buluşma noktası Bahadır Baruter’in Arogan heykelinin olduğu alanda House of Brothers, Petra, Lucca ve Fuudy ekseniydi.

Fuarda tartışılan konulardan biri de 15 yaşından küçük çocuklara açık olmamasıydı. Evet, çocukların sanat fuarlarını gezmesi elbette vizyonlarını açacak, hayal güçlerini geliştirecek bir şey. Ama unutmamak lazım, şu anda dünyada tüm sanat fuarlarında da başka kültür-sanat etkinliklerinde de benzer uygulamalar oluyor. Nedeni basit, artık tüm dünyada benzer etkinliklere girebilmek için iki doz aşıyı tamamlamak ya da negatif PCR test sonucu göstermek gerekiyor.

Tabii bir de daha ön açılış gecesinde bir sanat müzesi direktörünün bir sanatçının eserini yanlışlıkla kırdığı düşünülünce fuara çocukları almamak daha da tartışılır oluyor, özellikle de yıllardır fuarı çocuklarıyla gezmeye alışık olanlar için.

Bu arada bir de son dakika haberi: Fuarın son gününde sanatçı Ardan Özmenoğlu’nun bir başka eseri ‘Babam Sağolsun’ adlı enstalasyonu da eserin üstüne çıkıp fotoğraf çektirmek isteyen izleyiciler tarafından kırıldı.

Frieze Londra yarın başlıyor

Dünyanın en önemli çağdaş sanat fuarlarından biri Frieze.

Bu sene 30. yaşını kutluyor.

Tam 30 yıl önce Londra’da bir kültür-sanat dergisi olarak başladı.

Kısa süre sonra her yıl farklı zamanlarda Londra ve New York’ta düzenlenen çok önemli bir çağdaş sanat fuarı haline geldi.

Birkaç yıl önce fuarı Los Angeles’a da taşıdılar, 2022’de ise Güney Kore’nin başkenti Seul’de bir edisyonla Asya’ya açılmayı planlıyorlar.

Fuarın bir de Frieze Masters bölümü var.

En son 2019’da Londra’da Regent’s Park’ta gerçekleşen Frieze Masters’ta Ai Weiwei’den Hüseyin Çağlayan’a birçok değerli ismin konuşmalarını da canlı izleme şansımız olmuştu.

Daha sonra ise River Café’nin fuar içinde yer alan pop-up restoranında sanatçılar, koleksiyonerler ve galeri sahipleriyle sosyalleşme fırsatı bulmuştuk.

Pandemi sürecinde ise çevrim içi edisyonları Frieze Viewing Room ile karşımıza çıktılar.

Yüzlerce galerinin stantlarını böylece gezebildik.

Üstelik artırılmış gerçeklik teknolojisiyle sanat eserlerini koleksiyonerlerin kendi evlerinin ölçülerinde görmesi de mümkün oldu.

Ayrıca 30 yılın şerefine şubatta sanatçıları ve yazarları ağırladıkları, sanatta değişim, gelişimi ve globalleşmeyi konuştukları üç günlük bir dijital festivalle ve yeni bir üyelik programıyla da karşımıza çıktılar.

Şimdi ise Frieze Londra ve Frieze Masters yarın başlıyor, 17 Ekim’e kadar Regent’s Park’ta devam edecek.

Frieze Londra’da bu yıl uluslararası sanatçıların işlerinin yer alacağı yeni bir bölüm de yer alacak: Unworlding.

Frieze Masters’ın yeni bölümü ise: Stand Out.

Frieze Sculpture heykel sergisi ise 14 Eylül’den beri Regent’s Park’ta devam ediyor.

Tema çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik odaklı.

Hatırlatalım, Frieze bu yıl üyelik programlarına ağırlık verdi, yeni koleksiyonerler için Frieze 91 adlı yeni bir özel üyelik uygulaması da başlattılar.

John Pawson imzalı Damien Hirst sergisi

Frieze’in şerefine bu akşam Londra’nın önde gelen otellerinden Claridge’s, ArtSpace adlı yeni bir galeri alanı açıyor.

Damien Hirst’ün ‘Sunshine’ başlıklı işlerinin sergileneceği alanın tasarımı da ünlü mimar John Pawson’a ait.

Artık oteller de çağdaş sanata daha da önem veriyor.