Yine, yeni, yeniden İstanbul

Sonunda İstanbul eski enerjisine kavuştu. Arap turistlerin yanı sıra artık şehirde bienal gezen yabancı sanatçıları, küratörleri, sanat eleştirmenlerini, gazetecileri görmek mümkün. Özlediğimiz görüntü tam da bu işte.

Yine, yeni, yeniden İstanbul

Nasıl eskiden Beyoğlu’nda neredeyse Türkçe kadar İngilizce, Fransızca, Almanca duyuyorsak şimdi yine İstanbul’da böyle bir enerji var.

Kim ne derse desin, İstanbul Bienali’nin, Contemporary Istanbul’un, Ai Weiwei sergisinin, hatta İstanbul Moda Haftası’nın bile aynı zamana denk gelmesi şehre ve tabii İstanbullulara iyi geldi.

İstanbul’da hafta arası bir gece şöyle geçiyor. Oya-Bülent Eczacıbaşı’nın İstanbul Bienali davetinde küratörlerle tanışıyor, New York’tan gelen Art Basel’in sanat dünyasında bu kadar güçlü olmasını sağlayan ekiple kaynaşıyor, İKSV ekibinden son gelişmeleri anında alıyoruz.

Sanat daveti sonrası Lucca’da buluşma

Hemen sonrasında Ortaköy Esma Sultan Yalısı’nda Contemporary Istanbul’un davetinde galericiler, sanatçılar ve koleksiyonerlerle birlikte İstanbul’un ne kadar güzel bir şehir olduğuna bir kez daha hayran kalıyoruz. Köprünün ışıklarından ve Esma Sultan’ın ihtişamından gözlerimizi alamıyoruz. Çıkışta nereye gidileceği belli, herkes Lucca’da buluşuyor. İşte Lucca’nın böyle bir, bir araya getirme gücü var. Tabii bunda Cem Mirap’ın vizyonu ve müthiş bir ekip çalışması etkili. Lucca’da ayaküstü haftanın sanat dedikoduları yapılıyor, yeni kokteyl Mualla ile tanışılıyor. Sonra gecenin finali için Gizli Kalsın’a gidiliyor.

Ertesi gün Ömer Koç’un bienal davetinden, Selman Bilal’in Contemporary Istanbul davetinden ve Borusan Contemporary’deki sergi açılışından çıkanlar yine Lucca’da buluşuyor. Bir sonraki gece bienal partisi için Soho House’da buluşmak üzere sözleşerek vedalaşıyor herkes. Ertesi sabah Soho House’un Allis adlı bahçesinde bienalin mimarları, sanatçıları bir arada. Akşamki partiye hazırlanılıyor. Aynı akşam Maça Kızı’nı Maça Kızı yapan Sahir Erozan’ın partisi ve Emin Hitay’ın daveti var.

Bütün bu koşturma ve yorgunluğa rağmen herkeste müthiş bir enerji var. Nedeni belli, İstanbul’un sonunda eski güzel günlerine kavuşmuş olması hepimizi mutlu ediyor.

Yine, yeni, yeniden İstanbul

Eğlence hayatını şaşırtacak işbirliği

Eskiden İstanbul gece hayatına farklı grupların işbirlikleri damga vururdu. Buz-Safran, Anjelique-Buz gibi dönemin en popüler mekanları güçlerini birleştirir, bütün sezona damga vuracak bir mekan yaratırlardı.

Uzun zamandır işletmeciler birbirleriyle rekabet halinde ve doğrusu eskisi gibi güçlerini birleştirip sinerji yaratmaya niyetleri yok.

Şimdi ise uzun zaman sonra şehri heyecanlandıran bir söylenti var, Topaz, Colonie, Escale gibi markaları yaratan Yücel Özalp ve La Boom, Gizli Kalsın ve La Boucherie gibi son yıllara damga vuran mekanları yaratan Umut Evirgen güçlerini birleştiriyor.

Peki ama nerede?

Gümüşsuyu’nda eski Topaz’ın yerinde.

Yeni sezona yeni bir eğlence mekanı yetiştirmek için hummalı bir çalışma içindeler.

Heyecanla bekliyoruz!

Tabii bu arada iki işletmecinin diğer sevdiğimiz mekanlarının da aynı şekilde devam etmesini dileyerek.