Türkiye, Avrupa’da kapışılıyor!

16 Ocak 2020

2019’da turizmde yüzler güldü. 2020’nin çok daha iyi olacağının sinyalleri şimdiden geliyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, “Türkiye paket turlarının satışı artıyor. Bütün pazarları geri kazanıyoruz. Brexit de lehimize” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Avrupa’nın bir çok ülkesinde Türkiye’ye yönelik paket tur satışlarında artış yaşandığını belirterek, “Bütün pazarları geri kazanıyoruz” dedi. Cumhuriyet tarihin en büyük tanıtımını yaptıklarını kaydeden Ersoy, İngiltere’nin Brexit sürecinin Türkiye’yi olumsuz etkilemeyeceğini belirtti. Ersoy, “3-4 ay öncesine göre sterlin- euro paritesi sterlin lehine düzeldiği için durum lehimize” diye konuştu. Tarihi eser kaçakçılığını önlemek için önemli bir adım attıklarını kaydeden Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan “Kaçakçılıkla Mücadele Şubesi”nin daire başkanlığına seviyesine çıkartılacağı ve daha fazla uzman kadronun kaçakçılığa karşı mücadele vereceğini açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Uluslararası Utrech Turizm Fuarı’nı ziyaret etti. Ziyaret öncesi uçakta gazetecilere konuşan Ersoy, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ersoy, özetle şöyle konuştu:

KONAKLAMA VERGİSİ: Erken rezervasyon satışları iç pazarda geçtiğimiz senenin üzerinde. Satışı çok etkilemez.

BDDK KARARI: (BDDK’nın havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurtdışına ilişkin harcamalarda taksit sınırının 6’dan 3’e indirmesi) Sadece yurt dışı turları kapsıyor. Yurt dışına 9 milyon insan çıkıyor. Çok azı turisttik amaçlı, daha çok akraba ziyareti ve ticaret için çıkılıyor.

PAZARLARI GERİ KAZANIYORUZ: (Türkiye satışlarında Avrupa’da ciddi bir artış oldu mu?) Ortalama yüzde 15. Orta Avrupa’dan yüzde 25. Bizim için Orta ve Doğu Avrupa çok önemli. Polonya, Romanya, Sırbistan, Çekya... Buralarda tanıtımı ağırlaştırmaya başladık. Buralardan artışın nedeni, işsizlik oranının çok düşmesi. İşsizlik diye bir şey kalmadı. Gelirleri gerçekten artıyor. Bunlar AB’nin hızla yükselen yıldızları. Bu ülkeler bizim geliştirilecek pazarlar listesinin de başındalar. Almanya’da yüzde 15 artış var. Fransa yüzde 30 artıyor. Rusya 7 milyon 17 bin kişi ile birinci sırada, Almanya 5 milyon 27 bin, Bulgaristsan 2 milyon 713 bin İngiltere 2 milyon 562 bin. İran 2 milyon 142 bin. Baktığınız zaman Rusya’da yüzde 15, Almanya 11.16, Bulgaristan 6, İngiltere 5.69 pasta payları. Bütün pazarları geri kazanıyoruz. Güvenlik endişeleri vardı. Ortadan kalktı. İkinci olarak Cumhuriyet tarihinin en yoğun tanıtımını yapıyoruz. Etkili tanıtım yapıyoruz. 2018’de 18 milyon dolar tanıtıma harcanırken bu sene 75 milyon dolara yakın. 2020’de 180 milyon dolar hedefliyoruz. Bütün mecraları kullanmaya başladık. Artık tek tip mecralarda tanıtım yapmıyoruz.

Yazının devamı...

‘Adalet Bakanı’nın cübbesi yok’

11 Ocak 2020

FETÖ’nün siyasi ayağı ve sık sık gündeme gelen tartışmalı tahliye kararlarını değerlendiren Bakan Abdulhamit Gül, “Adalet Bakanı’nın bir cübbesi yok” açıklamasında bulundu

Bakan Gül, kadına şiddet konusunda ise “Bizim derdimiz, o kadının yüzüne kezzap dökülmeden nasıl engelleriz? Konunun 10 penceresi var. Yargı son kapı” diye konuştu

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, FETÖ’nün siyasi ayağı ve tartışmalı tahliye kararlarını değerlendirirken; “Adalet Bakanı’nın bir cübbesi yok” dedi. Adliyelerin, Adalet Bakanlığı’nın il müdürlüğü olmadığını, bağımsız yapılar olduğunu vurgulayan Gül, “Darbe ilk defa Türkiye’de önlendi ve yargılanıyor. Bunun büyük bir saygınlığı, takdiri hakettiğini düşünüyorum” diye konuştu. Gül, kadına şiddet konusunda ise “Bizim derdimiz, o kadının yüzüne kezzap dökülmeden nasıl engelleriz? Konunun 10 penceresi var. Yargı son kapı” ifadelerini kullandı. Bakan Gül, Hakimevi’nde basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Gül, özetle şunları söyledi:

HERKESİ ÇUVALA KOYMAK SULANDIRIR: 15 Temmuz’dan itibaren yargı demokrasi nöbetini tutmaya devam ediyor. Hem darbeye karşı çıkmış bir millet, hem darbeyi yargılayan bir yargı var. Herkesi bir çuvala doldurmak mücadeleyi sulandırır. En çok FETÖ’yü sevindirir. FETÖ ile mücadeleyi kalıcı hale getirmek bir siyasi partinin işi değil. Devlet, hepimizin devleti.

AK PARTİ AYRIMI YAPMIŞTIR: Kimsenin bu konuda bağışıklığı yoktur. Herkes, nerede, hangi kurumda olursa olsun, hangi ayağı olursa olsun, kaç ayaklı olursa olsun, elbette yargı ve ilgili tüm kurumlar bunu tespit edip bu mücadeleyi vermektedir. AK Parti’de görev yapmış bir çok kişi, yeri geldiğinde yargının önüne çıktı, hesap verdi. AK Parti kesin bir şekilde bu ayrımı yapmıştır. Aday tespitinde büyük bir titizlikle bunları araştırarak tasfiye etmiştir.

FATURA ÇIKARMAK HAKSIZLIK: Adalet Bakanı’nın cübbesi yok. Tahliyeye itaraz edecek olan Adalet Bakanı değil, Cumhurbaşkanımız, hükümet değil. Meclis tahliyelere karşı itiraz yetkisini savcılara getirdi. Yargısal faaliyetler, yargının konusu. Faturanın AK Parti’ye, hükümete çıkarılması büyük haksızlık olur. Yürütmenin yargıya karışmaması konusunda hassasiyeti korumak zorundayız.

ADLİYELERİ AÇAN BU YARGI: (FETÖ ile mücadele dört dörtlük mü?) Bazı kararlar çıkınca ‘bu nasıl karar?’ dediğimiz oluyor, olmuyor değil. Mahşeri vicdanı tatmin edenler de oluyor. Tüm bunlara rağmen, 15 Temmuz akşamı birileri gözünü kapatırken, adliyeleri açıp cuntacılar için tutuklama kararı veren bu yargıdır. Milyonlarca dosya içinde iki üç dosyayı çekip yargıya haksızlık yapmak doğru değil. Çocuğu dünyaya gelirken duruşmaya giren hakim, savcı arkadaşlarımız oldu. İstinaf, eksikliği gidersin diye var. Yargıtay, kökten çözsün diye var.

ŞEVK KIRMAYALIM:

Yazının devamı...

"Tansiyonu düşürmek için çaba gösteriyoruz"

7 Ocak 2020

Çavuşoğlu, Süleymani suikastının ardından İran ile ABD arasında yükselen tansiyonu düşürmek ve diyalog geliştirmek için Türkiye’nin üzerine düşeni yapacağını söyledi. Çavuşoğlu, Pompeo ile online kalma konusunda mutabık kaldıklarını belirtti

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İranlı General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından Türkiye’nin iki ülke arasında arabuluculuk için çabalarını yoğunlaştıracağını söyledi. Çavuşoğlu, “Pompeo (ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo) ile sürekli online kalmak konusunda mutabık kaldık. Tansiyonun düşürülmesi ve diyalog başlatılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız. Esas arzu ettikleri doğrudan temasın sağlanması. Ondan sonra bir arabulucuyu tercih ettiklerini sanmam. Doğrudan temasın sağlanması için gerekli katkıları vermek lâzım. Son gelişmeden sonra, bu konudaki çabalarımızı da Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde yoğunlaştıracağız” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Özel Tümer’in de aralarında bulunduğu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Çavuşoğlu, bakanlık faaliyetlerini değerlendirdiği basın toplantısında basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Çavuşoğlu özetle şunları söyledi:

IRAK: (Irak Meclisi’nin yabancı asker kararı) Karar bağlayıcı değil, ama Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Şii grubun tutumunun göstergesidir. Geçen yıl çalışma grubu oluşturduk. Bunun amacı Irak ile güvenlik işbirliği anlaşmasının imzalanmasıdır. İçinde Başika da var, PKK ile mücadele de var. Başika konusunda Ortak Eğitim ve Harekât Merkezi oluşturabilir miyiz, gündeme getirdik. Görüşmeler devam ederken hükümet krizi yaşandı. Önümüzdeki dönemde hükümet kurulduktan sonra böyle bir anlaşmayı imzalama imkânımız olur. Süleymani’nin ölümünden sonra Irak’ta da dengeler değişti. Hükümet kurma krizi yaşayan bir ülkede ilave bir sorun daha oldu.

NÜKLEER ENDİŞESİ: Süleymani’nin öldürülmesi sadece Irak’ta değil, İran’da da dengeleri çok değiştirir. Görüşmelerimizde ABD’lilere de söyledik. İran’da da radikal gruplar güç kazanacak, ılımlı gruplara zarar verdiklerini de söyledik. Bir endişemiz de İran’ın nükleer anlaşmadan çekilme riskiydi. Maalesef buna yönelik de açıklamalar geldi.

ARABULUCULUK:

Yazının devamı...

İran Araştırmaları Merkezi İç Politika Koordinatörü Mehmet Koç: ‘İran, Süleymani’nin boşluğunu telafi edemez’

6 Ocak 2020

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından dünya İran’ın vereceği karşılığa ve sonrasındaki gelişmelere kilitlendi. 20 yıl İran’da yaşayan İran Araştırmaları Merkezi İç Politika Koordinatörü Mehmet Koç’a göre; bu süreçte İran’ın 30 yıldır sahada oluşturduğu asimetrik gücün etkisi ölçülecek. İran’ın Süleymani’nin cenazesi ve yas sürecinde misilleme üzerinde çalıştığını belirten Koç, “İran, şu anda sonuçları bakımından Amerika’nın İran’a savaş açmayacağı, ama Süleymani’nin öldürülmesinin de altında kalmayacağı bir eylemi tasarlıyor. Herkes gelecek eylemin maliyetine binaen yeniden durum değerlendirmesi yapacaktır. Çünkü İran da o savaşın kaybedeni olacağını, ABD’de de İran’a savaş açarsa bölgede İran’ın tüm güçlerini vurması gerekeceğini biliyor” dedi.

İran, Süleymani’nin yerine hemen yardımcısı Tuğgeneral İsmail Kaani’yi atadı. Kaani, Süleymani’nin boşluğunu doldurabilir mi?

İran, uzun yıllar Süleymani’nin yerine sahada yerel aktörlerle, siyasi figürlerle ilişki kurabilecek bir aktör, alternatif bulamaz. Süleymani sadece bir komutan değildi. Hem asker, hem stratejist, hem siyaset adamı gibi hareket etti. Kudüs Gücü’nün başı olarak Hamaney’den doğrudan talimat ve yetki alan bir insandı. Devrim Muhafızları Komutanı’yla da çok muhatap olmuyordu. Üstlendiği misyon, ifa ettiği rol, yıllar içerisinde elde ettiği konum, Hamaney nezdinde diğerlerinden farklı bir konuma getirmişti onu. Yerine gelen İsmail Kaani de bir askerdir, ama bir askerdir. Askeri anlamda stratejisttir ama bir diplomat, bir siyaset adamı değildir. Ciddi bir boşluk doğmuştur. İran, Süleymani’nin yerine kurumsal olarak birini koymuş olsa bile bu boşluğu telafi edemeyecektir.

Bu neye yol açar?

Örneğin İsmail Kaani, Lübnan’daki Hizbullah ile askeri anlamda muhatap olur. Ama siyasi olarak, Şii olmayan aktörlerle ilişki kurup, geliştirip, ileriye taşıması zaman alacaktır. Aynısı Suriye, Irak ve diğer coğrafyalarda da geçerli. Kaani’ye bu eksiği kapatacak bir siyasetçi ya da diplomat lâzım. Onlar da ne kadar anlaşacaklar, uyuşacaklar? Kopukluk meydana gelecektir.

“Eyleme çalışıyorlar”

İran 21 Şubat’ta sandık başına gidecek. Süleymani’nin ölümün seçimlere etkisi olur mu?

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu’ndan Libya tepkisi: Tezkereye destek vermeyeceğiz

28 Aralık 2019

“Bizim askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz” diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye savaşmak için değil, Libya’daki tarafları barıştırmak için orada olmalı. Libya halkının bölünmesine katkı vermek doğru değildir” ifadelerini kullandı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Libya’ya asker gönderilmesini öngören Cumhurbaşkanlığı tezkeresine “hayır” diyeceklerini belirterek, “Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiliyor. Suriye’ye gidildiği gibi... Askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz” dedi. Kılıçdaroğlu, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu liderliğindeki yeni siyasi oluşumları değerlendirirken de “Yeni ittifaklar olabilir. Türkiye’nin geleceğine aynı pencereden bakıyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı adayının kim olacağının bugünden tartışılmasının yanlış olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ali de olur Veli de” ifadelerini kullandı.

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen CHP lideri Kılıçdaroğlu, özetle şu mesajları verdi:

İHVAN İÇİN GİDİYORUZ: Erdoğan’ın ‘İdlibli kardeşlerimiz de gelecekler’ diye bir söylemi oldu. 3 milyon 600 bin kardeş yetmedi yeni bir kardeş ordusu daha gelecek. Götür sarayda besle bunları. Şimdi başımıza Libya çıktı. Libya’da ne işimiz var? Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiliyor. Suriye’ye gidildiği gibi...

ASKERİN KANI DÖKÜLMESİN: (Libya’ya asker gönderme tezkeresi) Desteklemeyeceğiz. Bizim askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. Erlerimizin Arap çöllerinde şehit olmasının gerekçesi ne? Mısır tanklarını soktu Libya’ya ne olacak şimdi? Bizim askerlerimiz; Rusya, Mısır ve Libya güçleriyle çatışacaklar. Kendisini kefenle karşılayanlar vardı sonra paralı asker oldular. Onları Libya’ya göndersin. Kendi içinde çatışma yaşayan bir ülkede, siyaseten bir tarafı tutup karşı tarafı düşman ilan etmek, Libya halkının bölünmesine katkı vermek doğru değildir. Türkiye savaşmak için değil, Libya’daki tarafları barıştırmak için orada olmalı.

‘Beyazı siyah gösterme kararı’

(Sözcü davası kararı)

Yazının devamı...

Doğu Akdeniz’de eğitimle mesaj!

27 Aralık 2019

Türk donanmasının ABD’nin ardından İtalyan Deniz Kuvvetleri ile yaptığı eğitim Yunan kamuoyunda hayal kırıklığı yarattı. İtalyan ITS ZEFFIRO fırkateyni ile gerçekleştirilen eğitimde Türkiye’nin sondaj platformlarını korumakla görevli gemiler görev aldıTürkiye, Doğu Akdeniz mesajlarını her platformda vermeye devam ediyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, ABD’nin ardından İtalyan Deniz Kuvvetleri ile yaptığı eğitim Yunan kamuoyunda hayal kırıklığı yarattı. Bir Yunan haber sitesinde “Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın çıkarlarının korunması için İtalya’dan fırkateyn beklenirken, bölgede bulunan İtalyan fırkateyni Akdeniz Kalkanı Harekatı kapsamında Türklerle eğitim yaptı. Bu durum ilerleyen zamanlarda da farklı olmayacak” yorumu yapıldı. Aksaz’da konuk edilen İtalyan ITS ZEFFIRO fırkateyni ile birlikte dün gerçekleştirilen eğitimde ise Türkiye’nin sondaj platformlarını korumakla görevli gemiler görev aldı. Ocak ayının ilk yarısında da Fransa’nın Charles de Gaulle uçak gemisi görev grubu Mersin Limanı’nında ağırlanacak.




Deniz Kuvvetleri uzun süredir Akdeniz Kalkanı Harekatı’na katılan gemileri ile Doğu Akdeniz’deki NATO ve müttefik deniz kuvvetlerine liman ve lojistik destek sağlıyor. Desteğin yanında son dönemde müttefik kuvvetlerle gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de karşı karşıya geldiği komşuları tarafından yakından izleniyor. Sadece Aralık ayında üçü NATO Daimi Deniz Görev Grubu, biri ABD Deniz Kuvvetleri ve ikisi İtalyan Deniz Kuvvetleri ile olmak üzere gerçekleştirilen altı deniz eğitimi Yunan medyasında geniş yer buldu. Askeri kaynaklar üst üste gerçekleştirilen eğitimlerin Yunan kamuoyunda derin hayal kırıklığına neden olduğu yorumunu yaptı.

Yazının devamı...

İncirlik ve Kürecik tartışılırken 1975’i hatırlamak

20 Aralık 2019

Tarih, 25 Temmuz 1975’i gösterirken Milliyet Gazetesi’nin manşeti şöyleydi: Sami Kohen Washington’dan bildiriyor... Ambargo kalkmıyor... Kohen, haberinin spotunda “Ambargo yanlısı temsilciler ‘ambargonun kalkması şantaja boyun eğmek olur’ dediler” ifadesiyle, Temsilciler Meclisi’nde Türkiye’ye Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle uygulanmaya başlanan silah ambargosunun kaldırılmasını öngören teklifin reddediliş gerekçesini aktarıyordu.

Ertesi gün yani; 26 Temmuz 1975 tarihli Milliyet’in manşeti ise, ABD’den gelen haberin ardından Başbakan Süleyman Demirel’in başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararları duyuruyordu: ABD Temsilciler Meclisi’nin direnmesi üzerine, üsler Türk Ordusu denetimine veriliyor...

Bakanlar Kurulu ortak savunma işbirliği anlaşmalarının hukuki geçerliliğini kaybettiğini bir notayla ABD hükümetine bildiriyor ve karar 26 Temmuz sabahı itibariyle yürürlüğe giriyordu.

İncirlik’in NATO görevi devam etmişti

Bakanlar Kurulu’ndan çıkan bildiride şu ifadeler yer almıştı:

- Türkiye ile ABD arasındaki ortak savunma işbirliğini düzenleyen 3 Temmuz 1969 tarihli savunma işbirliği anlaşması, bununla ilgili diğer anlaşmalar hukuki geçerliliklerini kaybetmişlerdir.

- Bu durum muvacehesinde Türkiye’deki bütün ortak savunma tesislerinin faaliyeti, İncirlik ortak savunma tesisinin münhasıran NATO görevi mahfuz kalmak kaydıyla 26 Temmuz 1975 tarihinden itibaren durdurulmuştur.

Yazının devamı...

Doğu Akdeniz gazı AB’yi kuran demir çelik gibi olabilir mi?

18 Aralık 2019

Haberlere göre İsrail ayrıca; Türkiye’yi by pass etmeyi amaçlayan İsrail-Mısır-Lübnan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ortaklığı EastMed boru hattı projesi konusunda uyarıldı, Libya ile yapılan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının benzerinin yapılabileceği mesajı verildi. Haberler Ankara tarafından henüz teyit edilmediği gibi yalanlanmadı da... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Libya anlaşmasından bu yana bir kaç kez dile getirdikleri GKRY hariç Akdeniz’deki tüm ülkeler ile benzer anlaşmaların yapılabileceği vurgusu bulunuyor. Hepsi alt alta sıralandığında, GKRY ve Yunanistan ile yapılan anlaşmaların yerini, Türkiye ile imzalanan yeni anlaşmaların alabileceği olasılığı güçleniyor.

Mısır sorguluyor

Ankara’ya, 27 Kasım tarihli Libya-Türkiye anlaşmalarının, İsrail ve Mısır’da, daha önce GKRY ile imzaladıkları anlaşmaların sorgulanmasına yol açtığı duyumları geliyor. Mısırlı bir diplomat, uluslararası düzeydeki toplantıda Türk heyetine yanaşıp, Libya anlaşmasını sorarken, duydukları ile gözleri faltaşı gibi açıldıktan sonra neden uzaklaşsın? Libya’nın; kendi kıta sahanlığının artacağını fark edip Türkiye ile anlaşması gibi, Mısır da GKRY ile yaptığı anlaşmanın kendisine bazı deniz alanlarını kaybettirdiğini fark etmiş durumda. GKRY, Mısır’la ada-ana kara ayrımı olmaksızın, Akdeniz’in ortasından çizgi çekip anlaşma yaptı. Ancak Türkiye-Libya anlaşması gösterdi ki; adaların yetki alanı, karalarla aynı değil. Türkiye, GKRY ile anlaşma imzalarken Mısır’ı uyarmıştı. Ama o zaman Ankara’ya kulak vermeyen Mısır şimdi kaybını fark etmiş görünüyor. “Türkiye oturup Sisi ile elbette kahve içmez” deniliyor, ama alt düzeyde zaten mevcut olan temaslar, önümüzdeki dönemde ivmelenirse şaşırmamak gerekiyor.

Güven artırıcı unsurAnkara, ilişkilerin yukarı yönlü ivme kazanması fikrine uzak değil. Doğu Akdeniz gazına, tıpkı demir ve çelik gibi yaklaşılıyor. Yani; demir ve çelik, Almanya ve Fransa’yı yakınlaştırdı ortaya AB’yi çıkardı fikrinden hareketle; Akdeniz gazının da bu havzadaki ülkeler için barış ve güven artırıcı unsur olabileceği vurgulanıyor. Bu noktada KKTC’nin, Rumlara ortak enerji komisyonu ya da enerji konsorsiyumu önerisini hatırlamakta fayda var. Bu formül, bölge ülkelerini enerji işbirliği çerçevesinde bir araya getirebilir görüşü Ankara’da bu vesileyle bir kez daha hatırlatılıyor.

Yazının devamı...