Serotonin yükselten şehir

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın 2013 sonuçlarına göre, ‘ben mutluyum’ diyen insanların oranının en yüksek olduğu (yüzde 77.7) il Sinop. Artık ‘mutlu şehir’ deniyor Sinop’a. Alamet-i farikası ne ola ki diye merak edip duruyordum, bu hafta Sinop’a gidince anladım. Bir kere yeşille mavinin sokaklara sereserpe yayıldığı bir kent burası. Ağaçların arasında, deniz kokusunu içinize çekerek dolaşıyorsunuz neredeyse hemen her sokakta. Tarifi zor bir huzur hakim havaya, insanların yüzlerine... Sinop Valliği’nin son derece donanımlı İl Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun’dan başka ayrıntılar da öğrendim. 35 binlik nüfusun 20 bini maaşlı çalışıyor. Varoş denecek bir yerleşimi yok. Sınıf farkı yok. Trafik yok. Kimse kimseye karışmıyor, baskı yok. Yaşam standartları arasında uçurumlar yok. Ulaşım kolay, tek trafik lambasına bile rastlamıyorsunuz, yayalarla araçlar birbirlerine saygılı... E böyle bir şehirde mutlu olunmaz mı?

Çağdaş sanatı seviyorlar
Kültür sanat alanında da iddialı bir şehir Sinop. 10 yıldır düzenlenen Sinop Bienali’nin bu yıl 5.’si gerçekleşti. Melih Görgün’ün genel sanat yönetmenliğindeki bienale dünyanın pek çok ülkesinden sanatçı ve sanat grupları geliyor. En önemlisi yerel halk, bienal çerçevesinde gerçekleşen sanat üretimine aktif bir şekilde katılıyor. Evlerini, mekanlarını açıyor, imece usulüyle ellerinden geleni yapıyorlar. Hâlâ anlaşılmakta güçlük çekilen çağdaş sanat, Sinoplular için gayet anlaşılır; seviyorlar da üstelik.
Bir süredir de kültür sanat alanında oldukça heyecan verici bir proje üzerinde çalışılıyor. AB ile birlikte gerçekleştirilecek ‘Ortak Kültürel Miras - Türkiye ve AB Arasında Diyalog ve Koruma Projesi’. Bütçesi 9.2 milyon euro. Projenin sahibi Hikmet Tosun’un verdiği bilgilere göre üç ayaklı bir proje bu. Projelendirme ayağında mimarlık, sanat tarihi, arkeoloji mezunu 60 yabancı 60 Türk öğrenci olacak. Alanlarının en gelişmiş örneklerini inceleyerek dahil olacaklar projeye, çeşitli eğitimler alacaklar. İkinci aşamada kentin kültürel dokusu planlanacak. Proje kapsamında kentin bir yerleşim anayasası, bir kültür anayasası, bir turizm anayasası hazırlanacak. Son ayakta da Tarihi Sinop Cezaevi restore edilerek bir kültür kompleksine dönüşecek. İçinde konservatuar olacak, sanat atölyeleri ve iş atölyeleri, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının atölyeleri. Bu arada Sabahattin Ali’den Ruhi Su’ya çok sayıda sanatçının yattığı cezaevinin bir bölümü de müze olarak gezilebilecek. Amaç, biraz da Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi. Çalışmalar bu ayın 24’ünde başlayacak. Öğrencilerin eğitimi, planlama 18 ay. Restorasyon 24 ay. 42 ay sonra bambaşka bir Sinop çıkacak karşımıza. Mutlu insanların yaşadığı bir kültür şehri.
Bu arada yemek kültürünü de atlamamak lazım Sinop’un. Bir tür cennet taamı olan cevizli Sinop mantısı dillere destan. Özellikle bayramlarda yapılan nokulun tadını tarif etmek güç. Hele kıymalı Sinop pidesi... Öyle lezzetler ki bunlar, size kilo olarak geri dönüşüne üzülemiyorsunuz bile. Ayrıca hayatımda yediğim en lezzetli mezgiti de Sinop’ta tattığımı
itiraf etmeliyim.
Velhasıl, bu şehirde mutlu olmamak imkansız. Serotonin düzeyini yükselten bir şehir burası. Bunun için yerlisi olmaya da gerek yok. İki gün kaldım; yüzümden gülümseme hiç eksik olmadı. Bir gün mutlaka yolunuzu düşürün derim Sinop’a... Irmak Tanrısı Asopos’un su perisi kızlarından Sinope’den adını alan bu mutlu şehre...