Eşitlik için yelken rekoru

26 Haziran 2022

“Bir kadın ve bir erkek” kategorisinde, ilk kez bir Türkiye rekoruna imza atan Tolga Pamir ile ekip arkadaşı Sevda Ersezer, Hopa’dan İskenderun’a 11 gün 20 saat 23 dakikada ulaştı

Son yıllarda amatör denizcilik tarihimizin belki de en gurur verici rekorlarına tanıklık ediyoruz. Hopa’dan İskenderun’a uzanan kıyılarımızda Tolga Pamir, Atilla-Tolga Gökova ve son olarak hafta içinde Tolga Pamir ve Sevda Ersezer’in kırdığı rekorlar hepimizi mutlu ediyor. Mayıs ayında Karadeniz’den Akdeniz’e fırtına gibi inen ve bu rotanın erkekler ikili kategorisinde 13 gün 15 saat 2 dakika 58 saniye ile rekor kıran Atilla ve Tolga Gökova’nın başarısı denizcilik camiasını yeni hedeflere ulaşılması için teşvik etti. Geçen yıl Hopa’dan İskenderun’a yelkenlisiyle solo seyir gerçekleştirip bu kategoride Türkiye rekoruna imza atan Tolga Pamir, hafta içinde yine önemli bir başarının mimarı oldu. Usta isim bu kez de ekip arkadaşı Sevda Ersezer’le “bir kadın ve bir erkek” kategorisinde yeni Türkiye rekoruna imza attı. Duo Challenge4seas ekibi, Hopa’dan İskenderun’a 11 gün 20 saat 23 dakikada ulaştı. Bu derece Türkiye Yelken Federasyonu hakem heyeti tarafından da onaylandı. İkili, Fransa’da açık deniz yarış ekiplerinin dünya turu ve Atlantik geçişlerinde danışmanlığını üstlenen Meteorolog Christian Dumard’la çalıştı. 

 Rekorun amacı

Denizde kadınlara yönelik önyargıları kırmak için böyle bir girişime imza attıklarını belirten Pamir ve Ersezer, ülkemizi çevreleyen dört denizin uluslararası ortamlarda daha iyi tanıtılmasına da önemli katkı yaptı. Ülkemizin tarihinde bir kadın ve bir erkeğin ilk kez böyle bir rekor kırdığını vurgulayan başarılı ikili, şunların altını çizdi: “Hopa’dan İskenderun’a hedeflediğimiz süreden daha kısa zamanda ulaştık. İki temel amacımız vardı. Denizde kadınlara yönelik ön yargıların yıkılmasına ve azalan, bilinçsizce tüketilen su kaynaklarına dikkat çekmek istedik. Yarış boyunca World Sailing Speed Record Council (WSSR) tarafından teknemize yerleştirilen özel tracker ile takip edildik. Bu doğrultuda parkurumuz ve derecemiz uluslararası rekorlar listesine eklendi. Bu organizasyonun öyle önemli bir platformda tanınmasının, dünya yelkencilerini ülkemizin karasularına daha fazla yönlendireceğine inanıyoruz.” 

Türk denizciliğinin saygın isimlerinden Tolga Pamir, yaşamını Fransa’da sürdürüyor ve sporculuk kariyerini her yıl önemli başarılarla zenginleştiriyor. Geçen yıl Hopa-İskenderun rotasını gündeme getiren ilk isim de o oldu. Bunu yapmakla kalmadı, söz konusu parkuru tek başına ve sadece rüzgârın gücüyle 16 gün 16 saat 27 dakika 31 saniye ile aştı. Duo Challenge4seas ekibinin Türkiye rekorundaki sponsorları Maçkolik, Masomo, Admost, Tıramısu, Chantuque, Musto/Sportworks, Nautix, Sailmarker.org ve Naviga oldu. Onları da kutluyorum. Gelecek hafta pazar günü Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı’nın önemli bir sergisini ve onun yaratıcısı olan Oğuz Aydemir’in görüşlerini paylaşacağım. Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun. 

Kitap: 

Yazının devamı...

Ayvalık-Dikili rotası

12 Haziran 2022

Orada güneş öylesine güzel batar ki, seyrine doyum olmaz. Hele bir de serinleten akşam rüzgârı ve keyifli dost sohbetleri varsa hayatın kıymetli bir armağan olduğunu daha da iyi anlarız. Dikili’den söz ediyorum, bir başka deyişle Kuzey Ege’nin zümrüt taçlı kraliçesinden

Denizlerimizde kimilerine göre keşfedilmeyi, kimilerine göre demirlenip uzun süre yaşamayı hak eden nice güzelliklere sahibiz. Amatör denizcilerimizin bu konudaki ilgisi ve motivasyonu hayli yüksek. Ancak, bağlama yeri sorunları ve marina ücretlerinin yüksekliği, onları belirli rotalara mecbur bırakıyor. Bu sorunun çözümü basit aslında. Balıkçı barınaklarının yanı sıra amatör denizcilerimiz için sert havalara kapalı, kışlama ve çekme-atmaya uygun, elektrik, su, market, güvenlik ihtiyaçlarının karşılanabileceği bağlama yerleri inşa edilmeli. Lüks olmasına gerek yok. İşin o kısmını marinalar başarıyla karşılıyor. Sözün özü dileyenler modern marinalarda, dileyenler ifade ettiğim tesislerde bağlanabilmeli. Bu sanıldığı kadar zor değil! Ücretsiz olması da şart değil; yeter ki fiyatı amatör denizcilerimize “eziyet” çektirecek düzeyde olmasın. İsveç’te bu modelin güzel örneklerini gördüm. Açıkçası özendim. Dilerim gün gelir ülkemizde de yaygınlaşır. Şimdi, bu haftaki konumuza geçelim. 

Cazip rota 

Kuzey Ege’nin güneş gözlü kraliçesi Dikili’ye 1987 yılından bu yana yolum düşer. Orası keyif aldığım sakin ve güzel bir deniz diyarıdır. Serin suları kadar sahil boyunca yapılan akşam yürüyüşleriyle ruhunuzu dinlendirir. Aynı zamanda İstanbul’dan demir alıp güneye inen veya Antalya, Datça, Göcek, Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Seferihisar, Çeşme, Karaburun’dan kuzeye tırmanan mavi yürekli dostların aşina olduğu bir rotadır. Özellikle ilk kez deneyecekler için öneriler paylaşacağım. İlk sözümü baştan söyleyeyim, öncelikle mevsim rüzgârlarına, denizin değişkenliğine ve yöreyi iyi bilen kaptanların tavsiyelerine dikkat edilmeli. Bu rotayı Ayvalık’tan güneye iniş olarak aktaracağım. Dikili ve ilçenin cazip yerleri Bademli ve Kalem Adası, yaklaşık 25 millik mesafede yer alıyor. Olağanüstü bir durum yaşanmaması halinde 4.5 saat süren keyifli seyirle ulaşmanız mümkün. Sizlere daha emniyetli öneriler sunmak için denizlerimizi iyi tanıyan iki dostumun, Deniz Giray ve Tayfun Erkul’un tavsiyelerini aktarmak istiyorum. Her ikisine de teşekkür ediyorum.

Not defteri 

Ayvalık-Dikili rotasında karayel ve lodos gibi rüzgârlara dikkat edilmesinde yarar var. Bunlar deniz kaldırabilir. Kuzey Ege’de özellikle sıcak günlerde batıdan yağmurla birlikte gelebilecek ani hava kaçaklarına karşı da tetikte olunmalı. Dikili balıkçı limanının ortalama derinliği 5 metre. Ancak yer bulmak hayli zor. 1988 yılında dönemin İzmir Valisi merhum Nevzat Ayaz, aralarında bulunduğum gazetecilerle mevcut limanda incelemelerde bulunmuş ve yenisinin yapılacağını müjdelemişti. Üstünden 34 yıl geçti! Dilerim o büyük ve modern liman bir gün inşa edilir. Sözün özü orada demir atamazsınız. Bazen girişte, iskele yönünde kısa süreli yer bulabilirsiniz. Genellikle de limanın müdavimi olan balıkçı teknelerine aborda olabilirsiniz. Sert havalarda mecbur kalırsanız sığınabilirsiniz, ancak dikkatli olmanızda yarar var. Bademli ve Kalem Adası ise Ayvalık’a aynı mesafede sayılabilir. Özellikle Kalem Adası’nın kuzeyi çok sığ ve kayalık. Boğaz gibi görünse de geçiş güvenli değil. Hemen yanında bulunan Bademli ise derinliğin 4-6 metre arasında olduğu doğal bir cennet. Sakin havalarda muhteşem denizi sizi mutlu kılacaktır. Ancak kıyılarındaki döküntülerden ve girişindeki Güvercin Kayası’ndan uzak durmanızda yarar var. Gece ilk kez girmeyi planlıyorsanız Kalem Adası’nı seçmeniz daha isabetli olacaktır. Sözün özü, haritaların dikkatle okunması ve yöreyi iyi bilen kaptanlarla konuşulması her zaman faydalıdır. 

Yazının devamı...

Dört denizin armonisi

5 Haziran 2022

Usta denizci Tolga Pamir, Sevda Ersezer ile Hopa’dan İskenderun’a yelken açmaya hazırlanıyor. Hedefleri sadece yeni bir rekor kırmak değil, denizlerde kadın-erkek eşitliğine, azalan su kaynaklarına, bilinçsiz tüketime dikkat çekmek.

Amatör denizcilik tarihimizin öncü isimlerinden Sadun ve Oda Boro ile Özkan Gülkaynak’ın kitaplarında anlattıkları, Hopa’dan İskenderun’a uzanan rekor denemelerinin vazgeçilmez başlangıcı oldu. Fransa’da ülkemizi başarıyla temsil eden Tolga Pamir, geçen yaz Hopa’dan İskenderun’a yelkenle solo gerçekleştirdiği 16 gün 16 saat 27 dakikalık rekorla Karadeniz’i yeniden gündeme taşıdı. Ardından denizciliğimizin saygın ismi Cumhur Gökova’nın yetiştirdiği Atilla ve Tolga Gökova, aynı rotayı 13 gün, 15 saat, 2 dakika 58 saniye ile geçerek yeni bir rekora imza attı. Onları geride bırakmak için Hopa’dan demir alan Başak Mireli ise perşembe gecesi Giresun açıklarında yaşadığı elektrik arızası nedeniyle rekor denemesini üzüntüyle sonlandırdı.

Sevgili Tolga Pamir’den bir süre önce gelen güzel bir haber dolayısıyla yazı gündemimi değiştirmeye karar verdim. Usta isim, bu kez de Sevda Ersezer ile Hopa’dan İskenderun’a yelken açacak. Amacı sadece yeni bir rekor denemesi değil; dikkatleri, denizlerde kadın-erkek eşitliğine, azalan su kaynaklarına, bilinçsiz tüketime çekmek. Tolga’nın güzel deyişiyle “bu rotanın esas amacı suyu varken korumak!” Bu nedenle sadece rüzgârın gücü ve yelkenle yol alacakları Hopa-İskenderun rotasında ekip arkadaşı Sevda ile yanlarına toplam 150 litre su alacaklar. Bir başka deyişle rota boyunca günlük yaşamda olsa toplam 190 litre su tüketmeleri gerekirken, bu miktarla su ihtiyaçlarını giderecekler. Elde edecekleri derece ne olursa olsun amaçları alkışlanmaya ve desteklenmeye değer.

Teknolojik takip

Tolga Pamir ile Sevda Ersezer, Fransa’da açık deniz yarış ekiplerinin dünya turu ve Atlantik geçişlerinde rekor danışmanlığını üstlenen Meteorolog Christian Dumard’la çalışıyor. Denizcilik camiasının sonucunu merakla beklediği ve ilgiyle takip ettiği denemenin mimarları kendilerine “Duo Challenge4Seas” adını verdi. Atilla ile Tolga Gökova’nın sahip olduğu rekoru kırmayı, İskenderun’a 12 günde ulaşmayı hedefliyorlar. Tolga ile Sevda, bu sürece Bodrum’da antrenman yaparak hazırlandı. Konsantrasyonları üst düzeyde. Kendilerini dört denizin sultanı rüzgâra bırakmadan önce düşüncelerini şu sözlerle dile getirdiler: “Türkiye tarihinde bir kadın ve bir erkek olarak ilk defa gerçekleştirilecek rekor girişimini destekleyen Maçkolik, Masomo, Admost, Tiramisu, Chantuque, Quantum Sails Musto/Sportwork, Sailmaker.org ve Naviga’ya teşekkür ediyoruz. Bu tarz destekler gelecek için son derece önemli. Açık deniz yelken sporunda kadın ve erkek eşitliğine dikkati çekeceğiz. Hopa’dan İskenderun’a kadar olan rota boyunca teknemizde WSSR’ye ait (World Sailing Speed Record Council) özel tracker bulunacak. Süre kayıt altına alınacak. Bu girişimin parkurunun ve süresinin uluslararası rekorlar listesinde tanımlanmasıyla bir ilk gerçekleşmiş olacak. Bu durumun dünya yelkencilerini ülkemize daha fazla çekeceğine inanıyoruz.”

Tebrik: İş dünyasının başarılı kuruluşu Arkas Holding’e hayat veren felsefe denizciliktir. Bu nedenle 27 Haziran-7 Temmuz 2022 tarihlerinde Türkiye Yelken Federasyonu’nun ev sahipliğinde Bodrum’da gerçekleştirilecek Optimist Dünya Şampiyonası “Arkas” adıyla düzenlenecek. Sürecin mimarı Bernard Arkas ve Özlem Akdurak’ı kutluyorum. Onlara destek olan, yol gösteren usta denizci Lucien Arkas’ı da saygıyla selamlıyorum.

Yarış:

Yazının devamı...

Hopa’dan İskenderun’a rekora

29 Mayıs 2022

Cesur denizcimiz Başak Mireli, tuzunu yuttuğu maviliklerin üstünde, Hopa’dan İskenderun’a yelken açarak “solo” Türkiye rekorunu kırmaya hazırlanıyor.

Rüzgârın sesini dinleyip dalgalarla dost olmak, haritadan gönlünce yer seçip içindeki gezgini özgür bırakmak denizcilerin ortak hayalidir. Başak Mireli de bu yolun azimli bir yolcusu. Dünyayı solo olarak 94 günde dolaşan yelkenciliğin efsane ismi İngiliz Ellen MacArthur’u örnek alan cesur denizcimiz, 1 Haziran 2022’de Artvin-Hopa Limanı’ndan başlayıp 12 gün sonra İskenderun’da tamamlamayı planladığı tekli (solo) Türkiye rekoru denemesi için gün sayıyor.

Artvin’den İskenderun’a yelken açarak denizlerimizi yeniden gündeme taşıyan kişi Tolga Pamir oldu. Usta isim, geçen yıl 16 gün 16 saat 27 dakika 31 saniye ile “solo” olarak önemli bir rekora imza attı. Yelkenciliğimizin saygın ismi Cumhur Gökova’nın yetiştirdiği oğulları Tolga ve Atilla Gökova da açık deniz yelkenciliğini desteklemek amacıyla bu rotada yelken açan tecrübeli diğer isimlerdi. İki kardeş, şu günlerde “duo” kategorisinde büyük ihtimalle Türkiye rekoruna imza atmış olacak. Her birini yürekten kutluyorum. Başak Mireli de Hopa-İskenderun rotasını onlardan ilham alarak gözüne kestirdi. Fenerbahçe Voleybol Takımı ile başladığı spor yaşamını yıllar içinde çeşitlendiren, motosikletle 2 bin kilometrelik Ölüdeniz-Kayseri Trans Toros off road rotasını aşan, RYA (Royal Yachting Association) eğitimlerini Marmaris, Kanarya Adaları ve İngiltere Southampton Solent Denizi’nde tamamlayan azimli bir kadından söz ediyorum.

Gelecekteki hedefi

Yelken sporu ile 14 yaşında Fenerbahçe’de tanışan Başak Mireli, ilk yat eğitimini Marmaris’te aldı. Bir dönem İstanbul Yelken Kulübü sporcusu olarak yarışlarda boy gösterdi. Daha sonra üç arkadaşıyla Jeanneau Sun Fast 32 model ilk teknelerini aldılar. Onunla 3 yıl boyunca İstanbul’daki yarışlara katıldılar. Şu dönemde eşi Ömer Öcel ile son teknelerini dünya turu için hazırlıyorlar. Cesur yürek diğer yandan 1 Haziran günü start alacağı “solo” Türkiye rekoru denemesi için son hazırlıklarını sürdürüyor. Hopa-İskenderun etabı sonrasında Atlantik Okyanusu’nu tekli geçmeyi de planlıyor. Daha sonraki hedefi ise temmuz ayında eşiyle dünya turuna çıkmak.

Örnek alınacak

Yıllardır denizlerde olduğunu belirten Başak Mireli, tuzunu yuttuğu maviliklerin kendisi için sonsuz bir özgürlük alanı oluşturduğunu vurguluyor. Deneyimli isim, şunların altını çiziyor: “Teknede yalnız olmak ve denizde süzülmek insana bahşedilmiş en özel duygulardan. Gerçek bir özgürlük. Uçarı yanım bunu kendime, alışkanlıklarıma ve konfor alanıma dair bir sorgulamaya dönüştürmek istedi. Solo rekor denemesi, denizlerimizi ve kendimi tanımam için önemli bir fırsat. Bu kategoride zamanla yarışacak tek kadın sporcuyum. Hopa-İskenderun turumu 12 günde tamamlayıp mevcut olan 16 gün 16 saat 27 dakikalık solo rekorunu kırmaya çalışacağım. Bu rotayı tamamlayan ilk kadın denizci olacağım. Bu sürecin öncesinde ve denemem boyunca elimden geldiğince deniz ile toplum arasındaki çok yönlü ilişkiye dikkatleri çektim ve çekeceğim. Bu denememin daha çok kadınımızın denizlerde olmasının önünü açacağına inanıyorum. Projem için ana sponsor bulabilmiş değilim. Ancak sonsuz destekleri ile her zaman yanımda olan aileme ve dostlarıma teşekkür ediyorum.”

Başak Mireli’nin sesine kulak verilmesini öneriyorum. Deniz Ticaret Odalarının ve özel sektör kuruluşlarının sponsorluk için ivedi olarak adım atmasını diliyorum! Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun.

Yazının devamı...

Hayallerin peşinde dünya turu

15 Mayıs 2022

Mustafa Denizaşan’ın 1932’de Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Atlas Okyanusu’nda yaktığı meşale, Sadun ve Oda Boro tarafından 1965 yılında dünya denizlerine taşındı. Böylece amatör denizcilik tarihimizde ilham alınan heyecan dolu seyahatlerin ilk adımı atılmış oldu. Hasan ve Zehra Şirin de, yelkenli ile dünya seyahatinin tüm zorluklarını başarıyla atlatan denizcilerimizden. Geçtiğimiz günlerde Antalya’ya döndüler. Onlarla seyahatleri hakkında görüştüm. Kendilerini bilgilendiren Özkan Gülkaynak, Haldun Karagöz, Alim-Hattaya Sür ve Ekrem İnözü’ne teşekkürlerini yineliyorlar.  

Zehra ve Hasan Şirin, kendilerini 2009 yılında yelkenciliğin büyülü dünyasına bırakmaya karar verdi. İlk teknelerini aldıktan sonra buldukları her fırsatta Güney Ege’nin cennet koylarına yelken açtılar. İkinci tekneleri Amel 55 model “Kandiba”yı 2013 yılında Fransa La Rochel’de teslim aldılar. Ardından her fırsatta Bodrum-Fethiye arasındaki koylara yelken açtılar. Birkaç kez Yunan Adaları, iki kez de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti rotasında deneyimlerini pekiştirdiler. Dünya seyahati fikri o süreçte yüreklerine düştü. Şirin çifti yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “2014 yılında Kanarya Adaları’na gidip Atlantik Okyanusu’nu geçen ‘North’ teknesinden Nejat ve Melike, Balıkçıl’dan Mustafa ve Elif’in yanı sıra orada bulunan Gülin ve Ekber ile konuşup bilgi sahibi olduk. Bize teknede yaşamadan hazırlık yapılmaması gerektiğini söylediler. İşlerimizi yeni kurmuştuk. Zor bir karardı. Ancak oğlumuz bizi cesaretlendirdi: ‘Hayalinizde ciddi iseniz yola çıkıyorsunuz veya bir daha bunu konuşmuyoruz’ diyerek konuyu noktaladı. Bunun üzerine valizlerimizi alıp Göcek’e gittik.” 

Hazırlık ve rota 

Yedi ay boyunca teknelerine bazı donanımlar ekleyen ve su üstünde yaşamaya uyum sağlayan Hasan ve Zehra Şirin, 10 Ağustos 2015 tarihinde Bodrum’dan ayrılarak dünya denizlerine yelken açtı. Yunanistan, İtalya, İspanya, Cebelitarık rotasını izleyip Kanarya Adaları’na ulaştı. Teknelerini adres gösterdikleri için orada uzun süre konakladılar. 2016 yılının Ocak ayında Jimmy Cornel’in düzenlediği Atlantic Odessey ile Karayipler’e dümen kırdılar. Fırtına mevsimine kadar teknelerini kısmen daha güvenli olan Grenada’da bırakıp bölgeyi gezdiler. Bir sonraki sezon Karayip Denizi’nde bulunan Aruba, Bonaire ve Curaçao başta olmak üzere (ABC Adaları) Kolombiya ve San Blass’a uğrayıp Panama Kanalı üzerinden en büyük okyanusa merhaba dediler.

Galapagos’a uğrayıp Fransız Polinezyası’nda Markiz Adaları, Tuamatu Atolleri ve Sosyete Adaları’nı dolaştılar. Ardından Cook Adaları, Niue ve Tonga’yı ziyaret ederek Fiji’ye vardılar. Teknelerini orada bırakıp fırtına mevsimini geçirmek üzere Türkiye’ye döndüler. Dünya seyahatlerinin üçüncü etabında Vanuatu’yu gezip Kandiba’yı Yeni Kaledonya’da bırakıp ülkelerine hareket ettiler. Aralıklarla toplam yedi yıl süren dünya seyahatlerinin son etabında Papua Yeni Gine, Endonezya ve Malezya’da uzun süre kaldılar. Arada oğulları Erdem’in nişanı için Türkiye’ye geldiler. Ancak dünyayı sarsan salgın, onları da evlerine kapattı. Zorunlu olarak 18 ay beklediler. Sonuç olarak dünya seyahatlerinin son etabında Malezya, Maldiv Adaları, Cibuti, Kızıldeniz ve KKTC rotasını izleyip üç hafta önce Antalya’ya döndüler. 

Yazının devamı...

Yelkenli evin mutlu sakinleri

1 Mayıs 2022

Ülkemizde teknede yaşayanların sayısı artmaya başlayınca merak edenler için, bu hayat tarzını benimseyen Erzurumluoğlu çiftine, teknede sürdürdükleri yaşamın püf noktalarını sordum.

Avrupa ülkelerinde yaygın olan “teknede yaşam” son yıllarda ülkemizde oldukça popüler. Bu hayat tarzının inceliklerini yılın büyük kısmını teknelerinde geçiren deneyimli bir çiftle konuştum. Her ikisi de işletme mezunu, amatör denizci, müzik ve doğasever. Kedi, köpek, kuş ve balık sevgileri kadar hayata dair diğer ortak tutkuları da hayli fazla. Çocukluk yıllarından itibaren yurt dışında eğitim gören, birkaç yıl önce iş hayatlarını yavaşlatıp kendilerine daha fazla zaman ayırmaya karar veren mutlu ve şanslı bir çift onlar. Hatta ilk buluşmalarında kendi ifadeleriyle ne kahve içmeye ne de romantik bir yemeğe gittiler. İlk tekneleri “Figaro”da hayata dair hayallerini ve denizcilik tutkularını konuşmayı tercih ettiler. Yıllar içinde hem karada hem denizde iki kişilik dev bir aile oluşturdular. Maviliklerde mutlu yaşamanın sırrını keşfedenlerin kervanına katıldılar. Melda ve Arek Erzurumluoğlu’dan söz ediyorum. Başka bir deyişle deniz tutkularını yaşam biçimi haline getirmeye karar verdikten sonra hayatlarını buna göre biçimlendiren, tekneleri “Allegro”nun düş arkadaşı olan İstanbullu güzel bir aileden. Ülkemizde teknede yaşayanların sayısı artmaya başladığı için bu hayat tarzının püf noktalarını Erzurumluoğlu çiftine sordum. Yılın neredeyse tamamını Bodrum Gümbet Limanı’nda bağlı olan 48 feet Beneteau Oceanis teknelerinde ve yörenin cennet koylarında geçiren Melda ve Arek, karayı özlemeyenlerden. Haksız da sayılmazlar doğrusu! 

Ofisleri de teknede 

Yelkenli evde yaşamak elbette sanıldığı kadar kolay değil.  Örneğin, onların yaşamında egemen olan düzen ve dakiklik su üstünde de aynen devam ediyor. Çünkü bu hayat tarzının kendine has özellikleri var. Erzurumluoğlu çifti şunların altını çiziyor: “Teknede yaşamamız bizi tatilci yapmıyor. Çalışmaya devam ediyoruz. Devreye mobil internet giriyor, ‘Allegro’, ofis işlevi de görüyor. Tekne yaşamında kaynakları usulünce, derli, toplu ve uygun kullanmak gerekiyor. Günde yaklaşık üç saat jeneratör kullanıyoruz. Bu ortalama 75 liraya mal oluyor. İnternet için aylık giderimiz de ortalama 250 lira. Biz uzun zamandır belediyeye ait bağlama alanındayız. Marinada değiliz. Gayet memnunuz. Teknede yaşarken yapılan mutfak harcamaları karadaki evinizden daha ekonomiktir. Çünkü bu yaşam tarzı daha planlı ve tasarruflu olmayı, gereksiz alışveriş ve tüketimle bir yere varılamayacağını öğretir. Her ailenin kendine özgü yaşam biçimi ve kuralları olduğu gibi bizim de mevcut. Örneğin ‘Tekneye misafir olma rehberi’ hazırlayıp dostlarımıza gönderdik. Karada yaşayanların ayrı zaman ve mekanlarda gerçekleştirdiği faaliyetlerin hepsini teknemizde büyük bir dünya yaratarak yaşamayı beceriyoruz. Yelkenli hayatında ekip olmak gerekiyor. Hele bir de konuşmadan anlaşanlardansanız bu ‘jackpot’ olur.” 

Değerli okurlar, yemekten temizliğe, banyodan misafir ağırlamaya kadar her konuda incelikleri olan tekne yaşamını, düzenli olup ekonomik kaynaklarınızı verimli değerlendirince son derece keyifli bulabilirsiniz. Ancak, deyim yerindeyse bir eliniz her an teknenizin üstünde olmalı. Bakım, onarım, temizlik ve diğer işler aksatılmamalı. Çünkü bugünün işi yarına kalırsa su üstünde yaşam çekilmez olur. Bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler “Allegro”nun hanımeli tarafından hazırlanan “yelkenlievim.blogspot.com” sayfasını takip edebilir. Teninizden denizin tuzu, yüzünüzden gülümseme eksik olmasın. 8 Mayıs Pazar günü yeniden buluşuncaya kadar pruvanız neta, rüzgar kolayınıza olsun

Yazının devamı...

“Çizme”nin genç yelkencilerini yetiştiriyor

24 Nisan 2022

Yelken sporuyla ilgilenen gençlerimizin, İtalya Yelken Federasyonu çatısı altında, genç yelkencileri şampiyonalara hazırlayan Alp Alpagut’u yakından takip etmesinde yarar var.

"Yelken sporuna ömrünü verdi” sözünü ne zaman duysam aklıma gelen ilk isimlerden biri Alp Alpagut olur. Çocukluk çağlarından itibaren maviliklere imzasını atan eski millî sporcumuz, günümüzde İtalyan Yelken Federasyonu’nda antrenörlük yapıyor.

Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Yılın Sporcusu Ödülleri’nde 1998 yılında en başarılı 5’inci isim seçilen deneyimli yelkencimiz, İtalya Millî Takımı’nın U 16 ve U 19 kategorisindeki gençlerini yetiştiriyor. Bazen bir olay hayatın olağan akışını değiştirir. Alp Alpagut’un Galatasaray Yelken Şubesi’nde yaşadığı gibi önünüzde yeni ufuklar açılır. Sporculuk hayatı başarılarla dolu olan, GS formasıyla optimist sınıfında 1984-1989 arasında yarışan Alpagut, kariyerine laser ile devam etti. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları, 1997 Bari Akdeniz Oyunları ve uluslararası şampiyonalarda boy gösterdi.

1998 Laser Radial Avrupa Kupası’nın Fransa- Hollanda ve Danimarka’da gerçekleştirilen etaplarını ilk sırada tamamlayıp genel klasmanda Avrupa 1’incisi oldu. Bu unvanını 1999 ve 2000 yıllarında da korudu.

Maviliklerde elde ettiği başarılar sonucu 2001 yılında uluslararası yelken antrenörlüğü şirketi SailCoach’un ekibine katıldı. Böylece hakemlik serüveninin ilk adımını Fransa’da atmış oldu. Günümüzde yaşamını İtalya’nın dünyaca ünlü Garda Gölü’nün güneyinde kalan Sirmione’de sürdüren Alpagut, geçtiğimiz yıllarda Finlandiya Yelken Federasyonu için de çalıştı.

Başarı öyküsü

Ancak, İtalya her zaman onun gözdesi oldu. Bu nedenle yolu geçtiğimiz yıllarda “Çizme”nin genç yelkencileriyle kesişti. Deneyimli yelkencimiz antrenörlük kariyerini Rönesans’ın doğduğu ülkede başarıyla sürdürüyor.

Yazının devamı...

Dalgaların beyaz kelebekleri

10 Nisan 2022

Son yıllarda yelken sporuna ilginin artması sevindirici. Peki, ilk adım nasıl atılmalı? Nereden başlamalı?

Denizin sesi ve güneşin sıcaklığıyla yaşam sevincimizi artıran yaz mevsimine doğru adım adım ilerliyoruz. Bu hafta yelkene başlamak isteyenler için öneriler paylaşacağım.

Karşıyaka sahilinde yürüyüş yaparken KSK’lı gençlerin İzmir Körfezi’nde salınan teknelerini ne zaman görsem aklıma “Beyaz Kelebekler” gelir. 1960’ların ortasından itibaren yıldızlaşan ve üç üyesi trafik kazası sonucu yaşamdan kopunca giderek zamana yenik düşen efsane müzik topluluğunu özlemle anarım. Çocukluğum onların şarkılarıyla geçti. Pikabımızda “Sen Gidince” çaldığında coşkuyla eşlik ederdik. Hele bir de mahalle sinemamıza Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu’nun oynadığı filmler geldiyse değmeyin keyfimize. Rüzgâr gibi geçen güzel yıllardı. Bugün, Beyaz Kelebekler’in esin kaynağı olduğu bir yazıyla sizlere merhaba diyorum. Buluşma noktamız her zaman olduğu gibi elbette deniz ve yelken. Son yıllarda bu alana yönelik ilginin artması sevindirici. Peki, ilk adım nasıl atılmalı? Konuyla ilgili olarak eski millî sporcularımızdan Mustafa Onur Durak’la konuştum.

Yaşı yok

Son sözümü baştan söyleyeyim: Yeter ki isteyin, bütün engelleri aşarsınız. Mustafa Onur Durak da aynı görüşte. 2014 yılından bu yana yelkenli yatlarda profesyonel olarak yarışan ve eğitmenlik yapan deneyimli isim şunların altını çiziyor: “Başlangıç sınıfı olarak görülen teknelerde 4 yaşında yelkenciliğe adım atan çocuklara rastlayabiliyoruz. Genel olarak şunu söylemek mümkün, el göz koordinasyonu olan, tercihen yüzmeyi bilen 6-7 yaş aralığında çocukların başlayabilmesi için ideal bir spor. Optimistte üst yaş sınırı 15. Çok keyifli yarışlar yaşanıyor. Çocuklarda sorumluluk bilinci ve özgüveni artıran bir sınıf. Takım ruhu ve disiplin gibi kavramlarla birlikte denizciliği de öğretiyor. 15 yaşından sonra sporcular fiziksel yetenekleri ve özelliklerine göre farklı sınıflara yönelebiliyor.”

Yetişkinler için

Mustafa Onur Durak, yelkenciliğin aslında her yaş için uygun olduğunu belirtiyor. Vazgeçme, erteleme, üşenme olarak formüle edebileceğim görüşlerini şöyle sıralıyor: “Yetişkinler de vakit ayırabildikleri her dönemde ilgilenebilir. Ülkemizde yelkenli yatlarda gerçekleştirilen sürecin öğretildiği kurslar bulunmaktadır. Bu sistem sayesinde hata yapma korkusu geride bırakılıyor. İşler kötüye gitmeden önce muhtemel hataları düzeltebilecek bir eğitmenin varlığı da ekibi rahatlatıyor.”

Yol haritası

Yazının devamı...