Akdeniz’in genç denizcileri

1 Ağustos 2020

Yatçılarımızın çoğu Ege’de Datça-Ayvalık arasını Akdeniz’de ise genellikle Antalya’ya kadar olan koyları tercih ettiğinden Mersin hak ettiği önemi ne yazık ki göremiyor. Lakin Mersin Rota Yelken Kulübü (MRYK), inat ve ısrarla kentlerini tanıtmak için uğraşıyor. MRYK Başkanı Avukat Cengiz Sönmez ile salgın öncesinde yaptığımız keyifli denizcilik sohbetini deyim yerindeyse bir müddet dinlendirdim. Çünkü hayat normale dönmeye başladığı zaman geleceğin yelkencilerine yönelik önemli adımlar atacaklarına emindim. Nitekim öyle de oldu. Başlattıkları temel yelkencilik kurslarına gün itibarıyla 80’den fazla genç başvurdu. Sezon sonuna kadar bu sayı 130’ları bulacak. 10 gün süren kampların ücreti her şey dahil 700 TL. Mersin Rota Yelken Kulübü, kursiyerlerine temel yelkencilik başta olmak üzere gerekli tüm bilgiyi veriyor. Örneğin yönler, denizci bağları, teknede güvenlik, denizde devrilme ve düzelme vb. Bir başka deyişle gelecekte ülkemizi milli takım düzeyinde temsil edeceğine inandığım pırıl pırıl çocuklar, 7-13 yaş arasında optimist, 13 yaş üzerinde de laser kursu alıyor.




Bu etkinlikler hiç şüphesiz Mersin’in denizcilik alanında dikkatleri çekmesini de sağlıyor. Rota Yelken Kulübü Komodoru Cengiz Sönmez usta bir denizci ve Brezilya Fahri Konsolosu olarak Mersin’in tanıtılmasında etkin rol oynayan kişilerden. Gelecek yıllarda dış dünyaya açık birçok etkinlik planladığını biliyorum. Örneğin eşsiz güzellikteki koylarıyla 321 kilometre sahili olan, geçmişi Neolitik döneme uzanan Mersin’i Türkiye’ye ve dünyaya tanıtacak bir yat yarışı… Sönmez, kendilerine her konuda destek veren Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’dan da övgüyle söz ediyor. Bunu tüm yerel yöneticilere örnek olması için özellikle paylaşıyorum. Sözün özü, Mersin’de sergilenen umut veren çalışmalar başarılı bir takım oyununun doğal sonucudur. Bu nedenle tebrikler Cengiz Sönmez ve Mersin Rota Yelken! Gelecek yazım 15 Ağustos Cumartesi günü. Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun.

Yazının devamı...

Ege Denizi’nin kartalları

18 Temmuz 2020

Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait botlarımızı maviliklerde ne zaman görsem mutluluk duyarım. Özellikle de Kaan sınıfının sürat ve manevra yeteneğini hayranlıkla izlerim. Bu kez onlarla aynı ortamı paylaşıp Çeşme’de gerçekleştirilen devriyeye katıldım




Türkiye, denizciliğin özellikle kamu güvenliğini ilgilendiren alanlarında oldukça başarılı bir ülkedir. Bunu geçmiş yıllarda izlediğim NATO tatbikatlarında ve uluslararası kriz ortamlarında birçok kez gördüm. Ülkemizin denizlerimizdeki menfaatleri, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birlikler ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından korunuyor. Bir başka deyişle ay yıldızlı bayrağımızı her koşulda başarı ve gururla dalgalandırıyorlar. Bugün İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı’na yönelik bir konuyu paylaşacağım. Ancak öncelikle gurur duyduğumuz sahil güvenlik botlarımızı tasarlayan ve genç yaşta hayata veda eden Kaan Onuk’u saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun. İçişleri Bakanlığı tarafından verilen özel izinle Çeşme’de görev yapan TCSG 30 Kaan 19 ile maviliklere çıktım. Hava 4 kuvvetinde ve yaklaşık 30 knot süratle esiyordu. Belirlenen koordinatlara varmamız göz açıp kapatıncaya kadar gerçekleşti. Bu da son derece doğal, çünkü Tuzla’da bulunan Yonca Onuk Tersanesi yapımı olan Kaan 19 âdeta uçuyor. TCSG 30 mensupları da son derece dikkatli ve disiplinli. ASELSAN’ın imza attığı yerli ve modern teknoloji sayesinde denizde kuş uçurmuyorlar. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar karakol, refakat, keşif, arama ve kurtarma, kaçakçılıkla mücadele, deniz kirliliğini kontrol etme başta olmak üzere verilen her görevin üstesinden başarıyla geliyor. Onlara 158 Alo İhbar Hattı üzerinden 24 saat ulaşmak mümkün. İçişleri Bakanlığı SGK’lığı, Ege Deniz Bölge ve TCSG 30 K’lığının tüm personeline teşekkür ediyorum. Gelecek yazım 1 Ağustos Cumartesi günü. Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun.

Yazının devamı...

Avrupa’nın yat turizmindeki gözdesi

6 Haziran 2020

Ilıman ikliminden ötürü yılın büyük bölümünde yat ve deniz turizmi için ideal olan Hırvatistan, adaları ve şahane kıyılarıyla Avrupa’nın yükselen yıldızı olmayı başarıyor

Türkiye’nin ilk CMM (Certified Marina Manager) unvanını sekiz yıl önce kazanan Artun Ertem, Adriyatik Denizi’nin gözde ülkesi Hırvatistan’da önemli işlere imza atan başarılı bir girişimci. Ertem, profesyonel turist rehberliğinin yanı sıra 2000’li yıllardan günümüze kadar Göcek Club Marina, Antalya Büyük Liman marina ve Sibenik D-Marin Marina Mandalina gibi köklü kuruluşlarda yöneticilik yapmış değerli bir dostum. Zagreb büyükelçiliğimizle birlikte ülkemizden alınan ADB’lerin (Amatör Denizci belgesi) Hırvatistan’da geçerli kabul edilmesine yönelik ciddi katkısı oldu. Artun Ertem, halen kurucu başkanı olduğu Portus Maxsimus Danışmanlık ve Seyahat şirketiyle ülkenin deniz turizmine yön veren kanaat önderleri arasında bulunuyor.

Son dakika kiralamaları

Her yıl yüzlerce Türk yatçının ve binlerce turistin ziyaret ettiği Hırvatistan’daki gelişmeleri değerlendiren Ertem’e göre, bu yaz yat turizminde “son dakika kiralamaların” ağırlıklı olması bekleniyor. Ülkenin, Avrupa genelinde yükselişte olduğuna dikkati çeken deneyimli isim şunları söylüyor: “Hırvatistan’a kendi teknesiyle gelen Türk yatçılar olduğu gibi, ekseriyet, burada tekne kiralamaya yöneliyor. Genellikle 1 hafta 10 gün süreli tatiller seçiliyor, deniz ve kara turları birlikte tercih ediliyor. Fiyatların önceki yıllara göre biraz daha düşük olacağını tahmin ediyoruz.”

Adaları ve dantel gibi koylarıyla Türk yatçıları kendine çekecek olan Adriyatik’in yıldızına gitmeyi planlıyorsanız www.portusmaximus.com veya info@portusmaximus.com adresinden tekne tatili, transferler, gezi programlarını içeren en uygun seçeneği oluşturabilirsiniz. Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun.

Lezzet

Teknede pizza yapmak oldukça kolay. 

Yazının devamı...

Aile mirasları denizcilik

23 Mayıs 2020

Bu hafta denizciliğin dededen torunlara devredildiği bir aileden söz edeceğim: Özerler,Türkiye’de maviliklere sevdalı tüm deniz dostları için güzel
bir örnek

İstanbul Yeşilköylü Kemal Özer, çocukluğunda Kristof Kolomb’un hayat hikayesini okuyunca kendini mavi düşler atlasının sayfalarına bırakıp usta bir denizci oldu. Uzun yıllar sektörün önemli firmalarında yöneticilik yapmasına rağmen, Marmara’da avladığı balıklardan kazandıklarını harçlıklarına ekleyerek satın aldığı ilk sandalını, denizin tuzunu, rüzgarın sesini hiç unutmadı. İTÜ Yüksek Denizcilik Okulu’ndan 1979 yılında mezun oldu. Oğlunu da denizci yetiştirdi. Galatasaray’da 12 yıl yüzen milli sporcumuz Burak Özer, İTÜ Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü’nden mezun olduktan sonra uzakyol kaptanlığı yaptı. Çekirdekten yetişme denizcimiz halen Bravo Sailing Yelken ve Yatçılık Okulu’nda eğitmenlik yapıyor. Yarışlarda da boy gösteriyor. Eşi Begüm Özer de aile geleneğini devam ettiriyor. Fenerbahçe Yelken Şubesi’nde 420 ve 470 sınıflarında uzun yıllar yarışan milli sporcumuz, günümüzde kızları Zeynep (9) ve Deniz’in (7) maviliklerde yelkenle buluşmasını gururla izliyor. Zeynep, yaş avantajıyla optimist sınıfında yarışıyor, kardeşi Deniz ise bu yıl lisans almak için gün sayıyor. Yolları ve bahtları açık olsun.

Hedef ailece yarışmak

Burak ve Begüm Özer, her seviyede bireysel ve kurumsal yelken ve yatçılık eğitimi veriyor. Hedefleri gelecekte ailece yarışmak. Bu amaçlarına ulaşacaklarına yürekten inanıyorum. ADB, yelken gezileri, bireysel ve kurumsal eğitimler için Bravo Sailing’e (532) 401 28 44 no’lu telefondan ulaşabilirsiniz. Özer ailesi, denizciliğe gönül vermiş insanlarımız için güzel bir örnek. Onlarla sağlık ve mutluluk dolu güzel günlerde acı bir kahve içmeyi ve maviliklere çıkmayı diliyorum. Bu değerli ailenin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun.

Lezzet

Gevrek (simit) için kolları sıvadım. Fena olmadı. Teknelerinizde kolayca yapabilirsiniz. Önce malzemeler: 1 su bardağı ılık su, aynı ölçüde ılık süt, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yumurta, 10 gram maya, 3 buçuk-4 su bardağı un. Üzerine yarım çay bardağı su ve aynı ölçüde pekmez ve dilediğiniz kadar susam. Yapılışına gelince, hamurunuzu şekillendirin, fırınınızda 180 derecede 30 dakika pişirin. Lakin yakmamak için arada bir kontrol edin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...