Ekonominin can suyu: Deniz ticareti

6 Haziran 2021

Uluslararası ticaretin yüzde 80’inin geçrekleştirildiği denizyolu taşımacılığı 2021’in ikinci çeyreğinde küresel ölçekte 6.6 trilyon dolara ulaşacak. Yılın ilk dört ayında limanlarımızda elleçlenen yüklerin toplamı 170 milyon ton oldu. Bu rakam 2020’de 160 milyon ton olarak gerçekleşmişti

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD)19 Mayıs 2021 tarihli ‘Güncel Küresel Ticaret’ başlıklı raporuna göre dünya genelindeki mal ticareti yılın ilk çeyreğinde salgın öncesi seviyenin üstüne çıkmış bulunuyor.

Günümüzde uluslararası ticaretin yaklaşık yüzde 80’i denizyolu ile gerçekleştiriliyor. UNCTAD verilerine göre söz konusu büyüme devam edecek. Yapılan tahminlere göre 2021’in ikinci çeyreğinde küresel ölçekte 6.6 trilyon dolara ulaşacak.

Global ticaretin ve denizyolu taşımacılığının pozitif seyretmesindeki en önemli etkenlerin başında Çin ve diğer Asya ülkelerinden gelen hammadde talebi ve bu alandaki rekor fiyat artışları ilk sırada yer alıyor.

Türkiye için denizcilik sektörünün önemi sadece ülkemizin sahip olduğu coğrafi zenginlikten kaynaklanmıyor. Dünya ticaretinde yaşanan gelişmeler de bunu kaçınılmaz kılıyor. Hal böyle olunca ülkemiz özel sektörün deniz ticareti ve gemi inşa alanlarındaki başarılı çalışmalarıyla geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Sorunlar elbette var. Ancak, günümüzün rekabet dolu dünyasında kollarını bağlayıp duranlar değil, sektörün yaptığı gibi yorulmadan koşanlar hedeflerine varabiliyor. Nitekim günümüzde Türk yapımı gemiler bu alanda söz sahibi olan Norveç, İsveç, İngiltere, İspanya başta olmak üzere birçok ülkeye satılıyor. Tersanelerimizde balıkçılıktan yolcu taşımacılığına, römorkörden yat yapımına ve yük gemilerine kadar her sınıftan deniz aracı dünya standartlarında inşa ediliyor. Türk özel sektörü maviliklerde her alanda başarılı olunmasını isteyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda güzel işlere imza atıyor.

Salgına rağmen…

Örneğin Türkiye’de ‘Gemi Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği’ vasıtasıyla geçtiğimiz yıl 1 milyar 375 milyon dolarlık dış satış gerçekleştirildi. Bir başka deyişle 2019’a göre yüzde 31’lik artış sağlandı. Hiç kuşkum yok, yıl sonunda bu rakam imkanlar el verdiği ölçüde daha da artacak ve 2021 mümkün olan en az kayıpla kapatılacaktır. Bu gelişmeler yaşanırken Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kamusal desteği de devreye girerek denizcilik sektörümüze moral aşıladı. Hurdaya ayrılan Türk bayraklı gemilerin yerine yenilerinin inşa edilmesine dönük teşvikler Nisan’da yürürlüğe girdi. Koster filomuzun modern teknolojiye sahip kılınarak daha da güçlendirilmesini hedefleyen yönetmelik gelecek için umut verdi. Öte yandan küresel ekonomideki talep artışı ve Uzakdoğu-Avrupa hattında lojistik maliyetlerdeki artış, 2021 yılının ilk dört aylık döneminde ülkemizin ihracat tablosunu da olumlu etkiledi. Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre Ocak-Nisan döneminde ihracat yüzde 33 artarak 68.8 milyar dolara ulaştı. Ancak madalyonun diğer yüzünde dikkatli olunması gereken bir başka durum var. Zira ithalat yüzde 20 artarak 82.9 milyar dolara yükseldi. İlk dört aylık döneme bakıldığında Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün rakamlarına göre limanlarımızda elleçlenen her çeşit yükün toplamı 170 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu rakam geçen yıl 167 milyondu. Aynı şekilde bu dönemde elleçlenen konteyner sayısı artarak 4 milyon 43 bin (*TEU: Genellikle kargo kapasitesi kesin olmayan konteyner gemileri ve terminallerinin kapasitesini tanımlar ) TEU oldu. Geçen yılın tablolarında bu alana bakıldığında karşımıza çıkan tablo 3.8 milyon TEU. Bir başka deyişle ciddi bir yükseliş söz konusu. Gemi sayılarına bakıldığı zaman da yükselen bir grafik dikkat çekiyor. Örneğin 2021’in içinde bulunduğumuz dönemine kadar limanlarımıza gelen gemi sayısı 16.834 adet. 2019’da bu sayı 15.834 olmuştu. Çevreci kuruluşlar ve doğasever kişiler tarafından sıkça eleştirilen Aliağa’daki Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi’nin verilerinde de artış gözleniyor. Şöyle ki, bu bölgede 2019’da 128 gemi sökülüp 654 bin ton geri dönüşüm sağlanmışken 2021 yılının şu dönemine kadar salgına rağmen 108 gemi sökülerek 855 bin tonluk geri dönüşüm sağlandı. Bu sektör deniz ticareti var oldukça önemini sürdürecektir. Bu nedenle orada yapılan çalışmaları yerinde görmeden ve ayrıntılarıyla öğrenmeden eleştirme yanlısı değilim. Çevre konusu benim için de kırmızı çizgi. Doğanın gereken tüm önlemler alınarak eksiksiz korunması taraftarıyım. Ancak meslek büyüğümüz, basın şehidimiz Uğur Mumcu’nun dediği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Sözün özü Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi’ni gelecek aylarda inceleyip yazacağım. 

Yazının devamı...

Rüzgârdan taç giyen kaptan

5 Haziran 2021

Atlantik Okyanusu’nu üç kez geçen Tolga Pamir, bu kez doğduğu toprakların denizlerini, durmadan ve solo olarak aşacak

Yelken yarışlarına ve denizciliğe ömrünü adayan Tolga Pamir, Türkiye Yelken Federasyonu ile iş birliği içinde önemli bir rekora imza atmak için gün sayıyor. Dünya denizciliğinin başkenti sayılan Fransa’daki uluslararası yarışlarda başarılı dereceler elde eden deneyimli isim “Yelken yapalım, yelkenle büyütelim” sloganı çerçevesinde Hopa’dan İskenderun’a kadar solo seyir için hazır. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’in, farklı özelliklere sahip olmasından ötürü deyim yerindeyse hava koklanıyor.

Hazırlıklar tamamlandı

Uygun koşullar yakalandığı an Tolga Pamir, tek başına ve hiç durmadan Hopa’dan İskenderun’a yelken açacak. Mavi yürekli dostumuzun amacı doğup büyüdüğü toprakların denizlerini dümen suyunda bırakarak spor tarihimize anlamlı bir not düşmek. Karadeniz, şu günlerde hırçın ve mevsimsel belirsizlikler sergiliyor. Ancak rüzgârdan taç giyen usta denizcimiz yelken açmaya hazır.

Türkiye Yelken Federasyonu, bu önemli spor olayını “rekor denemesi” olarak tarihe geçirmek için hazırlıklarını tamamladı. Tolga Pamir, dört denizimizi dünyaya tanıtmak ve ülkemizde yelken sporunun yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor ve önümüzdeki hafta uygun hava durumunu yakalayıp “start” almayı ümit ediyor. Kesin tarihlendirme yapmak denizlerimizin merhametine kaldığı için bu projenin yaklaşık 9 ile 13 gün arasında sürmesi bekleniyor. Tolga Pamir, açık deniz disiplinini tanıtmayı amaçladığını da belirterek, şunları dilde getiriyor: “Atlantik’i üç kez geçtim. Fransa’daki yarışların çoğunu solo gerçekleştirdim. Geriye dönüp baktığımda ülkemizin kıyılarını iyi tanımadığımı fark ettim. Denizlerimizi tanıtmayı ve yelken sporuna uygun olduğunu göstermeyi amaçlıyorum. Bence hayal kurmaktan korkmamak lazım; hayalleri olan gençlerimizi cesaretlendirmemiz gerekiyor. Deniz ve doğa sporlarıyla ilgilendiğinizde yaşamdaki engeller daha kolay aşılabiliyor. Aileler de bu süreçlere zamanla alışıyor. Annem, ilk Atlantik geçişi için Fransa’ya gittiğimde deli olduğumu düşünüyordu sanırım. Şimdi yarışlardan önce rakiplerimi benden fazla inceleyip yorumlar yapıyor. Bir noktayı daha özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak, TYF Yönetim Kurulu üyeleri ve melek yatırımcı Erdem Yurdanur başta olmak üzere Admost, Musto Sport Works, Nautix boyaları, Icom, Quantum Sails, Marintek, Kaft Soul, Sailorg, KMH Marine, Nke Marine Electronics, Viaport Marina, Naviga ve Milliyet Cumartesi’ye teşekkür ediyorum.”

Sevgili Tolga’nın pruvası neta, rüzgâr kolayına olsun. Ancak önce emniyet… Onun ve diğer kaptanlarımızın yelken sporu için yapacağı başarılı çalışmaları ülkemizin denizcilik platformu Mavi Dünya’da aktarmaya devam edeceğim. Gelecek yazım 19 Haziran Cumartesi günü. Görüş ve önerilerinizi info@hakanatis.com adresine yazabilirsiniz. Esen kalın.

Başarı

Yazının devamı...

Japonya’da başarılar

22 Mayıs 2021

Tokyo Yaz Olimpiyatları’na yelken branşında ilk kez sekiz sporcuyla katılıyoruz; bu Türk spor tarihimizde önemli bir başarı. Milli sporcularımız ay yıldızlı bayrağımızı kendilerine “Nihonde ganbatte kudasai / Japonya’da başarılar” diyecek olan güzel ve dost bir ülkede dalgalandıracak.

Tokyo’da 23 Temmuz 2021’de başlayacak yaz olimpiyatlarına yelken branşında ilk kez sekiz millî yelkenciyle katılacağız. Millî yelkencilerimiz 2021 Tokyo Yaz Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil edecek olmanın haklı gururuyla antrenmanlarını sürdürüyor. Söz konusu başarı gelecek adına hepimizi umutlandırıyor. Japonya’ya Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) Başkanı Özlem Akdurak başkanlığında gidecek Yelken millî takımımız şu isimlerden oluşuyor: Fatih Özmen (Takım lideri), Alican Kaynar (Finn), Jose Maria Van Der Ploeg Garcia (Finn antrenörü), Deniz Çınar (470 Erkekler), Ateş Çınar (470 Erkekler), Romain Bonnaud (470 antrenörü), Dilara Uralp (RS:X Kadınlar), Francisco Manchon Domingues (RS:X Kadınlar antrenörü), Ecem Güzel (Laser Radial), Kemal Muslubaş (Laser Radial antrenörü), Jaroslaw Miarczynski (RS:X antrenörü), Onur Cavit Biriz (RS:X Erkekler), Beste Kaynakçı (470 Kadınlar), Okyanus Arıkan (470 Kadınlar) ve Tayfun Cemil Erey (470 Antrenörü).

Hedef en az 1 madalya

Millî yelkencilerimizin ailelerini, kulüplerini ve antrenörlerini şimdiden kutluyorum. TYF Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Akdurak da yelken branşında ülkemizin sekiz sporcuyla temsil edilmesinin mutluluğunu yaşıyor. Tokyo Olimpiyatları için 2016 yılından bu yana sistemli bir çalışma yaptıklarını vurgulayan Akdurak, süreci şöyle anlatıyor: “Sporcularımızın aldığı ülke kotaları, belirlediğimiz stratejinin ve yol haritamızın ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Normal koşullarda yılın ortalama iki yüz gününü yurt dışında rakipleriyle antrenman yaparak geçiren olimpik sporcularımız, koronavirüs sürecinde de çok çalıştı. Denizden uzak kaldıkları zamanlarda fiziksel kondisyonları için antrenmanlarına devam etti. Olimpiyat Oyunları’na yönelik tüm lojistik operasyonu federasyon yönetimi olarak başarıyla devam ettiriyoruz. En az bir madalya kazanarak yurdumuza dönmek istiyoruz. Yönetim Kurulumuz, teknik kadrolarımız, sporcularımız, kulüplerimiz, antrenörlerimiz ve yelken camiası olarak hedefimize odaklanmış durumdayız. Sayın Bakan’ımıza ve onun nezdinde bakanlık kadrolarına maddi ve manevi desteklerinden ötürü teşekkür ediyoruz.”

Yelken millî takımımıza Tokyo’da başarılar diliyorum. Tüm denizcilerimizin pruvası neta, rüzgâr kolayına olsun. Gelecek yazım 5 Haziran 2021 tarihinde. Esen kalın.

Kitap

İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın yayımladığı “Türk Fransız Deniz Ticareti Vapur Kumpanyaları” başlıklı eser Süleyman Uygun imzasını taşıyor. Ciddi bir araştırmanın ürünü. Deniz tarihine meraklı olanlara tavsiye ediyorum. Tel: (212) 252 01 30.

Yazının devamı...

Çevresine nefes aldırıyor

8 Mayıs 2021

IC Çeşme Marina, deniz patlıcanları projesiyle The Green World Awards’dan ödülle dönmeyi hedefliyor

Doğu Akdeniz’in prestijli bağlama ve bakım merkezleri arasında yer alan IC Çeşme Marina, tekne sahiplerine sunduğu birinci sınıf hizmetlerin yanı sıra çevreye verdiği önemle beğeni topluyor.

Denizcilere 2010 yılında kapılarını açan IC Çeşme Marina, denizde 400, karada 100 tekneye ev sahipliği yapabiliyor. Tesis konumu ve imza attığı sosyal etkinlikler açısından ilçenin adeta nefes alma merkezi gibi. 1991’den bugüne kadar yılın büyük bölümünde Çeşme’de yaşıyorum. Bu nedenle yüzde 55’i İbrahim Çeçen Holding, yüzde 45’i Camper&Nicholsons’a ait IC Çeşme Marina’nın çevreye yönelik önemli çalışmalar yaptığını biliyorum. Örneğin, kurum yönetimi uzun süren incelemelerden sonra geçen ay Sıfır Atık Belgesi almayı başardı. Şu dönemde hazırladıkları kitapçıkla tekne sahiplerini ve kamuoyunu bilgilendirip farkındalık yaratmak için çalışıyorlar.

Ufukta ödül var

IC Çeşme Marina’da çevre için yapılanlar bunlarla sınırlı değil. Aklıma ilk gelenleri şöyle sıralayabilirim. Çekek sahalarında alt yıkama sularını filtreleyip tekrar kullanıma sunuyorlar. Midye, mercan ve kalamarlar için yapay resifler oluşturarak Çeşme’de deniz yaşamının sağlıklı sürmesine katkıda bulunuyorlar. Bu önemli projeyi İzmir İl Tarım Müdürlüğü, Çeşme Sahil Güvenlik Komutanlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü’nün katkılarıyla gerçekleştiriyorlar. Emeği geçenlerin hepsini kutluyorum. Önemsediğim bir başka çalışmaları daha var. Söz etmemek haksızlık olur. Bilimsel adı Holothuroidea olan, halk arasında deniz patlıcanı olarak bilinen canlı, su temizliği açısından doğal filtre sayılır. Bu nedenle Çeşme’de izinsiz ve kaçak avlanan deniz patlıcanları, ilgili kamu kurumlarının desteğiyle marinaya ulaştırılıyor. Bir başka deyişle orada yeniden denizle buluşturuluyor. Bu canlıların çöp niteliğindeki organizmaları yiyerek su temizliği yaptıklarını belirten IC Çeşme Marina Genel Müdürü Can Akaltan, şu bilgiyi veriyor: “Bu projeyle haziran ayında The Green World Awards’dan ödülle dönmeyi hedefliyoruz. Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Hızlı ve düzensiz yapılaşma kıyılarımızdaki doğal güzelliklerin ve bunlara bağlı ekosistemin yok olmasına neden oluyor. Bu nedenle ivedi koruma alanları ve doğal parklar planlayıp hayata geçirilmelidir. Unutmayalım, gelecek ya yeşil olacak ya hiç olmayacak.”

IC Çeşme Marina, çevre duyarlılığı kadar insan sağlığı konusunda da özenli. Koronavirüsle ilgili tüm önlemler titizlikle uygulanıyor. Türkiye’nin denizcilik platformu Mavi Dünya’da 22 Mayıs Cumartesi günü yeniden buluşmak dileğiyle esen kalın.

 Vizör:

Yazının devamı...

Porsuk Nehri’nin ejderhaları

24 Nisan 2021

“Denizlerde biz de varız!” demek için yola çıkan kadın kürekçiler Eskişehir’de önemli bir başarı öyküsünün kahramanları oldu. İki yıl önce kurulan Amazonlar Dragon Takımı, önümüzdeki yıllarda yarışlarda boy göstermeyi hedefliyor

 

Orta Anadolu’nun kadim ve güzel kenti Eskişehir’in hatıralarımdaki yeri her zaman çok özeldir. Uzun yıllar bozkır şehri olarak adlandırılan Kırmızı Şimşeklerin diyarı, günümüzde Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in gerçekleştirdiği mucizelerin başkenti olarak biliniyor. 1983-1987 yıllarında üniversite eğitimim için orada yaşadım. Bu nedenle Eskişehir’in adı ne zaman geçse ikinci memleketimi yürekten selamlarım. Oradan gelen her güzel habere sevinirim. Bugün sizlere Amazonlar Dragon Takımı’nı tanıtmak istiyorum. İki yıl önce kurulan ADT, 21 üyesiyle Sarısungur Göleti ve Porsuk Nehri’nde suya yansıyan güzel tablolar oluşturuyor. 2019 yılında Eskişehir Cumhuriyet Kupası Dragon Yarışları’na katılmak için kurulan takım, günümüzde müsabakalar koronavirüs nedeniyle ertelendiğinden antrenmanlarına aralıksız devam ediyor. Mitolojinin savaşçı kadınları gibi azimli olan Eskişehir’in mavi yürekli denizcileri Özlem Kanat Örneksoy, Nazlı Agiç, Dilek Aslantalay, Betül Kankılıç, Nilgün Altan, Feride Betül Yörükçü, Sevgi Dutağacı, Nihan Ertürk Dere, Naime Karapaça, Eser Büyükcan İlhan, Özge Mısırlı, Rahime Çelen, Manolya Diken, Esra Kiraz, Serpil Koç, Seçil Çam Can, Aslı Tokyol, Cansu Üzümcü, Fatma Özbahar, Çağrı Uzman ve Gamze Çavuşoğlu’ndan oluşuyor.




Göle atılan taş

Takım kaptanı Nazlı Agiç, kadınların sesini bu alanda da duyurmayı amaçladıklarını belirtiyor. Her kesimden takıma destek verildiğini anlatan Agiç, şunları söylüyor : “Şehir dışındaki kürek ve dragon yarışlarına katılarak kadın dayanışmasını ve gücünü yaymayı planlıyoruz. Göle bir taş attık, o halka büyüyecek, buna inanıyoruz. Devamlı bastırılmaya, sindirilmeye çalışılan kadınların, toplumun önemli bir parçası olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Kadın gücünü, dayanışmasını ve hayatın her alanında var olduğunu, olabileceğini göstermek istiyoruz. Toplumun dayattığı rolleri kürek çekerek aşmaya çalışıyoruz.” Eskişehir’in mavi yürekli cesur denizcilerini yürekten alkışlıyorum. Gelecek yazım 8 Mayıs 2021 Cumartesi günü. Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun.

Yazının devamı...

Barbaros’un torunları Japonya yolunda

10 Nisan 2021

Denizciliğin millî bir ülkü olmasını vasiyet eden büyük önder Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyen yelkencilerimiz, bu yaz da Tokyo Olimpiyatları’nda kürsüleri zorlayacak

Türkiye Yelken Federasyonu’nun 23 Temmuz 2021 tarihinde Tokyo’da başlayacak olimpiyatlara katılmak için beş yıldır kararlılıkla devam ettirdiği çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. Futbol odaklı yaşayan bir toplumuz. Ancak bizleri yelkencilikte umutlandıran başarılı sporculara da sahibiz. Ülkemizin bu branştaki olimpiyat geçmişi 1936’ya uzanıyor. Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni Berlin’de düzenlenen olimpiyat oyunlarında temsil eden millî sporcularımız Behzat Baydar, Harun Ülman ve Demir Turgut’u her zaman saygıyla hatırlıyorum. Aradan geçen yıllarda birçok olimpiyata katıldık. Ancak yelken branşında madalya kazanmamız mümkün olmadı. Denizciliğin millî bir ülkü olmasını vasiyet eden büyük önder Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyen yelkencilerimiz, bu yaz da Tokyo Olimpiyatları’nda kürsüleri zorlayacak.

Japonya’da kimlerin yarışacağı Urla’da devam eden millî takım seçmelerinin bitiminde netleşecek. Listeyi gelecek yazılarımda paylaşacağım. Konuyla ilgili görüştüğüm Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak, sporcularımızın performanslarından oldukça mutlu.

“Tokyo’dan madalyayla  dönmek istiyoruz”

Milletimize madalya sevinci yaşatmayı hedeflediklerini belirten Akdurak, şunları söylüyor: “Dünya ve Avrupa şampiyonluklarımızı olimpiyat madalyasıyla taçlandırmak, denizcilikte ve yelkencilikte üstünlüklerini kanıtlamış ülkeleri nicelik ve nitelikte en kısa sürede geride bırakmak istiyoruz. Günümüzde federasyonumuzun çatısı altında 25 ilimizde 147 aktif yelken kulübümüz mevcut. Buralarda yetişen sporcularımız son beş yıl içinde uluslararası organizasyonlarda 62 altın, 41 gümüş ve 45 bronz madalya kazandı. Tokyo Olimpiyatları ile ilgili çalışmalarımız da 2016 yılından bu yana devam ediyor. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bize olan güveni, maddi ve manevi katkıları bu yoldaki en büyük güç kaynağımız. Olimpik sporcularımız Kovid-19 sürecinde de çok çalışıyor. Tokyo’dan en az bir madalya ile dönmek istiyoruz. Bakanlığımız, Yönetim Kurulumuz, teknik kadrolarımız, sporcularımız, kulüplerimiz ve antrenörlerimizle hedefe odaklanmış durumdayız. Türk yelkenciliğinin ‘Dünya Federasyonu’ çatısı altında her kademede etkin biçimde temsil edilmesine yönelik lobi faaliyetlerimizi de kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Yelkencilik adına bilinçli adımlar

Özlem Akdurak, TYF Yönetim Kurulu ile birlikte yelkenciliğimizin gelişmesi adına bilinçli adımlar atıyor. Geçen yıl seçildiği Dünya Yelken Federasyonu Başkan Yardımcılığı görevinde WSF çatısı altındaki dokuz komisyona yurttaşlarımızın getirilmesini sağlaması da son derece önemli. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da gelişmeleri yakından takip ediyor. Kamunun desteğini sürekli kılıyor. Bu bütünleşme gelecek için beslediğimiz umutları doğal olarak daha da güçlü kılıyor. Millî yelkencilerimizin yolu açık olsun. Gelecek yazım 24 Nisan 2021 Cumartesi günü. Denizcilerimizin pruvası neta, rüzgâr kolayına olsun.

Yazının devamı...

Konteyner sektöründe küresel rekabet

4 Nisan 2021

Günümüzde dünya ticaretinin yüzde 90’ına yakını deniz yoluyla gerçekleştiriliyor. Buna karşın ABD limanlarındaki Kovid-19 önlemlerinin Uzakdoğu-Kuzey Amerika rotasında hızla artan yük ticaretini yavaşlatması, konteynerlerin dünya genelinde dolaşımını ciddi ölçüde kesintiye uğrattı.

Öte yandan Hindistan, Çin tarafından hükmedilen dünya konteyner üretiminde varlık göstermeye oldukça kararlı. Sektörün ana malzemesi olan çelik üretiminde dünya ikincisi olan Güney Asya’nın yükselen yıldızı, son dönemde uyguladığı yüksek teşviklerle ihtiyacını iç pazardan karşılamak için ciddi adımlar atıyor.

Türkiye, konteyner sektöründe yaşanan arz sıkıntısından olumsuz etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile birlikte yerli konteyner ve vagon üretilmesine yönelik sektör temsilcileriyle görüşmelerini sürdürüyor.

Deniz ticaretinin yapı taşlarının başında konteynerler ve yük gemileri geliyor. Günümüzde Çin  bu alanlarda liderliğini sürdürürken Hindistan’ın da son yıllarda yükseliş sergilediği gözlerden kaçmıyor. Öte yandan, Kovid-19 nedeniyle yaşanan süreç dünya genelinde ciddi konteyner sıkıntısı yaratıyor. Örneğin, ABD’nin limanlarında aldığı yoğun önlemler ve gümrüklerinde şu dönemde yaşanan yavaşlama bunun ana nedenleri arasında sayılıyor. Hal böyle olunca dünya pazarlarına yönlendirilen konteyner sayısı da doğal olarak azalıyor. Bu durum serbest piyasa ekonomisinin başkenti sayılan ABD açısından elbette dönemsel. Kovid-19 salgın riski küresel ölçekte kontrol altına alındıkça uygulanan önlemler büyük oranda eski ritmine dönecek. Küresel konteyner sıkıntısının bir diğer aktörü ise hiç kuşkusuz Çin. Onlar da pazara sunma konusunda katı davranıyor. Özetle iki devin uygulamalarıyla dünya genelinde ciddi bir konteyner ihtiyacı doğurduğu aşikâr. Ancak küresel rekabette centilmenlik söz konusu değil. Deyim yerindeyse kimin eli güçlüyse masadan ancak o kalkabiliyor. İşte bu nedenle Çin, konteyner üretiminde sahip olduğu liderliği sürdürmek amacıyla ciddi teşvikler uyguluyor. Dahası milli bir strateji izliyor. Hatta tıpkı ABD gibi gümrüklerinden boş konteyner çıkışına istisnalar hariç izin vermiyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, Türk sahipli gemi filomuz, 2019 yılında 28.61 milyon DWT (Deadweight Tonnage ) ile dünya deniz ticaret filosunda sadece yüzde 1.5 pay aldı

‘Filomuz büyütülmeli’Gelişmeleri yakından takip eden İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk  sektörün deneyimli isimlerinden. Sorunları resmi kuruluşlar, çatı örgütleri TOBB, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ege İhracatçı Birlikleri nezdinde sürekli gündemde tutuyor. Güçlü ekonomilere sahip ülkelerin deniz taşımacılığını stratejik sektör olarak kabul ettiğini vurgulayan Öztürk görüşlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Lojistiğin ana unsurları olan deniz filomuzu ve limanlarımızı küresel rekabete uyumlu şekilde yeniden organize etmek durumundayız. Kısa vadede birleşmelerin teşvik edilmesi ile Türk konteyner operatörlerinin tek çatı altında toplanması, sonrasında da Türk sahipli ve bayraklı gemi filomuzun büyütülmesi, bunun teşvik edilmesi gerekiyor. Dünya ölçeğinde konteyner operatörleri son yıllarda güç birliği yaparak, birleşerek bölgesel operatörleri satın alarak büyüyor. Hatta mega gemilerle yön veriyor. Bu yöntemle deniz taşımacılığında ve navlunlarda söz sahibi oluyor.’’

Yazının devamı...

Rüzgârla yarışan kimyacılar

27 Mart 2021

Şirketler tarafından kurulan yelken takımlarının sayısı, ekip ruhunu pekiştirdiği ve çalışanların performansını olumlu yönde etkilediği için giderek artıyor

İki farklı ülkede bine yakın çalışanıyla hijyen, temizlik, su arıtma, tekstil, kâğıt ve seramik sektörlerinin stratejik ürünlerini sağlayan Akkim Kimya, son yıllarda maviliklerde de ses getiriyor. 2017 yılında yelken takımı kurup temel eğitimlerini Cenk Tekkaya ile gerçekleştiren ekibin en büyük destekçilerinin başında Genel Müdür Onur Kipri geliyor. Başarılı yönetici, aynı zamanda takımın ana yelkencisi. Zevkli ve adrenalin düzeyi yüksek bir spor dalı olduğu için yelkencilikte karar kıldıklarını belirten kimya sektörünün deneyimli ismi, yaz aylarını ailesiyle teknesinde geçiren, her fırsatta maviliklere açılan usta bir denizci aynı zamanda. Bu tutku Akkim Kimya Yelken Takımı’na elbette pozitif yansıyor.

Sporda da lokomotif

Onların hikâyesi özel sektörün ülkemizde sadece ekonomi alanında değil sporda da lokomotif olduğunun güzel bir örneği. Kuruldukları tarihten bugüne kadar IRC 2’de boy gösteren Akkim Kimya Yelken Takımı, İstanbul Yelken Trofesi, Deniz Kuvvetleri Kupası, Doğu Ege Yelken Haftası, Olympos Regatta gibi prestijli yarışlarda rakiplerini zorlamış bir ekip. Elde ettikleri başarılarda ve sergiledikleri üst düzey performansta onların olduğu kadar Levent Peynirci ve Chesee Sailing’in de payı var elbette. Geçen yıl ilk kez düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışı’nda kendi sınıflarında ve IRC 0-1-2 sınıfları overall sıralamasında elde ettikleri birincilikler onları gelecek için hayli umutlandırıyor.

Çalışanlar hevesli

Onur Kipri de takımlarının gelecek yıllarda daha da güçleneceğinin altını çizerek özetle şöyle diyor: “Son beş yılda iş alanlarımızda stratejik planlarımız doğrultusunda ciddi bir büyüme ve gelişim yaşadık. Öte yandan çok başarılı, hevesli çalışanlarımız var. Strateji öğrendiğimiz, doğanın gücünü hissettiğimiz ve o güçle neler yapabildiğimizi gördüğümüz, keşfettiğimiz bir branş yelkencilik. Bu alandaki strateji kabiliyetinin iş hayatında da yarar sağladığını düşünüyorum. Belki birkaç yıl sonra IRC-1 veya IRC-O sınıflarında yarışmayı düşünebiliriz. Şirket olarak her zaman büyük hedefler koymayı seviyoruz. İleride neden olmasın deyip ekibimizi biraz heyecanlandırmış olayım.”

Yazının devamı...