‘Bunların anlaşacağı yok’ mu dersiniz?

Diplomasi balesi denen sanatın “posturing” denen bir figürü vardır ki, tam tercümesi “etkilemek veya yanlış yönlendirmek amacıyla yapılan davranış” veya daha kestirmeden “yapmacık tavır takınmak” diye çevirebiliriz.

Bütün dünya, “ABD ile Rusya Dışişleri Bakan Yardımcıları Cenevre’de bir araya geliyorlar, Üçüncü Dünya Savaşı veya o kadar geniş olmasa da bir Karadeniz Savaşı için zemin hazırlanacak mı?” diye nefesini tutmuş bekliyor. Bir gazeteci, Beyaz Saray sözcüsüne “Ne çıkar görüşmelerden?” diye soruyor. Sözcü, “Görüşmeler hakkında Rusya tarafı yalan bilgiler yaymaya başlarsa şaşırmayız!” diyor. Bununla da yetinmiyor, “Rusya daha da ileri gider ve daha fazla istikrar bozucu faaliyet için bahane olarak bir şeyleri kışkırtırsa kimse şaşırmamalı” diye ilave ediyor.

Sonra ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman ile Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Cenevre’de tam 10 saat görüşüyor. Mesleği diplomatlıktan çok istihbaratçılık olan Wendy Sherman ile kariyerini ABD ile Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması üzerine bina etmiş bir müzakereci olan Sergey Ryabkov 10 saat boşuna görüşmez. Böyle bir görüşmeden sonra, hiç kimse yalana veya saptırmaya tevessül edemez. Çünkü kimse inanmaz.

Rusya bu görüşmeye 17 Aralık bildirisindeki şartla oturdu ve bu sağlanmadan anlaşma olmayacağını ilan etti: Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya üye yapılmayacağı ilan edilmelidir. ABD ise bildirinin ertesi günü, böyle bir şartla hiçbir görüşmenin başlama şansının bile olmayacağını açıkladı.

Ama gördüğümüz gibi görüşmeler başladı ve 10 saat sürdü. Bu hafta bitmeden iki taraf yeniden görüşmüş olacak. Bu kez toplantıya, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü temsilcileri de katılacak. Bu görüşmeler dikkatleri Kazakistan’dan yeniden Ukrayna’ya çevirmeye vesile oldu ama öyle görülüyor ki, ABD Rusya ile meselelerini Ukrayna gibi dar bir çerçevede değil ama Çin’i de içine alacak daha geniş bir alanda halletmeyi tercih ediyor.

Rusya bir taraftan ABD’nin (ve bir ölçüde AB’nin) nükleer NATO tehdidi anlamına gelen Ukrayna ve Gürcistan tehditleri diğer taraftan da tutuşması için bir kıvılcıma bakan, adeta milletini yaşatmayan ama kendisi yaşayan Orta Asya Türki Cumhuriyetlerini de içine alacak çok geniş bir sınır parçasının ötesindeki alevlerle baş başa kalacaktır.

Burada iki noktanın yanına soru işareti koyalım: AB (özellikle Fransa) ABD’nin Rusya ile -geniş veya dar- herhangi bir savaşına “Evet” der mi? Almanya başka hikâye: Merkel böyle bir savaşa asla “Evet” demezdi ama şimdi işbaşına gelmiş olan yamalı bohça koalisyonu diyecek gibi görünüyor. Ukrayna kargaşası sürerken, Almanya, Rusya’dan alacağı doğal gaz için inşaatı biten Kuzey Akımı 2 Boru Hattı’nı süresiz askıya aldı.

Diğer soru işareti: Kazakistan diğer ülkeler için işaret fişeği ve tetik değil, bu ülkelerin hükümetleri için bir “Uyan!” borusu olabilir; Rusya sınırlarının ateşle kuşatılması projesi yürümeyebilir.

16’sındaki görüşmeleri beklemekte yarar var.