Sisli beyin sorunu

28 Ocak 2021

Son aylarda fazlaca dile getirilen sorunlardan birisi olan "sisli beyin", aslında tam olarak bir "hastalık" sayılmıyor. Kronik zihinsel yorgunluk, uykusuzluk, odaklanma zorluğu, unutkanlık, gerginlik, umutsuzluk zaten bir çok insanın hayatının bir döneminde ya da sürekli yaşadığı bir durum olarak karışımıza çıkıyordu. Fakat bu pandemi döneminde bu durum daha da artmaya başladı. Son zamanlarda bana da bu konuda bitkisel açıdan neler yapabiliriz şeklinde çok soru gelmeye başladı. Bu sorunu çözerken önce uykusuzluk varsa onu düzeltmek gerekir. Uyku bozukluğu tüm vücut fonksiyonlarımızı kötü etkilemektedir.


Hareketsiz yaşam

Pandemi günlerinde yasaklardan ve hareketlerimizin kısıtlanmasından dolayı evde daha çok zaman geçirir olduk. Evde geçirdiğimiz bu zamanda daha fazla çay ve kahve tüketir olduk. Çay ve kahvedeki kafein hepimizin bildiği gibi sinirleri uyararak uykusuzluk yapmaktadır. Dolayısıyla çay ve kahve tüketimini azaltmak gerekir. Ihlamur çiçeği, oğul otu (melissa officinalis), kuşburnu çaylarından da gün içinde ve akşamları içebiliriz.

Bu dönemde çayın kahvenin yanında tüketilen bisküviler, pastalar, börekler de gereksiz kalori ve faydasız karbonhidrat almamıza sebep olmaktadır. Hem kilo yapmakta hem de bağırsak yapımızı bozmaktadır. Bildiğiniz gibi sağlıksız bir bağırsak yapısının insan psikolojisi üzerindeki kötü etkileri son yıllarda iyice ortaya çıkmıştır.

Mikrop öldürücü yağlar

Hareketsizlik de uykusuzluk gibi tüm vücut fonksiyonlarımız ve ruhsal durumumuz için önemli bir faktördür. Vücudumuz efor sarf ettiğinde, kan dolaşımımız hızlandığında başta kalp damar sistemimize, zihinsel faaliyetlerimize, ruh sağlığımıza yararlı katkılar sağlar. Yaptığımız fiziksel aktivite açık havada ise bol oksijen ve gün ışığıyla beraber bu faydalı etki daha da katlanmaktadır. Uykusuzluk çekiyorsak yatarken yastığımıza 1-2 damla lavanta uçucu yağı damlatabiliriz. Lavanta, uykuya dalmamızı kolaylaştırabilir. Kafur oranı düşük olduğu için aromaterapide de daha çok tercih edilen "Lavandula angustifolia" türü lavantanın yağı olursa uygun olacaktır.

Akşam oturduğumuz odada buhurdanlığa 2-3 damla adaçayı, biberiye, kekik yağı damlatarak kokunun odaya yayılmasını sağlarsak hem bu yağların mikrop öldürücü özelliğinden faydalanmış oluruz hem de zihni uyarıcı, hafızayı güçlendirici özelliklerinden faydalanmış oluruz. Adaçayı, salvia triloba türü olursa daha uygun olur. Bu tür adaçayı, toksik bir madde olan tuyon içermez. Ayrıca belirtelim epilepsi hastalığı olan bir kişi varsa biberiye kullanması uygun olmaz. Diğerlerini kullanabilir.

Yazının devamı...

Cildi gerginleştiren 4 bitki

25 Kasım 2020

Cilt zamanla yavaş yavaş bozulur.. Dahası, yaş aldıkça cildi diri tutan bazı maddelerin üretim hızı yavaşlama eğilimindedir. Bunun için çok yaşlanmaya gerek yok. Bazen 30 yaşında da deride geriye doğru gidiş başlayabilir. Cildin genç ve gergin görünmesini sağlayan birçok doğal faktör var. Tabiat ana, cildinizin doğal yenilenme döngüsünü hızlandırmada oldukça yetenekli! Daha pırıltılı, gergin, daha sağlıklı bir ten için ona kulak vermek yeterli. Tam işlevli cilt hücrelerine sahip olmak için bazı şifalı bitkilerin özelliklerine dikkat etmelisiniz. Bu yazımda size önemli olduğunu düşündüğüm 4 doğal faktörden söz edeceğim..

Argan yağı, altın otu, aloe vera ve yeşil çay güzellik rutininizin bir parçası. Modern yaşam karmaşık, hızlı tempolu ve zorunluluklarla dolu.. Hızlandırılmış bir yaşam tarzının genellikle kişisel bakım için çok az zaman bıraktığı da bir gerçek. Ve aynı zamanda yaşanan stres de genellikle cilde yansıyor. Bu telaşlı hayat içinde nasıl daha güzel ve daha sağlıklı hissedilir? Yanıtı çevremizde, doğada gizli. Bakım her zaman önemli olsa da, ekstra korumaya ihtiyaç duyduğumuz kış aylarında cildin özel bakıma ihtiyacı vardır. Bu nedenle argan yağını, dulavratotunu, aloe vera'yı ve aynı zamanda yeşil çayı hem bir cilt bakım aracı hem de gerginleştirici olarak öneririm.

Cildi nemlendirir ve güçlendirir

Argan yağı yüzyıllardır bir güzellik iksiri olarak biliniyor. Fas'ın güneybatısında yetişen aynı isimli endemik ağacın meyvelerinden elde ediliyor. Orada argan, ülkemizdeki zeytinlerle aynı. Hem kozmetik, hem yenilebiliyor ve hem de kimi zaman tıbbi amaçlar için kullanılıyor. Argan ağacı 10 metreye kadar büyüyebilir ve yüksek sıcaklıklara ve kurak dönemlere dayanabilir. Bu zengin yağın saç, cilt ve tırnak bakımına yardımcı bir çok özelliği var. Yara izi, egzama ve kuru saç derisiyle mücadelede de vazgeçilmezdir. Argan yağından elde edilen esansiyel yağ asitleri, cildi nemlendirir ve güçlendirir

Elastikiyet kazandırır

Altın otu'ndan ("ölmez otu" olarak da anılır) çay ve yağ üretilir. Bu yağ, kozmetikte ve farklı alanlarda kullanılmaktadır. Ölü hücreleri atmaya, cildi tazelemeye faydası olan altın otu yağının etkisi içerdiği minerallerden ve E vitamininden gelir. Altın otu çiçeği, antioksidan özelliği sayesinde bir cilt yenileyicidir. Kolajeni yapılandırır ve kırışıklıklara çare olabilir. Lekeleri ve morlukları gidermede olumlu etki sağlar. Cildi pürüzsüzleştirmeye yardımcı olur. Sağlıklı ve ışıltılı bir tene sahip olmak isteyenler yağını kullanmanın yanısıra, çayını düzenli olarak tüketmeli. Çünkü altın otu cildin hem sıkılaşmasını hem de nemlenmesini sağlar. Ciltte çatlak oluşumuna engel olduğu gibi çatlak giderici olarak da kullanılır. Altınotu yağı cilde masaj yaparak kullanılır fakat direkt cilde sürülmez. Diğer yağlarla seyreltilmesi gerekir. Kullandıkça zamanla cilt elastikiyet kazanır. Hergün düzenli olarak uygulayanlarda sıkılık ve pürüzsüzlük göze çarpar.

Değerli bir jel içerir

Aloe vera iyileştirici özellikleri ve hücre yenilenmesini uyarmasıyla bilinir. Eski Mısırlılar arasında ölümsüzlük bitkisi olarak söz edilen aloe vera, muhtemelen Arap Yarımadası'ndan gelmektedir, ancak tüm dünyada yaygındır. Yüzde 95'e kadar su içerir ve vahşi doğada bile hayatta kalabilecek kadar bir kapasiteye sahiptir. Bu bitkinin yapraklarında bol miktarda C ve E vitaminleri, mineraller (özellikle çinko), polisakkaritler ve enzimler içeren değerli bir jel bulunur. Aloe Vera bu nedenle tüm vücudu nemlendirmek için idealdir. Ayrıca yaraların, yanıkların, cilt enfeksiyonlarının, akne, kepek ve sedef hastalığının tedavisinde yardımcıdır. Bu jeli doğal ürün sergileyen yerlerden elde edebilirsiniz.

Yazının devamı...

Sivrisinek uzaklaştırıcı

16 Temmuz 2020

Malum yaz günlerindeyiz. Bu güzel günlerde kimileri yazlıkta, bazıları tatil yörelerinde.. Henüz tatil planı yapmayanlar ise büyük şehirlerde işlerinin başında. Ama sivrisinekler malesef her yerdeler. Başta sıtma hastalığı olmak üzere sivrisineklerin yaydığı hastalıklar dünyada ölüm sebepleri arasında hep ilk sıralarda yer alıyor. Sivrisinekleri yok etmek ya da uzak tutmak için insanlar şahsi gayretler gösterirken, yerel yönetimler de ilaçlama faaliyetleri yapıyor. Sivrisinekler de bu savaşta boş durmayıp ilaçlara karşı direnç kazanıyorlar. Eskiden ilaçlama yapıldığı zaman ortalıkta uzunca bir süre hiç sivrisinek görülmezken şimdi kısa süre sonra yeniden ortaya çıkıyorlar. Son yıllarda ülkemizde daha önceki yıllarda hiç rastlanmayan batı nil vürüsü taşıyan siyah beyaz benekli değişik bir sivrisinek türü de görülmeye başladı.


Bir kaç damlası sinekleri kovar

Peki, sivrisinekleri uzak tutmak için bitkilerden faydalanabilir miyiz? Sivrisineklerin pek sevmediği bazı bitkilerin uçucu yağlarını ve hidrosollerini kullanmak yararlı olabiliyor. Bu yağları ve suları cildimize püskürterek kullanmamız gerekiyor. Belirtmek isterim ki bu yağlar ve sular sinek öldüren ilaç değildir. Sadece sinekleri uzak tutar. Lavanta, okaliptüs, çay ağacı, limon, civanperçemi bitkilerini bu amaçla kullanabiliriz. Size bir kaç formül verebilirim. Sprey başlıklı boş bir şişeye yüzde 50 yüzde 50 oranında lavanta ve civanperçemi hidrosolü koyup cildinize püskürtebilirsiniz. Etkisini daha da artırmak için içerisine bir kaç damla okaliptüs, çay ağacı ve limon yağı damlatıp her kullanımdan önce iyice çalkalayarak kullanabilirsiniz. İyice çalkalayın diye belirtmemin sebebi uçucu yağlar su ile karışmaz üste çıkar. Bu işlemden sonra hemen sıkmanız gerekir. Lavanta ve cvanperçemi hidrosolünüz yok ise normal suya okaliptüs, çay ağacı, limon ve civanperçemi uçucu yağlarından damlatıp sıkabilirsiniz.

Allerjiniz varsa

Astım hastalığınız ya da alerjiniz varsa “ne olur ne olmaz” diyerek bu karışımı püskürtürken nefesinizi tutunuz. Çok düşük bir ihtimal ama yine alerjiniz olup olmadığını test etmek isterseniz el bileğinizin iç kısmına bu karışımdan sıkıp 5 dakika bekleyiniz. Kızarıklık kaşıntı yapmıyorsa kollarınıza bacaklarınıza sıkabilirsiniz. Bir de aldığınız yağların saflığından emin olunuz. Mesela okaliptüs gibi kokan ama okaliptüs ağacı ile hiç ilgisi olmayan kimyasal kokuların da olduğunu biliyoruz.

Sağlıklı günler dilerim.

Herbalist Tarkan Güveloğlu

Yazının devamı...

Korona salgını egzamayı tetikledi

4 Haziran 2020

Korona salgını yüzünden ellerimizi sürekli kolonya ve dezenfektanlarla temizlemekteyiz. Fakat alkol ve bazı dezenfektan maddeler derimizi kurutmakta ve tahriş etmekte. Yeni tip koronavirüs salgını günlerinde hayatımızın bir parçası haline gelen kolonya ve dezenfektanların egzamalı, tahrişli elleri arttırdığı ortaya çıktı. Ellerde egzama benzeri kızarıklıklar, egzama ve çatlamalar oluşmaya başladı bile. Ağır dezenfektan kullanan kişilerin yüzde 80'i olumsuz etkilendi. Çeşitli maddelere alerjik reaksiyon gösteren deriler bir çok sorunla karşılaştı. Sık el yıkamanın neden olduğu tahrişler de çok yaygın. Koronavirüse karşı korumak için kullandığımız preparatlar bir çok insanın derisini kuruttu ve yüzeylerinin koruyucu bariyerini kırdı.


Çok ağrılı derin çatlaklar

Giderek daha fazla insan ellerde kuruluk ve şiddetli kaşıntıdan şikayet ediyor. Eldivenler de sorunlara ve alerjilere neden olabiliyor. Elbette sık sık el yıkama, koronavirüs de dahil olmak üzere enfeksiyona karşı savunma ve koruma için sağlık stratejisinin kritik bir parçası. Ne var ki sabun ve suya, diğer deterjanlara veya alkol el jellerine tekrar tekrar maruz kalmanın sonucu bu olacaktı! Daha kuru cilde sahip olma eğiliminde olan yaşlılarda bu daha da yaygınlaştı.. Zaten yaşlı insanlarda cilt incelir, dış etkilere karşı son derece savunmasızdır. Jeller ellerde kaşıntı dışında cildi kızartıyor ve küçük kabarcıklar veya çok ağrılı olabilen derin çatlaklar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ayrıca eldivenlere alerjisi olan insanlar da vardır.


Çözüm doğal yağlarda

Bir çok cilt sorununu doğal yağlarla çözmek mümkün olabilmekte. Şimdi size bahsedeceğim yağlar, bitkilerin tohumlarından soğuk sıkım sistemiyle ve maserasyon yöntemiyle yapılır. Benim önerdiğim çözümde malzemeler şöyle; 50 gr Kakao yağı, 50 gr shea yağı, 30 gr hindistan cevizi yağı, 15 ml hodan yağı, 15 ml susam yağı ve 15 ml aynısefa yani diğer adıyla kalendula yağlarının karışımı bu tip cilt sorunları için harika sonuçlar vermektedir.


Yazının devamı...

Mikrop öldürücü uçucu yağlar

19 Mart 2020

Çok sayıda uçucu yağ antiviral etkiye sahip. Virüslerle mücadelede etki sağlayanlar ve grip ya da soğuk algınlığı semptomlarında en etkili olanlar hangileri?

Uçucu yağların laboratuvarda kanıtlanmış bir "antibakteriyel" etkisi vardır. Soğuk algınlığı veya basit solunum yolu virüsleri dünya çapında en yaygın bulaşıcı hastalıktır. Bunlarla savaş için bitkileri de kullanabilirsiniz. Özellikle uçucu yağları. Yüzyıllardır bir çok hastalığın tedavisinde doğadan faydalanılmıştır. Bitkiler çay olarak içilmiş ya da macun şeklinde yenmiştir. İlkel uygarlıklarda bitki yaprakları, tohumları yakılarak çıkan dumanı ile tütsü yapılmış, "kötü ruhları, kötü enerjileri" uzaklaştırmak amaçlı da kullanılmıştır. Aslında bu bitkilerin yakılması esnasında, bitkilerde bulunan uçucu yağlar açığa çıkarak yaşam ortamlarına koku vermiştir. Sağlık dağıtan da bu yayılan koku olmuştur

Havadaki mikropları öldürür

Aynı zamanda bu uçucu yağlar havadaki mikropları öldürerek, hastaların iyileşmesine yardımcı olmuştur. Modern çağda bitkilerin içerdiği bu uçucu yağlar damıtma yöntemiyle ayrıştırılarak parfüm ve ilaç amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. 1920'lerden sonra Aromaterapinin keşfedilmesi ve yaygınlaşmasıyla beraber bitkilerden elde edilen uçucu yağlar ve hidrosoller Fransa, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere tüm dünyaya yayılmıştır. Dahilen ve haricen kullanılmaya başlanmıştır.

Portakal kabuğu etkisi

Anadolu insanının geleneksel tedavilerinde de bu yöntem aslında adı "aromaterapi" olmasa da vardır. Solunum yolu enfeksiyonlarında kaynar suya kekik ve nane atarak buğu yapmak da buna bir örnektir. Sobanın üzerine portakal kabuğu koymak bile aslında sadece koku vermek amaçlı değildir. Portakal kabuğunda bulunan çok kıymetli, mikrop öldürücü etkisi bulunan uçucu bir yağ vardır. Sıcağında etkisiyle bu uçucu yağ odaya yayılarak hem güzel koku verir, hem de ortamdaki mikroplara etki yapar. Yüzyılları aşan bir başka gelenek de kurutulmuş adaçayı yapraklarının yakılarak tütsü yapılmasıdır. Bu bitkinin yapraklarında da çok kıymetli bir uçucu yağ vardır. Fakat ben bitkilerden tütsü yapılmasına karşıyım. Bir şey yanarak duman çıkarıyorsa aynı zamanda kanserojen demektir. Çıkan dumanı solumak zarar verebilir. Akciğerlerde kanserojen etki göstermesinin yanı sıra, astım, bronşit gibi hastalıkları da tetikleyebilir.

Dünyanın en zengin bitki çeşitliliği

Tütsü yapmak artık çok eski dönemlerde kaldı. Modern çağımızda uçucu yağları kullanmak çok daha mantıklı ve çok daha etkili. Özellikle bu günlerde fazlasıyla yayılan virüs kaynaklı bu kış hastalıklarında hangi yağları kullanabiliriz? İnfluenza, corona vs derken insanlar haklı olarak korku içinde yaşamaktadır. Özellikle yaşlılarda ve hastalarda ölümcül etkileri olduğunu görmekteyiz. Bu tip hastalıklar için Dünyanın çeşitli bölgelerinde bir çok bitki yağları kullanılmaktadır. Dünyanın en zengin bitki çeşitliliğine sahip coğrafyalarından birisinde olan ülkemizde yetişen bitkilerden elde edilen uçucu yağlar bu konuda fazlasıyla yeterli olur.

Yazının devamı...

Virüslere bitkisel kalkan!

11 Şubat 2020

Hepimizin bildiği gibi,virüsler insanlık tarihi boyunca hasta eden, baş etmesi zor mikroplardır. Gözle görülmeyen bu virüslerinetkileri çok büyüktür, bazıları ise ölümcül olabilir.Antibiyotiklerin icat edilmesinden sonra bakterilere bağlı hastalıkları kolayca yenmeyi başardık ancak virüslere karşı aynı başarıyı henüz elde edemedik. Çünkü en güçlü antibiyotikler bile virüslerin karşısında etkisiz kalabiliyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek
Virüslerle baş etmenin tek yolu bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktır. Farkındaysanız grip salgınları başladığında etrafımızdaki insanlar gripten farklı etkilenirler. Salgın dönemlerinde gribe hiç yakalanmayanlar var mesela. Kimileri çok hafif atlatır, bazıları ise hastanelik olur. Bunun sebebi herkesin bağışıklık sisteminin farklı olmasından kaynaklı... Bağışıklık sistemini güçlendirmek için size bazı bitkilerden söz edeceğim. Özellikle son 10yılda gelişmiş ülkelerde tıbbi bitkilerin kullanımı hızlandı. Bunun nedeni bu şifalı otların bağışıklık güçlendirmedeki olumlu etkilerini tıbbi otoritelerin de kabul etmesi.

Her yıl şekil değiştiriyorlar!
Grip virüsleri ve buna benzer virüsler her sene şekil değiştirerek insanları hasta etmeye devam etmekte. O yüzden aşılar da pek etkili olamıyor. Çin’de ortaya çıkan yeni corona virüsü de can almaya devam ediyor. Gördüğümüz üzere bu yeni tip Korona virüsünün bulaştığı her insan da hayatını kaybetmemekte. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar daha kötü etkilenirken, güçlü olanlar kurtuluyor!Elbette ki can aldığı için huzursuzluk yaratan bu hastalıkta alternatif yolları konuşmak gerekiyor. Çin'de de olduğu gibi,kimi zaman aşılar da önlemiyorsa.. Şifalı bitkiler tam burada devreye giriyor. İşte doğal ürünlere yönelik eğilimin nedeni de, tabiatta çok fazla bağışıklık güçlendirici bitkinin bulunması.

Propolis ve perga
Eski zamanlardan beri şifalı otlar viral enfeksiyonlar dahil olmak üzere çeşitli hastalıklar için doğal ilaçlar olarak kullanılmakta. Virüslere karşı etkili bazı bitkilerden ve arı ürünlerinden faydalanabiliriz. Bunların başında ilk akla gelen propolistir. Propolis tüm zararlı virüs ve bakterilere karşı çok etkili doğal bir silahtır. Yine arı ürünlerinden birisi olan perga yani "arı ekmeği", içerdiği vitaminler, mineraller, aminoasitler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren çok önemli bir besindir. Pergada, polenden farklı olarak probiyotik bakteriler de vardır. (Faydalı bakteriler) Bağışıklık sisteminin güçlü olması için bağırsak floramızın sağlıklı olması gerekir. Perga bu açıdan da iyi bir besindir. Propolis ve pergayı bal ile karıştırarak kullanmak sinerjik etki yapar, faydası katlanmış olur. Kaliteli ham bal da zaten başlı başına mikrop öldürücüdür.

Yazının devamı...

Uyuz tedavisinde doğal destek

27 Ocak 2020

Bu günlerde en çok soru iletilen konulardan biri de artan uyuz vakaları. Ülkemizde son yıllarda yaşanan malum göç dalgasıyla birlikte klasik uyuz ilaçlarına dayanıklı bir uyuz türünün hızla yayılmaya başladığı düşünülmekte. Normal koşullarda, uyuz bulaştığı zaman, eczaneden alacağınız losyonu 1-2 defa sorunlu bölgeye sürerek bu rahatsızlıktan kurtulursunuz. Ama son aylarda bahsedilen uyuz problemini gidermek için bu ilaçların yeterli olmadığı görülmekte. Dayanılmaz bir kaşıntı, küçük sivilceler uyuzun ilk işaretleri olarak kendini belli eder ve tedaviye ertelemeden başlamak gerekir.

Risk faktörü kalabalık ortamlar

Şunu unutmayalım, uyuz genellikle birçok insanın kapalı bir alanda buluştuğu yerlerde ortaya çıkar. Enfeksiyon bu nedenle okulda, işyerinde, anaokullarında, bakım evlerinde, göçmen kamplarında olabilir. Birincil risk faktörü; kalabalık. Çok insanın yer aldığı mekanlar genellikle bu hastalığın odak noktası. Temasla ve kıyafetler aracılığıyla bulaşır. Uyuz ile enfeksiyon riski çok yüksek olduğundan derhal doktora gitmelisiniz. Uyuzları tedavi ederken en önemli şey parazitlerin hızla öldürülmesidir. Bunun için çeşitli ilaçlar ve size tavsiye edeceğim yardımcı doğal ev çözümleri mevcut.

Etkili şifalı bitkiler

Uyuz gibi parazitlerin vücuttan uzaklaşmasını sağlayan bazı bitkisel yardımcılar var. Kekik, lavanta, çay ağacı, ardıç katranı gibi şifalı bitkilerden yardım alarak uyuzdan kurtulmak mümkün olabilir. Ya da doktorunuzun vereceği ilaçlarla dönüşümlü olarak kullanabilirsiniz önerdiğim doğal yolları. Lavanta yağıyla uyuzla mücadelede güzel sonuçlar alınır. Deriye yerleşmiş parazitler bu yağın yardımıyla yok olur. Alternatif olarak sirke de kullanılabilir. Sirkenin antiseptik gücünden yararlanarak zararlı akarlar hızlı bir şekilde uzaklaştırılır.

Deriye gömülen parazitler

Uyuz başlangıçta başka bir deri hastalığıyla veya alerji ile kolayca karıştırılır. Hastalığa neden olan Uyuz böcekleri gözle görülmesi mümkün olmayan ve insanın üst deri katmanına gömülerek yerleşen parazitlerdir. Deride açtıkları kanallara her gün yumurta ve dışkı bırakırlar. Kaşıntılı deri reaksiyonları da bu hareketlerle başlar ve çok rahatsız eder.

İlaçlara direnebiliyor!

Yazının devamı...

Doğanın simyası 'Arı ekmeği'

8 Ocak 2020

Perga, arıcılar tarafından "arı ekmeği" olarak adlandırılır. O adeta Doğa'nın simyasıdır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarla faydaları iyice ortaya çıkmaya başlamıştır. Petekli bal tüketenlerdenseniz, bazen petekleri çiğnerken ağzınıza böyle arada polenli ekşimsi değişik bir tat gelir. İşte o tat, arılar tarafından "perga" basılmış petek gözünden dolayıdır. Arılar çiçekleri dolaşıp, polen toplayıp kovana döndüğünde, daha sonra tüketmek üzere bazı petek gözlerine polen ve kendi değişik enzimleriyle yoğurduğu balı basar. Bir nevi turşu tarzında, mayalanmış, faydalı bakterilerle dolu bir besin depolamış olurlar. Bu besinle yavru arıları beslerler, bazen kendileri de beslenirler. Perga, peteklerden özel olarak geliştirilmiş şırıngaya benzer metal aletle toplanır. Toplandıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmesi daha iyi olur. Arıların petekte toplayıp sakladığı ve aslında bir tür polen olan Perga'nın son yıllarda yapılan araştırmalarla inanılmaz faydaları ortaya çıkmaya başlamıştır.

Kas gücüyle çalışanlar için müthiş bir gıda

İçerik olarak polendeki tüm vitamin ve mineralleri ve 22 adet aminoasitleri içerir. Yani doğadaki tüm aminoasitleri içerir. Selenyum barındırır. Polenin haricinde arının enzimleriyle yoğrulmuş, fermente edilmiş, mayalanmış, bal da içerdiği için polenden de daha faydalı bir arı ürünü. Aynı zamanda "probiyotik" bir gıda olduğu için bağırsaklar için de çok faydalıdır. Günde 10 – 30 tane kadar tüketilebilir. Doğrudan yenebilir ya da bal ile karıştırılıp yenebilir. Bal ile karıştırılıp tüketildiğinde sinerjik etki yaratır.

İştah açıcı özelliği vardır. Yemekten kaçınan çocuklar için çok faydalı olacaktır. İçerdiği vitaminler, mineraller ve amioasitlerle çocukların zihinsel, bedensel gelişimine katkı sağlar. Spor yapanlar, kas gücüyle çalışanlar için müthiş bir gıdadır. Bal alerjisi olmayan 2 yaş üzeri herkes kullanabilir. Ciltte de çok etkili. Solgun ve çok kuru ciltler için perga ezilip, bal ile karıştırılarak maske şeklinde de uygulanabilir.

Polenden daha faydalı

Temel olarak, Arı Ekmeği, hakkında az bilgi yayılması nedeniyle dünya çapında fazla bilinmeyen ve kullanılan yeni bir üründür. Hangi ürünün daha yararlı olduğu sorusu oldukça sık ortaya çıkar. Arı Ekmeğinin bazı niteliklerinden dolayı Polen'den üstün olduğunu söylemiştik. Her şeyden önce, insan organizması Arı Ekmeği lapalarını Polen'den daha kolay emer. Çünkü Arı Ekmeği olgunlaştığında, onu oluşturan polen kesesi parçalanır ve içinde bulunan organizmada daha hızlı emilebilen maddeler serbest kalır. Organizma, Arı Ekmeğinin aktif maddelerini, fermantasyon sırasında daha az karmaşık bileşiklere ayrıldığı için Polen'den daha kolay emer. (Aksine, parçalanamayan polen kesesi ise Polen içeriğinin emilimini engeller.) Bedensel ve zihinsel gücü arttırmada yardımcı olan Perga'nın antiseptik, mikrop öldürücü özelliği de vardır. Bu şahane doğal besinden uzak kalmayalım.

Unutmayalım, Doğa'nın ibresi her daim gelişmeye doğrudur

Yazının devamı...