Festival nasıl yaşatılır?

Dünyanın en fazla ses getiren, en ünlü açık hava müzik festivali hangisi sorusunun yanıtı herhalde Glastonbury olmalı. Bu yıl festival 50’nci yaşını kutlayacaktı. Ancak pek çok festival ve büyük etkinlik gibi iptal edildi. Seneye yapılacak. Tabii başka bir salgın, nükleer savaş, uzaylı istilası, göktaşı çarpması, katil çekirge istilası, dev örümceklerin intikamı, et yiyen karıncaların gazabı, vampir arıların saldırısı, zombilerin şafağı falan yaşanmazsa. Bunlar yaşansa bile aslında her şey daha iyi olabilir ama dünyayı eline geçirmiş bu vasat insan profili ve politikacılarla her şey artık koca bir bilinmez.

Günümüzün ruhu uzun vadeli planlar yapmamak üzerine inşa ediliyor. Çünkü dünya üç yılda bir falan değişiyor, hangi yöne savrulacağı da belli olmuyor. Üç yıl sonrası bile çok uzak.

Her neyse, Glastonbury aslında bir çiftlik. Bizim mahalledeki kafe bu çiftliğin ürünlerini satıyor, oradan da takip ediyorum. Tereyağı çok güzel. Festivaline gidemesek de ekmeğe sürüp yiyebildik.

Glastonbury’nin hikâyesi 50 yıl önceye dayanıyor. Çiftliğin ve organizasyonun sahibi Michael Eaves bu festivali ilk kez 19 Eylül 1970’te 1500 kişinin katılımıyla gerçekleştirdi. The Kinks assolist olarak çıkacaktı ama gelmediler. Onun yerine son dakikada T-Rex sahneye çıktı. Bilet fiyatı 1 pound’du. (Bence T-Rex çok daha isabet olmuş. Çok isterdim orada olmayı.)

Bu yılın başında pandemi  falan daha uzaklarda bir haberken, Glastonbury için satılığa çıkan 135 bin bilet online olarak 22 dakikada satıldı. 1500 kişi, 50 yılda 135 bin kişi oldu. Bilet fiyatı 1 pound’du, bugün hafta sonu kombine fiyatı 250 pound. Katılımcısı, çalışanı, şusu busu, festival haftası bölgeye 200 binden fazla insan akın ediyor. Bu dünyanın en büyük, en çılgın ve en şahane müzik organizasyonu. Aynı zamanda ekoloji, çevre, biyoenerji konularındaki yaklaşımıyla
pek çok benzeri etkinliğe örnek olan, çevre dostu olma yolunda hayli emek veren bir organizasyon Glastonbury.

50 yılda kimler sahne aldı gibi bir deliliğe girişmeyeceğim çünkü ne sayfaya ne gazeteye sığar. Zaten isimlerin de çok fazla anlamı yok, burası sahnede kim olursa olsun tadını çıkarabilen bir yer. Yıllar içinde rock festivali kimliğinden her tür şahane zihin açıcı müzik türüne yer verebilen ileri görüşlü bir festivale doğru evrildi.

Her neyse, festivalin yapılması gereken 25-28 Haziran tarihleri arasında festival yapılamıyor ama pek çok şekilde yaşatılıyor. BBC, düzenli yayınlarla festivaldeki önemli performansları ve daha önce yayınlanmamış malzemeleri içeren videoları web’deki “Glastonbury Experience” sayfasında paylaşacak. Belli başlı ne kadar gazete varsa hafta sonu eklerini festivali nasıl yaşatabilirim başlıklı hikâyeler, öneriler ve rehberlerle donattı. Saat saat nerede, hangi tarihi konseri izleyebilir ya da stream edebilirsiniz adım adım anlatılmış. Perşembeden pazara gün gün saat saat...

Festivaller iptal de edilse, bir şekilde var olma imkânı bulabilen canlı varlıklar. Dev birer kültürel ve sosyal varlık denebilir. Birer yaratık. Onlarla ilgilenmek, zaman geçirmek lazım. Onlara iyi bakmak lazım.

Ruhu olan festivaller yeniden hayat bulsa ne şahane olurdu bizim memlekette de diye düşünerek, televizyonun başında müzik dolu bir hafta geçireceğim sanırım. Bu da 2020 usulü festival deneyimi olsun.