Sütteki tehlikeye evde analiz

Genç araştırmacılar içtiğimiz süt içinde kansere yol açabilen aflatoksin maddesinin varlığını tespit edebilen, evde bile kullanılabilecek kağıt tabanlı bir biyosensör geliştirdi

Sağlık teknolojileri hızla gelişiyor. Bu gelişmelerden biri de genç bir araştırmacı olan Kuter Erdil tarafından Lozan’da uluslararası bir kongrede bilim camiasına sunuldu. Erdil kendisi gibi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Elektrik Elektronik Mühendisliği Yüksek Lisansı yapan Öznur Mete ile birlikte bir biyosensör geliştirdi. Amaçları sütte aflatoksin maddesinin varlığını çok ucuz, ev ortamında da kullanılabilecek, kağıt tabanlı küçük bir biyosensör ile tespit edebilmek. Aflatoksin, karaciğer kanseri gibi çeşitli kanserlerin oluşumuna yol açabilen bir madde… Şimdiye kadar içtiğimiz sütte aflatoksin olup olmadığını ölçen cihazlar elbette vardı. Ancak bu cihazlar oldukça pahalı ve laboratuvar ortamında kullanılabilen cihazlardı. Erdil ve Mete ise bu analizin  ulaşılabilir hale gelmesi, herkesin evinde çok ucuz bir maliyetle yapabilmesi için bu biyosensör üzerinde çalışıyor. Geliştirdikleri şey aslında ufacık bir kağıt… Kağıdın içinde aflatoksini tutan bir madde var. Sütte aflatoksin varsa kağıda tutunup bükülme yaratıyor. Böylece varlığı tespit ediliyor. Bu zararlı maddenin sütteki miktarı çoksa bükülme de çok fazla oluyor. Bu da o sütü asla içmemeniz gerektiğini size söylemiş oluyor. TÜBİTAK destekli bu proje 2021 yılında sonlanıyor. Yani cihazın kullanılabilir bir forma gelmesine çok da zaman kalmadı.

Gluten analizi

Projenin danışmanlarından olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Özgür Gül, benzer bir sistem üzerinde gluteni ölçmek amacıyla çalıştıklarını anlatıyor. Gıdadaki az miktarda glutenin varlığı bile bazı insanları ciddi şekilde rahatsız ediyor. Düşünsenize bu biyosensör geliştirildiğinde gideceğiniz restoranda gelen yemeğin veya tatlının içinde gluten var mı yok mu, miktarı az mı çok mu anlamak mümkün olacak. Hem de yanınızdaki ufacık bir biyosensörle… Bunlar gibi sayısız gelişme yaşanıyor aslında ve hepsi bizi etkiliyor. Örneğin Dr. Gül genetik alanındaki gelişmelerin tedavide alınacak olumlu yanıtı büyük oranda etkilediğini anlatıyor. Gül “Artık bir damla kandan 3 bin-5 bin gen değerlendirilebiliyor” diyor. Bu bilgilere göre de çeşitli kanserlerin tedavisi esnasında hangi ilacın bize en iyi geleceğini bile anlayabildiğimizi söylüyor.

Hastane hastaya gidecek

Kağıt tabanlı biyosensör projesinin bir diğer danışmanı olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yiğit Dağhan Gökdel tıp teknolojileri geliştiren kişiler olarak, hastayı hastaneye değil de hastaneyi hastanın ayağına getirmeye çalıştıklarını anlatıyor. Sağlık teknolojilerindeki gelişmelerin gelecekte ne gibi yansımaları olabileceğini de Dr. Gökdel ile konuşuyoruz. Dr. Gökdel gelecekte hastaneye daha az gideceğimizi söylüyor ve “Bir web sitesi üzerinden belki de yapay zekayla hastalığımız teşhis edilebilecek ve hangi ilacı almamız gerektiğini öğrenebileceğiz” diyor. Günümüze göre daha çok ameliyatın robotik cerrahi ile yapılacağını öngörüyor. Gıda analizlerinin de çok daha kolay ve pratik olacağından bahsediyor. Düşünsenize gelecekte yiyeceğimizi, içeceğimizi alacağız, cebimizden minicik biyosensörü çıkaracağız ve gıdaya dokunduracağız. Bir problem var mı yok mu yemeden, içmeden öğrenebileceğiz.