İsimsiz kahramanlarımız

16 Nisan 2020

Dünyada yaklaşık 1.5 milyon onaylanmış Kovid-19 hastası ve buna bağlı 92.000’den fazla ölüm Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilmiştir. Virüsün yayılması İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa gibi Avrupa’nın çok etkilenen bazı ülkelerinde bir yavaşlama gösterse de özelikle Afrika kıtasında ve 3. dünya ülkelerinde endişe verici bir ivmeyle artmaktadır.

Bu salgının sonlandırılmasında hepimize görev düşse de özellikle sağlık çalışanları asıl yükü taşıyanlardır. Öyle ki bazı ülkelerde sağlık çalışanlarının yüzde 10’undan fazlasının görev başında enfekte olduğu bilinmektedir. Birçok sağlık çalışanı, uzun mesai saatleri ve nöbetlerde çok sayıda koronavirüslü hastanın tedavisiyle ilgilenmektedir. Sağlık çalışanlarının virüs bulaşması riskini görev bilinciyle, insan ve millet sevgisiyle aldığı bir gerçektir. Onlar ülkemizin fedakâr evlatları ve bizim isimsiz kahramanlarımızdır. Bu sebeple, ailelerinden dahi fedakârlık ederek hastalık riskine rağmen bize hizmet eden tüm sağlık çalışanlarına minnettar olmalıyız.

Hem kendi sağlığımız hem de sevdiklerimizin sağlığı için sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uymayı unutmayalım.

Dişlerinizi fırçalamayı unutmayınDoğru ve düzenli diş fırçalama, dişlerimizin ve dişetimizin sağlığını korumada en önemli adımdır. Biri sabah ve biri mutlaka yatmadan önce olmak üzere günde iki defa doğru bir fırçayla fırçalamanız gerekir. Fırçalama yaparken fırça tüm diş yüzeylerine temas etmelidir. Ağız temizliğinde dil temizliği de diş fırçalamak kadar önemlidir.

Yazının devamı...

Koronavirüs nedir?

26 Mart 2020

Grip ve korona virüsleri, bulaşma yolları ve hastalık belirtileri açısından birbirine benzer. Ancak grip virüsünün öldürücülüğü Kovid-19 ile karşılaştırıldığında daha düşüktür. Bunun başlıca nedenleri gribe karşı oluşan bağışıklığımız, grip tedavisinde etkili antiviral ilaçların olması ve gripte akciğer tutulumunun daha az olmasıdır. Koronavirüse bağlı ölümde yaş ve eşlik eden diğer sağlık sorunları önemlidir. Örneğin, 80 yaşın üzerindeki hastalarda ölüm oranı yaklaşık yüzde 15 iken 6 yaşın altındaki çocuk hastalarda ölüm kaydedilmemiştir.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü de koronavirüsü ‘pandemi’ olarak sınıflandırmıştır. Pandemi, bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır.

Koronavirüs, hastaların hapşırması veya öksürmesiyle havaya saçtığı damlacıkları yakınındaki kişilerin solumasıyla veya damlacıkların düştüğü yüzeylere dokunulup kirli ellerle yüzün ellenmesiyle bulaşabilir. Virüsün dış ortamda canlı kalma süresi ve kuluçka süresi net olarak bilinmemektedir. Dolayısıyla, asansör düğmeleri, merdiven tırabzanları gibi ortak kullanılan yüzeyler risk oluşturmaktadır. Virüs kaptığımızda belirtiler genellikle ilk hafta içinde başlasa da 27 güne kadar gözükmeyebilirler. Bulaştırıcılığın ise kişide hastalık belirtisi göstermeden 2-3 gün önceden başladığı düşünülmektedir.

Araştırmalar devam etse de hastalığa özgü olarak geliştirilmiş bir ilaç henüz bulunamadı. Hastanın genel sağlık durumuna göre vücut direncini artırmak için destek tedavisi uygulanmaktadır. Bu yüzden hastalıktan korunmak için öncelikle kendimizi izole etmeliyiz.

Virüsten korunmak için ne yapmalıyız?

El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller sabun ve suyla yıkanmalı veya alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Koronavirüsün dış yapısı çift katmanlı yağ olduğundan %80 alkol içeren kolonyalar da etkili olabilmektedir.

Eller yıkanmadan yüzle temas edilmemelidir.

Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemelidir. Şayet gidilecekse hastalarla temas edilmemeli, giderken maske takılmalı, binada asansör yerine merdiven kullanılmalıdır.

Yazının devamı...

Diş eti kanaması hastalık habercisi olabilir!

12 Mart 2020

Dişlerinizi fırçaladığınızda veya bir şey ısırdığınızda diş etleriniz kanıyorsa kesinlikle ihmal etmeyin! Diş eti kanamaları sadece ağız ve diş sağlığınız hakkında değil, genel sağlık durumunuz hakkında da bilgi verebilir. Örneğin gebelik durumları sırasında değişen hormonlar diş eti büyümelerine yol açabilir. Ayrıca diş etlerinde kanamalara ve hassasiyetlere sebep olabilir. Kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar kanımızın pıhtılaşmasını güçleştirerek dişeti kanamalarını artırabilir. Bazı psikiyatrik ilaçlar da dişeti büyümesine sebep olarak dişeti iltihabı yapabilir.

En yaygın görünen diş eti kanaması sebebi diş eti iltihabıdır. Dişeti iltihabı ağız bakımının ihmali sonucu oluşan diş taşlarından olur. Bilinenin aksine diş taşları kendiliğinden oluşmaz veya vücut tarafından yapılmaz. Zamanla dişlerde meydana gelen bakteri plaklarının temizlenmemesi ve dişlerin doğru fırçalanmaması nedeniyle oluşur. Ağız bakımı eksikliğinden kaynaklanan dişeti iltihaplarının tedavisi kolaydır. Diş hekiminiz tarafından diş taşlarınız temizlenir. Siz de doğru ağız bakımını yapar ve diş hekimi kontrollerinize giderseniz sorun ortadan kalkar.

Fakat dişeti iltihabı sistemik hastalıkların sebebi ya da belirtisi olabilir. Bunlardan bazı örnekleri şöyle verebiliriz:

Pankreas kanseriyle dişeti iltihabı arasında bir ilişki bulunmuştur. Diş eti iltihabı sebebiyle tükürüğünde zararlı bakterilerin düzeyi yüksek olan insanlarda pankreas kanseri gelişme riskinin diğerlerine oranla yüzde 59 daha fazla olduğu bulunmuştur. Bu anlaşılacağı gibi dikkat çekici bir orandır. Çocuklarda diş eti kanaması lösemi (kan kanseri) belirtisi olabilir. Özellikle akut myeloblastik lösemi hastası çocuklarda diş etinde sıklıkla birdenbire kanama olabilir. Bazen bu kanama diş fırçalama esnasında çok daha şiddetli bir hal alabilir.

Yazının devamı...

Çağımızın hastalığı diş gıcırdatma!

5 Mart 2020

Birçok insan gün içerisinde iş yoğunluğu, büyük şehirlerdeki yorucu hayat gibi sebeplerle strese maruz kalıyor. Psikolojik ve genetik faktörler de eklenince, ülkemizde her üç kişiden birinde diş gıcırdatma tıptaki adıyla bruksizm görülüyor.

Stres sonucu kişi istem dışı gün içerisinde veya gece uyurken dişlerini sıkmaya veya gıcırdatmaya başlıyor. Özellikle uykudayken yapılan diş sıkmanın veya gıcırdatmanın devamında kişilerde dişlerinde hassasiyet, aşınma ve kırılma, çene ekleminde rahatsızlıklar, çene ve yüz kaslarında kronik yorgunluk hissi, baş ve boyun ağrısı, şakaklarda ağrı gibi belirtiler görülmektedir. Hatta bu problemler tedavisi yapılmadığı zaman ağız açmada kısıtlılığa, dişeti çekilmesine, eklem yapısında bozulmalara ve yüz şeklinde değişmeye yol açabiliyor.

Peki ne yapmalı?

Hastalar genellikle uykuda diş sıktıklarının farkında değildir. Hastalar çene kenarlarındaki ve şakaklarındaki kas ağrıları sebebiyle ya da uykuda diş gıcırdatma sesinden rahatsız olan yakınlarının onu uyarmasıyla diş hekimine danışır. Düzenli diş hekimi kontrollerinde ağız içi bulgular ve muayeneyle de bruksizm tanısı konulabilir. Tanısı konulan hastalarda ilk olarak koruyucu tedavi yöntemlerinden olan şeffaf plaklara (split) başvurulur. Hastanın dişlerinin ölçüsü alınarak yapılan splint gece boyu dişlerin birbirine temasını engelleyerek dişleri korur. Ayrıca dişler arasında mesafe açarak kasların çok kuvvetli kasılmasını engeller ve hastada farkındalık yaratarak diş sıkma miktarını azaltır. Ancak split uygulamaları profesyoneller tarafından çiğneme düzlemi ve hareketleri, ayrıca çeneler arası ilişkiler göz önüne alınarak yapılmalıdır. Yoksa hastalığı ilerletir ve çene eklemlerinde tedavisi zor problemlere yol açabilir. Altında yatan stres faktörü veya psikolojik sorunlar gibi etmenler yoksa split tedavileriyle diş gıcırdatma tamamen geçebilir. Düzenli kontrollerle bir süre plak kullandırıldıktan sonra gerekli görüldüğünde stres ve kaygıyı azaltmak için psikolojik destek alması için hasta ilgili doktora yönlendirilir.

Yazının devamı...