Diş eti kanaması hastalık habercisi olabilir!

Dişlerinizi fırçaladığınızda veya bir şey ısırdığınızda diş etleriniz kanıyorsa kesinlikle ihmal etmeyin! Diş eti kanamaları sadece ağız ve diş sağlığınız hakkında değil, genel sağlık durumunuz hakkında da bilgi verebilir. Örneğin gebelik durumları sırasında değişen hormonlar diş eti büyümelerine yol açabilir. Ayrıca diş etlerinde kanamalara ve hassasiyetlere sebep olabilir. Kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar kanımızın pıhtılaşmasını güçleştirerek dişeti kanamalarını artırabilir. Bazı psikiyatrik ilaçlar da dişeti büyümesine sebep olarak dişeti iltihabı yapabilir.

En yaygın görünen diş eti kanaması sebebi diş eti iltihabıdır. Dişeti iltihabı ağız bakımının ihmali sonucu oluşan diş taşlarından olur. Bilinenin aksine diş taşları kendiliğinden oluşmaz veya vücut tarafından yapılmaz. Zamanla dişlerde meydana gelen bakteri plaklarının temizlenmemesi ve dişlerin doğru fırçalanmaması nedeniyle oluşur. Ağız bakımı eksikliğinden kaynaklanan dişeti iltihaplarının tedavisi kolaydır. Diş hekiminiz tarafından diş taşlarınız temizlenir. Siz de doğru ağız bakımını yapar ve diş hekimi kontrollerinize giderseniz sorun ortadan kalkar.

Fakat dişeti iltihabı sistemik hastalıkların sebebi ya da belirtisi olabilir. Bunlardan bazı örnekleri şöyle verebiliriz:

Pankreas kanseriyle dişeti iltihabı arasında bir ilişki bulunmuştur. Diş eti iltihabı sebebiyle tükürüğünde zararlı bakterilerin düzeyi yüksek olan insanlarda pankreas kanseri gelişme riskinin diğerlerine oranla yüzde 59 daha fazla olduğu bulunmuştur. Bu anlaşılacağı gibi dikkat çekici bir orandır. Çocuklarda diş eti kanaması lösemi (kan kanseri) belirtisi olabilir. Özellikle akut myeloblastik lösemi hastası çocuklarda diş etinde sıklıkla birdenbire kanama olabilir. Bazen bu kanama diş fırçalama esnasında çok daha şiddetli bir hal alabilir.

Kalp hastalıkları ve dişeti hastalıkların gelişim mekanizmaları benzerdir. Yapılan çalışmalarda dişeti iltihabına sahip kişilerde yüzde 25 daha fazla kalp krizine rastlandığı belirtilmiştir.

Dişeti iltihabında etkili olan mikroorganizmaların solunması veya bu mikroorganizmaların solunum yollarında toplanması, üst solunum yolu ve akciğer hastalıklarının gelişmesine yol açtığı da bilinmektedir.

Diş etlerindeki kanamalar ve buna eşlik eden kızarıklık, şişlik, hassasiyet, ağız kokusu gibi şikâyetler şeker hastalığının da habercisi olabiliyor. Yüksek kan şekeri diş ve diş etlerinde kolayca iltihaplanmaya neden olur ve bu dişeti kanaması olarak kendini gösterir.

Sonuç olarak, iyi bir ağız sağlığının genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle, mutlaka uygun şekilde dişlerinizi fırçalayıp diş ipi kullanmalı ve düzenli olarak yılda iki kere diş hekiminize gitmeliyiz.

Her yirmi yaş dişi çekilir mi?

Hepimizin korkulu rüyası olan yirmi yaş dişleri bazen oluşmayabilir ya da her zaman çekilmesine gerek kalmayabilir. Bu dişler çenemizin en arkasında ve en son çıkarlar. Bazen çenede yer bulamaz ve dişetinin veya çene kemiğinin içinde gömülü durumda kalır.

Eğer gömülü veya yarım çıkmış yirmi yaş dişi;

Pozisyonu nedeniyle önündeki dişe ve etrafındaki kemiğe zarar veriyorsa,

Tekrarlayan iltihabi durum yaratıyorsa,

Temizlenemeyecek bir pozisyonda ağızda yer almışsa ve çürük, kırık gibi nedenlerle hastaya zarar veriyorsa,

Dolgu, kanal tedavisi, kaplama gibi tedavi yöntemleri ile kurtulamayacaksa çekilmesi gerekir.

Ama çene kemiğinde düzgün konumlanmış, hastanın rahat temizleyebildiği, gömük olmasına rağmen iltihap oluşturmamış ve hekim kontrollerinde takip edilen yirmi yaş dişlerin çekimine gerek yoktur.

DOĞADAKİ ESTETİK

Diş hekimliğinde gülüş tasarımı yapılırken altın oran çok kullanılmaktadır. Örneğin, üst çenedeki ön iki dişin enleri toplamının boylarına oranı altın oranı verir. Ben de çok kullandığımız altın oranı araştırırken öğrendiklerimden ilginç gelenleri sizinle paylaşmak istedim. Altın oran olarak adlandırılan phi (Q=1.618...) sayısı, doğada var olan kusursuz geometrinin sayısıdır. Bir sanat eserinin altın orana yakınlığı, onun aynı zamanda estetik oluşunun bir ölçüsü olarak kabul edilir. Doğadan örnek vermek gerekirse;

Kar kristalini meydana getiren uzunlu kısalı uzantıların oranı hep altın orandır. Ayçiçeğinin merkezinden dışa, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayıları oranı altın oranı verir ve altın oranı takip eden bir spiral oluşturacak şekilde dizilirler. Mısır piramitlerinin tabanı ile yüksekliği arasındaki mesafe bize altın oranı işaret eder.

Salyangoz kabuğu bir zemine konduğunda bu bir dikdörtgen oluşturur. Boyunun enine olan oranı ise bize altın oranı verir. Çam kozalağındaki taneler spiraller(eğriler) oluşturularak dizilirler. İşte bu spirallerin eğrilik açısı altın orandır. Bu örnekler doğada ve insan vücudunda o kadar çoktur ki tesadüf olamayacağı kesindir.