CHP’deki rapor iyi ama ya uygulama?

CHP İktidar Hareketi oluşumunca “sokağın nabzı” denilerek Kılıçdaroğlu’na sunulan son rapor ne diyor? İttifaklar yapılırken ‘CHP sol düşünceden uzaklaşıyor, sağa kayıyor’ algısı yaratılmamalı ve parti tabanındaki ideolojik düşüncelerin dengeleri korunmalı. Parti örgütlerinde ‘ekipçilik ve tarafçılık’ anlayışı terk edilmeli. Delegelik sistemi kaldırılmalı, her görev ve her makam mutlaka üyelerin katılımıyla yapılacak seçimle belirlenmeli. Yani mesela bir il, ilçede belediye başkan adayı ya da milletvekili adayları o yerlerdeki bütün CHP’lilerin oy kullanımıyla seçilsin. Özellikle de atama asla olmasın. Bu saptamalar parti içi demokrasi adına gerçekten olmazsa olmazlar ama sadece kulağa hoş gelmekten öteye de geçmeyen sözler. Çünkü bu ve buna benzer tespitler daha önce de defalarca dile getirildi, kayda geçti ama o kadar. Dahası bunları çok fazlaca dillendirenler CHP içinde dışlandı, ötelendi, küstürüldü sonunda da ya partiden gönderildi ya da burada bize ‘siyaset yapma şansı kalmadı’ diyerek kendiliğinden gitti. Dolayısıyla CHP’liler açısından sıkıntıları aşma bağlamında “neler yapılmalı” arayışından ziyade “neden yapılmıyor” noktasına odaklanmak ve sorgulamak daha gerçekçi. Örneğin dün konuştuğum CHP’nin önde gelen isimlerinin buna dönük ortak görüşleri şunlardı:

“Çünkü bunlar aynı zamanda yönetimleri çok kolay da götürebilen maddeler. Onun için maalesef CHP’de de öyle diğer partilerde de öyle. Her başa gelen nasıl seçim kanununa dokunmuyorsa, bunlara da dokunmuyor. Özellikle iktidar partileri seçim kanunu değişsin istemiyor. İktidara gelse bugüne kadar seçim kanunu değişsin diyen CHP belki de o zaman diyecek ki ‘biraz da ben şunun keyfini süreyim.’ Dolayısıyla insanların demokrasiye ve hukuk devletine inancı yoksa veya tam değilse yani inancım var demesi yetmiyor, uygulamada bunu tam olarak uygulaması gerekir. Dolayısıyla şu anda CHP’de de uygulanmıyor, hiçbir partide de uygulanmıyor. Demokrasi bu değil. Bu demokrasi oyunu. Demokrasicilik oynuyorlar. Bu 1980 ihtilalinden sonra maalesef Türkiye’ye yerleşti. Özal’la da bu iş perçinlendi. Yani tüm milletvekillerini ilk Özal atama yaptı hepsini. Ondan evvel AP’de de CHP’de de 1980 öncesi önseçim olurdu yüzde 80-90,95 önseçim yüzde 5 atama olurdu ama 80 den sonra Özal her yerden atama yapınca diğer partilerde buna yöneldiler. Bugün CHP’de bütün isimleri Kemal Kılıçdaroğlu yazıyor. Diğerlerinde de diğer genel başkanlar.”

Kılıçdaroğlu rapora olumlu baktı ve haklısınız diyor ama?

“Kemal Bey’in şimdi bunları kabul etmiyorum deme şansı var mı? Yani bunlar olmasın deme şansı yok ki. O zaman demokrat olmaz. Kemal Bey, ‘a çok güzel, bravo’ diyor ama uygulamayacak hiçbirini. Kesinlikle uygulamayacak. Bir de Kemal Bey’in huyu bu götürüyorsun bir şeyi evet diyor, çok güzel falan diyor, sonra uygulamaya gelince hiçbirini yapmıyor.”

Partiden ayrılanlar, küskünlerde bunları söylemiyorlar mıydı?

“Aynen, zaten bunun için ayrıldılar. Dediler ki parti içerisinde siyaset yapma şansı kalmadı. Ön seçim yok, bizim siyaset yapma alanımız yok dediler. Onun için ayrıldılar. Partilerde demokrasi olmadığı için siyaset yapma şansı kalmıyor. Genel sıkıntı bu. CHP’de bunların başında geliyor.”

Olumlu baktığınınız rapordakileri niye uygulamıyorsunuz diye sorulmaz mı?

“Uygulansa zorun biter ama uygulamayacak. Uygulaması için tüzük değişikliği yapması lazım. Niye uygulanmadı diye kimse de sormaz. Çünkü siyaset yapıyorlar, oynuyorlar. Şimdi ne oldu? Raporu hazırlayanlara bir parmak bal çaldı. ‘Arkadaşlar hoş geldiniz ne kadar güzel çalışmışsınız, bravo, aferin’ dedi ama ondan öteye bir şey yok, olmaz. Bu ilk defa olan olay da değil. Daha önce de buna benzer parti içi çalışmalar oldu. Ama hiçbiri uygulanmadı. Sonuç ortada, şu anda Genel Başkan kral; istediği ili görevden alıyor, istediğini aday yapıyor.

Genel Merkez ile tabanın kafası farklı denilebilir mi?

“Kafaları farklı falan değil. Şöyle bir şey var siyasette; her gelen kendinin daha fazla o mevkide nasıl tutunacağına dair çare aramaya başlıyor. Bu siyasi iktidarlar için de geçerli muhalefette olan veya parti yönetimleri için de geçerli. Bu ahlaki bir şey değil ama hukuka uygun, bir şey diyemiyorsunuz sonuç itibarıyla. Yani Kemal Bey, raporu hazırlayanları dinlemeseydi, olumlu bakmasaydı daha büyük tepki olurdu. Şimdi dinledi orada bitti olay...”