Soykırım diyenlere bu kitabı postalayın

Ermeni lobisinin gazıyla ya da baskısıyla siyasi gerekçelere dayanan tarihi bir yalana “soykırım” diyen Biden, Türkiye’deki ABD karşıtlığını körükledi. Yani Biden sadece Türk-Amerikan ilişkilerini değil, toplumları da zehirleyecek tarihi bir hata yaptı. Dolayısıyla, tarihi gerçeklerden bihaber olduğu kadar, Türk milletini tanımadığı, hassasiyetlerini bilmediği de çok açık ve net. Hem de defalarca Türkiye’ye gelip gitmesine rağmen. Aynı durum Biden’ın yakın çevresindekiler ve ABD parlamentosundaki birçok isim için de geçerli. Onlar da bilerek ya da bilmeyerek bu tarihi hataya ortak oldular. Yoksa gerçekten tarihi doğru okumak isteselerdi “derin” belge-bilgiler değil, ABD’deki herhangi bir kitabevinin raflarındaki Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin 1923 yılında Bükreş’te “Taşnak Partisi” toplantısına sunduğu raporun detaylarını içeren “Taşnak Partisi’nin yapacağı bir şey yok” isimli kitap bile yeterli olabilirdi. Mesela okusalardı, tam anlamıyla bir itirafname niteliğindeki kitapta bizzat ilk Ermeni başbakanının anlattığı şu gerçekleri göreceklerdi: 

***

....Van’ın işgalinin ardından şehrin valisi olan Aram’a Rus ordularının Van birliği komutanı Nikolayev tarafından gönderilen 22 Haziran 1915 tarihli ve 34 sayılı talimatta, Ermenilerin bölgedeki Kürt nüfusa saldırmamaları ve köylerini yağmalamamaları bildirilmektedir. Ancak Aram, talimata verdiği protesto cevabında, emirlerin yerine getirilmeyeceğini, henüz işgal edilmemiş bölgelerdeki Müslümanlara uyarı olması amacıyla suçluların en ağır şekilde cezalandırılacağını belirtmektedir. 

Taşnakların Baş-Gyaminsk birliği komutanı Yarbay Melik-Şahnazarov’un ayrı bir Ermeni tümenine gönderdiği 7 Kasım 1918 tarihli acil damgalı raporunda ise, bölgenin bütün köylerini bombaladıklarını, 30 Türk köyünü ele geçirdiklerini ve geri kalan 29 köyü de bombalamak amacıyla harekât izni istediğini bildirmektedir. Merkezden onay alan Taşnak birliği, Baş-Gyaminsk bölgesindeki onlarca Azeri köyünü yerle bir edecek ve kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce insanı öldürecek ve varlıklarını yağmalayacaktır. Bu olayları anlatan Taşnak yarbayının raporu, Ermenistan Devlet Arşivi’nde saklanmaktadır. 

Ermeni Sovyet tarihçisi A.A. Lalayan’ın ilk önce 1936 yılında Revolyutsionnıy Vostok dergisinin 2-3 nolu sayısında, daha sonra da 1938 yılında SSCB Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü’nün yayın organı Istroriçeskie Zapiski dergisinin 2. sayısında yayımladığı Taşnak raporu ise tüyler ürperticidir. Taşnak subayı, 1920 yılında Beyazıt-Vaaram bölgesinden yazdığı raporunda yapılan uygulamaları övüne övüne hikâye etmektedir:

“Basar-Geçar’daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim.”  

***

Taşnak kaynakları, Ermeni köylülerinin bizzat Ermeni hükümetinin inanılmaz baskı ve zorbalığı altında yaşadıklarını da belgeliyorlar. Örneğin Taşnak Hükümeti Komiseri V. Agamyan’ın ordudan firarları önlemek bahanesiyle soruşturma veya mahkeme olmaksızın insanları cezalandırdığı ve kurşuna dizdiği belgelere yansımaktadır. Agamyan, firarla suçlanan kişilerin eşlerini, annelerini ve kız kardeşlerini toplayıp, çırılçıplak soyup, köy meydanında bütün insanların gözü önünde kaz yürüyüşünü taklit etmek zorunda bırakmıştır. Taşnak yetkilisi, daha sonra çıplak kadınları dövmüş ve saatlerce suyun içinde tutmuştur. Ardından kadınları tutuklama emri veren Agamyan, geceleyin de genç kadınların ve kızların ırzına geçmiştir. 

***

Taşnakların Türklere ve Kürtlere karşı giriştiği katliamlar yanında Ermeni köylülerine de şiddet ve baskı uygulaması, Ermeni halkı içinde de geniş tepkiye yol açmıştır. Dahası, bazı Ermeni belgeleri, Ermeni köylülerinin Türk Ordusu’na gösterdiği sıcak duyguları yansıtmaktadır. Taşnak Hükümeti ordusu komutanı tarafından, firar eden Ermeni askerleri aramak üzere Eçmiadzin kazasından Gümrü köylerine gönderilen bir Ermeni subayının raporu dikkat çekicidir. Komutan, bu subayının ifadelerine dayanarak genel karargâha 14 Kasım 1920 tarihinde şu bilgileri rapor ediyor:

“Gümrü bölgesi Ermenileri Taşnak subayını düşmanca karşılamış ve hatta birkaç defa Türklere teslim etmeye kalkmışlar. Birçok köyde halk tepkili ve askeriyeyi düşman olarak görüyor. İlhiab ve Kapanak köylerinde kızıl bayraklar çekilmiş. (...) Subayım, M. Kapanak köyünde Selçan Ermenilerinden oluşan atlıların eşliğinde Türk süvari devriyesiyle karşılaşmış. Türkler ekmek ve tuzla karşılanmış. Köylerde kadınlar kazanlarda yemekler hazırlamışlar. Subayım, yemeği kimin için hazırladıklarını sorduğunda şöyle cevap vermişler: ‘Tabii ki Türkler için, sizin için değil.’” 

Bugün soykırımla suçlanan Türk Ordusu’nun bizzat Ermeni halkı tarafından böyle sıcak karşılanması, suçlamanın gerçekle bağlantısı konusunda herkesi yeterince aydınlatmaktadır.

***

İşte bunların hiçbirini okumadılar, gerçeği görmek istemediler. Kim bilir belki istediler de kitabı bulamadılar! Çünkü soykırım iddialarını yalanlayan itirafname niteliğindeki bu kitap Ermenileri çok rahatsız ettiği için toplatılmış, baskıları da engellenmişti. Basımevleri yakılmış, hatta kütüphanelerden de zorla alınmıştı. Dolayısıyla, yapılması gereken aslında şu:

Türkçe çevirisi Kaynak Yayınları’ndan çıkan ve İstanbul Ticaret Odası ya da başka kuruluşlarca da belirli sayılarda bastırılan bu kitabı, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Ermenice çoğaltıp Biden başta olmak üzere ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’ndeki tüm üyelere, hatta Avrupa Parlamentosu temsilcilerine kargoyla postalamak. Hem evlerine hem de ofislerine. Tabii, kolay okusunlar diye özellikle en kritik sayfaları post-it’le işaretleyip, en vurucu paragrafları renkli kalemlerle çizerek. Bir de kargonun içine Ermenice orijinal baskısını da ekleyip “Sakın aklınıza değiştirildi falan gelmesin ya da böyle bir yalanın arkasına sığınmaya kalkmayın” demek. Hiç olmazsa bu vesileyle okurlar da soykırım neymiş, kim yapmış öğrenirler. Tarihin çarpıtılmasına nasıl alet olduklarından belki utanırlar da...