SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Ceyda Kayatürk ile 5 soru 5 cevap

Ceyda Kayatürk bir başarı hikayesi, eskinin kadrolu hastası ve kendi deyimiyle şişmanı, şimdinin ise sağlığına kavuşmuş ve 40 kilo vermiş stil bir profesyonel sağlık koçu...

1.5 yılda 100’den fazla kişiye beslenme alışkanlıkları ve stres yönetimi üzerine bilimsel çalışma verip hayatlarını dönüştürmelerini sağlıyor. Hatta pek çok doktor bile kendisinin atölyelerine katılıyor ve koçluk alıyor. Stiliyle dikkatimi çeken sevgili Ceyda Kayatürk, “Sen yapabilirsin” hesabıyla dikkatleri üzerine çekince hemen güzelliğe, sağlıklı beslenmeye dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

1 Ceyda Kayatürk’ü tanıyabilir miyiz?

Uzun soluklu ve detaylı eğitimlerden sonra Fonksiyonel Tıp&Wellness Koçu olarak kendi profesyonel koçluk markam Wiser Healing’i kurdum. 2020 yılından beri 200’e yakın kişiye sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve kalıcı stres yönetimi konularında bilimsel rehberlik ettim. Onların yolunda, onlarla el ele yürümek bana müthiş keyif veriyor. Ayrıca hayat boyu sürdürebileceğiniz sağlıklı ve lezzetli beslenme alışkanlıkları konusunda 28 günlük son derece kapsamlı, bilime dayalı online atölyeler düzenliyorum. İnsanlar sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmenin ve kilo kontrolü sağlamanın iki kuru galetadan ve üç dal maydonozdan ibaret olmadığını anlayınca, artık tatlı krizine girmediklerini görünce veya listeler olmadan dengeli kilo kontrolü yapabildiklerini görünce çok şaşırıyorlar. Çok da seviniyorlar çünkü her biri artık bir yaşam tarzı sahibi oluyorlar. Online atölyelerimde ayrıca düzenli yoga dersleri, doktor görüşmesi ve psikolog sohbetleri de oluyor.

2 Sağlıklı beslenmenin görünümüze verdiği dinamikliği ne kadar anlamış durumdayız? Danışanlarınız sağlıklı beslenme kadar stillerine de önem veriyorlar mı?

Bunu anlamak için önce farkındalık gerekiyor bence. Sağlıklı beslenme alışanlıklarına doğru yerden bakmayı ve doğru haliyle uygulamayı öğrenirseniz selülitleriniz bile yok olmaya başlar! Şaka değil. Doğru beslenme alışkanlıklarıyla artık hücrelerinizi beslemeyi öğrenirsiniz, mitokondrileriniz ve bağışıklık sisteminiz sizi dış görüşününüzle de ödüllendirecektir. İç organlarınıza iyi baktıkça dıştan da kalıcı iyilik ve dinamizm gerçekleşir. Böylece daha çok stil sahibi olmak için daha çok can atar hale de gelirsiniz. Danışanlarımda bunu gözlemliyorum ve diyoruz ki güzellik dıştan içe olmuyor... Güzellik içten dışa olursa stilinize anlam katıyor.

3 Siz modayı nasıl yorumlarsınız?

Ben güzel giyinmeyi seven biriyim. Ama itiraf edeyim eskiden zayıf olmak ve biraz da vizyon sahibi olmak modaya uygun giyinmek için yeterli zannedenlerdendim. Şimdi görüyorum ki beslenme sisteminiz sizi içten dışa güzelleştirebilen ve her anlamda rahat ettiren bir sistemse eğer, moda da o zaman anlam kazanıyor. Hatta sizi sağlığınızla birlikte taçlandırıyor. Sürekli kilo ve enerji savaşları verilen, aslında yorucu ve kalitesiz bir yaşam tarzıyla nereye kadar, bir düşünsenize…

4 Dinamik ve fit görünmenin olmazsa olmaz dört maddesi ne diye sorsak neler dersiniz?

- Sizde yoksunluk hissi yaratan ve enerjinizi düşüren beslenme tiplerinden uzaklaşıp kalıcı ve sürdürülebilir bir sisteme geçin…
- Hızla kilo verip sonrasında misliyle geri alma riskinin yüksek olduğu şok diyetlerden, işe yaramaz kürlerden ve sözde mucize vaatlerden lütfen kaçının…
- Yapabileceğiniz kadar (bence burası çok önemli) ve yapabileceğiniz şekilde, tamamen size hitap eden bir fiziksel aktiviteyi rutininize alın ki böylece sürdürebilin…
- Farkındalıkla yemek yiyin, çok çiğneyin…

5 Mottonuz?

Dönemsel değil, ancak ömürlük yaşam alışkanlıkları gerçek dönüşümü sağlar…

Aysun Kaba’ya Sor

Neşem Sadık: Üç günlük bir tatil programım ve iki akşam yemek daveti var, nasıl bir valiz yapmalıyım?

Neşem Hanım, ilk tercihiniz iki uçuşan elbise, küçük topuk sandalet ve kocaman küpe alternatif bir de uzun kolye olmalı... Gün için beyaz gömlek, gri tişört, jean şort ve düz sandalet, saçlarınız için isterseniz kocaman bir taç yeterli olur. Yer kaplamaması için yolculuk sırasında spor ayakkabı tercih edebilirsiniz.

Yazının devamı...

En güzel smokin babanızın smokinidir

Babalar Günü yaklaşırken smokin alacak sevgili babalara öneriler...

Babanızın smokinini giymeye ne dersiniz? Kocaman bir smokin, içine bir krop, yüksek bel slim fit pantolon ve stilettoyla gideceğiniz davette göz alıcı olabilirsiniz veya şık bir elbisenizin üstüne smokinle maskulen bir görünüm kazanabilirsiniz. Hem yeni bir smokin almak yerine, evde sadece özel zamanlarda giyilen özel parçaları güncellemiş ve değerlendirmiş olursunuz. Gereksiz alışveriş yerine, revizyona gidin ve dönüştürün en güzel şıklık aslında dönüştürmekten geçer.

Hepimiz Helmut Newton‘ın ikonik ‘YSL Le Smoking’ imajını biliyoruz: Bir Paris sokağında, arkada sıkıca toplanmış saçlarıyla poz veren modelin siyah beyaz resmi.

Babalar Günü yaklaşırken gelin siz sevgili babalar için smokin alırken nelere dikkat etmenizi biraz konuşalım.

SMOKİN NASIL GİYİNMELİ?

- Kiloluysanız ve kısa boyluysanız iki düğmeli ceket tercihiniz olmalı.
- Uzun boyluysanız şal veya sivri yaka smokinler seçmelisiniz.
- Smokin ceketin uzunluğu baş parmak hizasında bitmeli.
- Bacak boyu kısa olanlar daha kısa ceket boylarını tercih etmeliler.
- Pantolonlar kesinlikle pilesiz olmalı.
- Pantolon paçaları dar kesim olmalı, boyu ise ayakkabının üstüne dökülmemesi için kısa olmalı.
- Papyon has ipek olmalı ve bağlamalı olmalı.

Birkaç düğme açık bırakın

Klasik smokininizi sürekli ciddi formda giymek zorunda değilsiniz. Aynı smokini, aynı gömlek ve aynı papyonla giymek yerine, bu sefer smokini rahatlatmaya ne dersiniz? Smokini ciddi havasından kurtarmak için papyon ya da kravat takmayın. Ayrıca gömleğinizin düğmelerini sonuna kadar iliklemektense birkaç düğmeyi açık kullanın. Siz de smokininizde bir yenilik düşünüyorsanız, siyaha alternatif bir renk alın. Açık renklerin yaz davetleri için çok uygun ve şık olacağını da unutmayın!

ERKEKLER KADINLARDA NELERİ BEĞENMİYOR

- Aşırı makyaj - Aşırı parfüm - Dolgu topuk - Platformlu ayakkabı - Ugg botlar - Çok uzun tırnaklar - Boyfriend jeanler
- Aşırı dekolte - Çok büyük çantalar - Botoks - Dudak dolgusu - Marka merakı.

Aysun Kaba’ya Sor

- Omuzlarım çok dar, bacak boyum kısa ve biraz kalın, nasıl giyinirsem daha dinamik görünebilirim? 

Sedef Hanım gömlek ve ceketlerde apoletli ve vatkalı tercihiniz olsun, üstte hep güçlü bir duruş gerekiyor. Bacak boyunuzu daha uzun göstermek için yüksek bel... Etek ve pantolon renk seçiminizi ayakkabınızla aynı renk tercih ederseniz, aynı ton birlikteliği daha uzun ve daha ince gösterir.

Yazının devamı...

ECE NAYMAN iLE 5 SORU 5 CEVAP

Ace Nayman markasının kurucusu sevgili Ece çok başarılı, vizyoner ve geniş yelpazeye sahip tasarımlarına yeni bir soluk getirerek dikkat çekiyor. Hayalini işe çeviren Ece’nin hedefi, yurt dışında da ismini duyurmak...

‘Day time party wear’ sloganıyla yola çıktığı tasarımları konfor, neşe ve kalitenin birleşimini sağlayan ürünlerden oluşuyor. Ece Nayman ile modaya hayata dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

1-) Ece Nayman neler yapıyor? Sizi tanıyabilir miyiz?

ACE NAYMAN markasının kurucusu ve tasarımcısıyım. London College of Fashion’ın Fashion Design Technology: Womenswear bölümünden mezunum. Yaklaşık sekiz yıl Londra’da hem okuyup çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Burada reklam yazarlığı, PR, etkinlik tasarımı, blog yazarlığı gibi alanların yanı sora bazı moda evlerinde çalıştım. Fakat her zaman kendi markamı yaratıp, onun uğrunda çalışacağımı biliyordum. Deneyim kazandığım diğer sektörler markama birçok katkı sağlıyor bu yüzden geniş bir yelpazeye sahip olmaktan çok memnunum.

2-) Markanızın hikayesi nasıl oluştu?

10 yaşından beri moda tasarımcısı olmanın ve bir markamın olmasının hayaliyle büyüdüm. Liseden itibaren buna yönelik eğitim aldım ve üniversiteyi de bu alanda bitirdim. 2018 yılında markamı oluşturmaya hazır olduğumu hissettim ve ACE NAYMAN’ın temellerini attım. O günden beri işime aşık olarak çalışıyorum, hayattaki en büyük ilgimi ve hayalimi işe döndürebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. ACE NAYMAN her daim hayattan zevk almayı bilen, günlük rutine eğlence ve renk katmayı seven ve isteyen kadınlara ithaf edilmiş bir marka. ‘Day time party wear’ sloganıyla yola çıktığım tasarımlarım konfor, neşe ve kalitenin birleşimini sağlayan ürünlerden oluşuyor.

3-) Markanızı nerelerde görmek istiyorsunuz? Neden?

Markamı görmeyi en çok istediğim pazar İngiltere. Hem orada yaşadığım için orayla bir gönül bağım var hem de aldığım eğitim ve tarzımdan dolayı ACE NAYMAN’ın oraya uygun olduğunu düşünüyorum nitekim de en çok İngiltere’ye satmaktayız. Selfridges, Dover Street Market, Browns gibi multi brand mağazalarda markamı görmeyi çok isterim. Bunların dışında Ssense ve Net-a-porter gibi büyük internet sitelerinde de bulunmak hayalim ve hedefim.

4-) Siz stili nasıl yorumlarsınız?

Bence insanın stili özgünlükten gelmeli. Trendler ve onları takip etmek tabii ki önemli ama trendlerin esiri olmak, herkesin giydiğini giyip, herkesin sahip olduğu şeylere sahip olmak bana cazip gelmiyor. Ayrıca kadınların kendi vücut tiplerine göre giyinmesini de çok önemli buluyorum, bence bu kişisel stilinizi geliştirmenin en gerekli unsuru. Ben şahsen belirli bir stilde giyinmiyorum, en çok ruh halime ve moduma göre giyinirim, genelde enerjik ve yüksek bir modda olduğum için de renkler ve farklı desenleri kombinlemeyi seviyorum. Tek düze giyinmekten hoşlanmıyorum mutlaka ters köşe ya da eğlenceli bir parça eklemeyi seviyorum aynen ACE NAYMAN’ın DNA’sındaki gibi...

‘Hayatı renkleriyle yaşarım’

5-) Mottonuz?

Hayatı enerjik ve tüm renkleriyle yaşamak, hayallerimin peşinde koşmak, onları gerçekleştirmek için çok çalışmak ve beni yükseltecek, pozitif insanlarla ilişki halinde kalmak.

Yazının devamı...

Nasıl gömleklere yatırım yapılmalı?

Bir erkeğin gardırobundaki en önemli parçalardan olan gömlek seçimine dair birkaç ipucu...

Bir erkeğin gardırobundaki en önemli parçalardan biri elbette gömlektir. Hangi gömlekler sizi daha genç ve dinamik gösterir? Doğru gömlek seçiminden anlatmak istediğim sadece renk değil, doğru kumaş, doğru yaka ve doğru kalıptır. Gömleklik kumaş dediğimizde bugün bile ilk aklımıza gelen pamuklu kumaşlardır.

Haydi o zaman önerilerimi okuyun derim.

- Yakaları ve manşetleri Beyaz olan gömlekler zamansızdır.
- Beyaz gömlek fazlaca olmalı. Her yaş ve her beden için.
- Lacivert ve siyah gömlekler kravatsız kullandığında dinamik bir görünüm verir.
- Kol düğmeli gömlekler gardırobunuzda hep olmalı.
- Özel dikim gömleğiniz hâlâ yoksa, henüz kendinizi özel hissetmediğinizin göstergesidir. Üşenmeyin bir terziye gidin ve kendinize bir gömlek diktirin. İsminizi yazdırmayı da unutmayın.
- Mavi rengin her tonu daha dinamik daha iyi gösteriyor.
- Keten gömlek tercihiniz biraz bol olursa daha cool bir görünüm verir.

Gömleğinizi gösteren yakasıdır

- Boynunuz kısa ise küçük ve zarif yakalar tercih edin.
- Uzun ve dar yüzlü iseniz İtalyan yaka tam size göre.
- Yuvarlak yüzlü iseniz klasik veya kapalı yakalar tercih edin.

Manşet boyu önemli

- Gömlek manşetinin ceketin altında kaybolması, en çok yapılan stil hatalarından biri. Manşet, başparmağının 3-3.5 cm. yukarısında bitmeli.
- Oxford gömlekleri denim ve kanvas pantolonlarla kombinleyin.
- Gömlek içine atlet giymeyin.
- Havalar soğuk olduğunda gömleğin içine atlet giyerek ısınmak yerine, ceket içine süveter veya hırka tercih edin.
- Gömleğin yakasını iliklediğinde, parmağın yakayla boynunun arasında rahatça hareket edebilmeli.
- Vücudunuza tam oturması, düğme aralarından pencereler açılması kötü bir görüntü verir. Giydiğiniz gömlek ne çok bol, ne de çok dar olmalı.

DOĞRU KIYAFET SEÇİMİYLE GENÇ GÖRÜNÜN

Yapılan bir araştırmaya göre tercih edilen kıyafetler kadınların yaşını ortaya çıkarıyor. Bu yüzden bilim insanları doğru kıyafet seçiminin gençliğin iksiri olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar 60 yaşındaki bir kadına 12 ayrı kıyafet denetip, halk arasına karıştırıyor. 2 bin 400 kişinin yaş tahminlerinden çıkan sonuca göre bedenine uygun kıyafeti giymek kadının yüzünü sekiz yaş daha gençleştirirken, bedenini tanımayan ve doğru tercihler yapmayan, bedenine göre giyinememe seçimi yedi yaş daha yaşlı, yani yaş almış gösteriyor. Araştırmacıların yaptığı açıklamada, “Doğru ve vücut hatlarına uygun giyinen her kadın yüzündeki yılların izini saklar ve olduğundan daha genç görünür.”

Yazının devamı...

Nurdan Yüzbaşıoğlu ile 5 soru 5 cevap

Miami’de ödüllü bir Türk mutfağı olan restoran işleten Nurdan Yüzbaşıoğlu’yla güzel bir sohbet gerçekleştirdik

Beymen’de stil danışmanı olarak başlayarak, Harvey Nichols, Galeries Lafayette markalarında konsept ve iletişim koordinatörü olarak çalışıp, lüks markaların Türkiye’ye getirilmesi ve tanıtılması, sponsorluk ve organizasyon faaliyetlerinin yürütülmesi, satın alma, kampanya çekimi, basın ve müşteri ilişkilerinin yürütülmesi ve pazarlama gibi konularda uzun yıllar başarılı ve dikkat çekici işlere imza atan Nurdan Yüzbaşıoğlu Miami’de ödüllü bir Türk mutfağı olan restoranı işletiyor. Kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

1- Nurdan Yüzbaşıoğlu neler yapıyor? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Çalışma hayatına yiyecek içecek sektöründe başladım. Redroom, Tantra, Spy Lounge Miami gibi mekanlar açtım ve işlettim. Bu mekanları logosundan dekorasyonuna kadar kendim tasarladım. Sonrasında perakende sektörüne geçiş yaptım. Beymen’de stil danışmanı olarak başlayıp, ardından Demsa ya ait Harvey Nichols, Galeries Lafayette markalarında konsept ve iletişim koordinatörü olarak çalıştım.
Lüks markaların Türkiye’ye getirilmesi ve tanıtılması, sponsorluk ve organizasyon faaliyetlerinin yürütülmesi, satın alma, kampanya çekimi, basın ve müşteri ilişkilerinin yürütülmesi, pazarlama gibi ekibimle dikkat çekici işlere imza attım. Demsa Holding’i temsil ederek Michael Kors, Diane Von Furstenberg, Elie Tahari gibi dünyaca ünlü tasarımcıların mağazalarının açılışlarını bizzat kendilerini de İstanbul’da ağırlayarak gerçekleştirdim. New York’da yaşadığım dönemde açılan Türk restoranlarının şehir merkezinden uzak olması ve bakımsız görünmesi beni rahatsız ederdi. Duvarlarında deve fotoğrafları olan Türk restoranı görmüşlüğüm dahi var.
Son yıllarda ise Newyork, Londra, Miami, Amsterdam ve Paris gibi önemli şehirlerde açılan Türk restoranlarının yemek kalitesi ve servis kalitesinin yüksek olması, görsel olarak güncel ve zevkli tasarlanmaları Türk mutfağına ilgiyi arttırdı. Yeni jenerasyon Türk şeflerin yurt dışında açmış oldukları bu restoranlar kısa sürede tanındı ve beğenildi. Tabii ki bunda sosyal medyanın da katkısı yadsınamaz. Uzun yıllardır yaşıyor olduğum Miami’de Latinlerin Türk dizilerine olan ilgisi Türk yemeklerine de ilgilerini arttırdı.
Cloud Kitchen denilen sadece siparişe yemek yapan mutfaklar açmak için çalışmalar yaptığım esnada Türk mutfağına karşı gözlemlediğim bu ilgi Elturco’yu hayata geçirmeme sebep oldu. Kısa sürede popüler olan Elturco Miami’deki ünlü şeflerin oylamalarıyla, Miami’nin yeni açılan restoranları arasından seçilen en iyi 13 restorandan birisi oldu ve Bloomberg’de yayınlanan bu haber Elturco’ya ilgiyi kat be kat arttırdı.
Şu sıralar bir de market açmak üzereyim. Pek çok Türk ürününün yanı sıra Elturco markalı bal, zeytinyağı gibi ürünlere de yer vereceğim. Ürünleri kendi marketimin yanı sıra Amerika’daki diğer marketlerde de görmeyi istiyorum.

2- Sürdürülebilirlik için neler söylersiniz?

Doğal, sosyal ve ekonomik kaynakların gelecek nesillere aktarımı söz konusu ve bu konuda bilinçli olmak ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak şart. Toprağın, suyun havanın sürekli kirletilmesi çok yakın zamanda kıtlık, kuraklık ve hastalıklar olarak daha da ağır faturalar ödetecek insanlığa... Ne yazık ki moda endüstrisi de bu kirliliğin baş rol oyuncularından. Bu uğurda katledilen canlılar, kullanılan doğada yok olmayan materyaller ve sektörün yarattığı karbon salınımı gezegenimize büyük zararlar veriyor.  Özellikle lüks ürünler yerini geri dönüşümlü malzemelerden üretilen fonksiyonel ürünlere bırakmalı. İnsanlığın bu tüketim çılgınlığından bir an önce kurtulması gerekir. Kullanmadığım her türlü eşyayı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorum. Özellikle çocukların hızlı büyüme dönemlerinde eskitmeye fırsat bulamadıkları ürünlerin el değiştirmesinin sağlanmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

3- Miami’de ödüllü bir restaurant işletmecisiniz ve aynı zaman da uzun süre ünlü moda markalarının yöneticisi hangisi daha keyifli? Neden?

Ben insanlarla bire bir iletişimle yapılan işlerde daha başarılı olduğumu biliyorum. Her iki sektörde de çalışmaktan zevk aldığımı ve kendimi iyi hissettiğimi söyleyebilirim. Bu da beraberinde başarıyı getiriyor. Yabancı bir ülkede kendi mutfağımı ve kültürümü elimden geldiğince iyi temsil etmeye çalışmak daha iyi hissettiriyor. Restoranımda Türk yemeklerini Türkçe isimleriyle tanıtmaya, serviste Kütahya Porselen, Paşabahçe gibi Türk markaları kullanmaya özen gösteriyorum. Restoranımın sosyal medya hesabını ise genellikle Türkiye’nin tanıtımını yapmak için kullanıyorum. Yabancı takipçilerimiz Elturco Instagram hesabını takip etmekten zevk aldıklarını ve Türkiye hakkında bilgi sahibi olduklarını söylüyorlar, bu beni çok mutlu ediyor.

4- Siz stili nasıl yorumlarsınız?

Stili sadece kıyafetle tanımlamak çok kısır bir tanımlama olur. Stil sizin bütününüzdür. Giyiminiz, konuşmanız, gülüşünüz, yürüyüşünüz, yemek yiyişiniz ve yaydığınız enerjinin toplamıdır. İçinde en rahat hissettiğiniz kıyafet sizin en iyi halinizi yansıtır. Sürü psikolojisini sevmediğimden aşırı trend parçalar yerine zamansız parçaları tercih ediyorum. Kimsenin stilini taklit etmem hatta bundan özellikle kaçınırım. Casual bir davete şık bir takımla veya şık bir davete jean’le gitmek gibi aykırılıklar yapabilirim. Cemiyet hayatındaki isimlerin ellerinde ünlü markaların aynı model çantalarıyla gezmesi beni irite eder. Bence bu kişisel stilinizi en baltalayan görüntüdür. Sahtenin ve gerçeğin bu kadar iç içe geçtiği bir dönemde kendi özgün stilini yaratmanın daha değerli olduğunu düşünüyorum.

5 - Mottonuz?

Kendini sev, hatalarını kabul et ve iyilik yap!

Yazının devamı...