Geri Dön

Tamburalı Paşa’nın çelik harekâtı

TSK, terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığına karşı 20 Mart 1995 tarihinde kapsamlı bir operasyon başlattı. Çelik harekâtı adı verilen ve 35 bin kişilik bir kuvvetin katıldığı operasyon 43 gün sürdü. Harekâtta 568 terörist etkisiz hale getirildi...

Tamburalı Paşa’nın çelik harekâtı

Türkiye’de 1970’li yılların ikinci yarısında, sokakta yasa dışı örgütlerin hakimiyeti vardı. Farklı ideolojilere dayanan çok sayıda örgütün sahneye çıktığı bu yıllar içinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeni bir örgütün adı duyuldu. Adına Apocular denilen bu terör yapılanması, 1978 yılının Kasım ayındaki silahlı eylemleriyle adını duyurdu. Abdullah Öcalan ile arkadaşlarının Lice’nin Fis köyünde yaptıkları toplantıda, örgüte PKK adı verildi. Öcalan, PKK’nın genel sekreteri, Cemil Bayık ise yardımcısıydı.

Tamburalı Paşa’nın çelik harekâtı

Öcalan, 1979 yılında Suriye’ye kaçtı. Suriye istihbaratı El Muhabberat’ın desteğini alan Öcalan, terör örgütü PKK’ya Bekaa Vadisi’nde bir sığınak bulmuştu. Lübnan tohrağındaki Bekaa Vadisi, Suriye’nin denetimindeydi. 12 Eylül darbesinin ardından terör örgütleri çözülme sürecine girerken, PKK ise diğer örgütlerin tersine bir büyüme evresine geçti. Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkence uygulamaları, PKK’nın belirli bir kitle için çekim alanı olmasında önemli etkenlerden birini oluşturacaktı.

Kuzey Irak’ta yerleşti

PKK 1980’li yılların ikinci yarısında Irak topraklarında da varlık göstermeye başladı. Ancak Kuzey Irak’ta güç kazanması 1990’lı yıllarda olacaktı. 1992’de Öcalan ile Barzani arasında yapıldığı belirtilen gizli anlaşma ile üterör örgütü lojistik açıdan önemli bir desetğe sahip oldu. Öcalan’ın o dönemde, “Mesut Barzani Kuzey Irak’a yerleşmemize izin verdi. Bu, Kürt hareketi açısından dönüm noktasıdır. Artık benim sırtım yere gelmez” dediği belirtilecekti. Birinci Körfez Savaşı sürecinde Saddam güçleri, Irak’ın kuzeyini boşalttı. PKK, Kuzey Irak’taki otorite boşluğundan faydalanarak bu bölgeye yerleşti. 36. paralelin kuzeyindeki hava sahasının Çekiç Güç’ün kontorolüne geçmesi de ,PKK’nın lehine bir gelişme oluşturdu.

1986 ve 1987 yıllarında terer örgütünün Irak toprakları içinde sığınakları Türk savaş uçakları tarafından bombalandı. PKK’nın 1991 yılında Çukurca kırsalındaki 3 jandarma karakoluna saldırarak 17 eri şehit etmesi üzerine, sınır ötesi operasyon başlatıldı. 1992, 1993 ve 1994 yıllarında PKK’ya karşı çok sayıda sınır ötesi operasyon yapıldı. 1995 yılında başbakanlık koltuğunda Tansu Çiller oturuyordu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’ti. 20 Mart 1995 tarihinde PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığına karşı kapsamlı bir operasyon olan Çelik harekatı başlatıldı. Kolordu düzeyinde yapılan harekat, 35 bin kişilik bir kuvvetle yapıldı. Harekatın ilk günlerinde PKK’nın 23 kişilik mobil timi yakalandı. Ardından da 3 bin PKK’lı terörist çember altına alındı. 200 teriröst etkisiz hale getirilirken, 8 er de şehit oldu. 23 Mart’ta, Haftanin kuşatıldı. 89 terörist daha öldürüldü. 15 Nisan’da 11 askerin şehit düşmesinin acı haberi geldi. 19 Nisan’da terör örgütünün kullandığı mağaralarda 4.5 ton uyuşturucu ele geçirildi.

43 gün sürdü

Operasyondan dönen 20 bin asker, 30 Nisan’da Başbakan Tansu Çiller tarafından karşılandı. Genelkurmay Başkanlığı’nın değenlendirmesine göre, 43 gün süren harekat, o günün değeriyle 2 trilyon 800 milyar liraya mal oldu. Harekatta 555’i ölü olmak üzere 568 terörist ele geçirildi. Harekatta 4 subay, 5 astsubay, 55 erbaş ve er olmak üzere 64 kişi şehit oldu. Bu harekatta 13 subay, 8 astsubay, 164 erbaş ve er olmak üzere 185 asker de yaralandı.

Tamburalı Paşa’nın çelik harekâtı

Tanklar vadiden girdi

Çelik Harekâtı ‘Tamburalı Paşa’ lakaplı Korgeneral Hasan Kundakçı tarafından yönetildi. Kundakçı, yıllar sonra harekatla ilgili şunları söyleyecekti:

“O dönemde dağlardan komandolarımız vadilerden de zırhlı birliklerimiz girdi. Harekâtın boyutu oldukça büyüktü; 35 bin asker, 3 tugay zırhlı birlikle geçiş yaptık. Bu zırhlı birlikler Habur Sınır Kapısı’ndan geçerek girdi. Bu birlikler Irak’a girer girmez 3 kola dağıldı ve kısa sürede sınır ötesindeki mevzilerine yerleşti. Dağlardan da çıkmak gerekiyordu, çıktık. Bizim oraya intikal ettiğimiz dönemde kar vardı. Tabii teröristler karlar erimeden bizi beklemiyordu. Bu hamle onlara baskın yapmamızı sağladı ve sonuçları bizim lehimize oldu. Kısa zaman içinde beklemediğimiz kadar teröristi ele geçirdik hatta yıllardan beri aradığımız pek çok PKK’lıyı bu baskınlarla yakaladık. Türk Silahlı Kuvvetleri bu bölgeyi iyi tanıyor. O bölgeden girişler sürekli olmuştur ve olmaya da devam ediyor.

O gün bizim elimizde olmayan bugün bulunan en etkili şey insansız hava araçlarıdır (İHA-SİHA). Bilgi eksikliğinden çektik. Gözetlemeyle, dinlemeyle harekâtı yürütmeye çalıştık. Ama bunlar oldukça sınırlıydı. Karşı tarafta da yıllardan beridir bunu uyguladığı için gözetlemeden kaçmanın yöntemlerini de iyi biliyorlardı. Biz gözetleme açısından imkânlar dâhilinde çok zorladık ve olumlu etkiler aldık. Ama bugün İHA’lar 24 saat teröristlerin tepesindeler. Eğer İHA’lar o günlerde olabilseydi bugün PKK olmazdı. Biz gözümüzle ne gördüysek, kulağımızla ne duyduysak her tarafa gittik. Karşı taraf da önlem aldı, kaçtılar. Büyük çatışmalar bile uzun sürmezdi, hele küçük gruplar 10 saniyede kaçarlardı.”

Gürler Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildi

Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev süresi 28 Mart 1973’te dolacaktı. 27 Mayıs’ın yeniden şekillendirdiği devletteki güç dengesi içinde yeni bir gelenek, cumhurbaşkanlarının genelkurmay başkanlığı yapmış askerlerden seçilmesi geleneği oluşmaya başlamıştı. Ankara’nın şehir haritası bazen devletteki güç dengelerini de simgeleyen özellikler barındırır. Genelkurmay Başkanlığı’nın protokol kapısı Milli Müdafaa Caddesi’ne açılır. Bu protokol kapısından çıkan kişi, 50 metrelik İnönü Bulvarı bölümünden sonra Atatürk Bulvarı’na ulaşır. Atatürk Bulvarı’nın son noktası ise Çankaya Köşkü’nün 1 nolu kapısıdır. Atatürk Bulvarı ile İnönü Bulvarı’nın kesiştiği yerde ise Meclis yer alır. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Faruk Gürler’in niyeti, Sunay’dan sonra cumhurbaşkanı olmaktı. Genelkurmay’dan çıktıktan sonra Atatürk Bulvarı üzerinden Köşk’e çıkacaktı. Ancak Gürler’in Köşk yolculuğu, Meclis kavşağında engellenecekti. Orgeneral Gürler, 5 Mart 1973’te Genelkurmay Başkanlığı’nı bıraktı. Cumhurbaşkanı Sunay, 7 Mart’ta Gürler’i, kontenjan senatörü olarak atadı. Böylece Gürler’in cumhurbaşkanlığına aday olmasının önü açıldı. 13 Mart’ta Meclis’te yapılan ilk oylamada, üniformalılar hakimiyeti vardı. Davetliler bölümünde olmayan tek komutan Muhsin Batur’du. Bazı subaylar Meclis koridorunda Bülent Ecevit’e omuz attı.

Ancak dönemin AP Genel Başkanı Süleyman Demirel ile CHP lideri Ecevit’in direnci, Gürler’in cumhurbaşkanı seçilmesini engelledi. Böylece oluşmaya başlayan Genelkurmay’dan Köşk’e çıkma geleneği yıkılıyordu. Gürler, seçimde ancak 175 oy alabilmişti. Gürler’in seçilemeyeceği anlaşılınca Sunay’ın görev süresinin uzatılması gündeme geldi. Ancak bunu sağlayacak anayasa değişikliği Meclis’te bir oy farkla reddedildi. Gürler, 20 Mart 1973’te adaylıktan çekildi.

Metroya kimyasal saldırı

20 Mart 1995’te Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen bir terör saldırısı, tüm dünyada şaşkınlık ve endişeye neden olacaktı.

Tokyo’daki metro istasyonlarında eş zamanlı olarak kimyasal saldırı düzenlendi. “Japonya’nın tarihindeki en büyük terör saldırısı” olarak kayıtlara geçen saldırıda, 12 kişi hayatını kaybetti. 50 kişi ağırs yaralandı. 5 binin üzerinde insan da saldırıdan etkilendi. 20 Mart 1995 tarihinde Japonya’nın başkenti Tokyo’daki çeşitli metro istasyonlarına eş zamanlı bir sarin gazı saldırısı yapılmıştı. 12 kişinin ölümüne, 6 bini aşkın kişinin de yaralanmasına sebep olan bu saldırının faili Aum Shinrikyo adlı suç örgütü olarak belirlenmişti. Aum Shinrikyo’nun lideri Shoko Asahara ve diğer üyeler 1995 yılında tutuklandı ve 26 Temmuz 2018 tarihinde idam edilene kadar tutuklu kaldı. Saldırı, devlet binalarının bulunduğu Kasumigaseki ve Nagatacho’dan geçen trenlere düzenlendi. Saldırı Aum Şinrikyo örgütü lideri Shoko Asahara’nın emriyle düzenlenmişti. Asahara ve 11 örgüt üyesi yargılanarak 2004 yılında idam cezasına çarptırıldı.

1984 yılında Aum Shinrikyo, başta dini bir örgüt bir tür tarikat olarak kabul edilmesine rağmen eylemleri nedeniyle terör örgütü listesine alındı.

Deli dana kâbusu

20 Mart 1996’da İngiltere Hükümeti, deli dana hastalığının insanlara da bulaştığını açıkladı. İnsanların hastalık kaygısı, İngiltere’yi aşarak bütün Avrupa’ya yayıldı. Türkiye, bu tarihten itibaren 14 yıl süreyle canlı et ithalatına kapılarını kapalı tuttu. İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nden Hüseyin Yılmaz’ın yazısında şu ifadeler yer alıyor: ‘Bilim dünyası, 1996 yılında, İngiltere’de 10 kişinin Creutzfeldt-Jackop hastalığı sonucu öldüğü haberini öğrendi. Çok geçmeden bu ölümlerin nedeninin klasik CJD olmadığı ve sığırlardan insanlara hasta sığırların tüketilmesi ile geçen deli dana hastalığının insanlardaki şekli, yani yeni tip CJD (nvCJD) olduğu bildirildi. Bu hastalıkların ortak özelliği hastalığın etken alındıktan sonra uzun zaman içinde oluşması (sığırlarda en az 22 ay genellikle 3-6 yıl sonra, insanlarda yaklaşık 10 yıl sonra), beynin süngerimsi bir hâl alması, tedavisinin olmaması ve genellikle 1-2 ay içinde canlının ölmesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Libya'daki süreci çok daha yakın bir markaj içinde sürdürelim istiyoruzCumhurbaşkanı Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber