Geri Dön
Kültür SanatBir başkadır dizi keyfi

Bir başkadır dizi keyfi

Radyoda “Arkası Yarın”la başlayan tutkumuz televizyonda dizilerle sürüyor. Bir sonraki bölümde ne olacağı merakı bizi bizden alıyor. Sinema yazarı ve TV eleştirmeni Murat Tolga Şen ile iz bırakan diziler konusunda nostaljik bir yolculuğa çıkarken hayatın akışına da tanık olduk.

Bir başkadır dizi keyfi

Ayşe Özdemir -  Sayın Murat Tolga Şen, 1970’lerde TV dizileri açısından tablo nasıldı? 

Türkiye’de 1968’de TRT’nin test yayınlarıyla başlayan televizyonculuk 70’lerde oturuyor ve artık yerli içerik üretmek için TRT yapımcıları kolları sıvıyor. İlk yerli dizimiz 1974’te çekilen, Halit Ziya Uşaklıgil’in eserinden uyarlanan “Aşk-ı Memnu”dur. Yıllar sonra çekilen, Kıvanç Tatlıtuğ ile Beren Saat’in oynadığı “Aşk-ı Memnu” da tekrarlarıyla birlikte sanırım Türk TV tarihinin en çok izlenen dizisidir. 90’lara kadar tek kanal vardı. TRT, Türk romancılarının klasik eserlerini mini diziler olarak yayınlıyordu. O zaman en fazla 6 veya 8 bölümlük diziler vardı. Hikâye başlıyordu ve bitiyordu. Bittiğinde başka bir eser uyarlanıyordu. 

O dönem toplumu en çok etkileyen yerli dizi hangisiydi? 

Tekin Akmansoy’un “Kaynanalar” dizisidir. “Kaynanalar” çok uzun süre izlendi. Orada toprak kökenli, İstanbul’a göç ettikten sonra zenginleşmiş, hem köklerinden kopmamış hem de zengin hayata adapte olmaya çalışan bir ailenin komik durumlarını izliyorduk. Bu, 70’lerde daha refah içinde yeni bir yaşama ulaşmak isteyen halkımızı tetikleyen bir duyguydu. O dönem TRT’de çok sayıda yabancı dizi de yayınlandı, “6 Milyon Dolarlık Adam” diye bir bilim kurgu dizisi vardı, “Kaçak” diye bir dizi vardı, Türkiye’de de “Kaçak” yayınlandığında sokaklar boşalıyordu. Dizi seyretme alışkanlığımız son 5 - 10 yılın olayı değil, Türk halkı televizyonla tanıştığı tarihten itibaren dizi seyretmeyi sevdi. Bir de 70’lerdeki toplumsal olaylar nedeniyle televizyon seyretmek en güvenli eğlence biçimiydi. Aileyi de bir arada tutuyordu. Bu yüzden bizde televizyon çok hızlı benimsenmiştir. 

Bir başkadır dizi keyfi

Türkiye’de 80’li yıllardaki dizi atmosferi nasıldı? 

80’lerde de yerli üretim devam etti. 80’lerde Kuruntu Ailesi, Acımak, Ateşten Gömlek, Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Bugünün Saraylısı TRT’de izlenen dizilerdi. “Kartallar Yüksek Uçar” dizisi vardı, epey pahalı bir prodüksiyondu, “Başka Olur Ağaların Düğünü” diye bir dizi vardı. 70’lerde televizyon Yeşilçam’ın tahtını zorluyordu ama 80’lerde sıkıyönetimde birçok sinema salonu kapandığı için televizyon daha önemli bir hal aldı. 80’lerde renkli televizyon ile tanıştık. Renkli yayınlanan ilk dizi “Shogun”dur. 

90’lı yılları  nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Televizyonun toplumda tam anlamıyla yayılması 90’larda oldu. O dönemde artık her evde renkli televizyon vardı ve 90’larda TRT artık tek kanaldan ibaret değildi, TRT2, TRT3 de vardı. 90’larda ayrıca özel televizyonlarla tanıştık. Özel kanallarımızın hayatımıza girmesi de bazı farklar yarattı, sansürsüz filmler yayınladılar. 90’larda dizi sayısında artış oldu. 1989’da başlayıp 2002’ye kadar devam eden “Bizimkiler” var mesela. “Perihan Abla” var, 90’lar dizisi olarak hatırlanır ama 1986’da başlamıştı. 90’ların en popüler dizisi “Mahallenin Muhtarları” ve “Süper Baba”dır. Ferhunde Hanımlar, Şehnaz Tango, Yılan Hikâyesi, Ayrılsak da Beraberiz, Kara Melek, Sıdıka gibi diziler bizi derinden etkiledi. Delikanlılık raconu üzerine kurulan “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” gibi dizilerin atası olan “Deli Yürek” de 90’ların sonunda ortaya çıkmıştı.   

Başka Bihter ile Behlül de tutar mı?

Murat Tolga Şen, TV tarihimizin en çok izlenen dizisi “Aşk-ı Memnu”yla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Aşk-ı Memnu çok güçlü bir eser, seyircinin refah içinde, çok mutlu yaşadığını düşündüğü bir aile var. Ama bu zengin ailenin hayatında hem kontrastlar hem de o aileye hizmet eden, alt katta yaşayan emekçiler bulunuyor. Eser bir toplumun kast yapısını konakta kuruyor. İçinde çok güçlü bir “yasak aşk” hikâyesi yer alıyor. O yüzden seyirci hem 1974’te hem de 2000’lerin başında çekilen diziyi çok sevdi. Tabii dönemin popüler oyuncularının bu dizide yer almasının bu ilgide payı var. Yeni bir Aşk-ı Memnu çekilirse sonuç ne olur? 2000’li yıllarda çekilen dizi insanların kafasındaki Aşk-ı Memnu’yu yerine oturttu, şu anda seyircinin başka bir Bihter ve Behlül görmek istediğini düşünmüyorum.”

‘Çok üretken bir dizi sektörümüz var’

ABD dizilerinden sonra en çok Türk dizilerinin dünyaya ihraç edilmesini şöyle değerlendiriyor Murat Tolga Şen: “Bu konuda şöyle bir nüans var. Amerikan dizileri dünyayı dolaşıyor ama Türk dizilerinin dolaşım alanı daha çok Arap ve Latin ülkeleriyle sınırlı. Evet biz çok dizi ihraç ediyoruz ama bizim dizilerimiz biraz ucuza gidiyor. Mesela ‘Game of Thrones’ dizisinin dünyadaki hasılatı bizim tüm dizilerimizin hasılatının birkaç katından fazla. Bu nedenle çok fazla döviz kazanamıyor yapımcılarımız. Dizilerimiz özellikle Latin Amerika’da onların dizilerinden daha fazla reyting alıyor. Bazı yerli diziler de dışarıdaki seyirci gözetilerek çekiliyor, bazı Arap ülkelerinde Türk dizileriyle ilgili ambargolar var, bunu aşmak için yapımcılarımız Türk dizilerini Arap oyuncularla Arap dizisi gibi çekiyorlar. Mesela ‘İstanbullu Gelin’ dizisi Arap ülkeleri için ‘Beyrutlu Gelin’ olarak çekildi. Bu yasakları da bir şekilde aşmaya çalışıyor yapımcılarımız, çok faal, üretken bir dizi sektörümüz var. Dijital platformlar da bu konuya destek veriyor. Ancak ulusal kanallardaki 2.5 - 3 saatlik dizi süreleri hem seyirciyi hem yapımcıyı hem de setlerde çalışan emekçileri çok yoruyor. Bu konuda acilen önlemler alınması gerekir diye düşünüyorum. “

‘Harem hep ilgi çekiyor’

“Muhteşem Yüzyıl” için de şunları söylüyor Murat Tolga Şen: “Aslında dönem dizileri TRT’nin harcıdır genellikle, çünkü bunlar büyük bütçeli prodüksiyonlar. Muhteşem Yüzyıl bir dönem dizisi olarak, saraya yönelen,hareme giren bir dizi olarak ilgi gördü. Çünkü harem hâlâ gizemli bir yapı ve oraya odaklanan hikâyeler ilgi çekiyor. Şimdi hâlâ izlediğimiz tarihsel dramalar da seyircinin bu konuya ilgisi olduğunu gösteriyor. Şu an dekor, kostüm, ışık, oyunculuk olarak çok daha güçlü işler çekiliyor. Yerli tarihi dizilerde yabancı dizileri aratmayan mekan tasarımları, kostümler yapılabiliyor.”

J.R. beddua almıştı!

ABD yapımı yabancı diziler de Türkiye’de silinmez izler bıraktı. Dallas, Uzay Yolu, Charlie’nin Melekleri, Küçük Ev, Kung-Fu, Komiser Columbo, Mavi Ay dizilerinin yanı sıra Brezilya yapımı Köle Isaura büyük ilgi görmüştü. Dallas dizisinin kötü adamı J.R. Ewing ne beddualar almıştı bizim seyirciden.