Geri Dön
Milliyet ExecutiveÇalışmak için yaşamak mı?

Çalışmak için yaşamak mı?

Çalışmak için yaşamak mı?

ÇAĞDAŞ ERTUNA

2 000’lerde hayat çalışma üzerine kuruluydu. İş hayatı zamanımızın çoğunu alıyordu. Hatta sosyal hayatımız da iş hayatına endeksliydi. Şimdi ise 2022’de büyük bir değişimden geçiyoruz, daha çok çalışmak, daha çok üretmek ve daha çok para kazanmak ile daha iyi bir akıl sağlığı arasında gidip geliyoruz. Bugün TikTok’a baktığımızda gençlerin kapitalizm karşıtı bir hayat arzusu içinde olduklarını görüyoruz. Kapitalizmin akıl sağlığına zararlı olduğunu savunan büyük bir kitle dikkat çekiyor. Aslında bunun nedeni de durmadan çalışmak, iş hayatında sürekli yükselmek ve işleri büyütmek üzerine kurulu rüya hayatlar. Terapistler bu konuda kısaca şöyle diyor: “Ne yaparsanız yapın, hiçbir şey yeterli gelmeyecek. İş hayatında yaptıklarınız ile kendi değerinizi belirleyemezsiniz, insani değerleriniz de önemli.”

Tükenmişlik sendromu Dünya Sağlık Örgütü 2019’da tükenmişlik sendromunu klinik bir sendrom olarak kabul etti, bizde ise aslında 2013’te Muhteşem Yüzyıl ve Meryem Uzerli sayesinde bu süreç daha da erken oldu. Kısa sürede hepimizin diline yerleşti, tükenmişlik sendromu. Şimdi ise pandemi sonrasında 4 günlük çalışma haftalarının ya da evden çalışmanın yaygınlaşmasının nedenlerinden biri de bu. İşte tüm bunların etkisiyle bugün ABD’de ve Avrupa’da her ay milyonlarca kişi işinden istifa ediyor ve hatta 1929’da Büyük Ekonomik Bunalım’da olduğu gibi şimdi de ‘Büyük İstifa’ dönemi söz konusu. Oysa bu da istifa edenlerin yeterince iyi olmadıklarını düşünmelerine ya da suçlu hissetmelerine neden olabiliyor. İş de bir statü sembolü sonuçta, sadece para kazanmak değil, bir yandan da tutkuyla yapılan işlerin sağladığı ayrı bir tatmin de oluyor. Hatta iş hayatında çok meşgul olmak bile havalı sayılıyor. Milenyum kuşağı tutkuyu paraya tercih ediyor. Z jenerasyonu ise doğru amacı olan bir şirkette çalışmayı daha iyi para kazanacakları bir şirkette çalışmaya tercih edebiliyor. Hatta ABD’de yapılan araştırmalara göre, Z jenerasyonunun yüzde 95’i sevdikleri bir işte çalışmayı ya da kariyer sahibi olmayı önemsiyor.

Hayatı ıskalamak...

Ama tabii bu durumda üretkenlik ve kendine verdiği değer iç içe geçmiş oluyor ve bu da önceki jenerasyonlara göre daha çok anksiyete ve strese neden oluyor. Daha uzun saatler çalışmak ilişkileri ve sağlığı bozabiliyor. Hatta bazen hayatı ıskalamaya da neden olabiliyor. Yaşamak için mi çalışmalı, çalışmak için mi yaşamalı sorusunu sorduruyor. Şimdi çalışmak için yaşayanları büyük maaşlarla ödüllendiren firmalar da var. Yine de Büyük İstifa ve çalışma karşıtı akımlar nedeniyle Z jenerasyonu sevdiklerine ve anlamlı hobilere daha çok zaman ayırmayı tercih ediyor. Çünkü gerçek mutluluğun bunlarda olduğuna inanıyorlar. Ama tabii unutmamak lazım, gerçek mutluluk arayışında olmayan da büyük bir kitle var. Bakalım kim kazanacak?

“Daha çok çalışmak, daha çok üretmek ve daha çok para kazanmak ile daha iyi bir akıl sağlığı arasında gidip geliyoruz.”