Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerde öylesine ayak oyunları dönüyor ki, şaşmamak elde değil. Yasalar yönetmelikler sanki, sahtekarlıkları önlemek için değil, teşvik için konulmuş.
Her türlü sahtekarlığa bir kılıf uydurulmuş. Ne kadar usulsüz işlem varsa, "prosedürüne uygun" diyorlar. Soruyorsunuz, soruşturuyorsunuz, gerçekten de karşınıza her türlü suiistimale açık, ya bir yönetmelik, ya da bir yasa çıkıyor.
Yasal kılıfı hazırlayanlar, acaba bu sahtekarlıklardan yararlanmak isteyenler mi diye insanın içine kuşku düşüyor. Eğer böyleyse, Türkiye iyice çürüme noktasına gelmiş.
İşin garibi de, bu işlere
"dur" demesi gerekenlerin de, bu yasal boşluklardan yararlanması. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Daha önce YÖK Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yapan
Mehmet Sağlam bile bu yola başvurmadı mı?. Oğluna önce,
"evine yakın bir okulda okusun" diye düzmece sağlık raporu çıkartan, ardından da
"güvenlik gerekçesiyle" Ankara'nın en iyi Anadolu lisesine nakil yaptıran o değil miydi? Ne yapıldı, hiç?
Ardından, Türkiye'de liseyi bitirenlerin KKTC kontenjanından nasıl yararlandıklarını yazdık. Daha önce de hiç üniversiteye gitmeden, sahte çıkış belgeleriyle devletin en üst kademelerine tırmanan RP'lileri,