Sağlam psikoloji için ‘Hayır’ diyebilmek

11 Şubat 2021

Yazar Paulo Coelho’nun çok güzel bir sözü var: “Başkalarına evet derken kendinize ‘Hayır’ demediğinizden emin olun.” Coelho’nun çok net bir şekilde tespit ettiği gibi, başkalarını memnun etmeye çalışırken kendisini ihmal eden o kadar çok insanla karşılaşıyorum ki. Bu insanlar bana başvururken, “Artık hiçbir şeyden zevk almıyorum, mutsuzum, hayatın bir anlamı yokmuş gibi hissediyorum, sanki boşa yaşıyormuşum” gibi şikâyetlerle geliyorlar. Diğer insanları memnun etmeye çalışan ve kendisine rağmen “Hayır” diyemeyen insanlar, bir süre sonra adına “merhamet yorgunluğu” dediğimiz şeyi yaşarlar. O kadar çok merhamet göstermişsindir ki kendin için bir şeyler yapacak enerjin ve motivasyonun kalmamıştır.

Elinde halletmesi gereken bir sürü iş varken, başkalarının işini halletmeye çalışan, çok yorgun olduğu zamanlarda bile yardım taleplerini geri çevirmeyen, kendi parası olmadığı halde borç isteyen birine borç alarak borç veren çok fazla insan tanıyorum. Elbette diğer insanlara yardımcı olmak önemli, ama bunu kişinin kendisini ihmal ederek yapması hem kişiye zarar verir hem de ortaya konulan çabanın değersiz algılanmasına sebep olur. İnsanlara sınır koyamayan, her zaman “Evet” diyen birisinin ortaya koyduğu emekler kolay ve önemsiz algılanır.

‘Elime mi yapışacak’

Uzun zamandır insanları reddetmekten çekinen birisi için ilk başta “Hayır” diyebilmek kolay değildir. Hayır demekten korkmanın altında, kaba birisi gibi görünmekten kaçınma, öfke tepkilerinden, sevilmemekten ve dışlanmaktan korkma gibi sebepler olabilir. Bu sebeple bu becerimizi adım adım geliştirmemiz gerekiyor. İlk olarak durum tespiti yapmak gerekiyor, hangi durumlarda hayır demek, hangi durumlarda yardımsever olmak gerekir? Hayır diyemeyen insanların birçoğu verdikleri tavizleri bilerek yaptıklarını zanneder. Onlara sorsak, “Ne var canım, elime mi yapışacak!” derler. Ancak “Evet” dediğimiz bir durumun arkasından kendimizi sıkıntılı, huzursuz ve hatta öfkeli hissediyorsak muhtemelen hayır dememiz gereken bir durumda evet demişizdir.

Yazının devamı...

Merhaba güzel insan

4 Şubat 2021

Yaklaşık 10 yıldır düzenli olarak video yayınladığım YouTube kanalımda, her videoya “Merhaba güzel insan” diyerek başlıyorum. Çünkü her insanın içinde, keşfedilmeyi bekleyen güzel, olgun ve psikolojik açıdan güçlü bir insan potansiyeli olduğunu biliyorum ve bunu hatırlatmak istiyorum. Artık her Perşembe, bu köşede sizlerle buluşacağım. İlk yazımın başlığını da, içimizdeki güzel olanı hatırlatmak maksadıyla bu şekilde seçtim.

Olumsuz etkiledi

Yaklaşık 1 yıldır çok zor zamanlardan geçiyoruz. Geçen yılın başlarında birçok hayalimiz ve planımız vardı ancak içine düştüğümüz pandemi süreci bütün hayallerimizi ve planlarımızı askıya almamıza neden olmakla birlikte ruh sağlığımızı da olumsuz olarak etkiledi. Biz psikologlara en çok sorulan sorulardan birisi, pandemi süreciyle beraber bize başvuranların sayısının artıp artmadığı konusunda oldu.

Bu soruyla her karşılaştığımda, “Evet, başvurular çok arttı ancak başvuru sebepleri, virüs korkusu ya da pandemi ile ilgili değil, depresyon, kaygı bozukluğu ya da ilişkilerle ilgili ” cevabını verdiğimde, soruyu soran tarafta minik bir şaşkınlık oluşuyor. Evet pandemi süreci bizi çok etkiledi ancak pandemi olarak değil de,  o güne kadar belki de ihmal ettiğimiz en zayıf tarafımızla etkiledi.

Sorunlar yaşıyoruz

Hayatın keşmekeşi içerisinde, en çok ihmal ettiğimiz şey genelde kendimizle ve psikolojik ihtiyaçlarımızla ilgili oluyor. Bedenimize özen göstermediğimizde bağışıklığımızın düşmesi sonucu ilk fırsatta hasta olmamız gibi,  kendimize özen göstermediğimiz zaman da, psikolojik bağışıklığımız zayıflıyor ve karşımıza çıkan zorluklarda en zayıf yerimizden sorunlar yaşıyoruz.

İşte pandemi süreci zayıf psikolojik bağışıklığımıza kocaman bir yük getirdi ve o güne kadar halının altına süpürdüğümüz sorunların gün yüzüne çıkmasına neden oldu.

Günümüz insanının yapması gereken birçok görevi var ve bu görevleri yetiştirmek için hızlı daha hızlı olmak zorunda. Eğer insan bu hızın farkına varmazsa, bir robot gibi olmaya başlıyor, otomatikleşmiş ve duygularını görmezden gelen.  Hızlanan insan, içinde ona bazı konular hakkında ipucu veren duygularını göremez hale geliyor. Çok hızlı giden bir arabanın içinden manzaranın zorlukla izlenmesi gibi. Belki kendime hiç değer vermiyorum, çevremdeki insanlara fedakarlık yaparken hep kendimi ihmal ediyorum, insanları kırmamak için istemediğim şeylere bile hayır diyemiyorum, ilişkimdeki sorunları fark edemiyorum, yorulduğum zaman dinlenmeye bile fırsat bulamıyorum…

Yazının devamı...