Yapay zekâyla üretilen sanat: Frankenstein’in canavarı

19 Aralık 2025

Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro, şu ara “Frankenstein” filmiyle gündemde. Kendine has bir tarzı olan, korku hikâyelerine, gotik temalara, meraklı, Hollywood’dan sonra bir süredir Netflix’te alternatif işlere imza atan bir yönetmen. “Pan’s Labyrinth /Pan’ın Labirenti”nin (2006) kariyerinin en iyi filmi olduğu söylenir. Gerçekten de Franco dönemi İspanya’sının baskıcı rejimini ve bu rejim altında gelişen doğaüstü bir hikayeyi korku türü altında işleyen çok iyi bir filmdir. Sinema tarihine damga vuran eserler arasında kabul edilir bazı eleştirmenlerce. Öte yandan yakın zamanda çektiği “Pinocchio”yu da çok beğenirim ben. Öykünün duygusal temelini, hepimizin kalbine dokunan karanlık alanlarını işlemeyi de ustaca başarmıştır Del Toro. Çok fazla dijital efekt ve yapay zekâ teknikleri kullanılan bugünün sinemasında animasyon bir filmi bu kadar özellikli bir şekilde başarmak hem de içeriğini bozmamak önemli.

Del Toro bu filmde de öncekilerinde de hiç yapay

Yazının Devamı

Gerçek ne kadar gerçek?

14 Aralık 2025

Alkan Avcıoğlu’nun yapay zekâ ile ürettiği ve bu alanda bir ilk olan “Gerçek Ötesi / Post Truth” isimli belgesel filmin müzikleri, CD ve plak formatında basılarak sınırlı sayıda satışa sunulacak. Bunu fırsat bilerek daha önce bahsettiğim bu filmin müzikleri hakkında da bir iki laf etmek isterim

Bir defa soundtrack en az filmin kendisi kadar ilgi çekici ve başlı başına incelenmeye değer bir sanatsal üretim. Film uluslararası festivallerde gösterilip olumlu yorumlar alırken bir yandan da mesela soundtrack albümü 37. Girona Film Festivali’nde En İyi Soundtrack dalında aday gösterildi. İzleyenlerin özellikle finalde çalan “Dancing Plague” isimli şarkıyı beğendiklerini ve bu şarkı hakkında soru sorduklarını Avcıoğlu’ndan öğrendim.

Avcıoğlu’nun tamamen yapay zekâ kullanarak ürettiği iş, yapay zekâyı bir teknolojik imkân olarak yüceltmeye niyetli bağlamsız bir görsel ve işitsel gösteri olmaktan çok yapay zekâ ile üretilebilecek içeriklerin niteliği üzerinden çağımızın

Yazının Devamı

Muazzez Abacı’nın külâhı (!)

12 Aralık 2025

Çocukluğumda televizyonlarda, radyolarda hep Türk sanat müziği vardı. Başta Müzeyyen Senar. Sonra Zeki Müren. En büyük onlardır ama 1970’lerde 1980’lerde (yayın yapılan kısıtlı sürede) sıradan bir hafta sonu televizyonu açtığınızda karşınıza bir sürü Türk sanat müziği starı çıkar. Star boldur yani bu alanda. Hepsi değerliydi ve büyük saygı görürdü. Onların söylediği şarkılar kulağımıza yer etti.

Ben küçükten itibaren hep rock dinledim, caz dinledim, sonra klasik dinledim (onları da radyoda duydum). Çoğunlukla yabancı müzikle vakit geçirdim, sonra da bu müzikler hakkında yazıp çizmek benim işim oldu. Ama yine de neredeyse bütün TSM şarkılarını bilirim. Her birinin adını, bestekarını, makamını söyleyemem ama mırıldanırım, eşlik ederim. Çünkü annemin yaptığı yemeğin tadını nasıl hatırlarsam, bu şarkıları da öyle hatırlarım.

Bazen sabah kalkınca sebepsiz dilime takılırlar. Bir yerde çalarken duysam (hele ki yurt dışında) gözlerim dolar. Çünkü bu müzik

Yazının Devamı

Kuzeyden gelen dream pop

7 Aralık 2025

Norveçli Anna of The North’un yeni albümü “Girl in a Bottle”, Kylie Minogue’un prodüktörü Starsmith ve Avicii’nin prodüktörü Sebastian Furrer’in katkısıyla hazırlanmış bir dream-pop manifestosu

Anna of The North (Amma Lutterud), Norveç doğumlu bir besteci ve şarkıcı. Her ne kadar ‘kuzeyden gelen’ desek de aslında mesleki açıdan güneyden gelen bir sanatçı. Hem de en güneyden, aşağılardan, üniversitede okumak için gittiği Avustralya’dan. Grafik tasarım üzerine eğitim aldığı sırada prodüktör Brady Daniell-Smith ile tanışıyor. Böylece 2017’deki ilk albüme giden bir süreç başlamış oluyor. “Girl in a Bottle” dördüncü stüdyo albümü. Kyle Minogue ile de çalışan Starsmith ve Avicii’nin prodüktörlerinden İsveçli Sebastian Furrer albümün arkasındaki isimler.

Anna of The North, yılın büyük kısmını düşük yoğunluklu turnelerle geçirdi. Eski albümlerinden şarkılar çalmanın yanında bu

Yazının Devamı

Kültür savaşları: İngilizce müzik gerilerken

5 Aralık 2025

Avustralya’da müzik gelirleri 2021-2024 arasında yüzde 28 oranında büyümüş. Avustralya dünyanın ilk on müzik pazarı içinde yer alıyor. Hem tüketim açısından nüfusuna oranla çok fazla müzik dinleyen bir ülke, hem de üretim, sanatçı ihracı açısından önemli bir ülke. Bu pazarda olan biten diğer pazarlarda neler olduğuna dair ışık tutar yani.

Her neyse pazar büyümüş, gelirler 534 milyon dolar civarına gelmiş. 27 milyon nüfusa göre büyük rakam. (Türkiye bunun dört katı nüfusla 450 milyon dolar civarında bir gelir üretiyor, yanılmıyorsam. Bu konudaki rakamları sadece yabancı kaynaklardan öğrenebiliyoruz.)

Ama... Evet aması var işin. Avustralya’da yerli müzisyenler tarafından üretilen gelir bu dönemde yüzde 12 gerilemiş.

Neden peki? Neden Avustralyalı dinleyici son 5 yılda daha az yerli müzik dinliyor ve daha fazla yabancı sanatçılara yöneliyor? Ülkede müzisyen kıtlığı mı var? Yoksa yerli müzik üretiminde bir kriz oldu da bütün Avustralyalı

Yazının Devamı

Sakinleştirici albüm

30 Kasım 2025

The Weeknd, Charli XCX, Anohni gibi isimlere prodüktörlük de yapan Daniel Lopatin (Oneohtrix Point Never) “Tranquilizer” (Sakinleştirici) adlı yeni albümüyle ilginç bir konsept denemiş

Tranquilizer sakinleştirici demek ya, çok da sakinleştiren bir müzik beklemeyin. Evet ambient türünden aşina olduğumuz synthesizer sesleri, egzotik perküsyonlar tarafından üretilmiş ritimler, insanı hipnotize eden melodi döngüleri, kimi zaman mistik bir hava yayan nefesliler, ama her şeyden öte bir tür ses kolajı ortamı yaratan sample’lar. Yani sağdan soldan toplanmış melodi, ses, ritim parçalarını, patchwork usulü yamalı bir battaniye diker gibi özenle tek tek sadece kendisinin anladığı bir düzene göre dikip üzerimize örten bir müzisyen Lopatin. Yaptığı bu.

Günümüzde kendi başına bir tür olan ‘dinlenme müzikleri’ alanına kendi usulünce girip ortalığı dağıtmaya yemin etmiş bir müzisyenin, analog kaynaklardan sample’layıp yani ses örneklemleri toplayıp hazırladığı bir konsept çalışma bu.

2011’

Yazının Devamı

“Çiçek sulamakla ilgili bir caz şarkısı yapar mısın?”

28 Kasım 2025

“İşten ayrılmakla ilgili bir house şarkı rica edeyim.” “Her yere geç kalıyorum, bana geç kalmakla ilgili bir şarkı yap, Ankara havası tadında olsun.”

Bu ve benzeri promptlarla şarkı yaptırabileceğiniz bir uygulama var. Adı Suno. İlk iki promp uygulamanın açılış sayfasından. Üçüncüsünü ben uydurdum. Sonsuz prompt geliyor değil mi insanın aklına?

“Duşta dinlemek için bir rock şarkısı yap. Duş 10 dakika sürecek şarkı da tam 10 dakikalık olsun. Biraz Led Zeppelin olsun içinde biraz da Duman.” Uygulama hepsine bir yanıt vermeye çalışıyor.

Suno geçen ay 250 milyon dolar yeni yatırım aldı. Yapay zekâ temelli müzik uygulamaları arasında en fazla tartışılanlardan biri olduğu için takip etmeye çalışıyorum. Adı bu tip haberlerde hep baş köşede. 1 milyon ücretli aboneye ulaştığını ve şu ana kadar 100 milyon kullanıcının servisten faydalandığını biliyoruz. Bu sadece bir başlangıç.

Suno ve benzeri uygulamalar yapay zekâ kullanarak kullanıcıdan aldığı promptlarla müzik üretiyor. Bunu yaparken de internetteki

Yazının Devamı

Uzaklara giden köprü

23 Kasım 2025

Midlake’in yeni albümü “A Bridge To Far” adı gibi insanı alıp uzaklara götüren bir köprü.

Midlake’in müziğinin insanı sakinleştiren bir yanı var. Sanki şöyle diyor, “Biraz dur dinlen, şöyle otur ateşin başına sıcak bir şeyler iç, iki dakika konuşalım.”

Grubun solisti ve bir anlamda sözcüsü Eric Pulido insanların kendisini güvende hissetmediği bir belirsizlik döneminden geçtiğimizi söylemişti. Bu tema yaşadığımız dönemin sanatında ve edebiyatında etkisini yavaştan hissettiriyor. Bir geçiş dönemi, adı henüz konulmamış bir kırılma anı, ne kadar süreceği belirsiz bir değişim süreci… Bütün bu bağlam, Midlake’in müziğini ve özellikle de yeni albümlerini anlamlı kılıyor.

1999’da Texas’ta kurulan Midlake, hiçbir zaman yenilikçi ya da progresif bir grup olmadı. Klasik folku bir parça indie hissiyatına yaklaştırdılar. Yaşadıkları toprakların geleneksel müziğini kendi kuşaklarının hissiyatına uyarladılar bir bakıma. Bunu bir laboratuvar deneyi gibi değil doğallıkla

Yazının Devamı