Bazen bir resim sayfalarca yazıdan daha etkili

İrem Derici’yi başta tanımadım. Acaba bu yeni hip hop vokali kim diye merak ettim. Ana akım beğenilen her şeyi hüp diye içine çekip işte İrem Derici örneğindeki gibi yeniden üretip bir pop şarkıcısının üzerine hoodie olarak yapıştırıveriyor

Bazen bir resim sayfalarca yazıdan daha etkili


Demet Akalın, Ben Fero’nun “Demet Akalın” adlı şarkısının videosunda şöyle bir görünmüştü ama ne kadar uğraşsak da bunu popçuların rap’in popülerliğinin cazibesine kapılması olarak yorumlayamayız galiba. Olsa olsa ünlü bir popçunun kendisine atılan şık bir pasa centilmence karşılık vermesi diyebiliriz. Gerçi centilmenlik de olsa arka planda elbette “popülerlik” vurgusu var. Bu şarkı beş yıl önce yapılsaydı bu centilmenlik büyük ihtimalle olmayacaktı. Popçuların rap’e kayıtsız kalamadıkları artık çok bariz. Rozz Kalliope - Ece Seçkin iş birliği örneğindeki gibi bir anda şalteri rap’e çevirenler var. Pop şarkıları söyleyen Ece Seçkin “Benjamin 3” adlı şarkıda ansızın hip hop’çı olarak karşımıza çıktı. Sonuç, 43 milyon izlenme.

Sezen Aksu - Ceza, ve Sezen Aksu “Şanışer” iş birlikleri de aynı şekilde büyük hit’ler yarattı geçmişte. Bunlar erken örnekler. Bugün artık bu tip işler sıradan. Türkücülerden rap alemine katılanlar da var. Mesela Sabahat Akkiraz daha iki hafta önce Erci E ile ortak bir şarkı yayınladı. Hepsi iyi güzel ama bazen sayfalarca yazsak tek bir fotoğraf kadar etkili olamıyor. Geçen hafta yayınlanan Sinan Akçıl imzalı “Piyano” adlı albüm, Akçıl’ın diğer çalışmalarından farklı olarak, nasıl desem, güzel. Yanlış anlaşılmazsa, çünkü Akçıl piyano çalıyor ve kendini geri plana çekiyor. Düetler içeren bu albümdeki şarkıların neredeyse tamamı büyük ilgi gördü. Bunlar arasında Murat Ceceli ve İrem Derici’yle ortak söyledikleri “Çok Sevmek Yasaklanmalı” Sevgililer Günü’nde yayımlandı ve albümden çıkan en popüler parça oldu. Şu ara 8.5 milyon izlenmede. Ama asıl dikkatimi çeken İrem Derici’nin seslendirdiği “Teşekkürler”. Bu şarkıda İrem Derici basit bir hoodie giymiş, bir bere takmış. Ben başta tanımadım ve acaba bu yeni hip hop vokali kim diye merak ettim. Çünkü İrem Derici normalde giyim kuşamda diğer popçularımızdan farksız. En azından iş için kendine biçtiği imaj böyle. Ama burada “markete giden Nicki Minaj” gibi giyinmiş.

“Rap’in gücü” demek isterim ama diyemem çünkü bu rap’in değil basbayağı “ana akım”ın gücü. Ana akım beğenilen her şeyi hüp diye içine çekip işte İrem Derici örneğindeki gibi yeniden üretip bir pop şarkıcısının üzerine hoodie olarak yapıştırıveriyor. Şu da var ki günümüz müzik dünyasında değişmeyenin tutunma şansı maalesef çok az. Yani herkes haklı.  
Vapur müzisyenleri jürisi!

Vapurda performans sergileyecek müzisyenler artık bir jüri tarafından belirlenecekmiş. Haberleri okurken elimde olmadan şunu düşünebiliyorum. Vapurda müzik olmalı mı? Bu konudaki fikirlerimi daha önce yazdım ve linç edildim. Ama fikrim değişmedi. Vapurda canlı müzik olmamalı. Vapurda müzik olmamalı. Vapurda insanların yüzüne yüzüne sokulan TV ekranları da olmamalı. Çünkü kaçacak yeriniz yokken bunların hepsi dayatmadır, eziyettir.

İstasyonlarda bekleyenlere müzik performansı belki sunulabilir. Bekleyenler bir kısa konser ile beklediklerini fark etmeyecekler. Bu da gerekli değil ama mantığı daha anlaşılabilir. Tamam der geçeriz. Ama vapurda seyahat 20-25 dakika ve kaçıp saklanacak yer yok. Tamam deyip geçemiyoruz. Kitap okumak, sohbet etmek mümkün değil. Ayda yılda bir kez vapura binenler için bu canlı müzik hoş gelir eminim. Ama her sabah ve her akşam? Bırakın her şeyi, işe giderken ve iş çıkışı kendimize ayıracağımız o değerli 25 dakikaları neden bizden çalıyorsunuz? Vapurdaki yolcular istiyor deniyor. Yolcuların istediği her şey yapılmıyor ki. Ayrıca yolcuların istediği her şey illa yapılmalı çünkü doğrudur diye somut bir gerçek de yok. Bu işin normları var ve olmalı. Metronun içinde, Marmaray’ın içinde, uçakta müziğe ne dersiniz mesela? 4 saat Londra, 11 saat New York. Ya da 50 dakikalık İzmir. Haydi müzisyen koyalım. İster misiniz? Londra’da metroda müzik var evet ama geçerken birkaç saniyeliğine duyuyor gülümsüyorsunuz. Çünkü trenin içinde değil. İsteyen, acelesi olmayan durur ve izler. Zorlama yok. Vapurda müzik dayatmasına son verilmeli. Ya da “sessiz vapur” uygulaması başlatılmalı.

Haftanın yenileri arasında

Tuna Kiremitçi üç şarkılık bir mini albüm yayınladı bu hafta. “İnsanlığın Öldüğünü Duydum Vol.1” adlı bu çalışmanın devamı da gelecek.

Tuğçe Kandemir’in yeni şarkısının adı” El-Alem”. Yayınlandığı gün YouTube’da iki milyon izlenmeye ulaştı. Arabesk - pop evlilikleri her zaman potansiyele sahip ama Kandemir’in cidden çok büyük bir hayran kitlesi var. Daha doğrusu Kandemir’in kitlesi stream dostu.

Ekin Beril imzalı “Dualite” adlı uzunçalar albüm haftanın en nitelikli işlerinden biri. Çıkış şarkısı olarak “Uzayın Dibi” adlı şarkı seçilmiş. Elektronik arka planı ağır basan bu parça da güzel ama ben “Dualite”den daha çok etkilendim.

Bazen bir resim sayfalarca yazıdan daha etkili


Aleyna Tilki, neredeyse bir yıl aradan sonra ilk kez yeni bir şarkı yaptı. Bu şarkının piyasaya çıktığı cumadan önceki hafta hemen magazin haberleri de devreye sokuldu. Açık konuşacağım, bırakın artık bunları. Aleyna Tilki sadece müziğiyle de kendisinden söz ettirebilir. “Yalan” güzel bir şarkı.