Neden ortodontik tedavi görmeliyim?

14 Aralık 2020

Bu haftanın konusu aslında ortodontideki en temel sorulardan birisi.

Şüphesiz hastalarımızın birçoğunun cevabı “daha iyi bir gülüşe sahip olabilmek için” olacaktır diye düşünüyorum, fakat biz ortodontistler açısından bakıldığında, estetik bizim hedeflerimizden sadece bir tanesidir diyebilirim.

Peki, ortodontik tedaviler temel olarak neyi hedefler onları açıklamaya çalışalım.

Dişlerin çene kavsi üzerindeki doğru dizilimleri, hem estetik açıdan daha iyi bir görünüm oluşturmakta hem de dişlerin birbirilerine bakan ara yüzeylerinin çok daha iyi temizlenebilmesini sağlamaktadır. Bu sayede dişler arasında çürük oluşma riskinin ve diş taşları oluşumuna bağlı diş eti problemlerinin önüne geçilmiş olacaktır. Ve iyi bir ağız hijyeni devam ettirildiği taktirde hastalarımız uzun yıllar hiçbir problem yaşamadan kendi dişlerini kullanabilecektir.

İkinci önemli konu da çeneler arasındaki konum uyumu ve kapanış ilişkisidir. Alt ve üst çene arasında doğru bir pozisyon olmadığı durumlarda, dişler doğru temaslara gelemezler ve çene ekleminde uzun vadede kalıcı hasarlar oluşabilir. Yani hem çiğneme fonksiyonu doğru şekilde yapılamaz hem de çevredeki kas ve eklem dokuları bu durumdan olumsuz olarak etkilenir. Ve zaman ilerledikçe bütün çiğneme sistemini ve tabii ki dişleri de etkileyen kalıcı hasarlar oluşmaya başlar. Aslında bu durum çoğu kişide hiç fark edilmeyen ve yıllar içinde dişlerin kaybına sebep olan en önemli problemlerden birisidir.

Ortodontik tedaviler bütün bu problemlerin çözümünü sağlayarak, çiğneme sisteminde uzun yıllar kalıcı faydalar sağlayabilmektedir.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Ortodontik teller dişlere zararlı mıdır?

30 Kasım 2020

Herkese selamlar, bu hafta da çok sorular gelen ve merak edilen bir konuyu daha detaylı açıklamaya çalışacağım. Ortodontik tedavi esnasında kullanılan sabit aparatlar (teller, braketler, bantlar vb.) yani hastalar tarafından takılıp çıkartılamayan ve uzun süreler ağızda kalması gereken tutucu elemanlar dişlere herhangi bir zarar verirler mi?

Öncelikle kullanılan bütün malzemeler, çok detaylı araştırmalar ve çalışmalardan sonra, birçok onay alınarak üretilmekte ve dünya çapında çok yaygın şekilde kullanılmaktadır. Uzman bir ortodontist hekim malzeme seçiminde bu olmazsa olmaz kriterlere dikkat etmelidir. Yani kullanılan bu malzemelerin kendi başına sağlığa zararlı hiçbir etkileri bulunmamaktadır.

Gelelim ortodontik tedavilerdeki çürük riski artışına. Diş çürükleri belli faktörlerin birleşmesi sonucu oluşan ve toplumda çok yaygın şekilde rastlanan bir problemdir. Beslenme alışkanlığı, genetik faktörler ve ağız hijyeni alışkanlığı çürük oluşumundaki en temel etkenlerdir.

Yoğun şekerli gıda ile beslenmek ve diş fırçalamanın yeterli sürede ve gereken şekilde yapılamaması sonucunda belli bir zaman sonunda dişlerde çürükler görülecektir.

Ortodontik tedavi gören kişilere bakıldığında ise, ağız içinde gıda artıklarının tutunacağı alanlar artmıştır ve bu girinti çıkıntılı bölgelerin temizlenmesi daha iyi bir diş fırçalama işlemi gerektirmektedir. Bunun uygulanmadığı durumlarda ise çürük risklerinde artma görülebilmektedir. Özellikle karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, asitli ve yoğun şekerli içecekler içmek çürük riskini arttıran etkenlerdir.

Yani dişlere yapıştırılan malzemelerden kaynaklanmasa da, sabit ortodontik tedavi esnasında fırçalamanın kısmen zorlaşması ve yiyecek birikiminin artması çürük riski artışını da beraberinde getirmektedir.

Tabi ki bu durumun önüne geçmenin tek yolu da doğru teknikle ve daha uzun süre diş fırçalamaktan geçmektedir. Tedaviye başlamadan önce de iyi bir diş fırçalama alışkanlığı olan kişilerde bu tedaviler esnasında hiçbir çürük oluşmamaktadır.

Yazının devamı...

Ortodontinin şeffaf hali

23 Kasım 2020

Günümüzün hızla değişen koşullarında, şüphesiz her alanda yenilenmeler de söz konusu. İnsanların günlük yaşam tarzları ve beklentileri istikametinde her sektör gibi sağlık ve estetik sektörleri de şekillenmektedir.

Ortodonti branşı, hem sağlık hem de estetik alanına hitap ettiği için yenilenmeler ve gelişmeler bizler için de kaçınılmaz olmaktadır.

Son yıllarda adından çokça söz ettiren şeffaf plak tedavileri şüphesiz ortodonti camiasının en güncel ve hızlı gelişen konularından birisidir. Kişisel bakımın ve estetik kavramının belirginleştiği bu dönemde diş tedavilerindeki beklentiler de hayli yükselmiştir. Bu talepler ve teknolojik imkânlar sayesinde tedavi protokolleri ve yöntemlerinde çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Örneğin iş hayatı ya da sosyal yaşam koşulları gereği konvansiyonel sabit tellerle tedavi olmak istemeyen kişiler için çok iyi bir alternatiftir. Yine işi gereği sürekli toplantılara katılan veya seyahatleri olan kişiler için yemek yeme kısıtlamasının olmaması ve temizlenebilme kolaylığı ile avantaj sağlamaktadır.

Düğün veya nişan planları yapan ve tedavi süresi konusunda yeterli vakti olmayan kişiler için neredeyse tek seçenektir denebilir.

Yurt dışında ya da farklı bir şehirde ikamet edip belli aralıklarla randevuya gelmek isteyen kişiler için de kurtarıcı şekilde çözüm getirmektedir. Bu hastalara daha fazla sayıda plak teslim edilip hastanın düzenli kullanımıyla, tedaviler daha uzun randevularla ve başarılı şekilde yürütülebilmektedir.

Kamera karşısında bir işi olanlar yani oyunculuk, spikerlik ve benzeri mesleklerde olanlar için yıllardan sonra bu tedavilerin çok daha rahat yapılabilmesine imkân sağlamıştır. Bu meslek grubundaki kişiler, plaklarını çekimler esnasında çıkartıp diğer zamanlarda kullanma şansına sahip olabilmektedirler.

Yazının devamı...

Ortodontik tedavide ağrı

16 Kasım 2020

Bu haftaki konumuz ortodontik tedavilerde hissedilen ağrılarla ilgili olacak. Ağrı konusu tıp literatüründe anlaşılması en güç ve karmaşık durumlardan biri olmuştur. Üzerinde çalışılması hayli güç ve tamamen subjektif bir konudur. Konu ortodonti olduğunda da durum farklı değildir.

Öncelikle merak edenler için hemen belirteyim ki, ortodontik apareylerin (teller veya diğer sabit aparatlar) ağıza uygulanışında ağrı hissedilmemektedir. Çünkü sabit apareylerde bile, uygulamalar esnasında dişlere kalıcı bir müdahale ve işlem yapılmamaktadır. Bu nedenle herhangi bir anestezi yapmaya dahi ihtiyaç duyulmaz. Sadece yüzeysel olarak dişler çeşitli solüsyonlar sürülerek hazırlanır ve aparatlar diş yüzeyine yapıştırılırlar. Ve herhangi bir ağrı hissedilmez.

Sonrasında dişlere, üzerlerine yapıştırılan aparatlar vasıtasıyla belli miktarlarda kuvvetler uygulanır. Bu kuvvetler sonucu dişlerde bazı hareketler oluşur. Zaten ortodontik tedavide hedeflenen de bu hareketler sonucu dişlerin yer değiştirmesidir. Bu hareketler esnasında her bireyde değişen şekillerde olmak üzere ağrılar hissedilebilir. Bazı kişiler hiç ağrı hissetmezken bazıları, özellikle ilk birkaç gün yoğun ağrı hissedebilirler. Bu ağrılar genelde künt ve sızlama şeklinde ağrılardır. Günlük kullanılabilen ağrı kesiciler bu ağrıları rahatlıkla ortadan kaldırabilirler. Fakat çok hassas kişilerde bu ilk dönemlerde ısırma esnasında ağrılar sürebilmektedir.

Tellerin uygulanıp kuvvetin verilmesinden bir kaç gün sonra ağrı şikayetleri de genel olarak ortadan kalkar. Bazen aralıklı olarak sadece çok problemli olan dişlerde hissedilebilir. Yaklaşık bir hafta içinde tamamen durum atlatılmış olur ve hastalar tellerine alışmış olurlar.

İlk günlerde bir diğer konu da, sabit aparatlar uygulanan kişilerde bunlara bağlı tahriş olmaların ortaya çıkmasıdır. Dudakların ve yanakların iç kısımlarında bazı hastalarda, aparatların uygulandığı ilk günlerde yumuşak dokular bir miktar tahriş olabilir. Sonrasında bu durum geçer ve tekrar etmez.

Tedavinin geneline bakıldığında, diş hekimliğinde yapılan işlemler içinde en ağrısız uygulamalardan biri olduğu söylenebilir. Kimi hasta ilk günden çok hızlı adapte olabilirken, kimisi için durum biraz daha uzun sürebilmektedir. Ama tedavinin genelinde ağrı önemsenmeyecek düzeyde kalmaktadır.

Bu haftaki konumuzu da kısaca açıklamış olduk, hepinize sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Yazının devamı...

Günümüz teknolojisiyle ortodonti

20 Ekim 2020

Yaşadığımız bu dönemde her alanda teknolojik olarak çok hızlı ve büyük çapta değişimlere şahit olmaktayız. Günlük hayatta kullandığımız ya da fark etmeden hayatımızı kolaylaştıran bu gelişmelerden elbette diş hekimliği branşları da nasibini almaktadır.

Konuya ortodonti açısından bakacak olursa son dönemdeki teknolojik gelişmelerin ortodontik tedavilere getirdiği avantajlara kısaca değinmeye çalışalım.

Aslında bu gelişmelerin büyük kısmının görüntüleme teknolojileri sayesinde olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda hızla kullanımı artan dental tomografiler, dişlerin ve kemiklerin konumları ve birbirileriyle ilişkilerini tespit etmede olmazsa olmaz haline gelmeye başlamışlardır. Daha önceleri tanı koymada belirleyiciliği çok daha az olan radyografi röntgenleri kullanılırken, günümüzde ihtiyaç durumlarında tomografi görüntülerine de sıkça başvurulmaktadır. Bu görüntüler cerrahi, endodonti (kanal tedavisi) ve ortodonti alanlarında sıkça kullanılmaktadır. Kemiklerin içinde gömük vaziyette kalan dişlerin durumunu tespit etmede ve diş hareketleriyle ilgili planlamalar yapmada büyük faydaları olmaktadır.

Bunun benzeri bir diğer cihaz da 3 boyutlu tarayıcılardır. Bu cihazları kabaca çok gelişmiş ve her boyuttan çok detaylı görüntüler alabilen fotoğraf makinelerine benzetebiliriz. Bilgisayar ortamında sanal olarak dişlerin konumunu ve şeklini tam olarak gösterebilen bu sayede de yapılacak uygulamaları planlamada oldukça yardımcı olan araçlardır.

Özellikle ortodonti açısından bakacak olursak, hastalar bu görüntüleme teknolojisi üzerinde yapılan planlama sayesinde, dişlerinin alacağı son şekli daha tedaviye başlamadan görebilmekte ve nasıl bir bitim olacağı hakkında fikir sahibi olabilmektedirler.

Ayrıca tedavilerin zamanlaması konusunda bir rehber oluşturup, tedavi süreleri ve sonuçlarıyla ilgili görsel bir veri sunabilmektedirler.

Özellikle şeffaf plak tedavilerinde kullanılan bu yöntemler tanı ve tedavi aşamalarını görselleştirip, hekim için planlama konusunda, hasta için ise beklentilerin karşılanması ve yapılacak işlemle ilgili fikir sahibi olma anlamında çok büyük faydalar getirmektedir.

Yazının devamı...

Ortodontik tedavilerde ağız hijyeni

14 Ekim 2020

Ortodontik tedaviler günümüzde çeşitli yöntemlerle yapılabilmektedir.

Genel olarak, sabit ortodontik tedaviler yani, tedavide uygulanan aparatların hasta tarafından takılıp çıkartılamadığı tedaviler ve hareketli ortodontik tedaviler, yani şeffaf plak veya diğer ortodontik aparatlarla yapılan ve hastaların yemek esnasında takıp çıkartabildikleri sistemler olarak sınıflandırılabilir.

Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, ortodontik tedaviler esnasında ağız içine farklı türlerde yabancı cisimler girmektedir. Ve bu durum, normal şartlarda da çok iyi devam ettirilmesi gereken ağız hijyenini koruma açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Ağız içerisindeki sabit restorasyonlar gibi (kron köprü kaplamalar veya implantlar) ortodontik apareylerin de sürekli ve çok iyi bir şekilde temizlenmesi gerekmektedir.

Ağız içerisinde her türlü girinti çıkıntılı alan yani retansiyon alanı, bakteriler ve mikroorganizmalar için tutunulacak bir yüzey oluşturmakta ve bu tip yapıların miktarının artmasına yol açmaktadır.

Çok iyi temizlenen yüzeylerde bu mikroorganizmalar çoğalıp yaşayamaz ve bunlardan kaynaklı problemlerin önüne geçilmiş olur.

Ortodontik tedaviler esnasında kullanılmak üzere birçok firma tarafından ortodontik diş fırçaları geliştirilmiştir. Bunların özelliği orta kısımlarının biraz çukur olması ve uygulanan tellerin (braket) kenarlarına daha iyi girebilmesini sağlamaktır.

Yazının devamı...

Ortodontik tedavinin yaşı var mıdır?

5 Ekim 2020

Herkese iyi haftalar dilerim, bu hafta da ortodontik tedavinin hangi yaşlarda ve ne şekilde uygulanabileceğinden bahsedeceğiz.

Öncelikle, ortodontik tedavinin yaşı yoktur. Ağız içerisinde dişler bulunduğu sürece ortodontik tedavi uygulanabilmektedir. Peki, yaş faktörünün bu tedaviler üzerinde hiç mi etkisi yok diye merak edenler varsa bu konu üstünde durmaya çalışalım.

Ortodontik tedaviler dişlerle beraber tüm çene iskelet sistemi üzerinde etkileri olan geniş çaplı tedavilerdir. Sadece dişlerin hareketleri planlanan, yani iskeletsel bir değişiklik öngörülmeyen tedavilerde yetişkinler ve çocuklar arasında büyük bir fark yoktur.

Çocuk ve yetişkin hastalarda, uygulanan tedavi mekanikleri aynı şekilde olmakla beraber, yetişkin bireylerde yaşın ilerlemesine bağlı olarak, kemikler daha sert bir yapıda olduğu için kuvvet miktarları bir miktar düşürülmektedir. Hem kemik yapısındaki sertlik hem de düşük kuvvetlerden dolayı yetişkin tedavi süreleri bir miktar daha uzamaktadır.

Çocuklarda ise kemikler oldukça yumuşak ve dişler yeni çıkmaya başladığı için diş hareketleri oldukça kolay şekilde sağlanabilmektedir.

Tedavi edilecek kişide, iskeletsel bir değişiklik gerekli ise, yan, örneğin alt çene çok geride veya çok önde konumlanmış ve tedavi esnasında çene pozisyonuyla ilgili bir değişiklik isteniyorsa buradaki tedavi, protokolleri oldukça değişiklik göstermektedir.

Çocuklarda ergenlik çağı döneminde çenelerdeki iskeletsel değişiklikler, farklı aparatlar kullanılarak elde edilebilmektedir.

Yazının devamı...