Ortodontik diş çekimi

6 Temmuz 2020

Selamlar, bu hafta da ortodontinin en hassas konularından birisine açıklama getirmeye çalışalım, ortodontik tedavilerde diş çekimi.

Öncelikle ortodontik amaçlı diş çekimleri birkaç farklı sebepten dolayı yapılmaktadır.

En yaygın sebep, çene ve diş yapıları arasındaki boyut uyumsuzlukları sonucu, dişlerde görülen şiddetli çapraşıklıklardır. Yani mevcut dişlerin çene kavsine düzgün şekilde yerleşememesi; üst üste veya dönük vaziyette çıkmış olduğu durumlardır. Bu durumlarda mecburen diş sayısı azaltılarak kalan dişler ortodontik tedavi sürecinde düzgün şekilde yerleştirilmektedir.

Bunun dışında, bazı durumlarda da dişlerde ileri düzeyde bir çapraşıklık görülmese de hekiminiz diş çekimine karar verebilir. Bunun sebebi de ortodontik olarak, alt ve üst çene dişlerinin birbirine uyumunu yani kapanışını ideal hale getirmeyi veya dişlerin çene üzerinde uygun açılara getirilmesini hedeflemek olabilmektedir.

Özellikle bu ikinci durumda hastalar çekim kararına şaşırıp tepki gösterebilmektedir. Burada çokça sorulan soru, çekim yapılan dişin boşluğunun neyle doldurulacağı olmaktadır.

Bu kısım çok iyi anlaşılmadır, ortodontik çekim sonrasında kalan boşluklar tamamen kendi dişlerinizle kapatılmaktadır. Zaten yer problemi yaşanan çenede, kazanılan bu boşluklar, geri kalan dişleri düzgün ve olması gereken yerlere yerleştirebilmek için kullanılacaktır. Aslında buradaki endişenin kaynağı genelde, konuya yabancı olan kişilerin, bu düzeyde diş hareketlerinin gerçekleşebileceğini tahmin edememeleridir.

Yine yapılması gereken, konunun ehli bir ortodonti uzmanına ulaşıp, doktorunuzun tedavi planına güvenmek olacaktır. Çünkü günümüzde, çok ileri düzeyde çapraşıklık görülen durumlarda dahi ortodontik tedaviler başarılı şekilde uygulanmakta ve çok uzun zamandır çekimli tedaviler ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Yazının devamı...

Dar çenelerin ortodontik tedavisi

30 Haziran 2020

Selamlar, bu hafta da toplumda sıkça karşılaşılan çene darlığı konusuna değinmek istiyorum. Öncelikle ortodonti terminolojisinde, çene darlığı tabiri genellikle üst çenenin sağ sol yöndeki genişliğindeki yetersizlik durumlarında kullanılmaktadır. Halk arasında, dişlerin üst üste olduğu ve bizim çapraşıklık olarak isimlendirdiğimiz durum çene darlığı şeklinde ifade edilmektedir.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra, gelelim çene darlığına sebep olan faktörlere. Çiğneme sistemi oldukça komplike ve birçok mekanizmanın iç içe çalıştığı bir sistemdir. Bu nedenle herhangi bir problemin kaynağını tek bir sebebe bağlamak genelde yanıltıcı ve eksik olacaktır.

Üst çene darlığında da aynı şekilde birçok etken rol oynayabilmektedir. Bunların en başında, burundan nefes almayla ilgili problemlere bağlı olarak ağız solunumu yapmak gelmektedir. Ağız solunumu, üst çenede sağ sol yönde bir baskı oluşturup bu yöndeki gelişmeyi engellemektedir. Aynı zamanda aşağı pozisyonda konumlanan dil, ağız bölgesinin iç tarafında, yanak baskısına karşı dengeleyici işlevini yapamamaktadır. Bütün bunların sonucu üst çenenin gelişememesi ve bu sebeple de alt çenenin geride konumlanmasıdır. Bu problemler, parmak ve dil emme, tırnak yeme gibi alışkanlıklarda da görülebilmektedir.

Ergenlik dönemlerinde önüne geçilmeyen bu alışkanlıklar, çene ve dişler üzerinde kalıcı etkilere sebep olacak ve ilerleyen zamanlarda daha komplike ortodontik tedaviler gerektirecektir.

Bireyde böyle bir problem olup olmadığını anlamanın ve tedavi gerekliliğine karar vermenin yolu ergenlik dönemi öncesinde ortodontist kontrolünden geçmek olmalıdır.

Tedavilerden vakanın durumuna göre sabit veya hareketli apareyler kullanılabilmektedir. Bu tedaviler gelişimin devam ettiği süreçlerde gayet kolay uygulanabilir ve çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Dijital ortodonti

17 Haziran 2020

Günümüzde teknolojik gelişmeler inanılmaz bir hız kazanmış ve doğal olarak, ortodontik tedaviler de bu gelişmelerden payını almıştır.

Son dönemlerde hızla kullanımı artan, tarayıcı adı verilen cihazlar sayesinde, hastaların dişlerinin tüm şekil ve detayları, 3 boyutlu olarak bilgisayar ortamına aktarılabilmekte ve çok basit bir şekilde üzerinde çalışılıp saklanabilmektedir.

Ortodontik tedavilerde dijitalleşme dendiğinde akla ilk olarak, tedavi planlamaları ve öngörülebilirlik gelebilir. Daha açık ifade ile hekim tarafından muayene edilen ve kendisine, bir sene ile bir buçuk senelik sürelerde bir tedavi teklif edilen bir kişiyi düşünelim. Bu kişinin gerek bu süreçte kullanacağı aparatları gerekse tedavi sonucunu tahmin edebilmesi oldukça güçtür.

Bu durumda hastalarımızın tedavilere daha güvenle ve sonuçları öngörebilecek şekilde başlayabilmesinde, dijital planlamalar önem kazanmaktadır.

Hasta açısından bakıldığında dişlerinin alacağı son şeklin görsel olarak önüne konabilmesi, hekim açısından ise vakanın 3 boyutlu olarak çok daha detaylı incelenebilmesi sayesinde, tedavi planlamasının bu doğrultuda geliştirilebilmesi, dijital planlamaların faydaları arasındadır.

Günümüzde en önemli konulardan birisi de şüphesiz veri ve muhafaza edilebilirliğidir. Önceki dönemlerde, alçı modeller ve benzeri şekillerde saklanabilen hasta kayıtları, günümüzde hiçbir yere ihtiyaç duyulmadan sanal olarak süresiz bir biçimde muhafaza edilebilmektedir.

Bu kayıtlar hem hasta hem de hekim için uzun vadede, hasta takibi ve yapılacak işlemler açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bütün bunlardan dolayı, tarayıcıların önümüzdeki süreçte diş hekimliğinin en temel araçlarından birisi olacağı söylenebilir.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Ortodontik tedavi hızlandırılabilir mi?

10 Haziran 2020

Ortodontik tedavinin ve ortodontistlerin en büyük problemlerinden biri tedavi süreleridir denebilir. Özellikle sabit tel tedavileri adını verdiğimiz, metal veya estetik malzemelerle yürütülen ve hastanın takıp çıkartamadığı tedavi yöntemlerinde tedavilerin bir an önce bitmesi hastaların en büyük isteğidir.

Hekimler de tedavileri en kısa sürede sonlandırmak isteseler de fizyolojik olarak bünyenin müsaade ettiği diş veya çene hareketleri belli zamanlar almaktadır. Yıllardır araştırılan bu konuda da son dönemde bazı gelişmeler kaydedilmiştir.

Öncelikle eskiden beri uygulanan yöntemler, dişleri birbirine bağlayan lif adı verilen bağ dokularının çekme kuvvetlerini azaltmaya yönelik cerrahi müdahalelerdir. Bu tip cerrahilerden bahsedilince, problemli büyük operasyonlar düşünülmemelidir. Bu uygulamalar dişlere bir zarar verilmeden genelde diş eti dokularında yapılan küçük çaplı kesileri içermektedir.

Bunlara ilaveten dişler arası kemik dokularını zayıflatma amacıyla, kemik dokusu üzerine yapılan müdahaleler de söz konusudur. Kortikotomi adı verilen bu uygulamalar, kemik yüzeyinde küçük çizikler oluşturarak dişin harekete direncini azaltmayı amaçlar. Günümüzde piezo cerrahi cihazları sayesinde bu işlemler çok kolay şekilde uygulanabilmektedir.

Peki cerrahi bir işlem yapmadan diş hareketlerini hızlandırmanın bir yolu yok mudur? Son dönemlerde dünya çapında hızla yaygınlaşan, akseleratör adı verilen cihazlarla bu hızlandırma işlemi mümkün olabilmektedir. Hastanın kendisi tarafından dişlere uygulanan bu cihazlar yardımıyla, diş hareketlerinde ciddi hızlanmalar yani ortodontik tedavi sürelerinde belirgin kısalmalar görülmektedir.

Cihazların denenip yaygınlaşması ve ulaşılabilirliği arttıkça, ilerleyen zamanlarda ortodontik tedavilerde çok önemli rol oynayacakları düşünülebilir.

Tedavi gören herkese en hızlı ve en iyi şekilde bitirilmiş tedaviler ve sağlıklı günler dilerim.

Yazının devamı...

Ortognatik cerrahi tedavileri

3 Haziran 2020

Bu hafta da ortodontinin en temel konularından birisi olan ortognatik cerrahi tedavilerinden bahsedeceğiz.

Daha önce de bahsettiğim gibi ortodontik tedavinin yaşı yoktur. Yani her yaştan insana ortodontik tedaviler uygulanabilir. Bu durumda ergenlik dönemindeki tedaviler ile yetişkin insanlarda uygulanan tedaviler tamamen aynı mıdır sorusu akla gelebilir. İskeletsel kaynaklı problemlerde, yani alt ve üst çenenin birbirine göre konumlarında problem görülen durumlarda çeşitli tedaviler uygulanmaktadır. Ergenlik çağını geçmemiş bireylerde, sabit veya hareketli çeşitli apareyler yardımıyla çeneler arası ilişkiler düzeltilebilmektedir. Ergenlik çağı sonrası yani büyümenin bitmesinden sonra ise çenelerin yerlerini, sadece telleri veya apareyleri uygulayarak düzeltmek mümkün olamamaktadır.

Yetişkin bir bireyde çenelerin

pozisyonunda değişiklikler yapabilmek için ortognatik cerrahi adı verilen ameliyatlar uygulanmaktadır.

Bu ameliyatlar ortodontik tedavilerle birlikte planlanan işlemlerdir. Çoğunlukla önce tel tedavisine başlanıp, belli bir süre dişler düzeltildikten sonra ameliyat uygulanır. Ameliyat sonrasında da bir süre daha tel tedavisi devam eder ve istenen sonuç alındıktan sonra tel tedavisi sonlandırılır. Bazı nadir durumlarda da telleri takmadan önce ameliyat yapılır ve sonrasında tel tedavisine başlanır. Yani ameliyat kendi başına bir tedavi olmayıp mutlaka ortodontik tedavi ve ortodontist planlaması eşliğinde devam ettirilen bir uygulamadır.

Ameliyat genel anestezi altında cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Ameliyat sonrası süreçte iki ile dört hafta iyileşme süreci öngörülmektedir.

Her bireyde bu süreler değişmekle

Yazının devamı...

Ortodontik tedavinin yaşı var mı?

27 Mayıs 2020

Merhabalar, bu haftaki konumuz ortodontik tedavinin uygulanacağı yaş ile ilgili.

Son zamanlarda artık değişmeye başlasa da ülkemizde uzun süredir yerleşmiş yanlış bir bilgi olarak ortodontik tedavilerin yalnızca çocuklara uygulanabileceği algısı vardır.

Medyada bilgilendirmeler ve ortodontik tedavi gören kişi sayısının artmasıyla toplumdaki bu yanlış bilgi değişmeye başlasa da burada da bir kez daha değinmekte fayda olacağını düşünüyorum.

Evet, öncelikle ortodontik tedavinin yaşı yoktur. Tedavi protokolleri değişebilmekle beraber her bireye ortodontik tedavi uygulanabilir.

Çok istisnai olarak ileri derecede diş eti problemi olan kişilerde bazen ortodontik tedaviden kaçınılsa da uygun yöntemler ve teknikler kullanılarak bu kişilerde de yapılabilmektedir.

Ortodontik muayene için en erken ve ideal yaş, süt dişlerinin düşmeye başlayıp daimi dişlerin sürmeye başladığı 6-7 yaş dönemidir. Bu dönemlerde her zaman tedaviye başlamak gerekmez. Bazı nadir durumlarda bu yaşlarda, hareketli apareylerle (takılıp çıkartılabilen damaklıklarla) veya kısmi sabit tel uygulamalarıyla tedavileri uygulanabilmektedir.

Genel uygulama ise ergenlik dönemi öncesi, 11-12 yaş döneminde ortodontik tedavilere başlamaktır. Büyüme atağı döneminde daimi dişlerin tamamı çıkıp süt dişleri düşmektedir. Daimi dişlerin tamamının düzeltilebilmesi için, bütün dişlerin sürmüş olması gerekmektedir.

Bu dönemden hemen önce ise alt ve üst çenelerin hızlı bir büyüme süreci dönemine girilmektedir. Boy uzamasını da takip eden bu süreç, çene uyumsuzlukları görülen vakalara uygulanacak tedavilerde son derece önemlidir. Kız ve erkek çocuklarda bu dönemin görüldüğü yaş değişkenlik göstermektedir, klinik muayene ve röntgen analiziyle doğru dönem tespit edilebilmektedir.

Yazının devamı...

Ortodonti uzun süren bir tedavi midir?

21 Mayıs 2020

Merhabalar, bu hafta da ortodontide en çok merak edilen konulardan biri olan tedavilerin ne kadar sürdüğü üzerinde durmaya çalışacağız.

Öncelikle şahsi fikrim, ortodontik tedavi eğer çok kısa sürelerde yapılabilseydi, herkesin düşünmeden bu tedaviyi görmek isteyeceği yönündedir. Çünkü iyi bir ortodontik tedavinin kişiye kazandıracağı faydalar saymakla bitmez.

Toplumda sadece ön dişlerin estetiğiyle ilgili kısım ön plana çıkarılsa da; ortodontinin bunun ardında, çene eklemini sağlığına kavuşturmak, çenelerin doğru pozisyona gelmesi, dişlerin diziliminin düzelmesiyle hijyenik ve estetik koşulların çok daha iyi hale gelmesi gibi birçok faydası bulunmaktadır. Bunların yanında bu sürecin kişiye kattığı psikolojik faydalar ve sosyal hayatta özgüveni arttırması gibi farklı yönlerde de birçok etkisi olmaktadır.

Bütün bu faydaları düşünüldüğünde, ağızdaki bütün dişlerin düzelmesini ve bunların birbiriyle uyumunu sağlayan tedavi olan ortodontik tedavinin süreci kolaylıkla göze alınabilmektedir.

Ortodontik tedavi süreleri, tabi ki her bireyin mevcut problemine göre değişkenlik göstermektedir. Çeneler arasında şiddetli uyumsuzluk olan ya da diş çekimini gerektirecek kadar çapraşıklık olan vakalarda bu süreler biraz daha uzun olabilmektedir. Bu tip vakaların tedavi edilmesi bir buçuk iki sene aralığında zaman almaktadır. Bahsedilen süreler ortalama süreler olup, her bireyin kemik ve kök yapısına, tedavideki uyumuna bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Bunun yanında çene problemi olmayan ve diş çekimi gerektirmeyen vakaların tedavisi, altı aydan bir seneye kadar süreler almaktadır.

Bazı istisnai durumlarda, çocuk yaşta başlanan tedaviler, aktif tedavi metotları değiştirilerek uzun yıllar kontroller gerektirebilmektedir. Bu durumlarda tedavi süreleri iki buçuk üç yıla yaklaşabilir.

Yazının devamı...

Kliniğe gitmeden ortodontik tedavi olabilir miyim?

12 Mayıs 2020

Herkese tekrar selamlar, yaşanan karantina süreci sonrası hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı ve hepimiz için yeni bir düzen içinde en azından belli bir süre, alışkanlıklarımızı değiştirme gerekliliği ortaya çıkmış durumda.

En temel ihtiyaçlarda ve günlük rutinimizde bile birçok şeyi değiştirmişken, konu diş tedavileri olunca da bazı kaygılar doğal olarak oluşabiliyor. Öncelikle bizler diş kliniklerimizde, covid-19 salgını öncesinde de, bütün bulaşıcı hastalık risklerine karşı rutin tedbirler almaktaydık. Hem hastalarımızı hem de kendimizi korumamız için bu tedbirler kaçınılmaz ve olmazsa olmazımız durumundadır. Günümüz koşullarında ise bu durum toplumun büyük kesimi tarafından öğrenilmiş ve talep edilir hale gelmiştir.

Peki, diş kliniklerine daha az sayıda randevuyla gelerek tedavileri yürütmek mümkün mü? Kendi uzmanlık dalım olan ortodontik tedavilerden bahsedecek olursam, bu süreçten sonra öngörüm, tedavilerin hastanın kısmen kendi kontrolünde devam ettirebildiği yöntemlerle yürütülecek olduğu yönünde. Evet, bazılarınızın bildiği gibi bu yöntem, daha önceki yazılarımda da bahsettiğim, şeffaf plaklarla yürütülen tedavilerdir. Gerek teknolojik gelişmeler gerekse hastaların talepleri doğrultusunda son dönemde çok büyük bir hızla gelişme kaydeden bu tedavi yöntemleri, randevuların sabit tedavilere göre çok daha fazla uzatılabilmesine imkan verebilmektedir.

Hastanın düzenli kullanımı devam ettiği müddetçe tedavinin aktif olarak devam edebildiği bu yöntemde, yetişkin hastaların yanında artık genç ve çocuk hastalarda da sıklıkla uygulanır hale gelmiştir.

Randevu sıklıkları diğer yöntemlere göre, iki hatta üç kata kadar uzun sürelerle verilebilmektedir. Bu da kliniğe gelme ihtiyacını ciddi oranda azaltmaktadır. Bunun yanında, tedavi esnasında şeffaf plakların çıkartılabilme özgürlüğü de büyük bir estetik avantaj ve konfor sağlamaktadır. Tel takmanın sempatik gelmediği kişiler ve özellikle de sosyal yaşamı ve işi gereği tercih etmeyen kişiler için, önümüzdeki süreç şeffaf plaklara büyük ilgi oluşturacak gibi görünmektedir.

Hepinize sevgi dolu ve sağlıklı günler dilerim.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...