Ortodontik tedavim bitti, peki sonrası...

28 Temmuz 2020

Selamlar bu hafta da, ortodontik tedavilerin bitiminden sonra yapılması gerekenlere değinmeye çalışacağız.

Bilindiği gibi ortodontik tedavi hem hasta hem de hekim için, uzun ve emek isteyen bir tedavidir. Dişlerde ve çenedeki düzelmeler sabırla ve titizlikle elde edilirken bazı durumlarda ihmal veya dikkatsizlikle bir miktar kaybedilebilmektedir.

Öncelikle her ortodontik tedaviden sonra, pekiştirme tedavisi adı verilen bir sürece geçilmektedir. Bu süreç adından da anlaşılacağı gibi, elde edilen son durumun korunmasına yönelik olarak yürütülür. Dişleri ve çeneleri düzeltmeye değil mevcut pozisyonda korumaya çalışılan bir süreçtir.

Tedavinin gereklerine göre sabit veya hareketli apareyler kullanılarak uygulanabilir. Özellikle hareketli apareylerde, yapılan tedavinin etkisi hastanın kullanımına doğrudan bağlı olduğu için, hasta kooperasyonu son derece önemlidir. Hastaların verilen apareyleri, gerektiği gibi kullanmamaları veya randevularına düzenli şekilde gelmemeleri, problemlerle karşılaşma riskini arttıracaktır.

Bunlardan farklı olarak ortodontik tedaviler sonrası için değinmek istediğim bir diğer konu da, tedavilerin bitiminden sonra yapılması gereken yardımcı tedavilerle alakalı. Özellikle yetişkin hasta grubunda, çapraşıklığı veya kapanış bozuklukları olan kişilerde, uzun yıllar içinde dişlerde hatalı temaslara bağlı aşınmalar veya kırılmalar gibi şekil bozukluklarıyla karşılaşılmaktadır. Bu durumlar dişler üst üsteyken fark edilmemekte ve rahatsızlık oluşturmamaktadır. Fakat ortodontik tedavi sürecinden sonra bütün dişler olması gereken doğru konumlara geldiğinde, dişlerdeki bütün bu şekil bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hastaların bu tip durumlarda, ortodontik tedavi bitiminde yapılması gereken destek estetik tedavilere hazır olmaları gerekmektedir. Bu durumlarda yapılabilecek tedaviler, küçük dolgulardan lamine porselen restorasyonlara ya da sadece beyazlatma işlemini içerebilen geniş bir skaladır. Estetik diş hekimliği uygulamaları kapsamında bazen diş etlerinin düzenlenmesi (gingivektomi) veya ilave tedavileri içerebilmektedir.

Özet olarak ortodontik tedavilerde, diş hekimliğinin bir branşı olarak geniş çaplı uygulamalar yapılsa da tamamlayıcı tedaviler için diğer diş hekimliği branşları da çok büyük önem taşımaktadır.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Ortodontik diş çekimi

6 Temmuz 2020

Selamlar, bu hafta da ortodontinin en hassas konularından birisine açıklama getirmeye çalışalım, ortodontik tedavilerde diş çekimi.

Öncelikle ortodontik amaçlı diş çekimleri birkaç farklı sebepten dolayı yapılmaktadır.

En yaygın sebep, çene ve diş yapıları arasındaki boyut uyumsuzlukları sonucu, dişlerde görülen şiddetli çapraşıklıklardır. Yani mevcut dişlerin çene kavsine düzgün şekilde yerleşememesi; üst üste veya dönük vaziyette çıkmış olduğu durumlardır. Bu durumlarda mecburen diş sayısı azaltılarak kalan dişler ortodontik tedavi sürecinde düzgün şekilde yerleştirilmektedir.

Bunun dışında, bazı durumlarda da dişlerde ileri düzeyde bir çapraşıklık görülmese de hekiminiz diş çekimine karar verebilir. Bunun sebebi de ortodontik olarak, alt ve üst çene dişlerinin birbirine uyumunu yani kapanışını ideal hale getirmeyi veya dişlerin çene üzerinde uygun açılara getirilmesini hedeflemek olabilmektedir.

Özellikle bu ikinci durumda hastalar çekim kararına şaşırıp tepki gösterebilmektedir. Burada çokça sorulan soru, çekim yapılan dişin boşluğunun neyle doldurulacağı olmaktadır.

Bu kısım çok iyi anlaşılmadır, ortodontik çekim sonrasında kalan boşluklar tamamen kendi dişlerinizle kapatılmaktadır. Zaten yer problemi yaşanan çenede, kazanılan bu boşluklar, geri kalan dişleri düzgün ve olması gereken yerlere yerleştirebilmek için kullanılacaktır. Aslında buradaki endişenin kaynağı genelde, konuya yabancı olan kişilerin, bu düzeyde diş hareketlerinin gerçekleşebileceğini tahmin edememeleridir.

Yine yapılması gereken, konunun ehli bir ortodonti uzmanına ulaşıp, doktorunuzun tedavi planına güvenmek olacaktır. Çünkü günümüzde, çok ileri düzeyde çapraşıklık görülen durumlarda dahi ortodontik tedaviler başarılı şekilde uygulanmakta ve çok uzun zamandır çekimli tedaviler ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Yazının devamı...

Dar çenelerin ortodontik tedavisi

30 Haziran 2020

Selamlar, bu hafta da toplumda sıkça karşılaşılan çene darlığı konusuna değinmek istiyorum. Öncelikle ortodonti terminolojisinde, çene darlığı tabiri genellikle üst çenenin sağ sol yöndeki genişliğindeki yetersizlik durumlarında kullanılmaktadır. Halk arasında, dişlerin üst üste olduğu ve bizim çapraşıklık olarak isimlendirdiğimiz durum çene darlığı şeklinde ifade edilmektedir.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra, gelelim çene darlığına sebep olan faktörlere. Çiğneme sistemi oldukça komplike ve birçok mekanizmanın iç içe çalıştığı bir sistemdir. Bu nedenle herhangi bir problemin kaynağını tek bir sebebe bağlamak genelde yanıltıcı ve eksik olacaktır.

Üst çene darlığında da aynı şekilde birçok etken rol oynayabilmektedir. Bunların en başında, burundan nefes almayla ilgili problemlere bağlı olarak ağız solunumu yapmak gelmektedir. Ağız solunumu, üst çenede sağ sol yönde bir baskı oluşturup bu yöndeki gelişmeyi engellemektedir. Aynı zamanda aşağı pozisyonda konumlanan dil, ağız bölgesinin iç tarafında, yanak baskısına karşı dengeleyici işlevini yapamamaktadır. Bütün bunların sonucu üst çenenin gelişememesi ve bu sebeple de alt çenenin geride konumlanmasıdır. Bu problemler, parmak ve dil emme, tırnak yeme gibi alışkanlıklarda da görülebilmektedir.

Ergenlik dönemlerinde önüne geçilmeyen bu alışkanlıklar, çene ve dişler üzerinde kalıcı etkilere sebep olacak ve ilerleyen zamanlarda daha komplike ortodontik tedaviler gerektirecektir.

Bireyde böyle bir problem olup olmadığını anlamanın ve tedavi gerekliliğine karar vermenin yolu ergenlik dönemi öncesinde ortodontist kontrolünden geçmek olmalıdır.

Tedavilerden vakanın durumuna göre sabit veya hareketli apareyler kullanılabilmektedir. Bu tedaviler gelişimin devam ettiği süreçlerde gayet kolay uygulanabilir ve çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Dijital ortodonti

17 Haziran 2020

Günümüzde teknolojik gelişmeler inanılmaz bir hız kazanmış ve doğal olarak, ortodontik tedaviler de bu gelişmelerden payını almıştır.

Son dönemlerde hızla kullanımı artan, tarayıcı adı verilen cihazlar sayesinde, hastaların dişlerinin tüm şekil ve detayları, 3 boyutlu olarak bilgisayar ortamına aktarılabilmekte ve çok basit bir şekilde üzerinde çalışılıp saklanabilmektedir.

Ortodontik tedavilerde dijitalleşme dendiğinde akla ilk olarak, tedavi planlamaları ve öngörülebilirlik gelebilir. Daha açık ifade ile hekim tarafından muayene edilen ve kendisine, bir sene ile bir buçuk senelik sürelerde bir tedavi teklif edilen bir kişiyi düşünelim. Bu kişinin gerek bu süreçte kullanacağı aparatları gerekse tedavi sonucunu tahmin edebilmesi oldukça güçtür.

Bu durumda hastalarımızın tedavilere daha güvenle ve sonuçları öngörebilecek şekilde başlayabilmesinde, dijital planlamalar önem kazanmaktadır.

Hasta açısından bakıldığında dişlerinin alacağı son şeklin görsel olarak önüne konabilmesi, hekim açısından ise vakanın 3 boyutlu olarak çok daha detaylı incelenebilmesi sayesinde, tedavi planlamasının bu doğrultuda geliştirilebilmesi, dijital planlamaların faydaları arasındadır.

Günümüzde en önemli konulardan birisi de şüphesiz veri ve muhafaza edilebilirliğidir. Önceki dönemlerde, alçı modeller ve benzeri şekillerde saklanabilen hasta kayıtları, günümüzde hiçbir yere ihtiyaç duyulmadan sanal olarak süresiz bir biçimde muhafaza edilebilmektedir.

Bu kayıtlar hem hasta hem de hekim için uzun vadede, hasta takibi ve yapılacak işlemler açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bütün bunlardan dolayı, tarayıcıların önümüzdeki süreçte diş hekimliğinin en temel araçlarından birisi olacağı söylenebilir.

Ortodonti uzmanı diş hekimi Eşref Kerem Atamözlü

Yazının devamı...

Ortodontik tedavi hızlandırılabilir mi?

10 Haziran 2020

Ortodontik tedavinin ve ortodontistlerin en büyük problemlerinden biri tedavi süreleridir denebilir. Özellikle sabit tel tedavileri adını verdiğimiz, metal veya estetik malzemelerle yürütülen ve hastanın takıp çıkartamadığı tedavi yöntemlerinde tedavilerin bir an önce bitmesi hastaların en büyük isteğidir.

Hekimler de tedavileri en kısa sürede sonlandırmak isteseler de fizyolojik olarak bünyenin müsaade ettiği diş veya çene hareketleri belli zamanlar almaktadır. Yıllardır araştırılan bu konuda da son dönemde bazı gelişmeler kaydedilmiştir.

Öncelikle eskiden beri uygulanan yöntemler, dişleri birbirine bağlayan lif adı verilen bağ dokularının çekme kuvvetlerini azaltmaya yönelik cerrahi müdahalelerdir. Bu tip cerrahilerden bahsedilince, problemli büyük operasyonlar düşünülmemelidir. Bu uygulamalar dişlere bir zarar verilmeden genelde diş eti dokularında yapılan küçük çaplı kesileri içermektedir.

Bunlara ilaveten dişler arası kemik dokularını zayıflatma amacıyla, kemik dokusu üzerine yapılan müdahaleler de söz konusudur. Kortikotomi adı verilen bu uygulamalar, kemik yüzeyinde küçük çizikler oluşturarak dişin harekete direncini azaltmayı amaçlar. Günümüzde piezo cerrahi cihazları sayesinde bu işlemler çok kolay şekilde uygulanabilmektedir.

Peki cerrahi bir işlem yapmadan diş hareketlerini hızlandırmanın bir yolu yok mudur? Son dönemlerde dünya çapında hızla yaygınlaşan, akseleratör adı verilen cihazlarla bu hızlandırma işlemi mümkün olabilmektedir. Hastanın kendisi tarafından dişlere uygulanan bu cihazlar yardımıyla, diş hareketlerinde ciddi hızlanmalar yani ortodontik tedavi sürelerinde belirgin kısalmalar görülmektedir.

Cihazların denenip yaygınlaşması ve ulaşılabilirliği arttıkça, ilerleyen zamanlarda ortodontik tedavilerde çok önemli rol oynayacakları düşünülebilir.

Tedavi gören herkese en hızlı ve en iyi şekilde bitirilmiş tedaviler ve sağlıklı günler dilerim.

Yazının devamı...

Ortognatik cerrahi tedavileri

3 Haziran 2020

Bu hafta da ortodontinin en temel konularından birisi olan ortognatik cerrahi tedavilerinden bahsedeceğiz.

Daha önce de bahsettiğim gibi ortodontik tedavinin yaşı yoktur. Yani her yaştan insana ortodontik tedaviler uygulanabilir. Bu durumda ergenlik dönemindeki tedaviler ile yetişkin insanlarda uygulanan tedaviler tamamen aynı mıdır sorusu akla gelebilir. İskeletsel kaynaklı problemlerde, yani alt ve üst çenenin birbirine göre konumlarında problem görülen durumlarda çeşitli tedaviler uygulanmaktadır. Ergenlik çağını geçmemiş bireylerde, sabit veya hareketli çeşitli apareyler yardımıyla çeneler arası ilişkiler düzeltilebilmektedir. Ergenlik çağı sonrası yani büyümenin bitmesinden sonra ise çenelerin yerlerini, sadece telleri veya apareyleri uygulayarak düzeltmek mümkün olamamaktadır.

Yetişkin bir bireyde çenelerin

pozisyonunda değişiklikler yapabilmek için ortognatik cerrahi adı verilen ameliyatlar uygulanmaktadır.

Bu ameliyatlar ortodontik tedavilerle birlikte planlanan işlemlerdir. Çoğunlukla önce tel tedavisine başlanıp, belli bir süre dişler düzeltildikten sonra ameliyat uygulanır. Ameliyat sonrasında da bir süre daha tel tedavisi devam eder ve istenen sonuç alındıktan sonra tel tedavisi sonlandırılır. Bazı nadir durumlarda da telleri takmadan önce ameliyat yapılır ve sonrasında tel tedavisine başlanır. Yani ameliyat kendi başına bir tedavi olmayıp mutlaka ortodontik tedavi ve ortodontist planlaması eşliğinde devam ettirilen bir uygulamadır.

Ameliyat genel anestezi altında cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Ameliyat sonrası süreçte iki ile dört hafta iyileşme süreci öngörülmektedir.

Her bireyde bu süreler değişmekle

Yazının devamı...