‘Demokrasinin gerçek ana yurdu’

Milet ve çevre halkı Anadolu insanı, Luvi kökenli oldukları içindir ki Homeros ve Herodotos bölgede Karca konuşulduğunu yazar. Solon Atina’da “demokrasinin öncüsü” sayılıyorsa, Ekrem Akurgal hocamın dediği gibi “Demokrasinin gerçek ana yurdu Anadolu”dur.

‘Demokrasinin gerçek ana yurdu’

Artemis Tapınağı, Efes, Milattan Önce 550

Yunan ana karasında “Karanlık Çağ” yaşanırken gerek adalar gerekse Anadolu sahilinde yer alan şehirler verimli alanlarda yaptıkları tarım sonucu zenginleşmekte, Fenike ticaret gemileri uğrak limanları olarak bilinen dünya ile irtibat kurmaktadırlar. MÖ 539’da Pers İmparatoru Kyros’un Fenike devletini yıkması sonrası Akdeniz’de hâkimiyet yavaş yavaş  Helenlere geçmeye başlar. MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Milet’in Marmara ve Karadeniz’de 80 koloni kurduğu bilinmektedir. Bu yerleşmelerle  yapılan yoğun ticaret sonucu Milet’in her alanda zenginliği artar, kültürel ve sanatsal yaratıcılığı, Milet Okulu ile çağdaş bilimin, Miletli Thales ve Prieneli Bias ile Sokratik düşüncenin temellerinin atılması sağlanır.

Yazı dili farklıydı

Batı Uygarlığı’nın yaratıldığı İonia’da Milet önderliğinde MÖ 650-540 arası zamanda Ege “Altın Çağı”nı yaşar. Thales’in babasının Heksamyes ve Bias’ın babasının Teutames adlarının Karca, yani Luvice olması onların da  Helen olmadıklarının kanıtıdır. Milet ve çevre halkı Anadolu insanı, Luvi kökenli oldukları içindir ki Homeros MÖ 8. yüzyılda ve Herodotos MÖ 5. yüzyılda Milet ve çevresinde Helence olmayan bir dil, Karca konuşulduğunu yazar. Yazı dili olarak Helence kullanılması bölgede yaşayan halkın Helence konuşmasını gerektirmez.

Ana kent Milet

MÖ 1200’lü yıllarda meydana gelen Ege göçleri ile Batı Anadolu’nun Helenlerce istilası sadece MÖ 5. yüzyılda Atina’da uydurulan propaganda amaçlı mitoslar, yani masallardır. Tıpkı günümüzdeki Suriyeli göçü gibi, bu göçler 1200 dolaylarında Dor saldırılarıyla herşeylerini yitiren perişan Akha halkının bir umut arayışı, bir sığınma kaygısıdır. Milet önemlidir, çünkü ünlü bir Homeros bilgini, Joachim Latacz, “Avrupa’nın ana kenti Atina değil, Milet’tir”  der.

Ticaret diliydi

Anadolu kıyılarında kurulan şehir devletlerinin çoğunun geçmişi neolitik döneme kadar uzanmaktadır. Her ne kadar kıyı bölgelerinde yaygın olarak Luvice kökenli ve birbirine yakın Lidyaca, Karyaca, Likyaca, Pisidyaca, Pamfilyaca gibi diller konuşulmaktaysa  da bunlar deniz ticareti için kullanımı yaygınlaşmamış dillerdir. Muhtemelen İç Anadolu kökenli bir dil ailesinden gelen bu diller deniz ve denizcilikle ilgili terimleri oluşturmakta da yetersiz kalmaktaydılar. Denizden ekmek yenecekse, bu dillerin doğurduğu karmaşa yerine deniz kıyılarında konuşulan bir lisanı kabul etmeleri daha akla yakındır. Halikarnassoslu olan Herodot zamanında Karia’da Karca yazılır ve Karca konuşulur. Kendi anadili dururken Helence yazma nedeni, Helencenin Ege ve Akdeniz’de bir ticaret dili olarak yaygın olması, tıpkı günümüz İngilizcesi gibi daha çok insan tarafından okunmasıdır.

Helen değiller

Modern çağda, binlerce dilin konuşulduğu, ortak dilin Saktritçe olduğu Hindistan’da, çok dilli Zimbabve, Nijerya, Kenya, Tanzanya gibi ülkelerde İngilizcenin, Senegal, Kongo, Çad gibi ülkelerde Fransızcanın, Angola ve Mozambik’te Portekizcenin resmi dil olarak kabulü nedeniyle bu ülke insanları İngiliz, Fransız veya Portekizli sayılamayacağı gibi Anadolu’nun sahil bölgelerinde binlerce yıldır yaşayan Anadolu kökenli insanların Helen olarak nitelenmesi de doğru değildir. Attika-Delos Birliği, Aka-Dor kökenli Helen topluluklarının küçük şehir devletleri olarak denizlere hâkim olamayacakları bilincinin gelişmesi sonucu MÖ 477 yılında Delos Adası merkez olmak üzere kurulur. Bu birliğin Anadolu bağlamında önemi, bu birliğe paralı üyelikle Atinalıların Pers egemenliğinden kurtardığı Anadolu kentlerini sözde himayesi altına alması, onları koruması olarak gösterilir. Toplanan paraların Perikles zamanında Atina, özellikle de Akropolis yapımı için kullanıldığı da bilinir.

Atina bezdirdi

Atina’ya güvensizlik, MÖ 5. yüzyılda Atina egemenliğinin Anadolu halklarını canından bezdirmiş olmasından bellidir. Likyalılar ve Pamfilyalılar onlarla kavgalıdır; Pers dostudur onlar. Perslere karşı MÖ 499’da başkaldıran Milet’in bile Atinalılara iki kez isyan etme nedeni de bu sömürgeci, baskıcı zihniyeti içlerine sindiremeyişin kanıtıdır. 454 yılında birliğin merkezi Atina’ya taşınır, şehir devletlerinin aralarındaki anlaşmazlık sonucu MÖ 404 yılında dağılır. Dikkat edilirse bu birlikte hiçbir Anadolu şehrinin yer almadığı görülecektir.

Yedi bilgenin doğduğu yerler

Dünya tarihinde Yunanistan’ın yedi (on) bilgesi olarak tanıtılan insanların doğduğu yerlere ve yaptıkları işlere bakmakta da fayda olduğunu düşünmekteyim.

Günümüz Yunanistan’ının yedi bilgesinin ilki Tales’tir. Miletli Tales, felsefe, astronomi ve matematik konusunda ünlü bir isimdir. MÖ 624 - 545 yılları arasında yaşar ve Yunanistan’a seyahat ettiği konusunda bir bilgi yoktur. İkinci isim ise Lindoslu Cleobulos (MÖ 530 - ?) olarak belirtilir. Mısır’da felsefe eğitimi aldığı ve hayatını Rodos’ta sürdürdüğü söylenmektedir. Atinalı Solon (MÖ. 640 - 560) bir devlet adamı, şairdir. Spartalı Chilon (MÖ. VII. yy.) bir yönetici, Prieneli Bias (MÖ. 600-530) hukukçu, Korintli Periandor (MÖ 635-585) zorba bir yönetici, Midillili Pittakos (MÖ 640-568) general asker kökenlidir. Daha sonra bu listeye ilave edilen üç isim ise Karadeniz kökenli Amacharsis (MÖ VII. yy.) zeki bir adam, Giritli Epimenides (MÖ 600-? ) felsefeci, Khenli Myson’un (MÖ. 600-?) ise çiftçilik dışında ne işle meşgul olduğu bilinmez. Üstelik bu yedi bilge yaşamlarından yaklaşık üç yüz yıl sonra Pireli Demetrios (MÖ  350-283) tarafından derlenen sözleriyle yedi veya on bilge olarak belirlenirler. Thales ve Bias “Ön Sokratik düşüncenin öncüleri” olarak MÖ 5. yüzyıl Atina düşünürleri arasında büyük itibar görürler, Pittakos, MÖ 7. yüzyıl sonlarında Midilli’yi kötü gidişten kurtarmak için halkın isteği üzerine başa gelen ve söz verdiği gibi, durumu düzelttikten sonra -halkın bırakmamasına karşın- kendi isteğiyle ayrılan ilk demokratik önder olarak bilinir. Solon’un Atina’da MÖ 594’te aristokratlara karşı başarısız olan demokrasi denemesi Pittakos’tan yüz yıl sonradır ve kuşkusuz onun etkisini taşımaktadır. Solon eğer Atina’da MÖ 508’de “demokrasinin öncüsü” sayılıyorsa, Ekrem Akurgal hocamın da dile getirdiği gibi, “Demokrasinin gerçek ana yurdu Anadolu” dur.

‘Demokrasinin gerçek ana yurdu’

Mısır’a gider Atina’ya gitmez

Felsefenin kurucuları olarak tanıtılan bu kişilerden yalnızca Thales, Cleobulos ve Epimenides’in felsefeyle meşgul oldukları, Pittacus’un hukukçu olduğu, Solon, Chilon ve Pittacus’un asker ve yönetici oldukları, diğerlerinin ise isim olarak bilinmelerine karşılık felsefeye ne gibi katkıları olduğu anlaşılamaz. Peki nasıl olur da, Helen ana karasından felsefeyle ilgisi bilinen hiçbir ismin yer almadığı bir liste Helen felsefesinin kurucuları olarak tanıtılmaktadır? Cleobulos felsefe eğitimi için niçin Mısır’a gider de, Helen ülkesine, çok daha sonra bir eğitim merkezi olacak olan Atina’ya gitmez.

Medeniyet Batı Anadolu’dan

Yedi veya on bilgenin dışında kalan felsefeciler Pisagor’un (MÖ 570-495) Sisamlı, Anaksimandros’un (MÖ VI. yy) Miletli, Anaksagornas’ın (MÖ  VI. yy) Klazomenaili (İzmir yakınları), Levkippos’un (MÖ V. yy) Miletli, Empodokles’in (MÖ IV. yy) Agrigentolu, Hippacus’un (MÖ VI. yy.) İtalya kökenli olduğunu, buna karşı Helen ana karasında felsefenin ancak V. yüzyılda gelişmeye başladığını da hatırlatmak isterim. Görülen odur ki insanlığın bugünkü aşamaya ulaşmasını sağlayan ana kent Atina değil, Geç Tunç Çağ’ından beri yerleşim yeri olan ve büyük oranda Luvice konuşulan Milet başta olmak üzere Batı Anadolu’da yer alan şehirler ve onların oluşturduğu birlikteliktir.

YARIN: Avrupa kökenlerini Hattuşaş ve Truva’da arar